Bölüm 123: Şeytan

avatar
1511 0

Xian Ni - Bölüm 123: Şeytan


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Wang Lin’in sözleri kulaklarına ulaştığı anda, Zhou Zihong’un grubunun ifadesi aniden değişti. Özellikle de, yüzü solmuş Lin Tao’nun. Geri çekilmeye başladı, ancak avare ruh, Wang Lin’in emrini duyduktan sonra hemen atılmıştı.

 

Zhou Zihong alt dudağını ısırdı. Wang Lin’i durdurmak istiyordu, lakin bir kelime bile sarf edemedi. Kıdemli kardeşi Yang da iç çekti, yüzünden kafasının karıştığı anlaşılabiliyordu.

 

Lin Tao olabildiğince hızlı hareket etti, ancak kaçmak için değil.  Bölgede ileri geri kaçarak, avare ruhtan uzak durmaya çalıştı. Kaçabilse bile, tabii kaçıp kaçamayacağını bilemiyordu, dış savaş alanının büyüklüğüyle, bir aktarım dizisine ulaşamayacağını biliyordu.

 

Bu konu hakkında düşünürken, hızlıca konuşmaya başladı, ‘’Kıdemli, Mai Liang’la hiç bağım yoktu. Nadiren konuşurduk. Lütfen, affedin beni. Kıdemli ben… ben kıdemlinin kölesi olmaya hazırım.’’

 

Lin Tao, avare ruh kendisine yaklaşırken endişeyle söylendi. Wang Lin hafifçe gülümsedi. Elini salladı ve avare ruh hemen durdu.

 

Lin Tao’nun alnı soğuk terle kaplanmıştı, silmeye de cesaret edemiyordu. Saygıyla konuşmaya başladı, ‘’Kıdemli, siz… siz mutlaka yüksek bir ölümsüz ülkesinin uzmanlarından olmalısınız. Sizin köleniz olmak benim için bir onurdu. Başka bir niyetim yok.’’ Bununla birlikte, eliyle bir mühür oluşturdu ve alnına bastırdı.  Bir damla altın kan alnından çıkarak Wang Lin’e doğru süzülmeye başladı.

 

Altın kan damlası belirdikten sonra, Lin Tao’nun bedeni oldukça zayıflamış görünüyordu. Gergince Wang Lin’e bakmaya başladı.

 

Wang Lin elini salladı. Kan damlasını yakalamasının ardından, bakışları kıdemli çırak kardeşi Yang’ın üzerine düştü.

 

O sırada, Lin Tao Wang Lin’in altın kan damlasını kabul ettiğini görünce, anında rahat bir nefes almıştı. Hayatının güvende olduğunu biliyordu. Kendisi oldukça akıllıydı ve bir şeylerin yanlış olduğunu anlayan ilk kişi olduğu söylenebilirdi. Mai Liang’ın çoktan öldüğünü ve başka birisi tarafından vücudunun ele geçirildiğini fark etmişti, lakin diğer ikisine anlatmaya cesaret edemiyordu.

 

Ayrıca Lin Tao Wang Lin’i takip etmenin hayatta kalmak için tek yol olduğunu biliyordu. Wang Lin onu öldürmese ve sadece yalnız başına bıraksa bile, kesinlikle ölürdü, bu yüzden pek de düşünmesi gerekmeyen bir karar vermişti. Wang Lin avare ruha peşine takılmasını emrettiğinde, Wang Lin’in bu düşüncelerini bildiğini fark etmişti, aptalı oynamamasının sebebi buydu. Eğer aptalı oynasaydı, sadece ölümünü hızlandırırdı.

 

Lin Tao’nun zekası bu noktada öne çıkmıştı. Tereddüt etmeden Wang Lin’in kölesi olmuş, hatta ruhunun kan özünden bir damla vermişti.

 

Wang Lin Lin Tao’nun ruh kan özünü, onu sadece tek düşünceyle öldürebilirdi, ancak Lin Tao’nun başka bir seçeneği yoktu. Eğer Wang Lin’i takip etmek istiyorsa, bunu yapmak zorundaydı.

 

Lin Tao hızlıca Wang Lin’in yanına geçti. Ardından tereddüt etmeden kılıcıyla diğer ikiliyi işaret etti. Bir köle olduğunu çoktan bildiğine göre, o zaman yapılması gerekenleri yapması gerekirdi, sadece gösteriş yapmak için olsa bile.

 

Yang isimli genç adam çarpıkça gülümsedi. Tek kelime etmeden, alnına bir fiske vurdu ve bir damla ruh özü kanı Wang Lin’e doğru uçtu.

 

Mai Liang’ın garip hareketlerinin ele geçirildiğinden dolayı olduğunu tahmin etme konusunda Lin Tao’dan hiç de yavaş değildi. Bütün zaman boyunca oldukça gergindi. Şimdi bütün her şey ortaya çıktığına göre, hızlıca seçenekleri tartmış ve Wang Lin’in kölesi olmaya karar vermişti. Yaşam ve ölümle kıyaslanıldığında, gurur da neydi? Ayrıca, bu kişi açıkça yüksek derece bir ölümsüz ülkesindendi ve o garip yaratıkları korkutmaya yetecek kadar güçlüydü. Eğer bu kişiyi takip ederse, belki de gelecekte yükselmek için daha iyi bir şansı olurdu.

 

Ruh özünden bir damla gönderdikten sonra, küçük çırak kız kardeşi Zhou Zihong’a karmaşa içindeki bakışlarıyla baktı ve söylendi, ‘’Küçük çırak kız kardeşim, sen…’’

 

Zho Zihong elini salladı. Alt dudağını ısırırken Wang Lin’e baktı ve sordu, ‘’Kıdemli siz… bu bedeni ele geçirdiğinizde, Mai Liang ölü müydü canlı mı?’’ Bununla birlikte, bakışları Wang Lin’e bakarken sakin bir hal aldı.

 

Bu soruyu onunla alakalı bir şeylerin yanlış gittiğini fark ettiğinden beri sormak istiyordu.

 

Wang Lin güzel kıza bir bakış atarak söylendi, ‘’Ölü.’’

 

Zhou Zihong bir nefes verdi. Wang Lin’in doğruyu söyleyip söylememesi önemli değildi. Soru sormaya devam etmek istemiyordu. Sezgilerine dayanarak, Wang Lin’in yalan söylemediğini düşünüyordu. Bu kişinin gözlerinde, üçlü karıncalar kadar bile değerli değildi, bu yüzden gerçekten yalan söylemeye gerek yoktu.

 

Böylece, tek kelime etmeden, ruh özünden bir damla yolladı.

 

Üç altın kan damlası Wang Lin’in önünde belirdi. Genç adam ağzını açtı ve üçünü de yuttu. Üç ışık noktası ilahi hissinde belirmişti. Tek bir düşünceyle, üçünü de öldürebilirdi.

 

Gerçekte, Wang Lin bütün bu süre zarfı boyunca bir şeyi saklamaya çalışmıyordu. Mai Liang’ı önceden tanıyan herhangi birisi bir şeyin yanlış olduğunu fark ederdi. Avare ruhların ondan korktuğu gerçeği de eklenirse, herhangi birisi bir şeylerin yanlış olduğunu tahmin edebilirdi.

 

Wang Lin onları öldürmek istemiyordu, lakin eğer üçlü zeki olmasaydı, o zaman başka şansı olmayacaktı.  Bir vücudu ele geçirdiği gerçeği başkalarının bilmemesi gereken bir şeydi, lakin dış savaş alanından ayrıldıktan sonra, işi kolay olacaktı. Sonuçta, geçirilen 50 yıl birisinin kişiliğini değişmesi için yeterliydi.

 

Zhou Zihong, Yang Xiong ve Lin Tao Wang Lin’in köleleri olduktan sonra, anında rahatlamışlar ve genç adamın arkasına geçmişlerdi. Zhou Zihong genç adama karışık bir ifadeyle bakıyordu. Oldukça çekici olduğunu biliyordu. Geçmişte tarikattayken, bir sürü öğrenci peşinde koşmuştu, fakat hepsini reddetmişti.

 

Zhou Zihong Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmadan önce, kimseyle bir ölümsüz çifti oluşturmayacağına dair yemin etmişti. Lakin şimdi birisinin kölesiydi. Eğer ustası isterse, reddedemezdi. Bunu düşünmesi, kalbinin son derece karmaşık bir hal almasına sebebiyet vermişti.

 

Wang Lin onunla ilgilenmediğinden habersizdi.

 

Üç damla ruh özünü topladıktan sonra, Wang Lin avare ruha baktı. Çenesini okşadı ve üç komşusuna bir mesaj yolladı.

 

‘’Bu avare ruhu istiyorum.’’

 

Üç komşusu da biraz düşünmüş, ardından cevaplarını göndermişlerdi.

 

‘’Yeni doğan ruh yutucu, anlamadığın bir şey var. Bir kere bir ruh olarak doğduğunda, bu yerden ayrılamazsın.’’

 

‘’Avare ruhlar da bir ruh türüdür. Şeytanlar kadar güçlü değillerdir, lakin bir ruha sahip olan herhangi bir şey onların yiyeceğidir ve aynı şekilde, onlar da bizim yiyeceğimizdir.’’

 

‘’Biz ruh yutucular direkt olarak insanların ruhlarını yutamayız. Sadece avare ruhları yutmak bizi güçlendirir.’’

 

‘’Güçlü bir avare ruhla, bu düşük seviye gelişimcilerin karşı koyma şansı yok. Hatta yüksek seviye gelişimciler korkmasa bile, yeterince avare ruh olduğu sürece, sonuç aynı olacaktır. Ayrıca avare ruhlar bizim silahlarımız, kölelerimiz ve de yiyeceğimizdir. Yaşayanlar dünyasında bir avare ruhun belirmesinin sonuçlarını hiç düşündün mü?’’

 

‘’Yeni doğan ruh yutucu, açıkça anlatmama izin ver; eğer avare ruhlar yaşayanlar dünyasına sızarsa, çok fazla olmasalar bile, bir felaket olur. Yaşayanlar dünyasında yaşayan avare ruhlar şeytan olarak da çağrılıyor.’’

 

‘’Eğer onlardan birçoğu yaşayanlar dünyasına girerse, yaşayanlar dünyası tıpkı daha önce olduğumuz yer gibi çürük dünya haline gelecektir. Ve şeytanlar arasından, bir tanesi bir ruh yutan olacaktır.’’

 

‘’Yaşayanlar dünyası ile çürük dünya arasında bir yasa ardır; kim yasayı aşmayı denerse öldürülecektir.’’

 

Bunlar Wang Lin’in bilmediği şeylerdi. Genç adam bir süre düşünüp sordu, ‘’O zaman bu dış savaş alanı ne tür bir yer.’’

 

‘’Bu karmaşık yer yaşayanlar dünyasındaki güçlü ölümsüzler tarafından açıldı. Yaşayanlar dünyası ile çürük dünya arasındaki boşlukta bulunuyor, ancak buna rağmen, avare ruhlar normalde buraya giremez. Sadece biz girdikten sonra, girebilirler.’’

 

‘’Sen bile ayrılamazsın, o avare ruhtan bahsetmiyorum bile.’’

 

‘’Eğer o avare ruhu sevdiysen, sana hediye edebilirim, lakin en sonunda, yine de çürük dünyaya dönmek zorunda kalacaksın. Bu bir ruh yutucunun görevi.’’

 

Üç komşusunun sesleri Wang Lin hoşnutsuz bir ifadeyle sessizce dururken yavaşça kayboldu.

 

Üçlü Wang Lin’in uzun süredir sessizce durduğunu fark etmişti. Kalp atışları hızlandı ve aşırı gerginleştiler.

 

Lin Tao, Wang Lin’in hala güvende hissetmediğini düşünüyordu. Eğer Wang Lin onu öldürmek isterse, ne yapması gerektiğine karar vermeye çalışıyordu.

 

Zhou Zihong genç adamın ondan ne istediğini düşünüyordu. İfadesi, mücadele ediyormuş gibi görünüyordu.

 

Yang Xiong daha fazla şey düşündüğü için daha gergindi. Sadece hayatını kaybetmekten korkmuyordu, ayrıca Wang Lin’in Mai Liang’ın bedeninden vazgeçip kendi bedenini çalacağından korkuyordu.

 

Wang Lin’in ifadesi aktarım dizisine doğru uçarken kasvetli bir hal aldı. O sırada, üç kölesi hızlıca peşine takılmış ve avare ruh da ihtiyatla uzaktan dörtlüyü takip etmeye başlamıştı.

 

İlerlemeye devam ettikçe, gördükleri beden sayısı artıyordu, lakin Wang Lin yakınlaşırken, bütün avare ruhlar yolundan çekiliyor ve genç adamı engellemeye cesaret edemiyordu.

 

Böyle garip bir manzara doğal olarak çevredeki gelişimcilerin dikkatini çekmişti. Birisi öne çıkmış ve gelişimci grupları dörtlüyü takip etmeye başlamıştı. Wang Lin uçmaya devam ederken onlara bir bakış atmaya bile uğraşmamıştı.

 

Avare ruhlar biraz tereddüt etti ve arkadaki gelişimcilerden birini dikkatle yuttular. Wang Lin’in umursamadığını fark ettiklerindeyse, anında gelişimcilerin üzerine atlamışlardı. Wang Lin’i takip eden gruplardan çığlıklar yükselirken, kalan gelişimciler kendi gruplarıyla kaçmıştı.

 

Bir gün sonra, aktarım dizisi nihayet görüşlerine girmişti. Önlerinde daha da fazla mumyalanmış beden vardı ve bölge avare ruhlarla doluydu. Sonuç olarak, bu yer hiçbir gelişimcinin gelmeye cesaret edemediği yasaklı bir bölge haline gelmişti.

 

10 kilometre yarıçapındaki alanda, erkenden aktarım dizisine ulaşan şanslı insanlardan ve Wang Lin’in grubundaki dörtlü dışında yaşayan tek bir figür bile yoktu.

 

Genç adam uzaktaki aktarım dizisine bakarak söylendi, ‘’Üçünüz, aktarım dizisine girin.’’

 

Üçlü reddetmeye cesaret edemedi. Dişlerini sıktılar ve öne doğru uçtular. Neyse ki avare ruhlar emirleri almış gibi görünüyordu da, üçlüye saldırmadılar ve güvenle aktarım dizisine girmelerine izin verdiler. Bunun ardından, Wang Lin yakına bir yere bağdaş kurarak oturdu ve aktarım dizisine bakmaya başladı.

 

Eliyle uzandı ve titreyen bir avare ruh anında ona doğru uçmaya başladı. Genç adam aktarım dizisini işaret etti; avare ruh karşı koymayı denemiş olsa da, aktarım dizisine doğru fırlamıştı…










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18196 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr