Bölüm 82: Vakfı Çalma (2)

avatar
1844 0

Xian Ni - Bölüm 82: Vakfı Çalma (2)


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Devasa kılıç sallanırken bütün yıldırım topları kükredi.

 

Si Tu Nan, Wang Lin’in onayını beklemeden, birkaç küfür savurarak anında bir kez daha genç adamı ışınladı.

 

Teng Li kaşlarını çattı. Öfkeyle burnundan soludu ve sağ elini savurdu; anında uçan kılıcı elini takiben Wang Lin’in peşine takıldı.

 

İki ışık huzmesi gökyüzünde uçarken birbiri ardına ilerliyordu. Teng Ailesi’nin öğrencileri yakalayamadıklarından dolayı bir süre daha takip ettikten sonra pes etmişti.

 

Teng Li daha fazla takip ettikçe daha fazla şok oluyordu. Temel Oluşturma’nın son aşamasındaki gelişimiyle, genç adamı yakalamak için her harekete geçişinde, genç adam uzağa ışınlanıyordu.

 

Wang Lin böyle yaptıkça, Teng Li’nin daha çok ilgisini çekiyordu. Işınlanmak, Kadim Ruh tekniklerinden biriydi. Wang Lin daha Temel Oluşturma aşamasında bile değildi, ancak ışınlanmayı kullanabiliyordu. Teng Li’nin bakış açısına göre, Wang Lin mutlaka bunu yapmasını sağlayan bir hazineye sahipti.

 

Bu konu hakkında düşünürken, dudaklarını yaladı. Bu hazine için, Wang Lin’i öldürme isteği daha da güçlenmişti.

 

Yaşlı adam Jimo’nun en kıdemli öğrencisi, Chen Zong’la oldukça iyi arkadaştılar. Birkaç gün önce, iki kişiyi öldürmek için ses gönderme yeşimi almıştı. Birisi, yaşlı adam Jimo’nun 5.öğrencisinin öğrencisi Zhang Hu’ydu.

 

Zhang Hu ustasını öldürmek için yardım almıştı ve 5.öğrencisi öldüğünde, yaşlı adam Jimo fark etmişti. Zhang Hu, zehir dışında, ayrıca öğrencilerinin kontrolünü elinde bulunduran bir tekniği olduğunu bilmiyordu. Bu tekniği kullanarak, olan her şeyi görmüştü. Öfke dolu yaşlı adam Jimo, tekniği Zhang Hu’nun nerede olduğunu tespit etmek için kullanmış ve en kıdemli öğrencisi Chen Zhong’u ikiliyi bulmak için yollamıştı.

 

Chen Zhong ise çok uzaktaydı, bu yüzden Teng Li’ye bu konuyla alakalı yardımı için mesaj göndermişti.

 

Teng Li bir araştırma yapmış ve Zhang Hu’nun aslında Teng Aile şehrinde olduğunu bulmuş ve Zhang Hu’yla olan kişinin de suç ortağı olması gerektiğini düşünmüştü. Şimdiye kadar yaşanan olaylar bunlardı.

 

Başlangıçta, sadece bir iyilik yapmayı planlamıştı, ama şimdi, Wang Lin’i ışınlanmasını sağlayan hazineyi almak için öldürmeye kararlıydı.

 

Bu konu hakkında düşündüğü sırada, Wang Lin’i kovalarken hızı artmıştı.

 

Wang Lin ruhsal enerji dolu sıvıdan büyük bir yudum aldı. Ardından ağzını açtı ve yeşil bir ışık huzmesi tükürdü. Yeşil ışık ortaya çıktığı anda, kan kokusu havayı kaplamıştı.

 

Çok geçmeden, Wang Lin ileri atılmaya devam ederken yeşil ışık parlamıştı.

 

Teng Li açıkça neler olduğunu görebiliyordu. Yeşil ışığı pek de umursamadı ve havaya bir ‘’Hmph’’ savurdu. Yeşil ışığı işaret etti ve bir yıldırım topu ortaya çıkıp yeşil ışığa doğru fırladı.

 

Yıldırım topu, yeşil ışığa değdiği anda, patladı.

 

Teng Li bakışlarını geri çekmeden önce küçümseyen bir ifade bakışlarında yer edinmişti. Tam o anda, yeşil bir ışık huzmesi on metre önünde parladı. Işık aniden Teng Lin’e doğru fırladı ve bedenine çarptı. Kıyafetleri anında yok edilirken, parlak zırhı ortaya çıktı.

 

Yeşil ışık, zırhı tarafından durdurulduktan sonra, hemencecik parlamış ve iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.

 

Wang Lin gizlice iç çekti, oldukça üzgün hissediyordu. Kaçmaya devam ederken yeşil kılıç elinde belirdi.

 

Teng Li’nin alnında ter damlacıkları belirmişti. Tam şimdi olanlar basitçe aşırı tehlikeliydi. Temel Oluşturmanın son aşamasındaki gelişimiyle bile, eğer hasar alsaydı, ağır yaralanırdı. Ayrıca, o kılıcın gözler önüne serdiği ışık basit bir hazine olmadığını hissettirmişti. Eğer zırhı olmadan hamleyi karşılasaydı, o noktada ölmüş olacaktı!

 

Teng Li büyükbabasının verdiği zırha dokundu ve oldukça şanslı olduğunu hissetti, ancak Wang Lin’i öldürme isteği daha da artmıştı. Kendi kendine mırıldanırken gözlerinde soğuk bir ışık belirdi, ‘’Işınlanabilmesini sağlayan hazine dışında, bu kılıca da sahip. Küçük çocuk, tüm hazinelerin benim olacak!’’

 

Üç gün sonra, bir çölde: Wang Lin ruhsal enerji dolu sıvıdan bir yudum içip kendi kendine mırıldandı, ‘’Geriye yeterince ruhsal sıvı kalmadı. Hızlı yenilenmesi için bir yol bulmalıyım.’’

 

Si Tu Nan zayıfça konuştu, ‘’Velet, daha fazla dayanamam. Geçen üç günde aşırı derecede ışınlanmayı kullandım ve geriye çok fazla ruh özüm kalmadı.’’

 

Wang Lin kafasını çevirdi, soğukça konuşurken gözleri öldürme arzusuyla dolmuştu, ‘’Tekrardan izimi yakaladı.’’ Boyutsal çantasına dokuduğu gibi elinde yeşil kılıç belirdi.

 

Kılıcın rengi donuktu ve üzerinde birkaç çizik vardı. Son üç gün içinde, Wang Lin kılıcı birçok kez kullanmıştı, ancak Teng Li zırha zaten zırha sahip olduğundan, sinsi bir saldırı başlatmak oldukça zordu. Ayrıca, Wang Lin’in kılıcı, Teng Li’nin zırhı yüzünden bir santim bile nüfuz edememişti.

 

Uçan kılıcını gönderdikten sonra, genç adam ilahi hissini yaydı ve batıda bir orman olduğunu fark etti. Bu orman, bir sis katmanıyla kaplıydı.

 

Çok az düşündükten sonra, tek kelime etmeden, batıya doğru uçtu. Bir göz açıp kapama süresinde, ormana vardı ve zemine indi.

 

Wang Lin ruhsal sıvının tükendiğini ve Si Tu Nan’ın daha fazla ışınlanmasını sağlayamayacağını biliyordu, yani eğer havada kalmaya devam ederse, kesinlikle yakalanacaktı.

 

Uçmaktan vazgeçip ormanda ayakları üzerinde seyahat etmek daha iyi olacaktı. Orman neden sisle kaplı bilmese de,  ilahi hissini yaydığında duyularının bulanıklaştığını ve sadece çevresindeki birkaç düzine metrelik alanı hissedebildiğini fark etmişti.

 

Wang Lin ormana girdikten kısa süre sonra, bir ışık huzmesi ormanın kenarına ulaştı. Ormanın çevresini havada dolaştıktan sonra, Teng Li girişte durdu. Wang Lin’i kovalarken geçen üç günde aşırı derecede ruhsal enerji kullanmıştı. Eğer yenilenme hapları yanında olmasaydı, çoktan takip etmekten vazgeçmişti.

 

Ancak Wang Lin’in sahip olduğu hazineler her zaman boynuna takılmış bir tasma gibi ilerlemesini sağlamıştı. Hemen Wang Lin’i öldürüp hazineleri almayı diliyordu. Ayrıca, Wang Lin’in bu kadar dayanmasını beklemiyordu. Wang Lin ışınlanma hazinesi kullanıyor olsa bile, bu kadar zor olmasını hiç beklememişti. Wang Lin halen Temel Oluşturma aşamasına ulaşmadığı için, genç adamdan daha fazla dayanacağını düşünüyordu.

 

Bu yüzden kovalamaca sırasında aceleci değildi, Wang Lin’i bir darbeyle öldürmek için ruhsal enerjisinin bitmesini bekliyordu.

 

Ancak bu fikrinden takibin ikinci gününde vazgeçmişti. Wang Lin yavaşlamak yerine, takip devam ederken hızı gittikçe artıyordu. 3 gün boyunca gözlemledikten sonra, Teng Li tamamen şok olmuştu.

 

Wang Lin’in sık sık bir su kabağı çıkardığını ve su kabağının içindekinden her içişinde, hızının arttığını görmüştü. 3 günlük kovalamaca bu olay sayısız kez tekrarlanmıştı.

 

Wang Lin’i öldürme isteği daha da güçlendi.

 

Teng Li ormanın dışında duruyordu. Gözleri soğuktu, ancak orman konusunda biraz ürküyordu. İçinden düşüdü, ‘’Bu vahşi orman oldukça gizemli. Sürekli bir sis katmanı ile çevrili ve büyükbabam bile buradan uzak durmamı söyledi. Şimdi, takip etmeye devam etmeli miyim, etmemeli miyim?’’

 

Biraz düşündükten sonra, Teng Li bir karar verdi. Wang Lin’in sahip olduğu hazineleri kendinin yapma konusunda kararlıydı.

 

Gökyüzüne ulaşan ve yapraklarla dolu bir sürü kadim ağaç vardı. Zemin, yarım metre kalınlığında ölü yapraklarla kaplıydı. Sayısız zehirli böcek zeminde emekliyor, yılanlar hızla yaprakları aşarak ilerliyordu. Bin yıllık ağaçlar her yerde görülebiliyordu. Sayısız türde yapraklar zemini doldurmuştu ve bölgede bir sürü farklı yaratık yaşıyordu. Çürüyen yaprakların ve hayvanların oluşturduğu pis koku birini öldürmeye yetecek kadar güçlüydü.

 

Bu alan yıl boyunca sisle kaplıydı.  Garip ağaçlar gökyüzüne ulaşacak kadar büyüktü ve burada yaşayan canavarlar Kadim Ruh aşamasındaki gelişimciler kadar güçlüydü. Eğer birisi dikkatli olmazsa, o zaman kolayca hayatını kaybederdi.

 

Wang Lin hızlıca ormanda ilerlerken ilahi hissini yaymıştı. Tam o anda Si Tu Nan aceleyle bağırdı, ‘’Dur! Çabuk dur!"

 

Wang Lin’in vücudu anında durdu.

 

Si Tu Nan nefes alıp yavaşça konuştu, ‘’Hala Mavi Çizgi Asmaları olan bir yer… Nasıl bir yer burası? Bu mavi asmalar felaket sebepleridir. Geçmişte, bu Mavi Çizgi, Asmaları tarafından 2.seviye bir ülke silinmişti…’’

 

‘’Mavi Çizgi Asması?’’ Wang Lin ürktü.

 

Si Tu Nan ciddiyetle söylendi, ‘’Daha bir asma olmamış ve asmanın üzerinde mavi bir çizgi var…Bu da ne? Bekle, bu Mavi Çizgi Asması değil. Garip… Wang Lin, bu bebek mavi çizgi asması olmalı. Büyümesini önlesen iyi olur, çünkü yetişkin mavi çizgi asması Merkez Oluşturma aşamasının altındaki gelişimciler için kâbus gibidir. Bu şey kana oldukça duyarlıdır ve bir şey yediği her zaman, evrimleşir. Eğer ara aşamaya ulaşırsa, o zaman Ruh Oluşturma gelişimcileri bile karşı koyamaz. Ayrıca, bu şey ruhsal enerjideki dalgalanmalara karşı oldukça hassa, yani saldırırken teknik kullanma.’’

 

Wang Lin gözlerindeki ciddi ifadeyle çevresine bakındı ve bakışları mesafedeki bir asmaya düştü.

 

Bu asma, üzerindeki mavi ince çizgi sayılmazsa, oldukça normal görünüyordu. Eğer o çizgi olmasaydı, tam olarak diğer asmalara benzerdi.

 

Wang Lin biraz düşündü. Si Tu Nan’ın uyarısını dinlemedi, bunun yerine hiç ruhsal enerji yaymadan ilerledi. Dikkatle asmayı sıktı ve yavaşça çekti. 3 metre çekildikten sonra, bıraktı ve gitmesine izin verdi. Parmağını kesti ve üzerine bir damla kan akıttı.

 

Kan asmaya çarptığı andan itibaren, birkaç tane daha mavi çizgi asması köklerinden çıkıp bir araya gelirken kanı garip hareketlerle ezmeye başlamıştı.

 

Ter damlaları Wang Lin’in alnında belirdi. Hafifçe sırıttı ve çabucak ayrıldı.

 

Ayrılmasının üzerinden çok geçmeden, Teng Li de gelmişti. Wang Lin’e yetişmek için durmaksızın teknikler kullanıyordu ve yerdeki birkaç asmaya dikkat bile etmemişti.

 

İlah hissi kısıtlansa da, açıkça Wang Lin’in yakında olduğunu hissedebiliyordu. Daha hızlı ilerlerken alaylı bir gülümseme savurdu, ancak tam birkaç sıradan görünüşlü asmayı ezip geçerken, bir değişiklik meydana gelmişti…

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18094 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37343 Bölüm Sayısı


creator
manga tr