Bölüm 76: Uçan Tuhaf Kılıç

avatar
1777 1

Xian Ni - Bölüm 76: Uçan Tuhaf Kılıç


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Liu San kafasını geriye doğru çekiverdi. Dişlerini gıcırdatırken öfkeyle bağırdı, ‘’Gerçekten bir casussun!’’

 

Yang Sen’in gözleri, Wang Lin’e bakarken tamamen öfkeyle doluydu. Siyah tenli adamın ise gözbebekleri küçüldü; Wang Lin’in kutuyu almak için kullandığı yöntemin ölümlü birinin yapabileceği bir şey olmadığını biliyordu.

 

Orta yaşlı bilgin de serseme dönmüştü. Wang Lin’e karmaşık bir ifadeyle bakıp iç çekti.

 

Song Xing bağırdı, ‘’Nasıl cesaret edebilirsin?!’’ Ardından, Wang Lin’in kafasında doğru, hızlıca öne atıldı.

 

Song Xing’in hareketi Liu San’ın grubunun karışmasına sebebiyet verdi, ancak Liu San, Song Xing’i durdurmadı. Hatta herkes çekilerek, Wang Lin’e giden bir yol açtı.

 

Wang Lin kafasını bile kaldırmadı. Bunun yerine, sandığı açtı ve oldukça buruşmuş jinseng karşısına çıktı. Bu jinsengin boyutu oldukça küçüktü, ancak sayısız kökü vardı. Ayrıca sandıkta, jinsengin içindeki ruhsal enerjiyi gizleyen, üzerine iliştirilmiş sarı bir tılsım da vardı.

 

Song Xing çoktan yakınına girmişti. Wang Lin’in boynunu kırmaya hazırken gülümsedi. O anda, görünmez bir kuvvet tarafından durdurulmuştu ki, aniden bedeni titredi. Ardından, Song Xing yan tarafa doğru uçuruldu ve hiçbir şekilde geri kalkamadı

 

Önlerinde yaşanan garip olay herkesin şaşırıp donmasına sebebiyet vermişti. Wang Lin jinsengin üzerindeki tılsımı yırtmadı, bunun yerine bir süre inceledi. Sonrasında da iç çekerek söylenmeye başladı, ‘’Eski bir arkadaşını gördüğün halde merhaba demek için bile öne çıkmayacak mısın?’’

 

Bir dizi hışırtı sesiyle birlikte, soğuk görünen genç ormandan dışarı çıktı. Vücudunun etrafında görünmez bir kuvvet vardı. O yürürken, siyah giyimli adamlar kenara itiliyordu. Buna ek olarak, havada süzülen üç ateş topu gencin yanına döndü ve etrafında dönmeye başladı.

 

Siyah giyimli adamlar genci gördüğü anda, saygıyla konuştular, ‘’Patronu selamlıyoruz!’’

 

Genç, kan kusan Song Xing’e bakmadı bile, bunun yerine Wang Lin’e bakarak konuşmaya başladı, ‘’Benim bildiğim kişi on yılda hiç değişmemiş olamaz! Tam olarak kimsin sen?’’

 

Wang Lin gence bir bakış attı, ancak hiçbir şey söylemedi. Bunun yerine, boyutsal çantasından sarı bir kağıt çıkardı.

 

Soğuk görünen genç kağıdı gördüğü anda, afallamıştı. Wang Lin’e biraz daha baktı, ardından kaşlarını çattı. ‘’Arkadaşım, bu tam olarak ne? Arkadaşım, lütfen jinsengi bana ver; o benim için çok önemli.’’

 

Wang Lin serseme dönmüştü. Bir süre önündeki gence baktı, aniden bir kuşku yüreğinde yer edindi. İlahi hissini yaydığında, gökyüzünde garip bir şey fark etti. Bıyık altından soğukça sırıttı, ardından jinsengi fırlattı ve söylendi. ‘’Unut gitsin, biriyle karıştırmışım.’’

 

Sayısız karmaşık duygular gencin gözlerinde belirdi. Jinsengi tuttu ve konuşmaya koyuldu, ‘’Teşekkür ederim! Elveda.’’ Bununla birlikte, aniden kara bir bulut çıktığında ayrılmak için döndü. Bulut belirdiği anda, ani bir rüzgar Aziz Eskort grubundaki herkesin birkaç adım gerilemesine sebebiyet vermişti.

 

Kara bulut hızlıca hareket edip alçaldı. Bulut daha da alçaldıkça,  gittikçe güçlenen garip bir rüzgar belirmişti. Beyaz giyinmiş orta yaşlı bir adam rüzgara adım atarak alçalmaya başladı.

 

Orta yaşlı adam ortaya çıktığı anda, bir eskort muhafızı patlayarak bir kan sisine dönüştü. Ardından, birkaç muhafız da patladı ve kan sisine dönüştü.

 

Kan sisi garipçe havada hareket ediyordu; hızlıca bir araya geldiler ve parlak bir damla kan oluşturdular.

 

Orta yaşlı adam ağzını açtı ve damlayı içine çekti. Kan damlası ağzına girdiğinde, yüzü kırmızıya döndü. ‘’Zhang Hu, tanıdığın birisiyle karşılaştın. Neden bunu itiraf etmekten korkuyorsun?’’

 

Zhang Hu’nun ifadesi çabucak eski soğuk haline döndü ve saygıyla yanıt verdi, ‘’Usta, öğrenciniz bu kişiyi tanımıyor.’’

 

Wang Lin sakinliğini koruyordu. İlahi hissini gönderdiği anda tüm vücudu buz kesti. Bu orta yaşlı adam çoktan 15.katmanın zirvesine ulaşmıştı!

 

Orta yaşlı adam gülümseyerek Wang Lin’e seslendi, ‘’Gelişimci yoldaşım, öğrencimi tanıyor musun?’’

 

Wang Lin, ifadesi hiç değişmeden yanıt verdi, ‘’Tanıyor olsam da olmasam da ne değişecek?’’

 

Orta yaşlı adam afallamıştı. Biraz genç adama baktı, ardından aniden şeytani bir sırıtma dudaklarında belirdi, ‘’Bir şey değişmeyecek. Sadece 8.katmanda olsan da, eğer kanını içersem, hala gelişimimi biraz arttıracaksındır.’’

 

Zhang Hu’nun ifadesi aniden değişti. Çabucak orta yaşlı adamın önüne geçip yalvarmaya başladı, ‘’Usta, bu kişi benim çocukluk arkadaşım. Lütfen…lütfen ona nazik davranın.’’

 

Soğuk bir ışık orta yaşlı adamın gözlerinde parladı. ‘’Çekil. Git ve buradaki tüm ölümlüler kan özlerini topla. Bu konuyla alakan yok.’’

 

Zhang Hu, orta yaşlı adam alayla sırıttığı sırada birkaç şey mırıldanıp konuşmaya başlamak üzereydi. Yüzü aniden solgunlaştı ve alnından büyük miktarda ter damlarken dudaklarının kenarından kan sızmaya başladı.

 

Wang Lin tek kaşını kaldırdı. Çekim Gücü Tekniği’ni aktif etti ve orta yaşlı adamı kapmak için ileri yönlendirdi. Orta yaşlı adamın ifadesi hafifçe değişti. Yeşil bir ışık gönderirken soğuk bir homurtu savurdu. Yeşil ışık bir uçan kılıca dönüşüp Wang Lin’in oluşturduğu eli keserek geçti.

 

Wang Lin’in Çekim Gücü Tekniği çoktan hayal edilemez bir seviyeye ulaşmıştı. Kesilen ikiye ele bölündü; birisi Zhang Hu’yu kaparken diğeri de uçan kılıcı kavradı.

 

Küçük yeşil kııç titremeye başladı. Kılıçtan yayılan ışık yanıp dönüyordu. Orta yaşlı adamın ifadesi birdenbire değişti ve boyutsal çantasından çıkardığı siyah bir kılıç kını fırlattı. Hiçbir şey demeden, elinden birkaç kırmızı ışık yolladı.

 

Kılıç kını ortaya çıktığı anda, çekim gücüyle kavradığı yeşil kılıç aniden ortadan kayboldu. Tekrar ortaya çıktığındaysa, kılıç kınının yanındaydı ve kaynaşmıştılar.

 

Wang Lin’in yüzü sakin görünüyordu, ancak içten içe hayrete düşmüştü. Bu, Çekim Gücü Tekniği’nin başarısız olduğu ilk seferdi. Gözlerinde soğuk bir ışık parlayıp kayboldu. Boyutsal çantasını tokatladı ve siyah odun parçalarını çıkardı. Siyah odun parçaları kaynaşıp bir kırbaç oluşturdu ve hızlıca ileri savruldu.

 

Si Tu Nan’ın sesi genç adamın kulaklarında yankılandı, ‘’Wang Lin, bu kılıçla alakalı garip bir şey var!’’

 

Uçan kılıç kınına girdiği anda, sanki büyük bir dirençle karşılaşıyormuş gibi bir uğultu yaymaya başladı. Kının içine 1/5’i girdikten sonra, daha fazla derine giremedi. Yeşil kılıç aniden maviye döndü ve kendi kendine aniden kınından çıktı ve kırbacı doğramak için savruldu.

 

Bu kırbaç Zhang Kuang’dan aldığı bir şeydi. Kapalı kapı eğitimindeyken, Si Tu Nan’ın tavsiyesi üzerine bu kırbacın efendisi olmuştu.

 

Wang Lin kırbacı kontrol ederek uçan kılıcı atlattı ve doğrudan ortaya yaşlı adamı yakalamak için yönlendirdi.

 

Orta yaşlı adam alayla gülümsedi. Kırbacı görmezden gelerek uçan kılıcı işaret etti. Birkaç şey mırıldandı, ardından uçan kılıç sallandı ve aniden ortadan kayboldu. Orta yaşlı adamın önünde tekrardan belirdi ve aşağıya doğru savruldu.

 

Orta yaşlı adam pişmiş kelle gibi sırıtıp bir damla altın kan tükürdü. Altın kan damlası hemencecik ince iplikler haline gelmiş ve uçan kılıcın içine girmişti…

(1/3)

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18167 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37442 Bölüm Sayısı


creator
manga tr