Bölüm 16: Öğrenci

avatar
1989 1

Xian Ni - Bölüm 16: Öğrenci


 

Çeviri: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

 

Üstadın bakışları altında, çıplakmış gibi hissediyordu. Üstat her şeyi görebilirdi.

 

Üstat kaşlarını çatmıştı. Wang Lin hakkında anormal bir şey bulamamıştı, ‘’Wang Lin, ne zaman geri döndün?’’ diye söylendi.

 

Wang Lin’ in kalbi, üstadın attığı tek bakıştan sebep genç adamın kalbi deli gibi atmaya başlamıştı. Hemen cevap verdi, ‘’Bu öğrenciniz dün gece geldi. Bu sabah, günlük işlerimi yapmak için ayrıldığımda kardeş Liu, Üstadın beni aradığını öğrendim.’’

 

Üstat Sun’ ın yüzü kasvetliydi. Tek bir söz bile etmeden Wang Lin’ i yakaladı. Bir adımla Wang Lin’ in odasına ilerleyen bir ışık hüzmesine dönüşüp kayboldular.(?)

 

Hızları çok fazlaydı. Wang Lin boğuluyormuş gibi hissetti, neyse ki yolculukları çok kısa sürmüştü. Wang Lin’ in odasına vardıklarında, Üstat Sun Wang Lin’ i yan tarafa ittirdi ve İlahi Hissini kullanarak odayı taramaya başladı.

 

‘’Bu da ne?’’ Üstat Sun Wang Lin’ in yatağının yanına ilerlemiş ve Wang Lin’ in pınar suyunu depolamak için kullandığı su kabağını bulmuştu.

 

Wang Lin dışarıdan sakin görünüyordu ama kalp atışları düzensizleşmiş ve hızla söyleyecek doğru kelimeleri bulmaya çalışmıştı.

 

Üstat Sun uzunca bir süre su kabağını inceledi, adından Wang Lin’ e dönüp sordu. ‘’Wang Lin, bu su kabağına ne doldurdun?’’

 

Wang Lin aptalı oynamaya çalıştı ve ‘’Üstat, bu su kabağına dağdaki pınarın suyunu doldurdum. Bu pınarın suyu gerçekten büyüleyici. Ne zaman yorulsam tek yapmam gereken biraz içmek ve anında yenilenmiş hissediyorum. Küçükken ölümsüzlerin her şeyin en iyisini kullandığını söyleyen bir kitap okumuştum ama pınar sularının bile bu kadar büyüleyici olacağını düşünemezdim! Üstat, eğer bu pınar suyundan istiyorsanız, erzak binasında on kova dolusu var. Bu kovaların her biri bir ev boyutunda. Suların hepsi şahsım tarafından taşındı.’’

 

Üstat Sun su kabağının kapağını açtı ve kokusunu içine çekti. Aniden, ifadesi değişti ve hevesle konuştu. ‘’Kim pınar suyunu sordu dingil? Çabuk bu su kabağını nerede bulduğunu söyle!’’

 

Wang Lin şaşırmıştı. Safça sordu, ‘’Üstat, su kabağının sorunu ne? Su taşımak için giderken nehirde yüzdüğünü gördüm. Çok güzel göründüğünü düşündüm ve sudan aldım.’’

 

Üstat Sun gözlerini kıstı ve Wang Lin’ e derin anlamlar içeren bir bakış attı. Su kabağına dokundu ve içinden düşündü, ‘’Bu su kabağında oldukça büyük miktarda ruhsal enerji var. Eğer bir ölümsüz bu su kabağındaki suyu içerse ruhsal enerjinin çoğunu ememez; ancak yine de yenilenmiş hisseder. Yalan söylüyor gibi durmuyor. Bu su kabağını onun kullanması tamamen israf. Eğer ölümsüz hapları yapmak için kullanılırsa oldukça iyi olur.’’

 

Büyük ihtimalle mavi çimlerin ve mor gece çiçeklerinin solması bu su kabağının bir etkisiydi. Belki de doğal düşmandılar. Bu konu daha fazla deneme yapılmadan kesinleşemezdi.

 

Düşünmeyi bırakırken ifadesi aniden değişmiş ve dikkatle su kabağına bakmaya başlamıştı. Kaşlarını çatmış ve Wang Lin’ e soğukça bakmaya koyulmuştu. ‘’Velet kesinlikle küstahın tekisin! Bir üstada yalan söylemeye nasıl cüret edersin? Görünüşe göre Heng Yue tarikatında daha fazla kalmak istemiyorsun!’’

 

Wang Lin şaşırmış bir yüz ifadesi sergiledi. Hemen Üstat Sun’ ın söylediklerine karşı çıktı. ‘’Üstat, yalan söylemiyorum. Erzak binasında gerçekten ağzına kadar dolu on kova su var. ‘’

 

Wang Lin sözlerini bitiremeden Üstat Sun sinirle bir kahkaha atmış ve, ‘’Hala suçsuz rolünü mü oynuyorsun? Su kabağından bahsediyorum salak su kabağından! Bu su kabağı sanki yakın zaman içinde asma dalından koparılmış gibi duruyor. Velet, sana bu su kabağını nerede bulduğunu söylemek için son bir şans veriyorum. Ya söylersin ya da bugün Heng Yue Tarikatından atılırsın!’’

 

Wang Lin’ in yüzü öfkesini açığa çıkarmıştı. İfadesi karşı koyacağını göstermiş ve bağırmaya başlamıştı. ‘’Atılsam ne değişecek ki? Heng Yue tarikatında yapmış olduğum tek şey on kovayı doldurmak için su taşımak! Çoğu kez bir haftadan fazla süre aç kaldım! Eğer annemin verdiği tatlı patatesler olmasaydı, açlıktan ölmüş olacaktım! Bunların ölümsüzlükle alakası bile yok, sadece eziyet!’’

 

‘’Bu su kabağını nehirden çıkarmak için çok fazla çaba sarf ettim. Eğer almak istiyorsanız, alın gitsin. Neden benim yalan söylediğimi iddia ediyorsunuz ki? Su kabağının sapları hala duruyorsa bunun benimle ne alakası var? Belki birisi su kabağını kopardı ve nehre fırlattı. Bana soruyorsunuz ama ben kime soracağım Üstat Sun?’’

 

Üstat Sun kalan tatlı patateslere baktı, ardından su kabağına baktı. Biraz kafa yordu ve içinden düşündü. ‘’Bu su kabağını istediğim için isimsiz bir öğrencinin hazinesini çalıp onu uzaklaştırmak oldukça utanç verici olur. Bunun haberi yayılırsa kötü olur. Ünüm mahvolur ve tarikattaki diğer insanlar su kabağını keşfederse, su kabağını elimden almalarına engel olamam. Bu velet hala bana yalan söylüyor. Bu su kabağı gibi başka su kabaklarına da sahip olmalı. Eğer hepsini elinden alabilirsem, hap yaratma yeteneğim başka bir seviyeye yükselir.’’

 

Bunları kafasından geçirirken aniden ifadesi afallamış gibi değişti ve haykırdı. ‘’ Cidden çok acı çekmişsin evlat. Bir hafta boyunca yemek yemediğini bilmiyordum. Şimdi bu konuyu biliyorum, bir şeyler yapacağım. İsimsiz öğrenci olsan bile hala Heng Yue tarikatının bir öğrencisisin!’’

 

Konuşmayı bitirdikten sonra, Wang Lin’ in hala kızgın olduğunu fark etti. Soğukça kendine güldü, yine de kibarca konuştu. ‘’Wang Lin, bu su kabağını istiyorum ama sana yardım etmek de istiyorum. Yardımcım olmak ister misin?’’

 

Wang Lin homurdanmaya başladı. ‘’İstemiyorum. Yardımcıyla hizmetçi aynı şey. Eğer babam bir hizmetçi olduğumu öğrenirse, ölene kadar dayak yerdim.’’

 

Üstat Sun neredeyse kontrolünü kaybediyordu. Wang Lin’ in babasının yapacağı gibi genç adamı ölene kadar dövmek istiyordu. İkinci kuşağın en güçsüzlerinden olsa da, eğer bir yardımcı aradığını söyleseydi, tarikattaki tüm isimsiz öğrenciler bu konum için can atardı.

 

Öfkesine hakim olup söylendi. ‘’Tamam! Seni öğrencim olarak kabul edeceğim. Şimdi patriğe söylemeye gidiyorum. Eşyalarını toparla, sonra da bahçeme gelip bekle.’’ Konuşmasını bitirdikten sonra Üstat Sun Wang Lin’ in odasından çıktı. Bir adımla ışık hüzmesine dönüşmüş ve patriğe doğru yola koyulmuştu.

 

Üstat Sun ayrıldığında, Wang Lin’ in ifadesi kötüleşti. İçinden alayla gülüp, ‘’Bu yaşlı adamın gizli planları var. Dışarıdan beni bir öğrenci olarak kabul etmiş gibi duruyor; ancak asıl amacı daha fazla su kabağı elde etmek.’’

 

Wang Lin biraz düşündükten sonra gülümsemişti; sonuçta Üstat Sun’ un amacı daha fazla su kabağı elde etmekti ve dağda bolca su kabağı yetişiyordu. Sadece boncukla biraz su eklemesi gerekiyordu. Şimdiyse gerçek bir öğrenci olma şansı vardı, bu fırsatı doğruca ölümsüz olmak için kullanacaktı.

 

Düşündükçe heyecanlanıyordu. Eşyalarını toparladı ve Zhang Hu için bolca tatlı patates bıraktı. Ardından Üstat Sun’ un avlusuna doğru yürümeye koyuldu.

 

Bu kez, gelişini bildirmemiş ve avluya direkt dalmıştı. Ağaçta oturan beyaz kıyafetli genç, durması için bir hareket yapmamıştı. Üstat Sun’ ın, genci öğrenci olarak aldığını çoktan öğrenmişti. Genç güldükten sonra kendi kendine konuştu. ‘’Çöp usta çöp öğrenciyi kabul etti. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.’’

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18165 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37441 Bölüm Sayısı


creator
manga tr