“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Wu Dong Qian Kun - Bölüm 128: Öldür!!


Çeviri: Deuce

 

Güçlü bir Yuan Gücü tüm arenayı gelgit dalgası gibi boylu boyunca dolaşmıştı. Aynı zamanda da, son çarpışmanın oluşturduğu şiddetli dalgalar görünmez Zihinsel Enerji duvarına çarpıp katman katman dalgalanmasına neden olmasının ardından, arenanın sağlam zemininde irili ufaklı çatlaklar meydana gelmiş ve parçalanmış taş parçaları dışarı doğru fırlamıştı.

 

Arenanın içinde gerçekleşen şiddetli çarpışmaya şahit olmaları üzerine, dışarıya akın akın fışkıran Yuan Gücünün aktığı yeri daha iyi görebilmek adına seyircilerin çoğu ayağa kalkmıştı.

 

O esnada, Lin Zhentian ve geri kalanlar da oldukça gergindi. Lin Dong’un olağanüstü derecede yetenekli olduğu bilmeleri rağmen, Lin Dong henüz tam potansiyeline ulaşmamıştı. Şu an, gelişim seviye kendisinden yüksek olan rakibi Wei Tong ile karşı karşıya olduğundan hala az da olsa tehlikeli bir durumdaydı.

 

Kanlı Kurt Klan lideri Yue Shan ise yüksek atının sırtında, daralmış gözlerle Lin Dong’a bakıyordu. Sakin gibi görünse de her zaman dik duran sırtı şimdiyse endişeden dolayı hafif öne eğikti. Lin Dong’un ortaya koyduğu potansiyel, onu fazlasıyla etkilemişti. Aynı zamanda da kalbinde öldürücü bir niyet de doğmuştu. Hemen bir ay öncesini, Göksel Dan Havuzunu, Lin Dong’un potansiyelinin henüz korkutucu seviyelere ulaşmadığı zamanı hatırladı. İşte bu yüzden, Wei Tong ile Lin Dong’un arasındaki ölüm-kalım maçını öğrenince Wei Tong’a onu öldürmesini emretmişti.

 

Wei Tong için, Lin Dong yetenek yetenekli olsa bile Gelişmiş Yuan Dan Seviyesine ulaşmış Wei Tong ile mücadele edemezdi. Ne de olsa, Lin Dong Jiang Li gibi çaylağın tekiydi.

 

Ancak Lin Dong ile Wei Tong’un arenadaki yoğun çarpışmalarını görmesi üzerine Yue Shan’ın aklındaki bu düşünceler yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştı. Bunun sebebiyse, tahmin ettiği üzere Lin Dong korkunç bir yenilgiyle hemhal olmamış onun yerine, Lin Dong zekası ve güçlü Zihinsel Enerjiyi sayesinde birçok hileli saldırıyı bertaraf etmekle beraber Wei Tong’u da çok müşkül bir duruma sokmuştu.

 

Böyle bir yaşta, bu vakte kadar birçok kişiyi kılıçtan geçirmiş Wei Tong’a karşı baskı kurabilmişti. Acaba Lin Dong, gelecekte ne kadar güçlü olacaktı?

 

Yue Shan, Yan Şehrindeki ilk üçte yer alan güçlü bir klanın lideri olabilmeyi başarmıştı. Dolayısıyla, kesinlikle sıradan biri değildi. Her ne kadar bir canavar gibi vahşi görünse de kendisine en ufak yanlışı olanlara karşı kin ve intikam isteği güden kurnaz, kindar biriydi. Şu ansa, Lin Dong ile arası bozuk ve soğuk olduğundan Lin Dong’un Wei Tong’a kolayca merhamet etmeyeceğine adı gibi emindi. Bu sebepten dolayı, Lin Dong ile arasındaki ilişkiyi düzeltmeye niyeti olmadığından, yolunun üzerinde duran bu dikenden mümkün olduğunca çabuk bir şekilde kurtulması gerekiyordu.

 

Bu dikenden kurtulmaya gelince en iyi yöntemse; Wei Tong’u kullanmaktı. Bu plan, Yue Shan’ın kalbinde en açık ve en net plandı.

 

Ancak görünen o ki; bu planı öyle kolayca gerçekleşecek gibi değildi.

 

“Vızzz!”

 

Kalabalığın sayısız heyecanlı bakışlarının altında, bir figür çarpışmanın meydana geldiği merkez noktadan dışarıya doğru fırladı. Havada birkaç kez takla atmasının ardından sonunda zemine indi. Elinde, keskin hançer benzeri bir nesne vardı ve durabilmesi için yere saplamasıyla birlikte kulakları sağır eden tiz bir ses çıkarmıştı.

 

Bu figür, metrelerce geriye doğru savrulmuş ve geriye zeminde uzun siyah bir iz bırakmıştı. Sonunda durduğundaysa, kalabalık sonunda bu kişinin kim olduğunu öğrenebilmişti. Birden, stadyumdaki seyirciler hep bir ağızla bağırdı:

 

“Lin Dong!”

 

Lin Zhentian, Xuan Su ve diğerleri inanılmaz bir kuvvetle dışarıya fırlatılan üstü başı dağılmış figüre bakarlarken, yüzlerindeki ifadeyse hafifçe değişmişti. Figürün dış görünüşüne bakılacak olursa, önceki karşılıklı darbe alışverişlerinde üstün olan taraf değil miydi yani?

 

Kalabalığın sersemlemiş bakışlarının altında, Lin Dong yavaşça ayağa kalktı. Eli, yere sürtünmeden dolayı hafifçe kızarmış Kırık Yuan Parçasını sıkıca tutuyordu. Bakışlarını diktiği noktadaki toz, dumansa yavaş yavaş dağılıyordu.

 

Nazik bir meltem esintisi tüm stadyumu dolaşırken arenadaki toz dumanını da havaya dağılmasını sağlıyordu. Kısa bir süre sonra, başka bir figür kalabalığın heyecanlı ve meraklı bakışları altında ortaya çıkıverdi.

 

“Wei Tong mu?!”

 

Ortaya çıkan figürün Lin Dong’dan daha perişan olduğunu görmeleri üzerine kalabalık seyirci grubu şaşkınlıktan donakalmıştı. Başlarda, kalabalığın birçoğu Lin Dong’un en son çarpışmada kaybeden taraf olduğunu düşünüyordu, lakin her ikisinin de görünüşlerine bakılacak olursa, kaybeden kişinin Wei Tong olduğu her halinden belli oluyordu.

 

Stadyumun olduğu tarafta, Yue Shan birden ayağa kalktı. Mücadelenin olduğu bölgeye bakarken, yüzündeki ifade oldukça korkunçtu. Wei Tong’un, Lin Dong tarafından gerçekten de yenilebileceği kırk yıl düşünce aklının ucuna dahi gelmezdi.

 

“Piç kurusu…”

 

Yue Shan ağız dolusu küfür ve öfke kusarken yüzü hafif hafif seğirtiyordu. Ancak kimse onun kime atıfta bulunarak küfür ettiğini bilemezdi…

 

Yue Shan’ın ifadesinin tam tersi olarak Lin Zhentian ve diğerleri derinden bir oh çekerken ellerinin tersiyle alınlarında biriken terleri siliyorlardı…

 

“Vızz vızz!”

 

Sayısız kalabalığın şaşkınlıktan put kesilmiş bakışlarının altında, perişan ve iğrenç görünüşlü Wei Tong bir ağız dolusu taze kan kustu. Onun gözlerinde de yaşadıklarına inanamayan bir ifade vardı. O da, Başlangıç Yuan Dan Seviyesindeki Lin Dong’un kendisine karşı koyup yenebileceğini tahmin etmemişti.

 

“Seni bacaksız!”

 

Sağ bacağında meydana gelen keskin acıdan anladı ki Wei Tong bacağındaki tüm kemikler kırılmıştı. Birden dişlerini gıcırdatırken olabildiğince lanet okuyordu. Ardından başını kaldırdı ve bunu Lin Dong’a ve Lin Ailesine kanlarıyla ödeteceğine dair kendi kendine yemin etmesinin ardından hemen yakınında duran Lin Dong’a delici gözlerle bakış attı.

 

Ancak Wei Tong dişlerini gıcırdatıp tüm kalbiyle Lin Dong’u lanetlerken hemen yanındaki Lin Dong ise, sadece sakin bir ifadeyle ona bakıyordu. Ardından alev kırmızısı Kırık Yuan Parçalarını sımsıkı kavrayıp yavaş yavaş Wei Tong’a doğru adımlamaya başladı.

 

Birçok yerinden yaralanmış Wei Tong’a doğru ilerlediği esnada herkesin görebileceği şekilde hızlıca bir gölgeye dönüşürken adımlarını hızlandırmıştı. Lin Dong, Wei Tong’a doğru hızlıca ilerlerken, Wei Tong ise kendisine doğru yaklaşan gençten yayılan, tüyleri diken diken eden öldürme hissini açıkça hissedebiliyordu.

 

Lin Dong’un kendisine doğru soğuk, ölüm saçan ifadesiyle birlikte yardırdığını görünce Wei Tong’un dudakları korkudan bembeyaz olmuş ve gözlerindeki zehirli ve kötücül ifadenin yerini panik almıştı. Şu anki haline bakılacak olursa Lin Dong’un onu öldürmesi çok da imkansız değildi.

 

“Pes ediyorum!”

 

Böyle kritik bir dönemeçte, bir anda bağırmadan önce Wei Tong’un ifadesi şekilden şekle girmişti. Her ne kadar itiraf etmesi son derece utandırıcı olsa da, yaşayabildiği sürece her şeyi yapabilirdi.

 

Dahası, bu bir ölüm-kalım maçı olmasına rağmen kaybedeni öldürme kararı, kazananın elindeydi. Bu sebeple Wei Tong yenilgisini itiraf ederek hayatta kalmayı umut ediyordu.

 

Ancak bu fikir her ne kadar mantıklı olsa da, bu onun sahip olabileceği bir şey değildi. Yenilgisini itiraf etmesine karşılık olarak, Lin Dong hızını daha da artırıp öldürme niyeti azalmak yerine daha da çoğalmasından önce adımları sadece bir anlığına yavaşlamıştı.

 

Wei Tong’un düşüncelerine göre, Lin Dong kendisini kesinlikle öldürmek istiyordu. Ne de olsa, eğer durum tam tersi olsaydı, o da Lin Dong’u öldürmek için en ufak bir tereddüt göstermezdi. Bu yüzden eğer Lin Dong ona şu an merhamet gösterirse, bu ancak aptallık olurdu.

 

Ve böylelikle Wei Tong’un yenilgisini itiraf etmesi, Lin Dong’un kalbindeki öldürme niyetini en ufak azaltmamıştı. Kaşla göz arasında, Wei Tong’un hemen burnunun dibinde bitmişti.

 

Lin Dong’un hareketleri, birçok insanın şaşırmasına ve kalabalığın kargaşasına sebep olmuştu. Besbelli ki, kalabalığın çoğunluğu böyle genç yaştaki bir kimsenin bu kadar kararlı ve sağlam iradeli olabileceğini tahmin etmiyordu.

 

“Ulan ufaklık, demek buna cesaret ediyorsun!”

 

Yue Shan da ayrıca Lin Dong’un hareketleri karşısında put kesilmişti. Ardından öfkeyle yakınındaki kayayı bağırarak yumrukladı.

 

Kanlı Kumaş Tarikatı, Kanlı Kurt Klanının bir alt kolu sayılırdı. Eğer Lin Dong, Wei Tong’u öldürecek olursa, Kanlı Kumaş Tarikatı muhtemelen dağılacaktı. İşte o vakit, Kanlı Kurt Klanı ek gücünü kaybetmiş olacaktı. Bu olası ihtimal, Yue Shan’ın hiç de görmek istemeyeceği bir durumdu.

 

Elbette kendisi de biliyordu ki, Yue Shan sadece konuşarak Lin Dong’un kalbindeki öldürme niyetine azaltıp ona mani olamazdı. O yüzden bağırmasının hemen ardından, arenaya ortasını zıplayıp Wei Tong’u kurtarmaya karar verdi.

 

Ancak tam zıplamak üzereydi ki, aniden önünde bir figür belirmişti. Yüzündeki gülümsemeyle birlikte Xia Wanjin: “Klan lideri Yue Shan, bir ölüm-kalım maçına katılanların kaderine yine katılanlar karar verir. Bu kurallar, kesinlikle uyulması gereken kurallardır.”

 

“Xia Wanjin, seni…!”

 

Xia Wanjin’in bizzat kendisinin gelip kendisine mani olmasının üzerine Yue Shan öfkeden deliye dönmüştü. Ancak bırak karşısındakine karşı çıkmayı ayakları sanki toprağın altına kök salmış gibi tek santim bile kımıldamıyordu.

 

Xia Wanjin, Yue Shan’ın durdurması üzerine Lin Dong da çoktan Wei Tong’un hemen önünde bitivermişti.

 

“Seni bacaksız, beni öldürmek o kadar kolay değil!”

 

Öldürme niyeti dolu bir auranın kendisine son sürat  geldiğini gören Wei Tong’un yüzündeki uğursuz, şeytani ifade giderek büyüdü. Ellerini zemine koyup ayağa kalktı ve yüzü birden kıpkırmızı olmaya başlarken her gözeneğinden kan damlaları ortaya çıkmaya başladı.

 

Bunu görmesi üzerine Lin Dong kaşlarını hafifçe çatmıştı. Wei Tong’un gerçekte bitap düşmüş bedeninin şu an tekrar canlılığını kazandığını hissedebiliyordu. Görünüşe Wei Tong da Jiang Li’nin daha önce kullandığı “Kan Dönüşüm Sanatı”na benzer bir şeyler kullanacaktı.

 

Lin Dong, böyle bir baş belası yetenekle daha önceden hemhal olduğundan birinin gücünün ne kadar artabileceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden Wei Tong’a bu şansı tanımaya hiç niyeti yoktu. Birden ayağının altındaki zemini çatlattı. Kolunu hareket ettirmesiyle birlikte, avucundaki Kırık Yuan Parçaları güçlü Saf Yuangang Enerjiyle sarmalanmış ve kör edici bir ışığa dönüşüp Wei Tong’a doğru hızlıca yol almıştı.

 

Havayı delen keskin ses, Wei Tong’un birden paniklemesine sebep oldu. Birden, bedenindeki tüm Yuan Gücünü önünde katman katman ışıklı bir bariyere dönüştürmek için kullandı.

 

Ancak tam savunma bariyeri oluştuğu esnada, kör edici parlaklıktaki ışık birden ortaya çıktı ve Yuan Gücü bariyerine doğru hızlıca çarptı.

 

“Vıızz!”

 

Çarpışmanın ardından, Saf Yuangang Enerjisiyle sarmalanmış Kırık Yuan Parçası, inanılmaz bir hızda dönmeye başladı. Tıpkı bir matkap gibi Yuan Gücünden oluşmuş savunma bariyerini çılgınca delmeye koyuldu.

 

“Çatııırrt!”

 

Yüksek hızda dönüşün yardımıyla çatlak, tüm Yuan Gücü savunma kalkanına yayıldı. Aniden, Wei Tong’un savunma gücünü yenilemesine fırsat vermeden Kırık Yuan Parçası kör edici parlaklıktaki ışığa tekrar dönüşüp kalkanı geldi ve kalabalığın hayret ve şaşkın bakışları altında, Wei Tong’un boğazını delip kanlı bir delik bırakarak tekrar dışarı çıktı.

 

Tüm stadyum, tüm arena bir süreliğine koca bir sessizliğe bürünmüştü Birer birer, hepsinin aptallaşmış bakışları Wei Tong’un boğazından fışkıran kana odaklanmıştı. Ardından tüm arenanın bakışları, yavaş yavaş nefes verip can çekişen Wei Tong’un önünde sakin bir ifadeyle duran Lin Dong’a çevrildi. Herkes nefesini tutmuş bir şekilde şok olmuşlardı.

 

Bu mücadele tek kelimeyle; olağanüstüydü ve nihai sonuç birçoklarını tamamen şaşkına çevirmişti. Kimse, oldukça iyi bilen Wei Tong’un sahiden de yirmili yaşlarında bile olmayan bir genç tarafından öldürüleceğini katiyen tahmin etmemişlerdi.

 

Bu yaşta, Gelişmiş Yuan Dan Seviyesindekini öldürebilmek… Yan Şehrindeki genç nesiller arasında, büyük olasılıkla kimsenin elde edemeyeceği bir başarıydı.

 

Bu mücadeleden sonra, Lin Ailesinin ve Lin Dong’un ün ve şöhreti kesinlikle Yan şehrini aşacaktı!

 

----Deuce Not---

Merhaba arkadaşlar, öncelikle seriyi beğenme konusundaki titizliğinizden dolayı hepinize tek tek teşekkür ederim. Özellikle de bu konuda özel çaba ve gayret gösteren “Castkiding” kardeşime ayrıca teşekkür etmek istiyorum :)

Her ne kadar beğeni konusunda, istenilen seviyeye ulaşamamış olsak da ben yine de sizlere sözünü verdiğim dövüşün olduğu kısmı, minik bir toplu şeklinde attım. Bundan sonra da yakın takipte kalmaya devam etseniz iyi olur zira seri yakında uçuşa geçecek :D 

hepinize iyi hafta sonları ve keyifli okumalar dilerim…

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1387

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1169

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 963

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 890

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 783

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 742

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 596

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 528

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20455 Üye Sayısı
  • 582 Seri Sayısı
  • 28716 Bölüm Sayısı


creator
manga tr