Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

True Martial World - Bölüm 167: Kurbağa Zıplayışı


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: bezald35

 
 


Birçok kişi Yi Yun’a bakıyordu. İki antrenman kıyafeti giymek şaşırtıcı bir durumdu. Ama bunu giyemezse, işte o zaman harika bir şaka olurdu.


Yi Yun siyah antrenman kıyafetini önce başından, ardından kollarından geçirdi.


Kıyafeti giydiği an, düzen aktif hâle geldi!


Anında vücuduna binen ağırlığı hissetti. İki yüz elli bin lbs ile elli bin lbslik Akan Cıva Elbisesi’nin ağırlığı sırtına binmişti.


Böylesi bir ağırlık, her adımda vücudu yere gömülüyormuş gibi hissettiriyordu!


Tai Ah Kutsal Şehri’nin sokakları özel bir malzemeden yapılmıştı. Savaşçıların eğitimini destekliyordu, öyle olmasaydı zaten çabucak paramparça olurdu.


Gerçekten giydi.


Zhou Kui’nin gözü seğirdi. Görmeyi hiç istemediği bir sahne gözlerinin önündeydi.


Bu çocuğu hafife aldığını kabul etmek zorundaydı.


Ama yeteneğe sahip olsa bile bunu ne kadar sürdürebilirdi ki?


Kutsal Yaban Göksel Salonu’nda Zhou Kui enerjisinin çoğunu harcamışken Yi Yun’un hiç kaybı olmaması imkansızdı.


Zhou Kui dişlerini sıktı ve antrenman kıyafetlerinin ikisini de giydi.


Onları giydiği an bacaklarının ağırlaştığını hissetti. Aynı zamanda vücudundaki Yuan Qi’nin de uçup gittiğini hissetti.


Bu kadar ağır eğitim kıyafetleri giyerek kurbağa zıplayışı yaparsa uzun süre dayanamayacağı kesindi. “Buna dayanamayacaksam, Yi Yun yere yığılana kadar beklerim, sonra da kırmızıyı çıkartırım.”


Zhou Kui, Yi Yun’un birkaç adımdan fazla zıplayamayacağını düşünerek böyle bir plan yaptı.


“Kurbağa zıplayışı, başlayın!” Kel adam emri verdi ve herkes zıplamaya başladı.


Çoğu insan, özellikle de Xuanwu Ordusu’ndan olanlar, Yi Yun’a dikkat kesilmişti. Yi Yun’un iki antrenman kıyafetinin ağırlığından dolayı yığılışını görmeyi bekliyorlardı.


“Bekleyip göreceğiz. İki yüz elli bin lbs seni dizlerinin üstüne çöktürecek.” Bazı insanlar art niyetli düşüncelere sahipti.


Yüz kişi arasında, Yi Yun ilk hareket edecek birkaç kişiden biriydi. Derin bir nefes aldı ve iyice çömelerek zıpladı!


“Boom!”


Üç yüz bin lbs ağırlıkla zemin bile hafifçe sarsıldı.


Yi Yun kurbağa zıplayışı yaparken bedeninin her sarsılışında vücudundaki her kası hissedebiliyordu.


Üç yüz bin lbs Yi Yun’un dayanabileceği ağırlıktı. Kaslarına hafif kramplar bile giriyordu. Tüm eklemleri şiddetli bir baskı altında eziliyordu.


Giydiği antrenman kıyafetlerinin bedenini döven ağır çekiçler gibi olduğunu hissediyordu.


Ve bu ağrılı süreç, tamamını emememiş olduğu ilk türün enerjisinin, kanını ve etini sağlamlaştırmasını sağlıyordu. Kanını besliyor, kaslarını güçlendiriyor, meridyenlerini genişletiyordu.


Bu his çok tatmin ediciydi!


‘İlk tür’ün enerjisi yabana atılacak bir konu değildi!


Yi Yun’un bedeni ısındı. Dantian’ı alev almış gibiydi. İlk türün enerjisi, Yi Yun’un damarlarında akıyor, kan akışını hızlandırıyordu. Tüm eklemleri, şenlik ateşinde yakılan odunlar gibi çatırdamaya başladı!


Yi Yun tekrar tekrar sıçradı ve tekrar tekrar yere indi. Derin nefesler alıyordu ve adımları istikrarlıydı. İlk türün enerjisinin onu beslemesinin etkisiyle durmaksızın gücünün arttığını hissediyordu.


İlk türün enerjisi, sınırlarına dek kendini zorlayarak antrenman yapıyorken hızla emiliyordu.


Yi Yun ondan fazla kez sıçramıştı bile. Şaftı kaymış gibi durmuyordu, aksine giderek rahatlıyor gibiydi.


Ne...Ne oluyor lan?


Xuanwu askerlerinin dili tutuldu. Zhou Kui’nin şaşkınlığı daha yüksek bir boyuttaydı.


Onlar, kurbağa zıplayışı konusunda uzmandılar. Yi Yun’un sadece sıçrayışına ve yere inişine bakarak bile zorlanmadığını, iki yüz elli bin lbslik ağırlığa dayanabileceğini söyleyebilirlerdi!


Belki uzun süre dayanamazdı ama bu durumda kolayca zıplayabilir, ilk otuz feeti kolayca tamamlayabilirdi.


Zhou Kui’nin göz kapağı seğiriyordu. Midesi çalkalanıyormuş gibi hissediyordu.


Xuanwu askerleri ise yutkunup duruyordu, yüzleri kaskatı kesilmişti.


Bu nasıl mümkün olabilir? Bu çocuğun dayanıklılığı bu kadar iyi mi? Kutsal Yaban Göksel Salonu’nda iki saat geçirdikten sonra hâlâ bu kadar enerjisi mi kaldı?


“Kardeş Kui, ne yapmalıyız?” diye sordu biri.


“Ardından zıplamaktan başka ne yapabiliriz? Benden daha uzun süre dayanabileceğine inanmayı reddediyorum.” Zhou Kui iyice çömelip bir kurşun gibi sıçradı. Mevcut Yuan Qi’si ile iki yüz elli bin lbs ağırlık giyip kurbağa zıplayışı yaparken sadece kısa bir süre dayanabilirdi. Geriye kalan tek şey, kimin daha uzun süre zıplamaya devam edebileceğini görmekti.


“Doğru, Kardeş Kui haklı. Bu çocuk kesinlikle Kardeş Kui’yi yenemez! Kardeş Kui dört yüz bin lbs’ye yakın ağırlık giyip iki buçuk kilometre zıplayabilmişti, iki yüz elli bin lbs ne ki!”


“Kardeş Kui, ez geç onu. Seni destekleyeceğiz!” Takipçileri Zhou Kui’ye güveniyordu.


Zhou Kui derin bir nefes aldı, alnında belirginleşen damarla birlikte iyice çömelip zıpladı!


Büyük bir dağ dizlerine baskı yapıyormuş gibi hissediyordu.


Kurbağa zıplayışı yaptığı sırada dizleri oyuluyormuş gibi hissediyordu. Kişi yeterince güçlü değilse dizlerini yaralayabilirdi.


Bu nedenle Yi Yun’u geçmeyi denemeyip arkasında kaldı. Gözlerini Yi Yun’a dikip dikkatle onu izledi.


Yi Yun’un yüz ifadesini göremiyordu, bu yüzden hareketlerine bakarak sınırına yaklaşıp yaklaşmadığını anlaması gerekiyordu.


Çoğu zaman, bir hedefi takip etmek, kişinin daha uzun süre dayanmasını sağlayabilirdi.


Örneğin uzun mesafeli bir koşu yarışında, ikinci, üzerinde daha az bir baskıyla birinciyi takip edebilirdi.


Zhou Kui’nin planı da buydu. Yeteneğine güveniyordu. Gücü ve psikolojik avantajı varken kaybetmesine imkan yoktu.


Ama…


Zaman geçiyor, Yi Yun ilerleyişini istikrarlı bir hızla sürdürüyordu. İlerleyişi sırasında ilk türün enerjisi, durmaksızın Yi Yun’u besliyor, etini ve kanını güçlendiriyordu.


Bu aşırı saf enerji ona, kadere karşı çıkabilme yeteneği veriyordu.


Her zıplayışında bedeninin daha da ısındığını hissediyordu. Bedeninde harcaması gereken bir dolu enerji vardı, harcamazsa patlayacaktı.


Bu uyarıcı enerjinin etkisiyle, her sıçrayışını daha büyük bir güçle yapıyordu. Bedeninin içinde Vahşi İlahi Kaplan varmış gibi hissediyordu. İçindeki sonsuz miktarda enerji varken tek istediği, birkaç feet daha yukarı sıçramaktı.


Uzun lafın kısası, üç yüz bin lbs’nin yetersiz olduğunu hissediyordu!


Başlangıçta bu ağırlık onun sınırıydı ama artık üç yüz bin lbs, bedeninde akan ilk türün enerjisini zapt edemiyordu.


Biraz odaklanarak Akan Cıva Elbisesi’nin ağırlığını otuz bin lbs daha arttırdı!


Üç yüz otuz bin lbs!


Bu ağırlık, ilk türün enerjisini dengeledi.


Sınırında olmak, Yi Yun’un kanını sıkıştırarak dayanıklılığını zorlayabilir, içindeki ilk türün enerjisiyle gıdım gıdım birleşmesini sağlayabilirdi!


Böylesine aşikâr bir güç ve seviye artışı Yi Yun’u zevkten dört köşe etti. Kendini baharda serpilip gelişen bir ağaç gibi hissediyordu.


Azar azar Akan Cıva Elbisesi’nin ağırlığını yüz bin lbs’ye yükseltti. Yani ilk başta kararlaştırdığı üç yüz bin lbs’ye elli bin daha ekleyerek üç yüz elli bin lbs ağırlığın altına girmişti!


İlk türün enerjisi, Yi Yun’un gücünü elli bin lbs daha arttırmıştı.


Yüzü ter içinde olmasına rağmen gözleri heyecanla parlıyordu. Gözlerinde yıldırımlar çakıyordu sanki.


Zhou Kui, Yi Yun’un gözlerini ve ifadesini göremiyordu. Tek gördüğü Yi Yun’un arka tarafıydı. Yi Yun’u izlerken dişlerini sıkıyordu.


“Bunu yapamıyor...olmalı...yakında…”


Aklında bu düşüncelerle kendini zıplamak için motive ediyordu.


Her sıçrayışında ve yere inişinde idam sephasına bir adım daha yaklaşıyor gibiydi.


Başlangıçta belirlediği altmış metrelik sınır artık bir şey ifade etmiyordu.


Üç yüz metreye vardıklarında bacaklarının uyuştuğunu hissetti.


Bunu takriben altı yüz metre...Dokuz yüz metrede Zhou Kui’nin dizleri titriyordu.


Çoktan bin iki yüz metre olmuştu!


Bin iki yüz metre...İki saat boyunca Kutsal Yaban Göksel Salonu’nda enerjisini harcadıktan sonra sırtında iki yüz elli bin lbs ağırlıkla bin iki yüz metre boyunca kurbağa zıplayışı yapan birinin hisleri ne olabilirdi?


Zhou Kui hayatı boyunca hiç bu kadar yorgun olmamıştı!


Ama önündeki Yi Yun hâlâ durmaksızın sıçrıyordu.


Zhou Kui kuduruyordu. Nasıl zıplamaya devam ediyor lan bu hâlâ?


Yanlış giden ne?


Zhou Kui, Yi Yun’un aldığı her nefeste sendeleyip yığılacağını umut ediyordu, ama...tek gördüğü, Yi Yun’un yorgun değilmiş gibi ileriye doğru zıplamaya devam edişiydi.


Yi Yun’un hızı yavaştı ve her adımda katettiği mesafe şaşırtıcı bir şekilde sabitti…


Zhou Kui gözlerine ter sızarken derin bir nefes almak için ağzını açtı.


Bin iki yüz metreden sonra...bin beş yüz metre…


Zhou Kui’nin bedenindeki Yuan Qi buhar olup uçmuştu, başının döndüğünü hissediyordu.


“Bu çocuk...yalpa...yalpalaması gerekirdi. Çok yorgunum...O kesinlikle...zar zor dayanıyordur…”


“Sadece...sadece birazcık daha dayanmalıyım...düşecek, düşecek…”


Zhou Kui kendini teselli ederek dayanmaya çalışıyordu, ama...terle dolu gözlerini açıp yakından incelediğinde, Yi Yun’un sırtının ondan gitgide uzaklaştığını gördü ve buna inanamadı.


Yi Yun yorgunluk belirtisi göstermeden tekrar tekrar zıplıyordu. Dünyanın sonuna kadar zıplayarak gidecekmiş gibiydi.


Bu...bu nasıl olabilir…


Zhou Kui buna inanamıyordu. Yi Yun’un daha fazla zıplayamayacağı noktaya dek dayanma düşüncesinde yanılmasını bir kenara koysak bile Yi Yun’un açtığı fark yüz metreden fazlaydı.


Ve bu yüz metrelik fark, Zhou Kui için aşılamaz bir uçurumdu!


Hız bakımından Yi Yun’un gerisinde kalsa da, bu konuda iyi olmadığı için bunu görmezden gelebilirdi.


Ama gücü ve dayanıklılığıyla gurur duyuyordu; bunlarda Yi Yun’a nasıl kaybedebilirdi?


Bir dahi başarısız olduğu zaman, özellikle kendine en çok güvendiği konuda başarısız olduğu zaman, psikolojik bir çöküntü yaşardı. Zhou Kui beynine yeterince oksijen gitmediğini, görüşü bulanıklaşmaya başlarken sersemlemiş olduğunu hissetti.


Artık kendi nefes alış verişi ve kalp atışı dışında hiçbir şey duyamıyordu.


Daha önce pes etmek nedir bilmeyen irade gücü sayesinde motive olmuştu. Ama şimdi tamamen tükenmiş enerjisi ve yediği büyük psikolojik darbe ile birlikte ne tek bir nefes daha alabilecek gücü ne de bir parça enerjisi kalmıştı.


“Splash!”

 

Zhou Kui’nin bedeni sallandı ve yüz üstü yere düştü. Ve yerden kalkamadı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1067

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 970

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 812

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 768

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 511

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 482

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 272

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 167

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11579 Üye Sayısı
  • 313 Seri Sayısı
  • 16354 Bölüm Sayısı


creator
manga tr