Cilt 15: Bölüm 8-2

avatar
406 2

Terror Infinite - Cilt 15: Bölüm 8-2


Çevirmen: RmLover

Editör: Mariposa

 

Bu dünyaya gireli beş gün olmuştu. Şifreyi çalmak için gizlice binaya girmenin dışında Zheng, Xuan'ın planına göre binaya gitmeye devam etti. Ve dikkat çekmek için ellinci kata kadar çıktı. Her seferinde güvenlik kameralarının olduğu yerden yürüdü. Umbrella Şirketinde beş gün geçirmişti ancak kimse onu aramıyor gibi görünüyordu. Kimse onu yakalamaya gelmemiş hatta kimse onun peşinden bile gitmemişti.

 

"Off, bugün de hiçbir sonuç yok gibi görünüyor." Zheng mesaisi biten insanlarla birlikte binadan ayrıldı. Birkaç gündür işçi gibi takılıyordu, her zaman erkenden gelip günün sonunda üzgün bir ifade ile ayrılıyordu. Normal bir çalışana göre daha nitelikli gibi görünüyordu.

 

On saniye sonra Lan birden konuştu: “Hayır. Birisi seni takip ediyor. Gizlenen çok sayıda insan var ve çatıda birkaç keskin nişancı var. Silahlara birkaç özel kurşun koyuyorlar, güçlü bir anestezi olabilir. Ne yapacağız?" Lan'ın sesi biraz endişeli görünüyordu. Bunun eninde sonunda olacağını biliyordu ancak Zheng'in etrafı sarıldığında biraz endişeli hissetti.

 

Zheng'in gözleri odağını yitirmişti. Ruh bağlantısı aracılığıyla Lan'a söyledi: "Sorun yok. Görüntüleri bana gönder. Yakalanırsam saldırıp kendinizi açığa çıkartmayın sakın. Tarama ile beni takip et ve gidip Xuan'a söyle. Şimdilik takımı ona bırakacağım."

 

Dragonshard kolyesini yüzüğüne koydu. Gelmeden önce saklama çantasını Xuan'a vermişti. Herkesin silahı o çantadaydı. Endişelendiği tek şey yüzüktü. Şirket onu alırsa elinde bir şey olmadan savaşmak zorunda kalacaktı.

 

"Lan, yüzüğün üzerinde bir çeşit iz bırakabilir misin? Bu sayede eğer götürülürse onu hızlı bir şekilde bulabiliriz." Zheng bir an için düşündü ve sordu.

 

Lan hızla cevap verdi. "Evet. Bu mümkün. Yalnızca üzerine biraz ruh gücü takmam lazım. Zheng, dikkat et. Sana bir şey enjekte ederlerse direnmek zorundasın. Görevi başaramasak bile senin..."

 

"Sakin ol, sakin ol. Merak etme. Bana hiçbir şey olmayacak!” Zheng güldü ve sonra ileriye doğru yürüdü.

 

Çok geçmeden bir düzine güvenlik görevlisi etrafını sardı. Kalabalığı  bir kenara itmişlerdi. Yaklaşık on tanesi dikkatli bir şekilde bakıyordu. Kalabalık da bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti ve koşarak uzaklaşmaya başladı. Bölgede yalnızca Zheng kalmıştı.

 

Zheng bu durumu eğlenceli buldu. Şu anki fiziksel değerleriyle, bir fili bile bayıltabilecek anestezi onun üzerinde işe yaramazdı. Ayrıca onda vampir kan bağı ile ejderha hücreleri vardı. Bu yüzden T-Virüsü bile hücreleri tarafından yutulabilirdi.

 

Daha sonra kararını verdi ve kaçmaya çalışıyormuş gibi davrandı. Birkaç adım attıktan sonra silah sesleri duyuldu. Sırtında, omzunda ve bacağında bir acı ve uyuşma hissetti. Daha sonra yere düştü. Ancak bu uyuşma hızla ortadan kayboldu. Bu anestezi dozu onu bayıltmadı. Ancak yakalanmak için gözlerini kapattı ve orada yattı.

 

Güvenlik görevlileri konuşmaya başladı. Yaklaşık bir düzine adam ona doğru koştu. Birkaç siyah sedan Zheng'in yanına doğru geldi ve içinden birkaç insan çıktı. Ellerine yeşil bir solüsyon şişesi aldılar ve Zheng'in omzuna enjekte ettiler. Bu şey enjekte edildikten sonra Zheng sanki uyumak istiyormuş gibi uykusunun geldiğini hissetti. Qi'si ile tepki veremeden önce uykuya daldı.

 

Zheng gözlerini açtı ve sonra aniden ayağa fırladı. Dikkatli bir şekilde etrafına baktı. Neler olduğunu hatırlaması birkaç saniyesini aldı. Bu korku terlemesine neden oldu.

 

Yaşanan şeyler gerçekten korkunçtu. Şirketin iç tesislerine girmek için sadece rol yapmayı planlamıştı. Şirketin onu bayıltabilecek bir teknolojiye sahip olduğunu hiç düşünmedi. Böylesine güçlü bir bedeni bayıltabilmeleri gerçekten etkileyiciydi.

 

Zheng dikkatli bir şekilde etrafı inceledi. Gizli ve geniş bir odanın içerisindeydi. Odanın içindeki tek şey metal kapıydı. Duvarlar da metaldi. Burası belli ki hapis gibi bir yerdi.

 

Daha sonra vücuduna baktı. Hiçbir yarası yoktu. Yalnızca anestezi mermilerinin izleri vardı. Boyunda metal bir tasma vardı. Bu şey onu şaşırttı. Muhtemelen filmdeki gibi bir butona basınca patlayan tasmalardan biriydi.

 

Zheng düşünürken kapıya doğru yürüdü. Kapıya dokunduğu anda elektrik çarptı. Pah! Elektriğin etkisiyle yere düştü. Sol kolu titriyordu.

 

Odada olan her şey güvenlik kameraları aracılığıyla aktarılıyordu. Siyah kıyafetli adamlar şaşkınlık içerisinde gözetim odasını izledi. ''Tanrım! Bu elektrik akımı normalde bir insanı kül etmeliydi ancak adamın sadece kolu titredi. Baksana, ayağa kalktı. Canavar lan bu!"

 

“Haklısın. Harbi canavar." Arkalarında laboratuvar önlüğü giymiş orta yaşta bir adam vardı.

 

Zheng'e doğru monitörden elini sallayarak konuştu: "Fiziksel özellikleri bir canavar gibi. Yeni hücre zayıflatma ilacımız onu yalnızca üç saat bayılttı. Normal bir insan, bu adam için kullandığımız ilacın onda biriyle hücreleri ölene kadar bayılırdı. Ancak bu adam hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı. Üzerinde yaptığımız geçici testlerin sonuçlarını biliyor musunuz? Kas ve hücresel gücü normal bir insandan on kat daha üstün. Onu bir süper insan olarak düşünebilirsiniz. Bu sonuçlar yalnızca fiziksel testlerden elde edildi. Daha da önemi vücudundaki G-Virüsü ikinci kez evrimleşmiş."

 

"Ben şimdi gerçekten evrimleşmiş bir G-Virüsü olduğuna inanıyorum. Hücrelerinin inanılmaz bir üreme yeteneğine sahip olduğunu keşfettik. Bu hem canlılığını hem de kendini iyileştirmesini etkileyen güçlü bir etki. Bu hücrelerin enjekte edildiği normal bir insanın vücut değerleri en fazla iki katına çıkar. Bu hücreler çok fazla canlılık bile içerebilir. Bu hücreler enjekte ettiğimiz deney fareleri öldü. Eğer hücrelerin bu geri tepmesine dayanabilirsek..." Orta yaşlı adam, Zheng'den G-Virüsünü çıkartma ve hücrelerin geri tepmesini engelleme konusunda kendi iç dünyasında boğulmuştu. Sonunda delirmiş bir bilim insanı gibi davrandı. Hem gülüyor hem de ağlıyordu. Bu durum siyah giyinen adamlara bir ürperti verdi.

 

Zheng yerde otururken kolunu etrafa doğru salladı. Oradan çıkmak için elektrik akımını engelleyebilirdi. Yıkım moduna girerse burayı bir çok farkı yoldan yok edebilirdi. Onu rahatsız eden şey Lan ile bağlantı kuramamasıydı. Zihninden ne kadar denerse denesin hiçbir cevap alamıyordu.

 

Zheng düşünde ve sonra aniden bir adamın sesi geldi. "Merhaba, Mr. Zheng. Size kendimi tanıtayım. Ben, senden sorumlu olan araştırma ekibinin başkanıyım. Bana takım lideri de diyebilirsin. Adımı bilmene gerek yok. Bence çok iyi anlaşacağız, değil mi Mr. Zheng? Ya da sana, G-Virüsü taşıyıcısı mı demeliyim?"

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19482 Üye Sayısı
  • 802 Seri Sayısı
  • 39048 Bölüm Sayısı


creator
manga tr