Cilt 14: Bölüm 27-1

avatar
440 1

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 27-1


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Zero her zaman çok umursamazdı. Bu Xuan'ın umursamazlık seviyesinden daha farklı bir türdü. Onunki bir savaşçı içgüdüsüydü ve bu sayede kendisini gözlemci bakış açısı yerine koyup, nişan aldığı sırada kendisini kaybetmiyordu. Bu sayede sakin bir şekilde ateş edebiliyordu.

 

Zheng'den emri alır almaz taramada işaretli olan bölgeye doğru ilerledi. Gauss tüfeğini ayarladı ve deliğin giriş kısmına doğrulttu. Güvende olmaları için son patlayıcı mermisini hazırda tuttu. Daha sonra yere çömelip bekledi. Etrafında büyük böcekler dolanıyordu fakat o sanki böcekler yokmuş gibi hiç kıpırdamıyordu. Sessizce bekledi.

 

Gando böceklerden dikkatle kaçınarak Zero'nun yanına geldi. Bu böceklere, biraz temasa geçse saldırıya uğrayacakmış gibi davrandı. Fakat kolunda duran Nick bağırıyordu. Bu iki korkağın bir arada olması, Zero'nun yürümek için çok çaba harcamasına sebep oldu. Ayı robot yere oturdu. Bir daha kıpırdamak istemiyormuş gibi görünüyordu.

 

"Fumoffu!" Robot konuştu.

 

Zero sakin bir şekilde cevap verdi: "Elindeki ruh gücü kullanıcısı ne alemde? Ruh bağlantısını kullanmasını sağla."

 

O an Gando bunu fark etmiş gibi göründü. Robot Nick ile Fumoffu şeklinde konuştu ve daha sonra zihinleri bağlandı.

 

Gando dikkatli bir şekilde sordu: "Bir suikastçı olduğunu duydum. Korkmuyor musun? Ölüm korkusunu, öldürülme korkusunu hissetmiyor musun?"

 

Zero başını çevirmeden cevap verdi: "Korkuyorum. Herkes ölümden korkar. Bu korkuyu atlatmış olan insanlar ölümden çok uzakta olmaz. Ancak ölüme kıyasla önemli bir şeyi kaybetmekten daha çok korkuyorum."

 

Bu mevzu Gando'nun ilgisini çekti. "Ne gibi şeyler? Ne gibi önemli şeyleri kaybetmekten korkuyorsun?"

 

"Dostlarım, geleceğim!" Zero konuştu: "Dostlarını anlıyorum ama gelecek derken ne demek istiyorsun? Bu diyarda ölünce kaybettiğin geleceğin mi?"

 

''Hayır! Bu hayatta kalmaya daha çok sarılman için bir bahane. Bu bahaneyi kaybetmek istemiyorum." Zero hareket etmeden yere çömeldi. Düşünceleri ruh bağlantısı aracılığıyla geldi.

 

"Hayatta kalmak için bahane mi?"

 

Zheng, Roste ve Nick'i uzattı ve böcek sürüsüne doğru ilerledi. Bu sefer Klendathu'nun aksine tüm gücünü ortaya çıkarmıştı. Işık bıçağını, tüm fiziksel değerlerini ve hareket tekniğini kullanıyordu. Bıçakla anında parçalara ayrılan böcekler tepki bile veremiyordu.

 

Zheng, paramparça olan böceklerin üzerine bastı ve ileriye doğru ilerledi. Dar bir deliğe girip birkaç tünelden geçti ve beyin böceğinin arkasından dolandı. Plan, beyin böceğini Zero'nun olduğu yere sürüklemekti. Filmin bitip bitmeyeceği, Zero'nun hedefini vurup vuramayacağına bağlıydı.

 

"Lan, tüm böcekleri işaretle. Bunu yapamıyorsan Snow sana yardım etsin. Tüm bu tür böceklerin yerini öğrenmem gerek. Beyin böceğine ulaşmadan önce muhafızları ile karşılaşamam." Zheng, Lan ve Snow'a söyledi.

 

İki ruh gücü kullanıcısı hızla tüneldeki böcekleri işaretledi. Savaşçı böcekler, patlayıcı böcekler ve birkaç sıçrayan böcek tavanda asılı duruyordu. Muhafız böcekler de işaretlenmişti. Bu böceklerin siyah dış kabukları vardı ve beyin böceğinin etrafını bin metre sarmışlardı. Hızları ve güçleri normal savaşçı böceklerden çok daha yüksekti.

 

Zheng koşarken taramayı inceledi. Ne yazık ki dörder kişiden oluşan en az üç  tane muhafız böcek grubuyla karşılaşmak zorundaydı. En çok endişelendiği şey bu böcekler tarafından yaralanmak değildi çünkü bu mümkün değildi. Bu böceklerin onu yavaşlatacağından korkuyordu. Asıl amacı beyin böceğini sürüklemekti. Beyin böceği farklı bir yöne giderse böcekler tarafından etrafı sarılan gruptan birisi ölebilirdi. Takımda en güvenli yerde olan Zero bile bu işten nasibini alabilirdi.

 

"Muhafız böcekler, gözleri ve eklemleri dışında bu sert dış kabuğun içine sarılmış. Ancak dış kabukları ne kadar sert olursa olsun, eklemleri saldırılara dayanamaz. Bu senin şansın. Bence kılıcını kullanmadan Patlama moduyla daha fazla hasar verebilirsin." Xuan konuştu:

 

''Bu doğru fakat elimde silah varken bu böcekleri ellerimle parçalara ayıracağımı nereden düşündün?" Zheng, Xuan'ın önerisine pek kulak asmamıştı.

 

Xuan'ın fikirleri çok mantıklıydı. Zheng büyük bir güç kullanarak eklemleri kırmanın, Kaplan'ın Ruhu'ndan daha etkili olduğunu anladı. Ancak böyle bir silahı varken bunu yapmak onu iyi hissettirmezdi. Xuan hiç umursamadan bu fikri önerdi. Çok mantıklı olan ve normal olan insanlar arasında farklılıklar vardı.

 

Zheng kendi kendine şikayet etti fakat yine de ilerlemeye devam etmek zorundaydı. Hızla birkaç ufak tünelden geçti. Taramada beyin böceğinin yavaşladığı gözüküyordu. Bu iyi bir mesaj değildi çünkü bu durum beyin böceğinin onların amacını anladığı anlamına gelebilirdi. Çin takımına doğru ilerlemeye devam edip etmemesi gerektiği konusunda tereddüt ediyordu. Zheng beyin böceğinden on kilometre ötedeydi ve aralarında üç tane muhafız böcek grubu vardı. Bu böcekler son engeldi.

 

''Hay s*keyim! Tereddüt etmek için vakit yok!" Zheng bağırdı ve daha sonra kılıcıyla birlikte tünelden sıçradı.

 

Kılıcı yatay bir şekilde savurdu ve önüne çıkan düzinelerce savaşçı böceği öldürdü. Daha sonra böceklerin titreyen uzuvlarına bastı. İlk muhafız böcek grubu önünde belirdi. Bu üç siyah savaşçı böceğin boyu diğerlerine göre daha büyüktü ve bir tür zekaları var gibi görünüyordu. Böcek sürüsünün içerisinde kaldılar ve acele edip etrafa koşuşturmadılar.

 

Zheng ileriye doğru atladı ve daha sonra altı metre yükseklikten yere düştü. Kaplan'ın Ruhu'nu yere doğru savurdu ve muhafız böceklerin önündeki savaşçı böcekleri yarıya kesti. Bu savaşçı böceklerin ışık bıçağı karşısında hiç şansı yoktu. Ancak ışık bıçağı muhafız böceklerin siyah dış kabuğu ile temasa geçtiğinde, sanki iki metal çarpışmış gibi kıvılcım çıktı. Işık bıçağı dış kabuğu bir santimetre oydu ve daha sonra durdu. Zheng yere geri indi.

 

"Düşündüğüm gibi işe yaramadı. Yeterince güç kullanmıyor muyum yoksa?" Zheng kendi kendine mırıldandı.

 

Ancak şimdi düşünmenin sırasının olmadığının farkındaydı çünkü fazla miktarda böcek her yönden etrafını kuşatmıştı. Ayrıca yukarıdan rüzgar uğultusu da geliyordu. Muhtemelen sıçrayan böceklerden geliyordu bu sesler. Bu şekilde devam ederse kapana kısılacağını biliyordu. Bu yüzden hemen Patlama Tekniği'ni etkinleştirdi ve muhafız böceklere doğru atladı. Bastığı kaya paramparça oldu.

 

İlk muhafız böcek, gelen saldırı karşısında sersemlemiş gibiydi. Diğer iki böcek de kanatlarını açıp Zheng'in biraz altına kadar sıçradı. Aralarında yalnızca iki metre vardı. Kıskaçlar, Zheng'in suratını teğen geçti. Böcekler yere düşerken Zheng havada durmaya devam etti. Yaşadığı şey onun sırtından soğuk terler akmasına neden oldu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18381 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37593 Bölüm Sayısı


creator
manga tr