Cilt 14: Bölüm 19-2

avatar
461 0

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 19-2


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Kız kısa bir süre duraksadıktan sonra öfkeyle konuştu: "Ne demek istiyorsun? Haddini aşıyorsun. Arıların dışında bir yeteneğimin olmadığını mı sanıyorsun? Güçlü yetenekleri olmayan üyemizin olmadığını mı sanıyorsun? Sizin en güçlü takım olduğunuzu kabul etmiş olmama rağmen hepimizi öldürebileceğini düşünme sakın! Hepimizi öldürsen bile bunun bir bedeli olur!"

 

Xuan duygusuz bir şekilde konuştu: "Sizden gelecek ufak miktardaki puan ve ödüllere ihtiyaç duymuyoruz. Yalnızca bu tehlikeden kurtulmamız lazım. Başka bir zayıf takımın daha olduğunu unuttun mu? Puanları ve ödülleri onlardan toplayacağız. Dört dakika otuz saniye kaldı. Seçimini yap.”

 

Kız şiddetle cevap verdi: "Gerçekten bizi çaresizliğe mi bırakacaksın? Dostunu öldürmemizi mi istiyorsun? İki bin hatta belki de daha fazla puan senin için önemli değil mi? Değilse onu şimdi öldüreceğim."

 

Xuan soğuk bir gülüş sergileyip cevap vermek üzereydi ancak Zero bir adım atarak onun önüne geçti. Fazla duygusal olmayan Zero, Xuan'a bakarak konuştu: "Xuan, bırak Gando yaşasın. Onu öldürmenin sana bir faydası yok. Bence Zheng de Gando'yu kurtarmak istiyor. Onu ölüme sürükleyerek ne yapmak istiyorsun? Bırak gitsin. Daha önce olan şeyleri anladım. Bu onun için adil değil.”

 

Xuan sessizce Zero'ya baktı. Keskin nişancılar genelde birkaç kelime konuşan adamlardı ancak Gando için çok fazla şey söylemişti. Ancak Xuan, Zheng'in sözlerini görmezden gelemediği gibi Zero'nun sözlerini de görmezden gelemiyordu. Başını salladı ve daha sonra zihni aracılığıyla konuştu: "Senin tarafında yer alan kaç insan var? Bu insanlar arasında kurban var mı? Yeteneklerin neler? Savaşta nasıl mücadele ediyorlar? Cevap ver yoksa bu yıldız gemisini dört dakika içinde terk edeceğim. Sorumluluk bende değil." Son cümle Zero'ya idi.

 

Kız bir süre duraksadıktan sonra mırıldandı; "Yanımda iki kişi daha var. Ben dahil olmak üzere üç kişiyiz. İki kişi amiral gemisinde liderinizle savaşıyor. Biri bilgi ağı yıldız gemilerinden birinde öldü. Birimizi burada size verebiliriz. Yeteneklerim ise büyücülük. Ruh gücünü saldırmaları için arılara dönüştürebilirim. Ruh gücü kullanıcıları bu arılar için kolay lokma. Bunun dışında birini lanetlemek için kendimi feda edebilirim. Bu kişinin bunu, Tanrı'nın boyutuna geri götürebileceğini sanmıyorum. Sonunda kendi ruh gücü kullanıcımız var. Bu yüzden çok fazla saldırı yeteneğimiz yok. Gitmemize izin verdiğiniz zaman bu laneti kolayca kullanacak kadar aptal değilim."

 

Xuan başını salladı: "Bu meseleyi daha sonra konuşacağız. Şimdi söyle bakayım, yakaladığını kişi bizim takım üyelerinin isimleri ve yerleri hakkında neler söyledi? Hangi gün söyledi? Nasıl söyledi? Ve ona ne sordunuz?"

 

Kız biraz duraksadıktan sonra Gando'yu nasıl sorguladıklarından ve nasıl aklına girdiklerinden bahsetti. Daha sonra sabah vakti Gando'nun ruh gücü kullancısı dışında Çin takımının tüm üyelerinin isimlerini söylediğinden bahsetti. Neos'un sorularından ve Gando'nun verdiği cevaplara kadar değindi. Kız bunları aceleyle söylediği için bazı detayları atlamıştı ancak mevzu genel olarak bu şekildeydi.

 

Öyle mi? İlginç. Gerçekten ilginç bir şey oldu. Beklentilerimi aştı." Xuan gözlüğünü düzeltti: "Güzel. Teslim olmanıza razıyım. Dikkat etmen gereken iki nokta var. Bir, ruh gücü kullanıcınızı koruyacağız. Çin takımına zarar verecek herhangi bir şey yaparsanız ruh gücü tarayıcınızı öldürürüz. İki, takımın geri kalanı Güney Amerika takımına karşı olan savaşta bize katılmalı. O zaman yaşama şansınız da düşük olabilir. Bana bir cevap ver."

 

Mağlup olmuş bir ses tonuyla cevap vermeden önce iki dakikalığına sessizliğe büründü: "Peki. İsteklerini kabul ediyorum. Ama bizim güvenliğimizi nasıl temin edeceğini sormak istiyorum? Bizi öldürerek çok miktarda puan ve ödül elde edebilirsin. Bu fırsatı öylece pas mı geçeceksin? Yaşamamıza müsade etmediğin sürece son ana kadar mücadele edeceğiz."

 

Xuan başını salladı: "Bu bir sorun değil. Teslim olmayı kabul ettiğiniz an bu yıldız gemisini terk edeceğiz. Öldüreceğimiz iki kişi ve amiral gemisindeki diğer bir kişi bu yıldız gemisine gelecek. Gando'yu salmanız için size yirmi dört saat vereceğim. Ruh gücü kullanıcınız da onunla birlikte gelecek. Yirmi dört saat geçerse ateş için tüm yıldız gemilerine emir vereceğim. Bu yüzden kaçmaya ya da direnmeye çalışmayın. Gerçeği söylemek gerekirse başınız belada. Bizden birini de kendinizle birlikte cehenneme çekebilirsiniz ancak size yaşama imkanı sunmam için bana güvenip risk de alabilirsiniz. Seçim senin.''

 

Xuan ile yaptığı konuşma kızın hem fiziksel hem de mental açıdan yorulmasına neden olmuştu. Yerde baygın bir şekilde yatan siyah adam ile yanındaki ufak kıza baktı. Daha sonra yanda oturan Gando'ya döndü fakat içerisinde büyük bir endişe hakimdi. Kıza mırıldandı: "Snow. Özür dilerim. Bunu yapmak zorundayım. Rose bana Mumya filminden bahsetti. Takımımızın ana üyeleri yaşadığı sürece Mumya filmine girene kadar yaşayabildiğimiz zaman Neos'u canlandırabileceğiz. Bağışla beni Snow. Burada ölmesine izin veremem!

 

Snow gülümsedi ve elini tuttu: "Merak etme Aya. Ben de Neos'un ölmesini istemiyorum. İtaat edeceğim ve direnmeyeceğim."

 

Aya, Snow'un kolundan tuttu ve bağırdı. Gando derin bir nefes vererek rahatladı. Hemen yere yatarak kendisini rahatlattı.

 

Xuan, Zero ve Lan geldikleri yere doğru ilerledi. Zero aniden sordu: "Xuan, bana tüm olayı anlat. Hala anlamadım. Gando'yu öldürmeyi planladığını biliyorum ama neden sonunda gitmesine izin verdin? Hepimizin ismini açığa çıkarmadığı için miydi? Bu senin yapacağın iş değil."

 

Xuan sakince cevap verdi: "Aslında onu öldürmeyi planladım. Klendathu'da takımın emirleri konusunda şüphelenmişti. Takımda belirsizlik oluşturacağı için yarardan çok zararı olacaktı. Buna tahammül edemezdim ve bu yüzden onu öldürmekten başka seçenek yoktu. Planın formatı yüzünden onu yem olarak kullanmaya karar verdim. İlk tahminlerime göre o günlerde ölmesinin yüzde elli ihtimali vardı. Ama ölmedi. Bu benim ilk testimdi. Bizi ifşa edecek kadar ölümden korkup korkmadığını test ettim. Eğer etseydi onu kesinlikle öldüreceklerdi. Zheng'in onu öldürmek istediğimi bilmesini engellemek oldukça zahmetliydi. Aksi halde yüzde doksan ihtimalle planı durduracaktı. Gando ayrıca diğer takımın stratejistinin kafasını karıştırmak için bir yem görevi gördü."

 

"Plan sorunsuz ilerledi. Yerleştirdiğim hiyeroglifleri gördü. Bu yüzde elli şans olan bir kumardı ancak Gando yeterince şanslıydı. İkinci testim de yeteneği üzerineydi. Eğer rakip takımın böyle plan yapan bir strateji uzmanı olsaydı, Gando'nun ruh gücü kullanıcısı dışında herkesin ismini söylemesinden kesinlikle şüphelenirdi. Gando nasıl tepki gösterdi? Hiyeroglifleri söyledi mi? Yalan mı söyledi? Yoksa bize ihanet mi etti?"

 

"Bu kurduğum bir tuzaktı. İşler zaten o noktaya vardığında hiyeroglif mesajı bilip bilmemelerinin bir önemi yoktu. Bizimle uzlaşıya varmadıkları sürece yalnızca kendi planlarına devam edebilirlerdi. Asıl amaç Gando hayatta kalabilecek mi? Kalacaksa nasıl kalacağı ve değerinin gösterdiği belirsizlikleri aşıp aşmadığını test etmekti. Zheng Gando'nun yaşama arzusunun son derece kuvvetli olduğunu söyledi. Tıpkı kendisi gibi. Daha sonra arzusunu görmek istedim. Bu arzu tehlikeli durumlarda ortaya çıkacak mı onu merak ettim. Başarırsa ona, takıma aidiyet duygusunu kazanması için çeşitli senaryolar hazırlayacaktım. Büyük potansiyeli olan bir insan beni bu planları yapmaya sürükledi."

 

"Yaptığım testlere ve edindiğim bilgilere göre kendisinde yaşama arzusu, güçlü yetenek ile zeka ve yeterince şans var. Testimi geçti. Artık Çin takımının bir üyesi."

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18291 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37538 Bölüm Sayısı


creator
manga tr