Cilt 13: Bölüm 5-4

avatar
1163 0

Terror Infinite - Cilt 13: Bölüm 5-4


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Mumya filmi dünyasında, çok sayıda bonus görev vardı. Yedi Kristal Kafatası'nın, Atlantis teknolojisine öncülük ettiği dedikoduları da doğru olabilirdi. Ancak bu bonus görev hakkında ellerinde ipucu yoktu.

 

"Ana karakterler nereye giderlerse gitsinler sorun çıkaracaklar."

 

Bir sonraki günün sabahı. Herkes Ölüler Şehri'nin kalıntılarının içerisindeki mihrabın önüne geldi. Zheng, hala Xuan ile altın maske görevini konuşuyordu.

 

Xuan konuştu: "Jojo'nun Tuhaf Maceraları mangasını gördün mü hiç? Hikayenin başında insanları vampire döndüren altın bir maskeden bahsediyordu. Bu vampirler, yeterli kanı bulduğu sürece ölümsüz oluyorlardı, ancak güneş ışığı ve gümüşten tırsıyordu. Eğer bu da aynı maskeyse bir gerçekten kesinlikle eminim."

 

*Mangadaki maske Azteklerden kalma Taş maske.

 

Zheng, kafası karışmış bir şekilde sordu: "Hangi gerçekten bahsediyorsun? Net konuş."

 

Xuan başını salladı: "Önce takım üyelerini canlandır. Sonra söyleyeceğim."

 

Zheng'in kafa sallamaktan başka seçeneği yoktu. Kampa ve WangXia mihrabın yanına yaklaştıktan sonra Zheng, Amun-Ra'nın kitabını çıkardı. Tanrıdan gelen bildirimlerden sonra, canlandırma maliyetinin birkaç kişi tarafından karşılanıp karşılanamayacağını sordu.

 

(Mümkün! Demek ki...)

 

Tanrı'nın verdiği cevap heyecanlanmalarına sebep oldu. Her biri planladıkları gibi 4000 puan ve ödülleri verdi. İki insanı canlandırmak için bunlar yeterliydi.

 

"Zero'yu canlandır."

 

Çölün üzerinde bir grup, Ölüler Şehri'ne doğru ilerliyordu. Zero, taş bir sütuna dayanmış bir şekilde gruba ateş ediyordu. Yanındaki adama cevap verdi ve daha sonra havadan gelen bir iğne kalbine saplandı. Gauss nişancı tüfeği de çöl kumunun üzerine düştü.

 

Lüks bir köşkün içerisi. Ufak bir çocuk mutlu bir şekilde gülüyordu. Hemen yanında nazikçe gülümseyen bir kadın ve bir erkek vardı. Silahlı bir grup köşkün içine girdi. Çocuk bir adamın annesini tuttuğuna ve babasının kalbinden yediği kurşuna tanıklık etti. Babasından fışkıran kan çocuğun suratına sıçradı.

 

Sonra tüm ömrünü bir suikastçi olana kadar çalışarak geçirdi ve artık gülmüyordu. Çaresiz bir şekilde köşke geri döndü. O utanmaz kadın artık orada değildi. Birkaç yıl önce ölmüştü. Onun yerini güzel bir kız ve onun ufak kardeşi almıştı. Ancak genetik cinsel eğilimi, çocuğun ufak erkek kardeşe aşık olmasına sebep oldu. Bu yüzden onu ve adamı öldürdü. Sonra ise kendisini öldürmek için hazırlandı.

 

Zero mihrapta ortaya çıkarken Zheng, bu görüntüleri gördü. Derin bir nefes aldı ve bunları hafızasına gömdü. Sonra aniden herkesin arasında bir şeyler düşündüğünü fark etti. Bu dünyaya, gerçek dünyadan umudunu kestiği için gelmişti. Oysa herkes için gerçek dünya çaresiz bir yerdi.

 

Zero, gözlerini açtı ve vücudunu gerdi. Her zaman çok dikkatliydi. Zheng'i gördüğünde rahat bir nefes aldı. Ama Xuan ile Kampa'yı görmesi biraz kafasını karıştırdı. Eliyle kalbine dokundu. İğneyle açılan deliğe dair bir iz yoktu.

 

Zheng, Zero'ya baktı ve sordu: "Yine benim yanımda savaşacak mısın?"

 

"Ölene kadar!" Cevabı kısa ve netti.

 

Zero etrafına baktı ve sonra mihrabın dışına çıktı. "Neler oldu? Neden Ölüler Şehri bu halde? Hint takımı mı yaptı? Kampa ile Xuan niye burada? Ve bu adam kim?"

 

Zheng Zero'nun omzuna dokundu ve dedi ki: "Kardeşim, bunları açıklamak uzun sürecek. Ama şöyle özet geçeyim; Hint takımıyla olan savaş esnasında sen öldün. Biz de bir eşya ile seni canlandırdık. Haha, hayatta olmak her zaman güzel bir şey."

 

Zero başını salladı ve kenara geçti. Sonra acı bir şekilde gülümsedi: "Tüfeğim...neyse boşver gitsin. Yeniden canlanmak zaten muhteşem bir şey. Diğerleri nerede?"

 

Zheng konuştu. "Neler olduğunu daha sonra anlatacağım. Birini daha canlandıracağız." Daha sonra Amun-Ra'nın kitabını mihraba yerleştirdi ve yeniden bildirimi aldı.

 

"Zhan Lan'ı canlandır."

 

Herkes puan ve ödülü ödedi. Kitabın üzerinde bir ışık parladı ve çok sayıda görüntü Zheng'in zihnine girdi.

 

Birkaç kişi yolda yatıyordu ve birkaç kişi de ayaktaydı. Bir grup insan, bir adamın ve iki kadının etrafını sarmıştı. Adam kollarını açmış, gülümseyerek arkasındaki kadınları koruyordu. Daha sonra adam kanlar içerisinde yere düştü. Hemen ardından kadınlar da lazer silahlarıyla vuruldu. Ama kadın ölürken hala gülümsüyordu.

 

Uzun bir adam ile bir kadın, el ele tutuşup konuşarak sokakta yürüyordu. Çıkmaya başlayalı iki yıl olmuştu ancak sadece el ele tutuşuyorlardı. İkisi de birbirinin ilk aşkıydı. Bu aşkın sönmesini istemiyorlardı. Bu çift, ilişkilerinin ilerleyişinden memnundu ve evlilik planları yapmaya başlamıştı. Yeterli parayı biriktirdikten sonra geri kalan hayatlarında mutlu bir şekilde birlikte yaşayabileceklerdi.

 

Yürüdükleri esnada bir hırsız, kadının cüzdanını çaldı ve önlerinden koştu. Adam hırsızı kovalamaya başladı. Hırsızı yakaladıktan sonra kenarda duranlar, sanki bir dizi izliyormuş gibi umursamaz tavırlarla olana bitene baktılar. Hırsız, adamı karnından bıçakladı ve kaçıp gitti.

 

Kimse adamı hatırlamadı. Bu durumda dava, kasıtsız adam öldürme suçundan nefsi müdafaya dönüştü. Bıçağı saplayan kişi kahraman olarak ilan edildi. Kadın ise hırsızın erkek arkadaşı olduğunu söyleyerek şikayetini geri çekti.

 

Bu adil bir karar mıydı? Adalet bunun neresindeydi? Artık paranın ve siyasi etkinin sözü geçerdi. Kimse bıçaklanan adamı hatırlamayacaktı. Adamın hayatı hiç kimsenin haberi olmadan darmaduman oldu.

 

Kadınsa gerçek dünyaya olan inancını kaybetti ve intihar etmeyi düşündü. Daha sonra önüne Evet mi; Hayır mı sorusu çıktı ve bu dünyaya geldi. Burada, sevgilisine çok benzeyen biriyle tanıştı. Ama bu kişi daha güçlüydü ve onu koruyabilirdi. Onun gibi birisi, ondan önce ölmezdi. Yavaş yavaş bu adama aşık oldu.

 

Bu gerçekten aşk mıydı? Yoksa değil miydi? Zheng bilmiyordu. Mihrabın üzerinde ortaya çıkan Lan'ı görünce duyguları karmakarışık bir hal almıştı. Bembeyaz suratıyla Lan oracıkta uzanıyordu. Yavaş yavaş gözlerini açtı. Gördüğü ilk kişi Zheng oldu. Lan'ın gözlerinden hemen yaşlar akmaya başladı. Kollarını açtı ancak etrafta başka kişilerin de olduğunu görünce suratı kızardı.

 

"Burası? Ölüler şehri mi? Ben neden buradayım? Ölümcül Deney filminde öldüğümü hatırlıyorum." Lan etrafa baktı ve şaşkınlıkla sordu.

 

Zheng güldü ve başını salladı: ''Haklısın. Burası Ölüler Şehri. Ölümcül Deney filminde de öldün. Merak etme. Şu an hayattasın. Bu uzun hikaye. Hadi gidelim. Önce askeri kampa geri döneceğiz."

 

Zheng, onları Ölüler Şehri'nden çıkardı. Nedense Lan'ın gözlerine bakmaktan korkuyordu. Gözlerindeki yaşlar çok şey ifade ediyordu, Zheng'in kaldıramayacağı bir yük gibiydi.

 

"Bu sadece başlangıç. Dostlarımı tekrardan toplayacağım. Şeytan takımına rakip olana kadar daha da güçlenmeyi sürdüreceğiz. Hep birlikte onları alt edelim!"

 

Zheng, bu sevgi yükünü bir kenara koyup bağırdı: Sesi, tüm Ölüler Şehri boyunca yankılandı.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18103 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37372 Bölüm Sayısı


creator
manga tr