Cilt 12: Bölüm2-1

avatar
1426 0

Terror Infinite - Cilt 12: Bölüm2-1


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

 

Kel adam sordu: ''Dostum, amacın ne senin? Ben Anthony çetesindenim. Garip bir şey yapmayı sakın deneme. Anladın mı?

 

Kampa güldü. Arkadan hafifçe elini salladı, Zheng'den bir şey istiyor gibiydi. Zheng hemen altın bir bar çıkardı, küçük bir parça kesti ve Kampa'ya uzattı.

 

Kampa cebinden bir şey çıkarmış gibi davrandı ve sonra bir parça altını kel adama fırlattı. Kel adam şaşırdı ve altını kontrol etmeye başladı.

 

Kampa adama doğru yaklaştı ve kısık sesle konuştu: ''Kardeşim biz uluslararası paralı askerleriz. Merak etme. Buraya tatile geldik ama valizimizi kaybettik. Bu yüzden elimizde kalan tek şey cebimizdeki altınlar. Bu altınları paraya çevirecek bir çete arıyorum. On beş tane altın barı, piyasa fiyatının yüzde 70'ine satacağız. Senin çeten bu işlerle ilgileniyor mu?''

 

15 tane altın barın yüzde 30'u oldukça fazla para ediyordu, özellikle ufak çeteler için. Kel adam şaşkınlık içerisinde Kampa'ya ve arkasındakilere baktı. Gando'yu görmezden geldi ve Zheng ile Xuan'a doğru yürüdü. Çünkü ikisinde liderlik izlenimi vardı. Zheng bir zamanlar bu konumdaydı ve Xuan sakin ve kendinden emin görünüyordu. Bir süre sonra adam telefonu aldı ve konuşmaya başladı.

 

Birkaç dakika sonra kel adam Kampa'ya dedi ki: ''Patronum doğu bölgesinde sizi görmek istiyor. Gitmek istiyorsanız gelin.''

 

Kampa güldü: ''Gidelim. Gerçekten altınları satmak için bir yer arıyoruz. Git arabayı çalıştır.'' Adam yan koltuğa geçti.

 

Zheng ve Xuan arkaya oturdu. Ancak Gando arabaya binmeden önce bir süre tereddüt etti. Hemen Xuan'a sordu: ''Siz korkmuyor musunuz? Bunlar mafya. Eğer altın barlarınız varsa bunlar bu oyunu kuralına göre oynamaz. Bizde merkezlerine gidiyoruz. Bizi kolayca öldürebilirler.''

 

Xuan sakince konuştu: ''Kampa ve ben hala silahlara karşı kendimizi savunamayız ama Zheng birçok hayati tehdit taşıyan savaşta hayatta kaldı. Bu savaşlarda güçlü hale geldi. Bunu kendi gözlerinle de teyit edebilirsin.''

 

(Kendi gözlerimle teyit etmek mi? Bu gerçekten bir savaşa gidiyoruz demek mi oluyor?) Gando birden koltuğun sert ve rahatsız olduğunu hissetti. Kıpır kıpırdı ve kel adama bakıyordu. Sonra sırasıyla Kampa ve Xuan'a baktı ve en sonra gülen Zheng'e döndü. Üçü de ufacık bile olsa endişeli görünmüyordu. Ancak o hala vücudunu sabit tutamıyordu.

 

Araba köprüye doğru ilerledi. Köprünün diğer tarafı büyük bir şehirdi. Nehir bir denize doğru akıyordu ve şehirde denizin kenarında bir liman vardı. Kargo gemileri bu limandan hareket ediyordu. Muhtemelen adaya gitmek için bu limandan hareket edeceklerdi.

 

Kel adam, yolda ilerlerken Kampa ile konuştu. Muhtemelen onun orduda olduğunu ve paralı askerlik hakkında birkaç şey bilebileceğini biliyordu. Kampa gerçekten bir paralı asker olduğu için tüm sorulara cevap verebilirdi. Yirmi dakika sonra büyük bir binaya ulaştılar. Ancak dördü de kel adamın sürekli bir arabayla bir daire etrafında döndüğünü biliyordu. Paralı askerler hakkında sorduğu sorular sadece bir incelemeydi.

 

Kel adam arabadan indi ve özür dilercesine konuştu: ''Üzgünüm. Patronum sizin amacınızın düzgün olup olmadığını teyit etmemi istedi. Başka bir çeteyle çatışma içerisindeyiz. Bu yüzden herhangi bir sürprizle karşılaşmak istemeyiz. Şimdi lütfen ellerinizi kaldırın.''

 

Birkaç adam arabanın etrafını sardı. Silahlarını Zheng'in grubuna doğrulttular.

 

Zheng elini kaldırmadan önce tişörtüne üç tane altın bar koydu. Bu yüzden ellerini havaya kaldırdığında altınlar yere düştü. Bu görüntü karşısında adamların gözleri biraz seğirdi. Dördü arabadan indikten sonra kel adam gülümseyerek altın barları aldı. Ama arkasını döner dönmez yüzündeki gülücük kayboldu. Adamlar yerde yatıyordu ve Zheng'in grubu hiçbir şey olmamış gibi ayakta duruyordu.

 

Kel adam zoraki bir gülüş sergiledi ve konuştu: ''Hey, kardeşim. Biz sadece kuralları uyguluyoruz. Patronum, silahınız olup olmadığını kontrol etmemiz gerektiğini söyledi. İşleri benim için zorlaştırmıyor musunuz sence? Burası Anthony çetesinin merkezi. Güçlü olsanız bile buradan ayrılmanız zor olacak.''

 

Zheng ellerini kaldırdı ve gülümseyerek konuştu: ''Merak etme. Silahımız yok. Bir daha kontrol edebilirsin ama bize herhangi bir silah doğrultamazsın. Bu durum bizi geriyor. Biz paralı askerleriz, bu yüzden gerildiğimizde neler olacağını bilmiyoruz.''

 

Kel adam dudağını ısırdı. Binadan birkaç adam daha çıktı. Adamlar tam silahlarını çıkarmak üzereyken kel adam onları durdurdu. ''Birkaç bayan sizi arayacak. Silah yoksa patronumu görmeye gideceğiz.'' Üzerinde iki parmak izi olan altın barı kaldırdı ve bir parçasını kırdı. Sonra tek başına binaya doğru yürüdü.

 

Tüm silahlar Na yüzüğünde olduğu için her şey sorunsuz bir şekilde ilerledi. Normalde Kampa'nın EMP tüfeği elinde olsa sokaklarda yürümeleri bile mümkün olmazdı. Birkaç seksi kız vücutlarını ararken Gando'nun suratı kıpkırmızı oldu. Diğer üç kişide hiçbir tepki yoktu. Kızlar duvara doğru birkaç el hareketi yaptı ve sonra hoparlörden bir ses duydular. ''Üç misafirimiz, lütfen onları takip edin. Ben resepsiyon salonunda bekliyor olacağım.''

 

Ses genç bir adama aitti. Kızları lüks bir odaya kadar takip etmekten başka şansları yoktu. Sarışın genç bir adam koltukta oturuyordu. Kel adam ise hemen onun arkasında duruyordu. Üç altın bar ise hemen önlerindeki masada duruyordu.

 

Gando çekingen duruyordu ancak Zheng ve diğer iki kişi oldukça rahattı. Sarışın genç adamın karşısına oturduktan sonra gülerek dedi ki: ''Dostum lütfen otur. Kendini bu kadar gergin hissetme. Öğleden sonra güzel bir takas yapabiliriz.''

 

Zheng Kampa'ya bakarak başını salladı ve sonra Kampa konuştu: ''Burada üç tane altın çubuk var. Geri kalanını başka yerde sakladık. Sadede gel ve bir fiyat ver.''

 

Sarışın adam dedi ki: ''Bu altınların saflığı yüzde 99'un üzerinde. Ama gördüğün gibi çetemizin bu paraya ihtiyacı yok. Aron, sizin tatile çıkmış paralı asker olduğunuzdan bahsetti ve bizim şu anda ufak bir problemimiz var. Bu yüzden sizden küçük bir yardım istiyorum. Sonra bunu gördüm...'' Altının üzerindeki parmak izini işaret etti.

 

Sarışın adam heyecanlı bir hal aldı. ''Bu harika! Sahte MMA'nın aksine Çin Kungfu'sunun olduğuna hep inandım. Bu gerçek bir anlaşma. Hanginiz kungfu biliyor. Bana beş milyon dolar karşılığında öğretebilir mi? On milyon dolara ne dersiniz?''

 

Zheng acı bir şekilde gülümsedi. Niyeti onları altınlar ile şaşırtmaktı, zamanını film karakterleriyle boşa harcamak değildi. Xuan birden konuştu: ''Isla Sorna'yı biliyor musun? Orada son zamanlarda bir şey oldu mu? Limanda birkaç yıkık yer olduğunu gördüm.''

 

Sarışın adam bir an için duraksadı ve sonra dedi ki: ''Tabii ki. Donanma adaya giden yolları kapadı. Dinazorların dışında bitkilerin de eski türlerine doğru mutasyon geçirdiğini duydum. Büyük böcekler var. Ah? Ne oldu ki?''

 

Büyük sorun. Herkes birbirine bakıp düşündü.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18163 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr