"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Terror Infinite - Cilt 10: Bölüm 10-3


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Heng’in sağ kolu kaşınıyordu ve biraz acı çekiyordu. Bu durum onun hem gülmek hem de ağlamak istemesine sebep oldu. Bir an için kolunu kesmeyi bile istedi.

Yanwei, gözlerindeki yaşlarla gülümsedi: ‘’Bu B kademe büyülü bir silah, Aşk Tanrısı’nın yayı. Oku yiyen kişinin sevginin tadını hissetmesini sağlar. Bir mayışma hissediyor musun? Gülmek ya da ağlamak istiyor musun? Sevginin tadı böyle bir şey, ama bu yayın tek etkisi bu değil. Diğer etkilerini denemek isteyeceğini sanmıyorum. Heng, bugünlerde beni hiç düşündün mü?’’ Kız, bir önceki okun hemen yanına bir ok daha yolladı. Diğer ok Heng’in kolunu deldi.

Heng, acı içerisinde çığlık attı. Yaralanan yeri şiddetli bir biçimde kaşıdı. Bu acı, tam aksine onun daha iyi hissetmesine sebep oldu. Dilini ısırdı ve söyledi. Wei, Üzgünüm. Geri geldim, ama…

Kızın gözleri aniden öldürme niyetiyle doldu. Yayı çekti ve Heng’in yanındaki çana okunu salladı. Çanın bir kısmı gümüş alevle sıvı bir hal almıştı. Bu okun hedefi Heng, değildi.

‘’Geri mi gedin? Ne için? Benim birkaç erkek tarafından tecavüze uğradığımı görmek için mi? Sonra beni bir köpek gibi bağlayıp…’’

Yanwei, ağlamaya başladı ancak elleri hiç durmadı. Birbiri ardına attığı oklar Heng’in her tarafını deldi. Her vuruşta Heng, bir çığlık attı. Vücudu bir dakikadan kısa sürede iyice terlemişti.

Heng, mırıldandı: ‘’Wei, sen neden Şeytan Takımı’ndasın. Yani ülkeyi mi terk ettin? Hangi ülkeye gittin? Cidden, ama cidden seni bulmak istemiştim ancak bu cesareti bulamamıştım. Bu yüzden sadece o insanları öldürebildim. Ama bu dünyaya çoktan geri geldiğini bilmiyordum.’’

Yenwei, soğuk bir şekilde güldü: ‘’Asıl halim Çin Takımı’ndaydı. Sadece takımda olduğumu hatırlıyorum. Hangi film olduğunu bile bilmiyorum. Bundan yola çıkarsak, muhtemelen benim asıl halim öldü. Sen tekrar kaçtıktan sonra ölüp ölmediğimi nasıl bilebilirim?’’

Heng’in yüzü bembeyaz ve solgundu. Dudakları titriyordu ancak hiçbir şey söyleyemiyordu. Kalbinde kalan tek şey acıydı. Bu acı kendisi için değil, karşısındaki bu tanıdık uzaylı kız içindi. Bir zamanlar bu kız bir çocuk gibi gülüyordu. İleride nereye gideceklerini, boş vakitlerde ne yapacaklarını, gelecekteki ailelerini ve hayallerini düşünüyorlardı. Fakat bu hayaller kendi elleriyle paramparça oldu. Bunların hepsi onun korkak ve kötü hareketleri yüzündendi.

Çok sayıda düşünce Heng’in zihnini yiyip bitiriyordu. Dişlerini ısırdı Ve konuştu: ‘’Wei, sana kendimi affettireceğim. Ama önce yapmam gereken bir şey var. Eğer bunu bitiremezsem korkak biri olmaya devam edip yine kaçacağım. Artık bir korkak olmak istemiyorum. Lütfen beni affet.’’ Heng, kıza doğru bir ok çekti ve patlayıcı atışlar oku fırlattı. Büyülü ok kızın suratının yanından geçti. Kız kendine geldiğinde Heng, ortadan kaybolmuştu.

Yinkong, vadide sessizce koşuyordu. Duman etrafa yayıldıktan sonra Zheng ile bağlantı kurdu. Zheng’in bulunduğu binaya doğru gidiyordu. Bu duman bir suikastçı için en ideal ortamdı.

‘’Hoho. Hala çok hızlısın, tıpkı bir kedi gibi. Benim şirin bebek suratlı kuzenim.’’

Bir ses çıktı ve ön taraftan bir şey aniden saldırdı. Yinkong, hemen geriye atladı ve tıpkı korkmuş bir kedi gibi etrafına baktı. Bu sesi tanıdı ve hemen hançerini çıkardı. Yüz ifadesi değişmese bile, ondan gelen öfke hissedilebiliyordu.

Karanlıktan yakışıklı ve genç bir adam çıktı. Omzuna kadar saçları, manken gibi vücudu, güzel bir gülümsemesi vardı ve yaklaşık 1,8 metre uzunluğundaydı.

‘’Zhao!Zhui!Kong!’’

Yinkong, adama doğru ilerleyerek öfkeyle bağırdı. Hançeri kalbine saplayacaktı. Zheng ve diğerleri onu daha önce hiç bu şekilde görmemişti. Bu öfke sanki onu tüketecek gibiydi.

ZhuiKong, omzunu silkti ve yere oturdu. Hançer adamın kalbine saplanmıştı ancak Yinkong, fiziksel hiçbir şey hissetmedi. Adamın vücuduna doğru ilerledi. Tıpkı bir yanılsama gibiydi. ZhuiKong, etrafında döndü.

’Saldırıların hala çok şaşırtıcı. Basit ve ileriye doğru. Sen tamamen kusursuz bir suikastçısın. Sakin olursan, seni yenmek için çok çaba sarf edeceğimi düşünüyorum. Kızgın mısın? Bana mı kızgınsın?’’ ZhuiKong, hafifçe gülümsedi.

Yinkong, etrafta dönmeden bir duvara doğru koştu ve duvarı kullanıp ZhuiKong’a doğru geri atladı. Ancak yine vücudunu ıskaladı. Sonrasında soğuk bir şekilde konuştu: ‘’Neden! Neden bunu yaptın?’’

Adam kafasını kaşıdı ve konuştu: ‘’Çok kez yaptım. Hangisinden bahsettiğini bilmiyorum. Bana hatırlatır mısın?’’ Adamın gülüşü oldukça soğuktu.

Yinkong, derin bir nefes aldı. YuKong nii-san’ı öldürdün. İkiniz de benim en çok saygı duyduğum insanlardınız, neden onu öldürdün? Ayrıca Minkong nee-san, ufak kız kardeş NiKong, neden onları öldürdün?

‘’Aiya, bu soruya nasıl cevap vermeliyim? Hoho, bana suikatçı klanından neden ayrıldığımı soracağını düşündüm. Böyle sıkıcı bir soru beklemiyordum. Cevabı basit.’’

‘’Kendimi test etmek istedim. Eğer onları öldürmeyi bile başaramazsam klandan ayrılmamın bir anlamı olmazdı. Haha.’’

Yinkong, bir derin nefes daha aldı. Göğsünden akan kanı hissedebiliyordu. Daha sonra bu kan ağzının kenarından akmaya başladı ve hançerini tutup ZhuiKong’a doğru atladı.

Savaş alanından birkaç kilometre uzakta, büyük bir şey askeri helikopterden düştü. Bu şey üç metre boyundaydı ve çelik gibi kasları vardı. Göğsünde büyük bir göz vardı ve bu göz tıpkı büyük bir kedinin gözü gibiydi.

Helikopter yerden yaklaşık yirmi metre yukarıdaydı. Bu yükseklik normal bir canlıyı öldürmeye yeterdi ama bu şey zarar görmemişti. Düştüğü yerden kalmıştı ve kalktığı yerde iki tane çatlak meydana gelmişti.

Kollarını ve bacaklarını hareket ettirdikten sonra birden bir yumrukla arabayı uçurup ince kıllı zombinin üzerine fırlattı. Bu yumruk onu pek yormamış gibi görünüyordu. Sonrasında uludu ve göğsündeki göz kırpıldı.

Büyük bir metalik kutu helikopterden düştü. Kutunun etrafındaki zincirleri parçaladı ve içinde helikopterler için tasarlanmış bir ağır makineli silah ile bazuka vardı. Her iki silahı aldıktan sonra dumanın olduğu yere doğru yürüdü.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 918

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16676 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 22417 Bölüm Sayısı


creator
manga tr