Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Tales of Demons & Gods - Bölüm 159: Şeytani Canavar Sürüsü


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: Dunklesplatz

 

Hem Aziz Aile’den hem de Kara Lonca’nın gizli üssünden kurtulmanın yolunu bulmak zorundaydılar; aksi takdirde, Şanlı Şehir’in başına bela olacaklardı.


Nie Li bir süre düşündükten sonra konuştu: “Neden bir vakit bekledikten sonra tüm ailelerin uzmanlarını kayınbabamın Şehir Lordu sıfatıyla Şehir Lordu’nun konağına toplamıyoruz. Şeytani canavar sürüsünün harekete geçmek üzere olduğunu söyleriz. Herkes toplandıktan sonra her şeyi Ye Xiu’ya bırakırsın. On Bin Şeytani Canavar Düzeni’nin varlığını ve diğer ailelerin yardımını da hesaba katarsak Aziz Aile’den gelen insanların kaçabileceğini sanmıyorum. Kayınbabam da ziyafet sırasında Kara Lonca’nın üssünü temizlemek için insanlara öncülük edebilir ve bir yandan da uzmanları ziyafete katılmış Aziz Aile’yi yok etmesi için başka bir insan grubu gönderebilir.”


Ye Zong, Nie Li’nin fikrini dinledikten sonra başını sallayıp konuştu: “Gerçekten de iyi bir fikir, ama hayata geçirmeden önce eni konu düşünüp taşınmak lazım!”


Ye Zong’un ifadesini gören Nie Li, muhtemelen Ye Zong’un da bazı fikirleri olduğunu anladı.


Üçü oturup çeşitli meseleler hakkında uzun uzun konuştular.


Şimdilik sakin görünen Şanlı Şehir’in arka planında bazı hareketlilikler yaşanıyordu. Şanlı Şehir’in geleceğinin nelere gebe olduğunu kimse bilmiyordu.


Nie Li, daha önce yılanları kovuklarından çıkarmak için yemlemek maksadıyla Kutsal Orkide Enstitüsü’nde görünmüştü. Aziz Aile’nin yerine Ye Han’ın oltaya takılacağını ise hiç düşünmemişti. Ye Han ile olan savaşı, tüm Kutsal Orkide Enstitüsü’nde adının yayılmasına neden olmuştu. Ondan sonra ise Nie Li ile tayfası Cehennem Hapsi Bölgesi’ne girmiş, orada düzinelerce gün geçirmişti. Kutsal Orkide Enstitüsü’nde ise, Nie Li’nin ardından çeşitli efsaneler türemişti.


Son günlerde, Nie Li ile grubu yeniden Kutsal Orkide Enstitüsü’nde görünmeye, kütüphaneye ya da okulun diğer bölgelerine alenen girip çıkmaya başladılar.


Ortaya çıkmasından itibaren, bir kez daha Huyan Lanruo tarafından kovalanmaya başladı ve bu da ondan köşe bucak kaçmasına neden oldu.


Aziz Aile...


Gri cübbeli ve orta yaşlı bir muhafız, Shen Hong’un önünde diz çökerek konuştu: “Lordum, Nie Li’nin tekrar ortaya çıktığının ve Kutsal Orkide Enstitüsü’nde kaldığının haberi elimize ulaştı. Kaygısızlık diz boyu.”


“Hmph, bırakalım da şimdilik gününü gün etsin!” Shen Hong soğuk bir şekilde gülümsedi. “Kar Rüzgarı Ailesi, Kara Lonca ile beraber çalıştığımızı ispatlayacak hiçbir kanıt bulamadı ve bizi yemlemek için bu küçük çocuğu kullanıyor. Aziz Ailemizin bir hata yapmasını sağlamaya çalışıyorlar! Bu ufaklığı kullanmaları, ucuz hilelerinden biri sadece, Aziz Ailemi fazla küçük görüyorlar. Herkese duyurun. Herkes yerlerinde kalsın ve aptalca bir şey yapmasın!”


“Nasıl isterseniz Lordum.” Orta yaşlı muhafız saygıyla cevapladı.


Shen Hong oturuşunu dikleştirdi ve parmaklarıyla hafifçe koluna vurdu. Aziz Ailesi, Kar Rüzgarı Ailesi’nin baskısıyla cebelleşse de hâlâ dişlerini kaybetmemişti. Kar Rüzgarı Ailesi, Aziz Aile’yi ortadan kaldırmayı denerse...eh...öyleyse bu dişlere karşı kendilerini ne kadar koruyabilecekler bakalım.


Plana göre, Kara Lonca geniş ölçekli bir şeytani canavar sürüsünü kışkırtacaktı. Şanlı Şehir bu şeytani canavarlar tarafından yutulurken de Aziz Aile şehirden kaçarak Aziz Ata Dağları’na sığınacaktı. Şeytani canavar sürüsü işini bitirdikten sonra da Kara Lonca ile beraber Cehennem Hapsi Bölgesi’ne gireceklerdi. Shen Hong, Cehennem Hapsi Bölgesi’nin varlığından haberdar olan az sayıda kişiden biriydi.


Aziz Aile’nin Kar Rüzgarı Ailesi tarafından baskı altında tutulmasından dolayı, Kara Lonca şehre saldırtmak üzere küçük çapta bir şeytani canavar sürüsü hazırlamıştı zaten. Bu şeytani canavar sürüsü bir süreliğine Kar Rüzgarı Ailesi’ni meşgul ederek, Aziz Aile ile uğraşamamalarına neden olacak ve Aziz Aile’ye de rahat bir nefes aldıracaktı!


Şeytani canavar sürüsü, birkaç gün içinde Şanlı Şehir’e saldıracaktı.


Shen Hong’un farkında olmadığı şeyse, Kar Rüzgarı Ailesi’nin, Aziz Aile ile Kara Lonca arasındaki iş birliğine dair kanıtları çoktan bulmuş olmasıydı. Nie Li’nin Kutsal Orkide Enstitüsü’nde vakit geçirmesinin tek nedeni, Aziz Aile’nin dikkatini başka yöne çekmekti.


Gecenin geç saatlerinde...


Nie Li ile tayfası, Ye Ziyun’un avlusunda pratik yapıyordu. Nie Li hem Aziz Aile’nin hem de Kara Lonca’nın çok sayıda uzman barındırdığının farkındaydı. Bunca yıldır varlıklarını sürdürmekteydiler, organizasyonlarının merkezinde çok sayıda uzman olmaması mantıksız olurdu zaten. Şimdiki yetişimleri, yeterli denilebilecek seviyeden hâlâ çok uzaktı.


Nie Li ve arkadaşları, şu anda sadece bir yıldızlı altın seviyesindeydi. Aralarında en güçlü olan Duan Jian ise, bir yıldızlı siyah altın seviyesine ulaşmıştı. Fiziksel gücü de hesaba katıldığında, sıradan bir siyah altın seviye uzman onu kolayca başından atamazdı.


Nie Li, Kan Kristallerini saflaştırmaya devam ediyordu.


Su gibi dingin olan gecede, Ye Ziyun odasında uyuyamamış, Nie Li’nin çalışmaya dalmış olduğu avluda yürüyüşe çıkmıştı.


Ye Ziyun, onu sessizce izlerken bir hayalin içine daldı. Nie Li, anlaması ne zor biri. Bazen çocuk gibi davranır, bazen de sakin ve ciddi. Peki ya benim Nie Li ile olan ilişkim ne? Ye Ziyun’un zihni allak bullak oldu.


Ayışığı bedenini aydınlatıyor, gümüşi ışık altında kutsal ve güzel bir elf gibi görünmesine neden oluyordu.


Ye Ziyun’un aurasını hisseden Nie Li’nin kalbi olağanüstü bir biçimde huzur buldu.


Birkaç gün sonra, Şehir Lordu’nun konağında...


Ye Zong ve Kar Rüzgarı Ailesi’nin çeşitli üst düzey isimleri, Aziz Aile’yi ve Kara Lonca’nın üssünü nasıl yok edeceklerini planlıyorlardı. Odaya aniden siyah altın seviyesinde bir kıdemli daldı.


Endişeli bir sesle, “Şehir Lordu, durum fena. Birkaç mil uzakta bir şeytani canavar sürüsü var, Şanlı Şehir’e doğru hareket ediyorlar. Yaklaşık beş saat sonra Şanlı Şehir’e ulaşmış olacaklar!” diye bildirdi.


Ye Zong, kıdemlinin sözlerini duyar duymaz ayağa fırladı, yüzü gölgelenmişti. Aziz Aile’ye darbe vurmaya hazırlanırken ilk harekete geçenin Kara Lonca olacağını hiç düşünmemişti. Bu şeytani canavar sürüsünü kışkırtanın Kara Lonca olduğuna şüphe yoktu.


“Şeytani canavar sürüsünün büyüklüğü nedir?” diye sordu Ye Zong.


“Çoğu sıradan ve bronz seviye olmak üzere birkaç milyon kadar. Bir kısmı gümüş ve altın seviye, çok azı da siyah altın seviye. Şimdilik efsane seviye bir şeytani canavar görmedik.” dedi kıdemli.


Ye Zong ve diğerleri, bunu duyunca rahatladı. Şeytani canavar sayısı sadece birkaç milyonken ve içlerinde de efsane seviye bir şeytani canavar yokken, yarattığı tehlikenin boyutu hâlâ Şanlı Şehir’in başa çıkabileceği düzeydeydi. İçlerinde efsane seviye bir şeytani canavar olsaydı, işte o zaman kendilerini çok külfetli bir durumun içinde bulurlardı. Ama yine de gardlarını indiremezdiler, sonuçta bu bir şeytani canavar sürüsüydü!


Daha önce pek çok imparatorluğu yok etmiş, sayısız uzmanı öldürmüş ve medeniyetin gerilemesine neden olmuşlardı. Şanlı Şehir de onlar yüzünden defalarca yok olmanın eşiğine gelmişti, bu yüzden ne kadar korkunç olduklarının farkındaydılar.


“Hemen alarm verin, tüm şehir hazırlansın!” dedi Ye Zong ciddiyetle.


Dong! Dong! Dong!


Çan çabucak Şanlı Şehir’in dört bir yanında yankılandı.


Çan sesi duyulunca, Şanlı Şehir boyunca insan sesleri yükselmeye başladı.


Nie Li aniden gözlerini açtı. Bu sesi nasıl olurdu da unutabilirdi! Önceki hayatında, iki yıl sonra, Şanlı Şehir’in başına korkunç bir felaket gelişinin habercisiydi sonuçta bu çan.


“Aziz Aile!” Nie Li’nin öfkesi gün yüzüne çıktı. Geçmişe bakılırsa, şeytani canavar sürüsü iki yıl sonra gelmeliydi; Aziz Aile ile Kara Lonca’nın zaman kaybetmeden saldıracağını hiç düşünmemişti. Neyse ki, Şehir Lordu’nun konağında, On Bin Şeytani Canavar Düzeni tamamlanmıştı. Hiç değilse hayatta kalmaları için bu koza sahiptiler. En kötü senaryoda Cehennem Hapsi Bölgesi’ne kaçabilirlerdi, ki bu da önceki hayatlarına göre çok daha iyi bir durumdu.


Du Ze ve onunla birlikte pratik yapan diğerleri sordu: “Nie Li, neler oluyor? Şeytani canavar sürüsü mü geliyor?”


“Evet, bu, şeytani canavar sürüsü!” diyerek başıyla onayladı Nie Li. “Çabucak herkesi toplayın ve burada Duan Jian ile kalın. Acilen Şehir Lordu ile buluşmam gerek!”


Nie Li bunları söylediğinde hem Ye Ziyun’un hem de Xiao Ning’er’in yüzü endişeyle doldu.


“Ben de seninle geleceğim!” dedi ikisi de aynı anda.


“Siz burada kalın ve haber bekleyin!” dedi Nie Li başını sallayarak. Sonra bir gölgeye dönüşerek Şehir Lordu’nun konağına doğru yardırdı.


Konakta…


Ye Zong, Ye Xiu ve diğerleri savunmalarını hazırlıyordu. Kar Rüzgarı Ailesi’nin uzmanları, şehir surlarındaki çeşitli bölgelere gideceklerdi. Çeşitli ailelerden toplanmış bir ordu da konağın dışında duruyordu.


“Lord Ye Xiu, şeytani canavar sürüsünün büyüklüğü ne kadar?” Ye Zong’un başının çok kalabalık olduğunu gören Nie Li, aceleyle Ye Xiu’ya sordu.


“Kabaca birkaç milyon kadar, şu an itibariyle içlerindeki en güçlüsü kara altın seviye.” dedi Ye Xiu.


Ye Xiu’nun dediklerini duyan Nie Li rahat bir nefes aldı. Birkaç milyonluk bir şeytani canavar sürüsü Şanlı Şehir’e bir dereceye kadar zarar verebilecek olsa da şehri yok etmeye yetmemeliydi. Önceki hayatında saldıran şeytani canavar sürüsü, yüz milyon şeytani canavardan oluşuyordu! Şanlı Şehir’i ezip geçmişlerdi, şehir onları durduracak gücü bulamamıştı!


“Sürünün temel niteliği ne?”


“Kar Rüzgarı nitelikliler.” dedi Ye Xiu.


“Bize ulaşmaları ne kadar sürer?”


“Kabaca beş saat. Muhtemelen önce güney surlarından vuracaklar.” Ye Xiu cevap verirken Nie Li’nin bir fikri olup olmadığını görmek istiyordu.


“Beş saat yeterince uzun!” Nie Li biraz düşünüp Ye Xiu’ya dedi ki: “Lord Ye Xiu, bana beş yüz adam ayarlayabilir misin? Güney surunu savunacağım.”


“Beş yüz adam mı?” Ye Xiu hafifçe kaşlarını çatıp konuştu: “Şimdiki durumun çok tehlikeli, hem Aziz Aile’nin hem de Kara Lonca’nın gözleri senin üzerinde! Şeytani canavar sürüsünün saldırısından faydalanıp gizli bir saldırı yaparlarsa seni koruyamayız.”


Nie Li haifçe gülümsedi ve, “Yüz değiştirme sanatına vakıfım, başkasına dönüşebilirim.” dedi.


“İstediğin beş yüz kişinin yetişimi nasıl olmalı?”


“Beş yüz normal savaşçı yeterli olur!” Nie Li gülümsedi.


Ye Xiu, Nie Li’nin söylediklerini duyunca şaşırdı. Beş yüz normal savaşçı ne yapabilir ki? Karşılarındaki sayıları milyonlara varan bir şeytani canavar sürüsüydü!


Belki de Nie Li’nin emsalsiz fikirleri vardı. Savunmanın genel durumuna olumsuz bir etkisi olmayacağından, Nie Li’nin fikrini uygulamasına izin vermenin zararı olmayacaktı. Ye Xiu, bir süre ne yapacağını ölçüp biçtikten sonra konuştu: “Sorun değil. Sana bin normal savaşçı ayarlayacağım. Onlarla ne istersen yapabilirsin!”


“O hâlde, Lord Ye Xiu’ya teşekkür etmeliyim!”


Nie Li, hâlâ başı kalabalık olan Ye Zong’a baktı ve başındaki bela nedeniyle sıkıntılı olduğunu gördü. Nie Li onu selamlamadan planını hazırlamak için oradan ayrıldı.


Bu birkaç saat, Şanlı Şehir sakinleri için işkence gibiydi. Şanlı Şehir’in köklü tarihinde onlarca milyonluk şeytani canavar saldırıları bile vardı, Şanlı Şehir sayısız kez yok edilmişti. Şanlı Şehir her seferinde yeniden inşa edilmiş olsa da bunun bedeli ağır olmuştu; öyle ki, bu bedel, genellikle her on kişiden yedi sekizinin ölümü olmuştu!


Şeytani canavar sürüsünün tekrar saldıracağını düşünmemiştiler.


Mevcut problemin nasıl çözüleceğini kimse bilmiyordu, sokaklar surların çeşitli bölgelerine ilerleyen zırhlı muhafızlarla doluydu.


Bu koşuşturmacalı sahneyi gören vatandaşlar evlerinde kaldı.


Bir evde…


“Anneciğim, şeytani canavar sürüsü mü gelecek?” Sade elbiseler giyen küçük bir kız gözlerini kırpıştırarak yanında duran kadına bakıyordu.


Kadının yüzü küle dönmüştü ama yine de zorla gülümseyerek cevapladı: “Endişelenme ufaklık, şeytani canavar sürüsü gelmeyecek. Babacık tüm sürüyü kovalayacak!”


Kadın dışarıdaki karanlık göğe baktı. Kocası şehir muhafızlarından biriydi. Kadın, bu savaşta kaç kişinin öleceğinden emin değildi, ya da kocasının geri dönüp dönmeyeceğinden…

 

Bebebiskuvisi Notu: AllenWalker işlerinin yoğunluğu sebebiyle TDG çevirmeye bir süreliğine ara vermişti. Çoğunuzun haberi var. Yakında çeviriye geri dönecek. O geri dönene dek haftada 2-3 bölüm ben atacağım. Maksat gönlümüz hoş olsun. TDG çevireceğine iki bölüm fazladan TMW çevir diyenlere, haklısınız ama o kadarlık şımarıklığımıza müsamaha gösterin demek istiyorum. Terimlerde veya çeviride hata olursa affola. Yarın bir bölüm daha atacağım. Pazar akşamı bir bölüm daha.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1300

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1107

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 917

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16564 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22351 Bölüm Sayısı


creator
manga tr