Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Tales of Demons & Gods - Bölüm 148: Siyah Ejderin Öfkeli Alevleri (2)


 

Çeviri: AllenWalker Düzenleme: Accoladia

 

Sikong Jue ve diğerleri kaşlarını çatmışlardı, az önce Nie Li’nin söylediği kelimelerin ne anlama geldiğini çıkaramamışlardı. Birkaç saniye sonra…

 

Peng! Peng! Peng!

 

“Roaarrr!!!” Duan Jian’ın kasları genişlemeye başladı. Siyah zincirin her bir baklası sırasıyla kırılmaya başlamıştı.

 

Ç.N: Zincirin bir baklası kırıldığı zaman yere düşer zaten biraz saçma geldi bana.

 

Bu sahne, SikongJue ve diğerlerinin yüzlerinin solmasına sebep oldu. Siyah Altın zinciri kırmak için gereken kaba kuvvet çok fazlaydı. Fakat Duan Jian bu zinciri kırmayı başarmıştı. Bu çocuğun sahip olduğu kaba kuvvetin sınırı var mıydı acaba?

 

Tam olarak ne haltlar dönüyor burada?

 

Sikong Jue aniden bir şeyler anlamış gibi bağırdı “Çabuk öldürün onu!!”

 

Üç tane Altın Seviye muhafız hızlıca keskin kılıçlarını çekip Duan Jian’ın yanına doğru atıldı. Bu keskin kılıçlar havayı yararak tiz bir ses çıkardılar.

 

“Öldürün!!”

 

Soğuk bir öldürme niyeti bu üç Altın Seviye Muhafızdan yayılmaya başladı.

 

Ding… Ding…. Ding…

 

Bu üç kılıç Duan Jian’ın bedenine aynı anda indi fakat sadece metalin metale çarpma sesi gibi bir ses etrafta yankılandı. Duan Jian yaralanmamıştı; vücudundan tek bir damla kan bile çıkmamıştı.

 

“Bu nasıl mümkün olabilir?”


“Bu küçük piçin fiziksel gücü nasıl bu kadar fazla olabilir?”
Bu sahne karşısında Sikong Jue ve diğerleri küçük dillerini yutmuş gibiydiler.

 

Nie Li bu sahne karşısında sadece gülümsemişti. Duan Jian’ın bedeninde ejder kanı akıyordu. Ejder Kabilesi insanları en güçlü fiziksel bedene sahip insanlardı ve onların derisi çelikten bile daha sağlamdı. Birkaç tane Altın Seviye uzmanın Duan Jian’ın bedenine zarar vermesi neredeyse imkansızdı.

 

Duan Jian’ın gözleri birden parladı ve sağ elini ileri doğru kaldırıp muhafızlardan birinin kılıcı tuttu. Kılıcı kendine doğru çekti ve kılıçla birlikte gelen muhafıza sağlam bir yumruk geçirdi.

 

“Booom!!”

Duan Jian’ın yumruğunun merkezinden güçlü bir enerji dalgası yayıldı. Bu enerji dört bir yana dağılarak patladı. Altın Seviye muhafızın yüzü karnına gelen yumruktan dolayı büzüşmüştü. Muhafız yumruğu yedikten sonra birkaç yüz metre ileri uçtu ve ağır bir şekilde yere çarptı. Onun bu uçuşunu ve yere çakılışını görenler, bu yumruktan sonra ayağa kalkamayacağını düşündüler.

 

Sikong Jue’nin zararsız küçük tavşan gözleri bir anda öfkeden kudurmuş bir kaplanın gözlerine döndü.

 

Bütün bu olanların Nie Li ile bir ilgisi olmalıydı.

 

Sikong Jue öfkeden kuduran gözleriyle Nie Li’ye baktı ve “Bay Lei, tüm olanlar ne anlama geliyor?” diye bağırdı.

 

Nie Li omuzlarını silkerek “Neden bana soruyorsun? Görünüşe göre Duan Jian sizden intikam almak istiyor. Bunun benimle ne ilgisi var?” dedi.

 

Sikong Jue hissettiği tehlikeden dolayı kılıcını çıkarttı. Duan Jian’ın şu anda açığa çıkardığı güç çok korkunçtu.

 

Bang!! Bang!! Bang!!

 

Duan Jian şu anda iki tane Altın Seviye Muhafızla savaşıyordu. Bu iki muhafızın saldırıları Duan Jian’ın bedenine herhangi bir zarar vermiyordu. Diğer taraftan Duan Jian, yumruğuna ve bacağına sadece gücünün yüzde otuzu aktarsa bile bu Altın Seviye iki uzmanı rahatlıkla öldürebilirdi.

 

“Booom!!” Duan Jian bir Altın Seviye Muhafızı daha uçurmuştu.

 

“Geri üç tane kaldı!” diye bağırdı Duan Jian ve bakışları geri kalan Muhafızların üstüne kaydı özellikle Sikong Jue’ye dik dik bakıyordu. Sikong Jue önceden onun yüzüne ayağıyla basmıştı hatta annesine bile hakaret etmişti. Duan Jian’ın annesi onun en zayıf noktasıydı. “Hepiniz burada öleceksiniz!!” diye bağırdı.

 

Annesinin ve babasının kendisiyle birlikte bu adamlardan kaçtığı zamanı hatırladı. Her ne kadar bu kaçışları sırasında çok korksalar da şu anda oldukça nostaljik hissettiriyordu. Bu mutluluğun hepsi Gümüş Kanat Kabilesinin adamları geldiğinde sona ermişti. O onları öldürmeye gelen adamlara kendisinin yaşaması için yalvaran annesi ve babasını hatırladı. Bu tür acıdan bir insanı mahvedebilecek hatıralar başka bir insan tarafından anlaşılamazdı. Duan Jian’ın kalbinde en önemli yere sahip kişiler annesi ve babasıydı.

 

Kaçtığı zamanlarda, işkence gördüğü hatta alay edildiği zamanlarda bile çok fazla acı çekmişti. Ama bu acıların hepsine dayanmıştı. Bu acılara dayanmasının tek tutanağı vardı o da bir gün bu kabileden alacağı intikamdı.

 

Duan Jian’ın iki gözü de bir şeytan canavarının gözü gibi kıpkırmızı olmuştu.

 

Duan Jian’ın kendisine nasıl baktığını gören Sikong Jue’nın korkudan ödü kopmuştu. O Duan Jian’ın zincirleri kırıp bir canavara dönüşeceğini asla düşünmemişti. Sikong Jue, Duan Jian’ın o kadar işkence maruz kalması, çok fazla aşağılanmasından sonra alacağı intikamın ne kadar korkunç olacağını tahmin dahi edemezdi.

 

Sikong Jue sinirli bir şekilde “Onu birlikte öldürelim!!” diye bağırdı.

 

Sikong Jue bağırdıktan hemen sonra diğer iki Altın Seviye muhafız ileri doğru atıldı. İki muhafızın ileri doğru atıldığı anda Sikong Jue arkasına döndü ve kaçmaya başladı.

 

Ç.N: Vay amk. İbneye bak sen ☺

 

Bang!! Bang!! Bang!!

 

Duan Jian iki tane Altın Seviye muhafızla dövüşmeye başladı.

 

Sikong Jue birkaç yüz metre koştuktan sonra ilerde Nie Li’nin yolunu kapattığını fark etti.

 

“Lei Zhuo!! Ölümünü arıyorsun!!” diye bağırdı Sikong Jue. Büyük kılıcını çıkartıp Nie Li’ye doğru sallamaya başladı.

 

“Seninle savaşmak istemiyorum. Sadece Duan Jian’ın adaleti sağlamasını istiyorum.” dedi ve Nie Li hemen Uzun Dişli Pandayla birleşti. Ağzını açtı ve bir siyah bir beyaz küre ağzından dışarı fırladı.

 

Bu iki küre birbiri etrafında dönerek düz bir çizgi üstünde Sikong Jue’ye doğru ilerledi.

 

Sikong Jue çok şaşırmıştı. Uzun yıllar boyunca hiçbir Şeytan Ruhçusuyla kavgaya girmemişti. Kendisine doğru gelen iki kürenin içerdiği gücü hissettikten sonra kendisini bir korku kapladı ve gelen bu iki küreyi anında engellemeye çalıştı.

 

“Boooom!!!”

Bu iki küre Sikong Jue’ye yaklaşınca birbiriyle çarpışarak güçlü bir patlama dalgası oluşturdu. Oluşan patlama dalgasından dolayı Sikong Jue uçmaya başladı. Onlarca metre uçtuktan sonra yere çakıldı ve onun bedenini çok fazla sayıda yara kaplamıştı.

 

O, Nie Li’nin bu kadar güçlü olacağını düşünmemişti. Sikong Jue çok büyük bir şok geçirmişti. Nie Li tarafından kandırılmıştı. Nie Li’nin bu gücü nasıl Gümüş Seviye olabilir. O açıkça Altın Seviye Şeytan Ruhçusuydu.

 

İki muhteşem bir şiddette ses duyuldu. Bu sesler kafatası kırma sesiydi. Duan Jian savaştığı iki Altın Seviye Muhafızın kafalarına güçlü bir yumruk atarak bu iki muhafızın uçmalarına sebep olmuştu. Bu iki muhafız yere düştükten sonra yaşayacaklarmış gibi gözükmüyorlardı.

 

Bu iki Altın Seviye Muhafızı öldürdükten sonra Duan Jian zıplayarak Sikong Jue’nin önüne geldi.

 

“Sen…” SikongJue’nin kalbi, kendisine sakin bir şekilde yaklaşan Duan Jian’ı görünce umutsuzlukla dolmuştu. Ona yaklaşan Duan Jian canavara benziyordu ve onun gücüde çok korkunçtu. Bu açıkça Sikong Jue’nin dayanabileceği bir durum gibi durmuyordu.

 

Duan Jian’ın adımları dışardan her ne kadar yumuşak gibi gözükse de yere her bastığında yerde çatlaklar oluşuyordu. Şu anda korkunç bir güçle patlayan yanardağ gibiydi.

 

“Anneme hakaret etmemeliydin!!” dedi Duan Jian. Onun sesi o kadar korkutucu gelmişti ki sanki cehennemden gelen bir sese benziyordu.

 

“Çok çok çok üzgünüm. Gitmeme izin ver lütfen….” dedi Sikong Jue. Korkudan elleriyle geriye doğru gitmeye çalışıyordu.

 

“Senin gitmene izin vereceğimi mi düşünüyorsun?” dedi Duan Jian. Yüzüne yerleştirdiği soğuk bir ifadeyle yavaş yavaş Sikong Jue’ye doğru ilerliyordu. Tüm gücünü iki eline toplamıştı. Bu topladığı güçlerden dolayı havada tiz bir ses yankılanmaya başladı.

 

Duan Jian on beş yirmi metre kadar yakına geldiği zaman Sikong Jue’nin yüzü aniden değişti ve acımasız bir ifade yüzüne yerleşti. O uzaysal yüzüğünden altı tane Kan Kristali çıkardı ve ağzına attı.

 

“Roaaarrrr!!”

Sikong Jue’nin bedeni yuttuğu Kan Kristallerinden dolayı genişlemeye başladı. Onun boyu birkaç metre uzadı ve tüm elbiselerinin parçalanmasına sebep oldu.

 

Kimse bu kadar kısa süre içerisinde altı tane Kan Kristalinin içerdiği ruh gücünü özümsemeyi başaramazdı. Bu Efsane Seviye uzmanları bile aşardı.

 

Sikong Jue’nin bedeni aniden çok fazla enerjiyle dolmuştu. Duan Jian’a doğru bir yumruk salladı.

 

Birkaç kat büyüyen Sikong Jue ile yüzleşince bile Duan Jian’ın yüzünde herhangi bir korku ifadesi oluşmamıştı. O da Sikong Jue’ye doğru bir yumruk salladı.

 

Booom!!!!

 

Bu iki yumruk çarpıştığı zaman yumrukları merkez alarak bir güç patlaması etrafa doğru yayılmaya başladı. Yaklaşık olarak yüz metre çapında bir patlama oluştu.

 

“Bu nasıl olabilir?” Sikong Jue’nin yüzünü bir korku kaplamıştı. Altı tane Kan Kristalini yuttuğu zaman bedeni ulaşabileceği en yüksek güce ulaştı ve bundan dolayı onun meridyenleri patlama noktasına gelmişti. Fakat bu güçle bile Duan Jian’la başa çıkamamıştı.

 

Bang!! Bang!! Bang!!

 

Duan Jian havaya zıpladı ve Sikong Jue’ye doğru hiç durmadan saldırmaya başladı. Bedenin büyümesiyle Sikong Jue, büyük bir top gibi oradan oraya uçuyordu ve en sonunda yere sert bir şekilde çakıldı.

 

Sikong Jue’nin bedeni yerde büyük bir çukur açmıştı.

 

Duan Jian’ın bir meteor gibi kendine gelişini gören SikongJue bütün gücünü sağ yumruğunda topladı ve Duan Jian’ın karnına doğru salladı. Duan Jian bu yumruktan dolayı havaya doğru uçmaya başladı. Havada birkaç takla attıktan sonra yere çakıldı.

 

İlk defa Duan Jian, Sikong Jue’den hasar almıştı.

 

Boooom!!!

 

Duan Jian ağız dolusu bir kan tükürdü. Ağzını kenarını eliyle sildi ve havaya doğru zıpladı. Sağ ayağını Sikong Jue’den tarafa salladı.

 

Sikong Jue kendisine doğru gelen Duan Jian’ı görünce öyle bir korktu ve kendisini yan tarafa doğru zorla attı.

 

“Booom!!”

Duan Jian’ın ayağı yere değdiği anda büyük bir patlama oluştu. Bu patlamadan dolayı yerde büyük bir çukur oluşmuştu.

 

“Bu nasıl bir güçtür yarabbi!!” Sikong Jue öyle bir korkmuştu ki yüzünün rengi kül rengine dönmüştü. Duan Jian’ın gücü insanlık dışıydı. Onun fiziksel gücü kolaylıkla bir Efsane Seviyeyle karşılaştırılabilirdi. Sikong Jue altı Kan Kristalinin açığa çıkarttığı ruh gücü üstünde kontrolünü kaybetmek üzereydi. Bu güç onun meridyenlerine zarar vermeye başlamıştı. Eğer şu anda kaçmayı başaramazsa bir daha hiç kaçamayacaktı.

 

Sikong Jue ileri doğru atladı ve çılgınlar gibi koşmaya başladı. Onun yaraları çok ağırdı. Sikong Jue kaçarken kuyruğunu bacaklarının arasına almış bir köpeğe benziyordu.

 

“Kaçmaya mı çalışıyorsun? Bu kadar kolay kaçamayacaksın!!” Duan Jian, Sikong Jue’nin arkasından ona bakıyordu. Bu kaçmaya çalışan düşman ailesinin ölümünden sorumluydu ve onun kaçmasına nasıl izin verebilirdi.

 

Öfkenin etkisi altına giren vücudunda ejder kanı hareket etmeye başladı.

 

Siyah Ejderin Öfkeli Alevleri!!

 

Duan Jian ağzını açtı ve ağzından büyük çapta siyah alevler çıktı. Alevler çıktıktan sonra siyah ejder haline geldi ve Sikong Jue’nin arkasından ilerlemeye başladı.

 

“Ahhhhh!!” SikongJue bu siyah alevler tarafından yutulduğu sıra acı dolu bir çığlık atmıştı.

 

“Booom!! Boooommmm!! Boooommm!!”

Siyah alevler patlamaya devam ediyordu. Birkaç yüz metre çapında genişledi ve alandaki her şeyi parçalamaya devam etti. Yerde büyük çaplı bir çukurun açılmasına sebep olmuştu.

 

“Siyah Ejderin Öfkeli Alevleri mi?” Nie Li, Duan Jian’ın bu kadar kısa sürede ejder kabilesinin saldırıları hakkında bilgi sahibi olabileceğini hiç düşünmemişti. Siyah Ejderin Öfkeli Alevleri onun Yin-Yang Patlamasından birkaç kat daha güçlüydü.

 

Düşmanının Siyah Ejderin Öfkeli Alevleri tarafından yanışını izledikten sonra Duan Jian güçsüz bir şekilde yer de diz çöktü. Onun gözlerinden gözyaşları sel gibi akmaya başladı. O bir bebek gibi ağlamaya başladı. Uzun zamandır çektiği aşağılanma duygusu sonunda bitmişti.

 

Gözyaşları içinde belli belirsiz bir şekilde sevecen annesini ve nazik babasını gördü. Ellerini bu görüntülere doğru uzattı ama onlar vahşi doğanın içine doğru koşmaya başladılar.

 

“Anne. Baba.” dedi Duan Jian ağlayarak. Ellerini daha da ileri uzattı bu iki koşan görüntüyü yakalamaya çalıştı fakat bu iki görüntü vahşi doğanın içinde gözden kayboldular.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1300

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 421

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16539 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22340 Bölüm Sayısı


creator
manga tr