"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Swallowed Star - SS 147: Çağrı


 

 

Çeviri ve Düzenleme: madShy

 

Bu göl zaten epey tuhaftı ve gece onu daha gizemli kılıyordu.

 

Luo Feng zihninde bir baskı hissetti.

 

“Hm, şu anda gece ve sis görüşümü kısıtlıyor. Yarın sabah adam akıllı kontrol edeceğim.” Luo Feng sakindi. Şu an körü körüne gitmektense gün doğana kadar beklemeyi yeğlerdi.

 

Bu gecelik Luo Feng gölün kenarına gitti.

 

Göl 100 kilometre kare olduğundan etrafından dolaşmak çok vakit gerektiriyordu.Diğer yandan Luo Feng’in hızıyla bu mesafenin büyük kısmını yürüyerek incelemek için 1 saat bile gerekmiyordu. Yürüdüğünde Luo Feng özel bir şey keşfetmedi. Bundan sonra Luo Feng bağdaş kurarak oturdu ve gözlerini kapattı.

 

Gece çabucak geçti.

 

İkinci günün şafağında güneş doğuyordu.

 

Luo Feng çimenlerin üzerine oturdu ve göle doğru baktı. Önündeki göl hala merkezi daha kalın olan bir sis ile kaplıydı. Ve gölü çevreleyen karada hiçbir sis belirtisi yoktu.

 

“Düşündüğüm gibi,sis gece olsun gündüz olsun fark etmez hep orada.”

 

Luo Feng’in savaş tanrısı görüşüyle bile Luo Feng 100 metre ötesini zar zor görebiliyordu.Sıradan birinin beş metreyi görebilmesi inanılmaz bir şey olurdu.Şuan güneş doğmuştu Luo Feng 200 metre kadar görebiliyordu….Doğrusunu söylemek gerekirse savaş tanrısı seviyesindeki dövüşçüler için 200 metrelik bir mesafe basit olarak bedenlerini korumak için gerekli mesafeydi.

 

“Gidip bakacağım.” Luo Feng yanında süzülmekte olan altıgen kalkanının üzerine zıpladı.

 

Ayakları kalkanın üzerinde olmak suretiyle hızlıca gölün merkezindeki derinlere doğru uçtu.

 

Sis yayıldı; su bitkileri genişçe gölün üzerinde belirmeye başlamışlardı. Aynı sırada tuhaf sesler duyuluyordu ve suyun yüzeyi bu nedenle titriyordu. İnsan gözü gölün yüzeyinin altını göremiyordu.

 

“100 kilometre karelik bir gölden beklendiği gibi kesinlikle burada birçok su türü canavar bulunuyor.” diye düşündü Luo Feng kendi kendine. Önceden akan nehrin genişliği güçlü su türü canavarların evi olmak için yeterli değildi bu yüzden Luo Feng kolayca su altında ilerleyebilmişti.

 

Fakat bunun gibi büyük göllerde…..

 

Söylemesi zordu.

 

Ve su tipi canavarlarla baş etmesi zordu çünkü okyanus onların cennetiydi. Geniş okyanus onlara çok fazla doğum imkanı veriyordu yine de çok güçlülerdi.Bu yüzden savaş tanrıları bile denize gitmeyi istemiyordu ve kolayca büyük göllere de girmiyorlardı.

 

Vııııınnnn!!

 

Luo Feng hızlıca ileriye doğru uçtu, altındaki suda türbülansa sebep oluyordu.

 

“Tıısss!”

 

Büyük mavi bir elektriksel ışık vahşice yükseldi.

 

“Tıııssss!!”

 

Sıkıca paketlenmiş mavi ışıklar göl bölgesinden yükselmeye başladılar. Mavi ışıklar yılanlar gibi kıvrılıyorlardı. Tamamen hazırlıksız olan Luo Feng, sadece ilk ışığı kaçtıktan sonra dolu yoğun ışıklar tarafından tamamen vuruldu! Luo Feng’in savuşturma yeteneğinin yeterince iyi olmamasından değildi, bunun nedeni bu ışıkların havada birbirlerine engel olmadan özgürce hareket edebiliyor olmasıydı!

 

“İyi değil.” Luo Feng tüm bedeninin uyuştuğunu ve zihninin zayıfladığını hissetti.

 

Bedeni havadan düşmeye başladı!

 

Düşerken geçen süre oldukça uzundu;bir savaş tanrısı hızlı hareket edebilirdi.20 metre yükseklikten düşmesi için iki saniye gerekiyordu.

 

“Hm?” Luo Feng telaşlanmıştı.

 

Altındaki göl ile arasında altı yedi metre kadar kalmışken tuhaf bir canavarın gürlemesi duyulabiliyordu. Aynı sırada uzun,silindir şeklinde yeşil pullarıyla bir canavar vahşice suyun içerisinden fırladı. Bu canavarların pullarının etrafını elektriksel bir alan sarıyordu ve bazılarının başlarının üzerinde boynuzları vardı. Bu canavarlar ağızlarını genişçe açtıkları gibi sudan fırlatıp çıkmışlardı!

 

“Defolun.” Luo Feng gürledi.

 

Luo Feng’in merkezinde bulunduğu altı ölüm ışığı bir anda patladı.

 

Vııııınnn! Vııınnnn! Vıııınnn!

 

Altı fırlatma bıçağı anında su tipi canavar sürüsünün içerisinde gezmeye başladı. Bir daire şekline bürünmüş birçok canavarı parçalıyorlardı.Bu canavarlar acıyla çığlıklar attılar ve hayatta kalabilecek kadar şanslı olanlar öfkeyle elektriksel bir akıntı oluşturdular.

 

Vııınnnn!

 

Diğer yandan Luo Feng fırlatma bıçaklarını kontrol ederken kalkanının yanında hızlıca geriye doğru uçtu. Şükürler olsun ki su türü canavarların saldırıları önceki gibi organize değildi, Luo Feng’in kaçmasını mümkün kılıyorlardı.

 

“Phew, neredeyse burada ölüyordum.”

 

Gölün üzerinde 50 metre mesafe uçtuktan sonra Luo Feng alnının soğuk terlerle kaplandığını fark etmişti.Sıkıntılı bir durumdaydı ve yüksek seviye sürü lideri bir canavarla yüz yüze kapışmaya bile cüret etmişti…. fakat burada neredeyse öleceğini düşünmemişti! Eğer biraz daha geç uyanmış olsaydı bu canavarlar kesinlikle kafasını çiğniyor olacaklardı!

 

“Yılanbalığı tipi su türü canavarlar?”

 

“Çeliktel elektrikli yılanbalığı.”

 

“Boynuzlu elektrikli yılanbalığı.”

 

Bir bakışta altındaki çeşitli yılan balığı türlerini keşfetmişti. Dünyada elektrik akımı boşaltabilen 100 balık türü canavar bulunuyordu.Diğer yandan sürü oluşturan canavarlardı bu yüzden Luo Feng’e saldıran canavar sürüsü elektrikli bir yılanbalığı türü su tipi canavar sürüsü idi.Canavarlar insan dövüşçülerden korktuklarında direkt olarak elektrik boşaltabilirlerdi.

 

Güçlü su türü canavarların elektrik boşaltabilme kapasiteleri özellikle birlikte yaptıkları zaman, anında güçlü bir savaş tanrısını sersemletebilirdi. Sersemlediklerinde savaş tanrıları bile bu elektrikli yılan balıklarına karşı bir şey yapamazdı!

 

Bunun hakkında yapabilecekleri hiçbir şey yoktu!

 

“Dikkatli olmam lazım. Milyonlarca türde canavar var ve çoğunun özel yetenekleri var.Dikkatli olmazsam hayatımı yitirebilirim.” Luo Feng 50 metrelik rakıma uçtu ve sonra dikkatlice ileriye doğru uçarak devam etti.

 

Uçarken gölün içerisinden gelen tüm tuhaf sesleri duyabiliyordu.

 

Net bir şekilde…..

 

Gölün içerisindeki canavarların sayısı inanılmaz düzeylerdeydi.

 

“GROWWR~~”

 

Korkunç bir kükreme Luo Feng’in kulağının dibinde patladı. Aynı sırada, inanılmaz bir güç aniden Luo Feng’in bedenine konarak Luo Feng’in çaresizce düşmesine neden oldu.

 

“Siktir! Başka bir su türü canavarın bana saldırdığına inanamıyorum!” Luo Feng umutsuzca ruhsal gücünü kontrol ederek süzülmeye çalıştı.

 

Fakat bedeni çaresizce düştü.

 

"Huhu~~"

 

Altındaki gölde inanılmaz bir girdap oluşuyordu. Girdabın merkezinde bir ‘kara delik’ vardı. Beyaz sisin içerisinde siyah delik bulanıktı ve siyah delik çılgınlar gibi üzerindeki her şeyi yutuyordu.Güçlü emişi Luo Feng’in uzaklaşmasını bir miktar kısıtlıyordu. Şunu da unutmamak gerekirdi ki Luo Feng’in ruhsal gücü ileri düzey savaş tanrısı düzeyine yaklaşıyordu.

 

“Büyük eleman!” Luo Feng başını eğdi ve güldü.

 

Vıııınnnn! Vııııııınnnn!

 

İki SS derece fırlatma bıçakları seri bir şekilde aşağıya ateşlendi, dümdüz kara deliğe gittiler.

 

Chi! Chi!

 

“YA!”

 

Bir bebeğinki gibi kulak parçalayan bir yakarış aniden gökyüzünde çalındı. Ses muazzamdı ve kulak sikiyordu Luo Feng’in içgüdüsel olarak kulaklarını kapatmasına sebep olmuştu. Altındaki kargaşa içindeki suya koyu kırmızı bir kan karışmıştı. Ve şu emme gücü olan ‘kara delik’ tamamen ortadan kaybolmuştu.

 

Vııııın!Vıııııınn! İki fırlatma bıçağı havadaki Luo Feng’in kılıflarına girdi.

 

“Ne kadar da güçlü bir canavar, fırlatma bıçaklarım kemikleriyle korunan bedenini zar zor delmeyi başardı.” Luo Feng fırlatma bıçaklarını kontrol ediyordu bu yüzden tabii ki fırlatma bıçaklarının canavarı sadece hafifçe yaraladığının net bir şekilde farkındaydı.

 

“O genellikle gürlüyor fakat şaşırdığında bebek gibi ağlıyor mu? Ve emme gücü şaşırtıcı? Ne tür bir sürü tipi canavardı bu öyle?”

 

Türler arasında sayı karşılaştırmasına göre karadaki canavarlar denizdeki canavarların sadece bir kısmı kadar ediyordu.

 

Karada 10000’in üzerinde farklı türde canavar bulunuyordu.Bunu bilen birisi kaç farklı türde su türü canavar olduğunu hayal edebilirdi. Buna ek olarak dövüşçüler vakitlerinin çoğunu karada geçiriyorlardı. Sonuç olarak diğer dövüşçüler gibi olan Luo Feng su türü canavarları fazla bilmiyordu. Yalnızca sık görülen ünlü olanları biliyordu.

 

“İlerlemeye devam edeceğim.Bu gölün ne kadar tuhaf olduğunu kendi gözlerimle görmek istiyorum.” Luo Feng kendi kendine mırıldandı. Fakat aynı sırada altı fırlatma bıçağı etrafında süzüldü. 30 metre kadar daha yükselerek 80 metre rakıma ulaştı.

 

.....

 

Sonunda Luo Feng plaja iniş yaptı.

 

“Sonunda merkezdeki adaya ulaşabildim.” Luo Feng’in burnundaki ter tanecikleri görülüyordu.Yol boyunca epey şaşırmıştı.Diğer yandan elektrikli yılanbalığı sürüsüyle karşılaştığında yarı ölüm tecrübesini tatmıştı, Luo Feng ayrıca birbirini öldüren iki büyük su türü canavar da görmüştü.Ayrıca bir ejderhayı yemek yerken görmüştü, en azından 100 metre uzunluğundaydı.

 

Her halükarda…..

 

Güçlü su türü canavarların sayısı beklenmedik bir şekilde çok fazlaydı. Epeyce tuhaftı!

 

Normalde 100 kilometre karelik bir gölün iki ya da üç güçlü su türü canavarın evi olması inanılmaz kabul edilirdi. Fakat bu göl….Luo Feng buraya olan yolda çoktan 7-8 tane aşırı güçlü su türü canavar görmüştü. Ve altında saklanan daha güçlü canavarları bilmiyordu bile! Güçlü canavarların sıklığı fazla muazzamdı!

 

Bu sağduyuya aykırıydı!

 

“Bunun arkasında bir sebebi olmalı.” Luo Feng plajda yürürken önündeki kalın ormanlık alana doğru baktı.

 

Gölün merkezinde balta girmemiş bir orman vardı.Birçok büyük ağaç ve bolca bitki her tarafta görülebiliyordu.

 

“Hm?” Luo Feng elinde olmadan yükselmeye başladı ve git gide daha yükseğe uçtu.

 

Altındaki adaya baktı. Bu gizemli ada her zamanki gibi sisle kaplıydı. Ve adayı çevreleyen su….çok güçlü su türü canavarları barındırıyordu.

 

“Doğru değil,doğru değil….”

 

Luo Feng’in ifadesi değişti.

 

“Bu ada, bu ada neden bu kadar sessiz?”

 

Evet sessizdi!

 

Avustralya kıtasına geldiğinden sonra böylesine uzun zaman geçmesine rağmen Luo Feng asla bunun kadar sessiz bir yerle karşılaşmamıştı.Vahşi doğada bile olsa böylesine sessiz bir yer keşfedemezdi. Fakat sis içerisinde kalan bu adada….

 

tek bir canavar bile bulunmuyordu!

 

Hiçbir uçan canavar,hiçbir kara canavarı yoktu.Bu sisle çevrilmiş ada anormal bir biçimde sessizdi.Diğer yandan adayı çevreleyen gölde de devasa miktarda güçlü canavar bulunuyordu, korkunç su türündeki canavarlar.

 

“Bu ada tuhaf.”

 

“Doğru değil..”

 

Luo Feng daha önce hiç böylesine korkmuş hissetmiyordu.Neden olduğunu bilmiyordu….bu yer fazla sessiz ve sakindi, Luo Feng’i tedirgin ediyordu.

 

Vııınnnnn!

 

Luo Feng plaja kondu. Adanın daha derinlerine gitmeye cüret etmedi.

 

“Göl tuhaf ve tabii ki ada da tuhaf.” Luo Feng aniden gülümsedi.Sağ elini kaldırdı ve bileğindeki taktiksel iletişim saatinin düğmesine bastı.Bastı--

 

Biippp!

 

Taktiksel iletişim saati açıldı.

 

“Taktiksel iletişim saatim şuan açık.Li Yao….artık gelme zamanın.” Luo Feng kendi kendine mırıldandı. Li Yao güçlü olmasına rağmen uçamadığından hiçbir seçeneği olmamadığından gölde yüzmek zorundaydı….fakat su türü canavarlar fazla güçlüydü, Li Yao’nun bile gölü ölmeden geçebilmesi çok büyük zorluk içeriyordu.

 

.....

 

Paris merkezi şehri büyük odada.

 

Laptopların başında oturan üç kişiden biri,beyaz genç aniden açıkladı: “Madam,bitti. Hedefin telefonunu aradık.”

 

“Ne?” Venina aslında somurturken şaşkınlıkla söyledi.

 

“Aramayı bitirdik,hedefin koordinatları belirlendi.” yakışıklı beyaz genç devam etti.

 

“Hemen onu aktar.” Venina komut verdi.

 

“Evet.” beyaz genç heyecanla koordinatları Avustralya kıtasındaki çorak arazide bulunan Li Yao’ya aktardı.


Çevirmen Notu: Evet arkadaşlar aramızda hala böyle güzel bir serinin paketlerini almayan arkadaşlar olması beni derinden etkiledi. Belki bir bölüm boyunca sizler için bölümleri çevirirken uykusuz kaldığımdan, aşkla, şevkle ve hırsla parmaklarım parçalanana kadar çalıştığımdan bahsedebilirim ama.... Neden böyle bir şey yapayım ki gider 1 bölüm daha çeviririm hahahaha... Neyse ciddi bir meseleden bahsediyorduk... Kısaca çevirmen kardeşinizin Power Up almasını istiyorsanız yardırın seriye, sizden geri dönüş olduğu sürece benden geri dönüş eksik kalmaz rahat olun, toplu atacaz dedik attık,havuz yaptıracaz dedik yaptık, ama başkan olamadık heheh..

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1152

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 844

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 675

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 532

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 314

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13378 Üye Sayısı
  • 400 Seri Sayısı
  • 18201 Bölüm Sayısı


creator
manga tr