"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Swallowed Star - SS 143: Öfkeden Doğan Öfke


Çeviri ve Düzenleme: madShy

 


"Isaacson!" beyaz iri yarı bıyıklı adam korkuyla bağırdı.


İki ölümcül ışık huzmesi uzun beyaz savaş tanrısı dövüşçüye doğru aniden ateşlendi. Luo Feng 10 fırlatma bıçağını kontrol ediyordu. Üç savaş tanrısı açısından ise Luo Feng’in onlara bazı ‘özel servisleri’ bulunuyordu. İki fırlatma bıçağı ‘Isacson’ ismindeki savaş tanrısında doğru gitti, cevap olarak derinden gürlüyordu.


“KLANG!” elindeki kılıcı bir fırlatma bıçağını zar zor engelleyebildi.


“PUCHİU!” diğer fırlatma bıçağı boynunu sıyırdı ve sadece biraz kan kaybetti.


“Ölmedim.” Isacson kendi kendine bir rahatladı.


“Dikkatli ol!” bıyıklı yabani adam ileri hücum ederken bağırdı.


“PUCHİU!”


Üç fırlatma bıçağı arkasından geldi ve Isacson’un kellesini parçalara ayırdı. Kırmızı ve beyaz sıvı uçuyordu! Yanındaki bıyıklı beyaz adamın gözleri elinde olmadan kocaman açıldı: “ISACSON!”


Bir savaş tanrısı, düştü!


“Aynı anda 10 fırlatma bıçağı kontrol ettiğinde her bir fırlatma bıçağının gücü düşüyor. Acemi düzey bir savaş tanrısıyla kapışmak bu kadar efor harcattırıyor.” Luo Feng kendi kendine düşündü. Aynı anda altı fırlatma bıçağı kontrol ettiğinde hepsini en yüksek güçle kontrol edebiliyordu. 7. fırlatma bıçağından sonra güçleri düşmeye başlıyordu. Her bir fırlatma bıçağı eklendiğinde en üst sınırları epeyce düşüyordu.


10 fırlatma bıçağıyla acemi düzey bir savaş tanrısını öldürmek biraz sıkıntılıydı.


“KLANG!” “KLANG!” “KLANG!” sarı benizli adamın etrafını saran üç fırlatma bıçağının hepsi başarısız olmuştu! Orta düzey bir savaş tanrısı acemi düzey savaş tanrısına göre gerçekten daha güçlüydü.


“Sersem!”


Bei Yuan Gang gürledi ve üç fırlatma bıçağını kolayca engelledikten sonra kibirlendi.

 

.....


10 fırlatma bıçağıyla altındaki insanları katleden Luo Feng için ise akbaba Li Yao ardında artçı bir görüntü bırakarak Luo Feng’e doğru ateşlendi. Bunu gören Luo Feng kendi kendine alay etti: “Bir ruh okuyucuya karşı havada mı dövüşecek? Hmph, ne aptalca!”


Bir düşünceyle biçimsiz ruhsal gücü çalıştı ve ayaklarının altındaki kalkan Luo Feng’in hemen sola doğru kaçınmasını sağlayarak kolayca Li Yao’yu savuşturmuştu!


Bu ruh okuyucularının en büyük avantajıydı!


“Geber!” akbaba Li Yao’nun yüzü acımasızdı ve gözleri vahşetle doluydu. Luo Feng ise savuştururken gürleyerek sağ elindeki bıçağı savurdu!


Vıııııınn!


Savurduğu gibi akbaba Li Yao’nun kolu aniden 10 metre kadar uzadı. İnsan dövüşçünün 10 metre uzunluğundaki uzun siyah kolu, ne tuhaf bir manzara! Nereden çıktığı belli olmayan bu 10 metrelik kol bir kılıç tutuyordu ve direkt olarak vahşice Luo Feng’e vurdu!


“Bu,ne !” Luo Feng inanmayarak şok olmuştu. Kılıç çoktan yüzünün önündeydi, savuşturmak için vakit yoktu!


“Alçal!” Luo Feng’in düşüncesiyle ruhsal gücü çalıştı ve omuzlarındaki korumalar onu aşağı doğru iterek hızlıca alçalmasını sağladı! Tabii ki ne kadar hızlı alçaldığının bir farkı yoktu, onun hızı asla ileri düzey bir savaş tanrısının kılıcının hızına eş değildi. Kılıç ses hızını birkaç kez daha aşıyordu ve Luo Feng savunmak için sadece hayalet bıçağını kullanabilirdi!


GÜMBÜÜRR~~


İnanılmaz miktarda bir güç bıçağa aktarıldı. Savunmak ne kadar zor olursa olsun, halen indiği gerçeğine rağmen elinin acıdığını hissetti. Bundan sonra, sağ kolunun tamamı hissizleşti ve bir top güllesi gibi yere fırladı.Yalnızca bu olduğunda kalabalık sakinleşti, hepsi başlarını kratere doğru çevirdi. Sarı benizli Bei Yuan Gang adındaki adam “Sersem!” diye haykırarak şimşek gibi atıldı.


Hala havada olan Li Yao da inişe geçti.


“Ne tuhaf bir kılıç.” Luo Feng kraterden şimşek gibi atladı. Yüzü solgundu ve ağzından biraz kan çıkmıştı.


“Nasıl oldu da bu kol birden uzayıverdi?” Luo Feng organları yer değiştirmiş gibi korkunç bir şekilde hissediyordu. Açıkça az önceki etki çok muazzamdı!


Şunu unutmamak gerekirdi…


Ortalama bir ileri savaş tanrısının gücü 256000 kgyi aşıyordu. Akbaba Li Yao’nun yumruk gücü kıdemli bir ileri düzey savaş tanrısı olarak çoktan 400000-500000 kg aralığına ulaşmıştı. Güç zorlamalarıyla o kesinlikle 1 milyon kg aralığını aşıyordu!


Bu da 1000 tonun üzerindeydi!


Ne korkunç bir kuvvet!


Neyse ki saldırı uzamış kara tanrı setindendi. Kolu 10 metre kadar uzadığından dolayı,saldırısında orijinal gücünün sadece yarısını kullanmıştı! Diğer yandan yarı gücü bile olsa Luo Feng’in organları sarsılarak ağız dolusu kan kusmuştu.


“Sersem!” Bei Yuan Gang ileriye hücum etti.


“Bu ruh okuyucu sadece bir acemi düzey savaş tanrısı,hm….19 yaşındaki bir genç için acemi düzey savaş tanrısı seviyesine ulaşmak fena değil. Ne yazık ki bugün Bei Yuan Gang’ın ellerine düşecek!” Bei Yuan Gang üç fırlatma bıçağını savuşturması özgüven dolmasına sebep olmuştu. Ayrıca dünyada kalan çok az miktardaki Japon Çine karşı bir kin besliyordu.


Japon tarihine bakıldığında her zaman Çin ile savaş içerisindeydiler.


Diğer yandan Büyük Nirvana periyodu Japonya’ya yok edici bir vuruş yapmıştı. Çin devasaydı bu yüzden fazla etkilenmemişti. Ayrıca çoğu güçlü dövüşçü Çin’den çıkmıştı, dünyanın en güçlü dövüşçüsü Hong gibi. Hong’un pozisyonu özel olmasına rağmen,bir şey göz ardı edilemezdi….


Hong, kalbinde kesinlikle Çin'i destekliyordu.


Bu yüzden şuan dünyada Çin’in pozisyonu son derece yüksekti! Büyük Nirvana periyodundan önce Japonya neredeyse Çin’e eşitken şuan zar zor hayatta kalabiliyordu.Japonlar dünyadaki birkaç merkezi şehre dağılmıştı. Kendi hükümetleri artık yoktu.


Nasıl olurdu da Çin’e karşı kıskanç olmazlardı?


Nasıl olurdu da Çin’den nefret etmezlerdi?

 

Çin’den bir dahiyi kendi elleriyle öldürebileceğini düşünmek Bei Yuan Gang’ın kanını kaynatıyordu.


“Öl!” Bei Yuan Gang’ın gözleri şimşek gibiydi, aurası havaya yayılıyordu.


“Japon?”


Luo Feng önündeki Bei Yuan Gang’a baktı ve hoş karşılamadı. 2057’de bile olsalar liseden yeni mezun olmuş mükemmel bir öğrenci olarak Luo Feng Büyük Nirvanadan önceki tarih hakkında çok netti….bir anda karşısına çıkan orta düzey savaş tanrısı Bei Yuan Gang ile yüzleştiğinde Luo Feng basitçe küçümsedi: “Sersem!”


Whoosh! Whoosh! Whoosh! Whoosh! Whoosh! Whoosh!


Altı fırlatma bıçağı!


Luo Feng maksimum güçte bu kadar fırlatma bıçağını kontrol ediyordu.


“Doğru değil!” Bei Yuan Gang’ın gözleri genişledi ve kendi kendine çığrındı,”Bu fırlatma bıçaklarının hızları doğru değil. Nasıl olur da öncekinden daha da hızlı olabilirler!”


Bei Yuan Gang önceden üç fırlatma bıçağını kolayca savuşturduğundan son derece güvende hissederken,şuan kalkan tutan elini mümkün olduğunca hızlı hareket ettirmeye çalışıyordu. Fakat altı fırlatma bıçağı aşırı hızlıydı….Şunu unutmamak gerekirdi ki Luo Feng çoğu ileri düzey savaş tanrısını yenebilirdi!Akbaba Li Yao bile eğer kara tanrı setine sahip olmasaydı dezavantajda olacaktı.


Orta düzey savaş tanrısına karşı mı?


PUCHİU!!


İlk fırlatma bıçağı direkt olarak Bei Yuan Gang’ın ağzını parçalayarak kafasını patlattı.Diğer beş fırlatma bıçağı hiçbir şey yapmadı.


Orta düzey savaş tanrısı ‘Bei Yuan Gang’ düştü!


Akbaba Li Yao henüz yere ulaşmıştı ve Luo Feng’in Bei Yuan Gang’ı öldürdüğüne tanık olduğunda çok daha öfkelendi.Vahşice yere basarak önündeki havayı yırtarcasına 2 mach hızına ulaştı. Bedeninin bir hareketiyle çoktan Luo Feng’in tam önündeydi!


“Geri çekil, geri çekil!”


Luo Feng’in yüzü değişti ve bedenindeki güç patladı:3.5 kat patlama ! Hızı 400 m/s üzerindeydi!


Aşırı ruhsal güç destekle! Arttır!


Hızı 500 m/s’in üzerindeydi!


Luo Feng’in ruhsal gücü ‘ileri düzey savaş tanrısı’ seviyesine ulaşsa bile sonuç olarak arttırabildiği hız muazzam düzeydeydi, ne de olsa daha da hızlandıkça yükseltmesi çok daha zor oluyordu.Hız artarken hava basıncının gösterdiği direnç de umulmadık şekilde katlanarak artıyordu, böyle olsa bile Luo Feng’in ruhsal gücü asıl gücünü 2 hatta 3 kat kadar arttırabiliyordu.Hızı sadece üç katına ulaşmakla bile kalmıyordu.


Li Yao’nun 2 mache ulaşan hızıyla karşılaştırıldığında farkı gerçekten devasa miktarda oluyordu.


“Gebeer!” Li Yao’nun iki elindeki kılıç birden delicesine parçalıyordu.


“Bunu daha fazla savuşturamayacaksın!”


Luo Feng dişlerini sıktı.


Ruhsal gücü ona ulaşmakta olan iki bıçağın etrafını sarıyordu, ayrıca bıçağa temas ettiğinde Luo Fen ruhsal gücünün devasa bir dağa dönüştüğünü hissetmişti, aniden ona karşı direnmişti! Tek bir bıçağın gücü gerçekten muazzam düzeydeydi. Ve akbaba Li Yao’nun ifadesi hafifçe değişmişti, ne de olsa net bir şekilde saldırısının etkilendiğini o da hissetmişti.


"Gümbüüüür~~”


Bıçak şiddetlice Luo Feng’in altıgen kalkanını kesmişti.


Şimşek gibi çarptığında korkunç tepki altıgen kalkanın Luo Feng’in bedenine çarpmasına sebep olarak onu havaya fırlatmıştı.


“KRAKKK!”


Kalkanı tutan sol kolu titredi.


“Çatladı? Umarım kırılmamıştır.”Luo Feng sol kolunda parçalayıcı bir acı hissederek onu havaya fırlatan gücü gökyüzüne yükselmek için kullandı.


"Luo Feng!" akbaba Li Yao gürledi.


GÜMBÜÜÜÜRT!


Gökyüzünde yükselerek aniden Luo Feng’e ulaştı ve vahşice koluyla ona doğru vurdu!


Vıııınn!


Kolu anında 10 metre uzunluğa ulaşarak Luo Feng’i tuzağa düşürürcesine ona doğru uçtu!


“Hmph!” Luo Feng’in bedeni bir eğri çizerek hemen gökyüzüne doğru aceleyle hücum etti.100 metre yüksekliğe uçarak sonrasında çabucak Maymun Dağı Sahasına doğru uzaklaştı ve Li Yao’nun görüş alanından çıktı.


.....


Engin çorak arazide akbaba Li Yao’nun altındakiler panik içerisindeydi.19 yaşındaki Çinli gencin bu kadar korkutucu olacağını düşünmemişlerdi.Sadece kısacık bir zaman diliminde, bir orta düzey savaş tanrısı, bir acemi düzey savaş tanrısı ve 18 seçkin üye kaybederken 16sı ağır yaralanmıştı.


“Piç kurusu!” akbaba Li Yao çorak arazideki cesetlere doğru göz gezdirdi.İfadesi ürkütücü görünüyordu ve görünen o ki gözlerinde iki öfkeli alev topunun ateşleri yanıyordu.


“Li Yao bu Luo Feng nasıl bu kadar güçlü olabilir, az önce meydana gelenler bize söylediğin gibi değildi!” bıyıklı beyaz yabani James kardeşlerinin cesetlerini kaldırırken gürledi.


“KAPA ÇENENİ!”


Li Yao öfkeyle James’a bir bakış fırlattı, öldürme arzusu zirve yapmış gibiydi.


James’in kalbi tekledi….eğer Li Yao onu bu çorak arazide öldürerek bunun için Luo Feng’i suçlasaydı, olayın aslını kimse tamamen bilemezdi. Bunu düşündüğünde James Li Yao’ya daha fazla öfkesini yansıtmaya cüret edemedi.


“Bei Yuan Gang!” Li Yao Japon adamın cesedine yürüdüğünde ifadesi çok ama çok daha korkutucu bir hal almıştı.Öfkesinden dolayı cesedi vahşice tekmelemekten kendini alamadı.Bir ‘beng’ sesiyle Bei Yuan Gang’ın cansız bedeni infilak ederek her yana kan saçmıştı.Bu sahne herkesin kalbinin buz kesilmesine sebep olmuştu ve James bile lanetlemişti: “Bu Akbaba söylendiği kadar acımasızmış.Neden gelmeyi kabul ettim ve onun kirli parasını kazanmak istedim ki anasını satayım!”


Sessizlik.


Herkes Li Yao’nun sahip olduğu acımsız vahşet karşısında şok olmuştu. Bei Yuan Gang’ın cansız cesedini patlattıktan sonra Li Yao kalpsizi anaya sövdü: “SOKTUMUN ÇÖP PARÇASI!”


Hiddet!


Karnı öfkesinin pisliğiyle dolmuştu!


Akbaba Li Yao etrafına baktığında daha da öfkeleniyordu. Luo Feng’in gelişinin bu kadar devasa sonuçları olacağını düşünmemişti! Çok fazla adam kaybetmişti. Luo Feng ırzına geçmiş gibi hissetmekten kendini alamıyordu.Hem oğlunu öldürmüş hem de sülalesini elden geçirmişti sanki!


“LUO FENG!!!!Seni bulacağım olum!!!” akbaba Li Yao öfkeden dişlerini öyle sıktı ki neredeyse kırılacaklardı. İçinden bildiği tüm küfürleri ederek Luo Feng’i denk getirdiği gibi bu ırza geçişi ona ödettirecekti!


Adeta denk getirdiğinde tüm dünyayı sarsarcasına içinden geçecek gibi öfkesinden öfkelenerek yırtıcı bakışlarını etrafta gezdirmeye başladı!!!

 

Çevirmen Notu: Evet arkadaşlar ne zamandır yazmıyorum ancak ırz muhabbetleri başladı. Bu bölümler epey küfürlü geçecek. Karakterler adına tüm okuyuculardan özür diliyorum.Eğer küfürden hoşlanmayan okuyucular varsa yorumlarda belirtirseniz sansürleme yoluna gidebilirim ancak…. BEN DE ÇOK SİNİRLENDİM!!!!! Bi akbaba Li Yao mu sinirleniyor ulan sikerim tahtasını!!! O yüzden umarım sansürlememi isteyen fazla kişi çıkmaz ve birlikte gönül rahatlığıyla bu adi şerefsiz zındığın tüm ailevi değerlerine şahsi olarak küfredebilirim. Saygılar sevgiler keyifli okumalar dilerim ^_^




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1263

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 662

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15595 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21004 Bölüm Sayısı


creator
manga tr