Bölüm 487: Koruyucu Kalkan

avatar
674 2

Release That Witch - Bölüm 487: Koruyucu Kalkan




Çevirmen: Lodos

Alacakaranlıkta gemi Uzun Şarkı’nın iç nehrindeki limana yanaşmıştı.


Petrov’un geleceklerinden haberi vardı ve onları yanındakilerle beraber limanda karşılamıştı. Kaleye döndüklerinde birinci kat salonunda onları büyük bir ziyafet bekliyordu. Uzun Şarkı’yı ele geçirdikten sonra Roland’ın aklında bir şeyler değişmişti. Soyluların birbirlerine karşı kadeh kaldırmalarını izlerken bu ziyafetin parasının kendi cebinden çıktığını düşünüyordu.


Hanımeli Ailesi’nin en büyük oğlunu kısaca selamladıktan sonra hızla sadede girdi: “Fareler tekrardan mı ortaya çıktı?”


“Aldığımız raporlardan yola çıkarsak öyle görünüyor.” diyen Petrov, buyur ederek Prens’i salonun bir köşesine çekti: “Eski organize Kara Sokak gruplarına kıyasla yakın zamanda tutukladığımız suçlular çoğunlukla hırsızlar, soyguncular ve katiller gibi bireysel suçlular… İdamlık suçlular yani… Ama siz bizden kesin deliller ışığında hareket etmemizi istediğinizden beri bize ihbar olarak gelen suçluların çok az bir kısmını idam edebildik… Delilleri doğrulamak çok zaman alıyor. Bunun da dışında…” diyen Hanımeli Ailesi’nin büyük oğlu bir an duraksadıktan sonra devam etti: “Son zamanlarda büyük bir sıkıntımız daha var…”


“Nedir?”


Petrov endişeli bir sesle söze girdi: “Birisi politikalarınıza açık açık direniyor Majesteleri... Earl Medde bu konuda daha fazla şey biliyor. Sizi ayrıntılı olarak bilgilendirmesini sağlayacağım.”


“Majesteleri… Elk Ailesi sizi selamlar.” diyen Rene, çağırıldıktan sonra hızla gelerek Prens’in önünde eğilmiş ve hikâyeyi anlatmaya başlamıştı: “Son zamanlarda dış kasabanın Kuzey sokağında bir şeyler oldu. Şerif Vader buna seri katil vakası diyor.”


“Ben de bunu derdim…” diyen Roland’ın ilgisi uyanmıştı: “Devam et.”


Rene Medde ciddi bir sesle konuşmasına devam etti: “Üç günden beri her evde bir ölü bulunuyor… Kurbanların hepsi erkek, yalnız yaşıyorlar, aileleri yok. En önemlisi de her birinin Belediye Binası’na iş başvurusunda bulunmuş olması…”


Prens kaşlarını çatmıştı: “Düzenli çalışan sınıfına mı başvurmuşlar?”


“Tamircilik tam zamanlı bir iş olarak sayılabilirse evet…” diyen Elk Ailesi Kontu başını salladı: “Her kurbanın odasında kanla çizilmiş bir de resim var: Bir taç ve bir haç. Belediye Binası’ndan aldığım bilgiler doğrultusunda şunu öğrendim: Kurbanların hepsi Kızıl Su Nehri Bölgesi’ndeki ev inşaatı için gönderilecek listenin ilk sıralarındaymış…”


“Niyetlerinin ne olduğunu düşünüyorsun?”


“Sizin işe alım planınızı sabote etmek olduğunu düşünüyorum Majesteleri… Kuzey sokağında Belediye Binası’na başvuru yapanların öldürüleceğine dair söylentiler yayılıyormuş çoktan...”


“Ben de öyle olduğunu düşünüyorum.” dedi Petrov: “Beklediğimiz kadar başvuru alamadık. Kuzey sokağından da neredeyse hiç başvuru gelmedi. Üstelik şehir dışına çıkamayacak kadar hasta olduğunu söyleyip isimlerini listelerden sildirmeye çalışan insanlar da olmuş. Söylenti şimdilik sadece Kuzey sokağında yayılmış durumda… Ama diğer kısımlara da yayılırsa planlarınız sabote olabilir.”


Bir an düşünen Roland, sordu: “Şüpheli hakkında herhangi bir ipucu var mı?”


“Biz…” diyen Rene ağzını açtı ve bir süre bekledikten sonra: “Hiç tanık yoktu. Bu yüzden aramaya nereden başlayacağımız konusunda bir fikir bulamadık…” dedi.


“Gerçekten mi?” diye soran Roland şaşırmıştı: “Önceden bu tür davaları nasıl çözüyordunuz?”


“Devriye ekibinden mi bahsediyorsunuz?” diyen Elk Ailesi’nin genç kontu bir süre tereddüt ettikten sonra söze girdi: “Bildiğim kadarıyla standart bir yöntem yok. Kurban aileleri bir şekilde Lorda ulaşabilirlerse ve Lord da halkına adalet vermeye istekli olursa Kara Sokak mafyasına baskı yapar ve farelerin suçluyu teslim etmesini sağlardı. Devriye ekipleri de genelde kendilerine suçlu olarak verilen insanların günah keçisi mi yoksa gerçek suçlu mu olduklarını umursamazdı. Hatta kurban bir yabancıysa ya da yalnız yaşayan birisiyse zerre umurlarında olmazdı katilin kim olduğu…”


“Bu korkunç!” diyen Roland şok olmuş ve düşünmeye başlamıştı: “Devriyelerin bu tür davaları ele alış şekli, yargılamayı farelerin kendisine bırakmak gibi bir şey. Halkın farelerin şehri yöneten diğer taraf olduğunu söylemelerine şaşmamalı… Bu çağda cezai soruşturma diye bir şey yok gibi görünüyor… Bir cinayet davasında tanık olmaması halinde büyük olasılıkla davalar askıya alınıyor… Ama elbette bu sadece siviller için geçerli.


Sınır Kasabası her zaman Bülbül’ün gözetiminde… Ayrıca çok karışık bir nüfus yapısı da yok. Suçlar hemen çözülüveriyor… Sanırım bu yüzden bu meseleyi bu kadar ihmal etmişim… Rene tam olarak söylemese de delillerin kesinleşmesini istemem şimdilik biraz fazla bir istek olmuş olabilir…


Ama ne olursa olsun ben, bölgemde günah keçilerinin kullanılmasına izin vermeyeceğim.”


“Anlıyorum… Yarından itibaren Güvenlik Bürosu davayı ele alacak. Senin tek yapman gereken, elinden geldiğince işbirliği yapmak…”


“Emredersiniz Lordum…” diyen Rene, sevinçliydi: “Teşekkür ederim.”


...


Ziyafetten sonra Roland, kalenin en üst katındaki ofise çıktı. Ofisin iç kısmı şimdi çok farklı görünüyordu. Duvarları kaplayan kitap rafları yıkılmış, yumuşak bir kanepe, bir çay masası ve minderler konulmuştu. Masanın arkasında duvar düzenlenerek iki Fransız penceresi yerleştirilmişti. Kristal camdan yapılmasalar da odayı büyük ölçüde ferahlatmışlardı. Camdan bakan Roland, karanlık içindeki Uzun Şarkı’ya bir göz atarak memnuniyet içerisinde başını salladı.


“Görünüşe göre Petrov emirlerimi dikkatle takip ediyor. Onu yardımcım olarak seçmem isabet olmuş…” diye düşündü.


“Bunu nasıl halletmeyi düşünüyorsun?” diyen Bülbül bacaklarını çapraz yapmış bir şekilde masada oturuyordu.


“Bunu ben halletmemeyi düşünüyorum.” diyen Prens başını sallayarak gülümsedi: “Şu anda tüm soylular Uzun Şarkı’ya geri döndü. Yarınki en önemli işleri ikinci bir Belediye Binası kurmak, departmanlara ayırmak ve başlarına sorumlular atamak. Ne kadar erken kurulursa Soraya da o kadar erken çizebilir kimlik kartlarını… Suçlarla savaşmaktan da sen sorumlu olacaksın.”


“Ben mi?”


“Sen Güvenlik Bürosu’nun başısın. Bu yüzden bir davanın nasıl çözüleceğine karar vermek de tamamen senin işin… Neverwinter Şehri’nin tüm polis departmanı senin emrinde… Vader de Rene de senin astların…”


“Ama sen hep bölümlerin otoritelerinin ayrı tutulması ve idari statünün eşit olması gerektiğini söylemez miydin?” diye soran Bülbül, şaşırmıştı: “Belediye Binası’nın nasıl işlediğini tam olarak anlamıyorum. Ama bu şekilde Güvenlik Bürosu Belediye Binası’nın üstünde yer almıyor mu?”


“Bölgesel güvenlik en yüksek önceliğe sahip... Bu yüzden sen direkt olarak bana rapor vereceksin… Sadece polis departmanı değil… Belediye Binası ve orduya yönelik bütün teftişler ve incelemeler senin tarafından yapılacak. Evet, her departman ayrı olmalı ve birbirine müdahale etmemeli… Ama onları birbirine bağlayacak ve yolsuzluk ile gücün kötüye kullanımını önleyecek bir ağa da ihtiyaç var. Bu sayede sistemin içten çökmesi engellenmiş olacak. ‘En sıkı savunma yalnızca içten yıkılır’ deyimini duymuş olmalısın…” diyen Roland, Bülbül’ün gözlerine baktı: “Tüm bu problemlerin yaşanmasını engelleyecek güçlü kalkan sensin! Bundan sonra hem benim kişisel güvenliğim hem de bölgenin güvenliği senin elinde!” 









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18331 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37561 Bölüm Sayısı


creator
manga tr