Bölüm 454: Tazminat ve Ceza

avatar
1081 4

Release That Witch - Bölüm 454: Tazminat ve Ceza




Çevirmen: Lodos

Roland üç gün sonra Uzun Şarkı Tiyatro’sunda bir konuşma yapmıştı.


Konuşmanın iyice yayılması için Petrov’dan isyanla ilgili meseleleri önceden halka anlatmasını istemişti. Maggie de Yankı’yı getirmek üzere Sınır Kasabası’na gitmişti.


Beklediğinden daha az bir kalabalık vardı karşısında. Bahar gelmiş olsa da hala durmak bilmeyen kar insanları biraz korkutmuş olsa gerekti.


Neyse ki Prens eylemde öldürülen askerler için tazminat verileceğini söylemişti de İkinci Ordu’nun tüm üyeleri ve aileleri tiyatroya gelmişti. Halkın güvenini kazanmak biraz zaman alacak gibiydi… Ama Roland, en iyi reklamın ağızdan ağıza yapıldığını düşünüyordu. Tohum bir kere atıldı mı ağaçlar elbet yeşeriyordu… Zaten bu yüzden Roland, ordusunun hepsini tamamen halktan oluşturuyordu.


Kılıç kadar keskinler, kaleler kadar zapt edilemezler ve halk için de bir o kadar harika rol modelleriydi.


“Günaydın halkım! Ben Batı’nın Lordu Roland Wimbledon! Çoğunuzun adımı duyduğunu biliyorum…” diyen Roland, gözlerini kalabalık üstünde gezdirerek devam etti: “Öncelikle isyanda yaralananlar ve hayatını kaybedenler için ne kadar üzüldüğümü belirtmek isterim… Bu isyan Kral Şehri’nde çizilmiş bir komplodur! Barışçıl ve huzurlu batıyı rahatsız etmek isteyen Timothy Wimbledon bize karşı defalarca savaşlar açmaya kalkıştı. Ve üzülerek söylüyorum ki; batının dört büyük ailesi de halkın yanında durmak yerine onunla saf oldular ve bu trajediye sebebiyet verdiler!”


Prens isyandaki ayrıntılar üzerinde durmayacaktı. Resmi bir konuşmadansa halk bu bilgileri tavernalardaki söylentilerden duymayı daha çok severdi… Bu yüzden kısa bir giriş yapan Roland, herkesin beklediği tazminat konusuna geliyordu.


"İsyan sırasında İkinci Ordu’daki 112 askerden 56'sı maalesef öldürüldü. Bunların yanında isyancılar konutları yağmalayarak 48 sivilin ölümüne ve 12 mülkün de yanmasına sebep oldular. Ben Uzun Şarkı halkından özür dilerim… Lordunuz olarak yükümlülüklerimi yerine getiremedim…”


Prens’in bu sözleri kalabalığın kafasını karıştırmıştı. Kraliyet ailesinden birisinin halktan özür dilediğini ilk defa görüyorlardı. Birçoğu şaşırmıştı. Ancak Roland, bir Lord’un bu tür bir tutuma sahip olması gerektiğini düşünüyordu. O, halkı sürekli küçük gören o kibirli soylulardan değildi. Tarih ona bir hükümdarın halkını kendisiyle eşit görmediği sürece kabul görmeyeceğini öğretmişti.


“O insanların bir hiç uğrunda ölmemiş olmalarına söz veriyorum! Savaşta hayatını kaybeden askerler uygun ve iyi bir cenaze töreniyle uğurlanmakla kalmayacaklar! Ailelerine de beş kraliyet altını tazminat verilecek! Ayrıca gelecekte ek tazminat olarak her ay Belediye Binası’na yakıt ve yemek için başvurabilirler! Bu plan Birinci Ordu’ya uygulanan planla aynı. Ve sizi temin ederim ki bugünden itibaren İkinci Ordu’ya katılan insanlara da hiçbir fark olmaksızın aynısı uygulanacak!”


Prens’in bu sözü karşısında çok az insan tezahüratta bulunmuştu. Anlaşılan çoğu hala biraz şüpheci yaklaşıyordu. Bu topraklarda yalancılık ve yolsuzluk çok meşhur ve yaygın bir iş idi… Kışın verilen erzak yardımları bile ağır gelsin diye kum ve yapraklar ile karıştırılıyordu. Birden kraliyet altını alacaklarına nasıl inanabilirlerdi ki?


Ama Roland, bunu da düşünmüştü. Ellerini çırptı ve Birinci Ordu’dan iki asker ellerinde bir kasayla sahneye çıktı. Ardından da Petrov ve Demir Balta geldi. Roland derin bir nefes alarak söze girdi: “Burada savaşta hayatını kaybeden askerlerin bir listesi var! Şimdi Uzun Şarkı yöneticisi Petrov Hull size bizzat dağıtacak bu tazminatları!”


Askerler parlak kraliyet altınlarını masanın üzerine yığdıklarında nihayet halkın neşesi biraz yerine gelmişti.


“Ayat! İkinci Ordu! Birinci Silah Taburu!”


“Chapiter! İkinci Ordu! Birinci Silah Taburu!”


“…”


Demir Balta listedeki isimleri yavaşça okuyordu. O askerlerin aile üyeleri de sahneye çıkarak heyecan ve minnet içinde altınları alıyor, diz çökerek selam veriyorlardı. Tiyatro bir an öylesine karışmıştı ki Roland, Bülbül’ün herhangi bir şey olursa diye kendisini tuttuğunu hissetmişti.


Neyse ki bir kaza çıkmamıştı. Herkesin tazminatları ödendiğinde vakit öğlen olmuştu. Roland, kendi arasında konuşan seyircileri susturmak için elini kaldırarak konuşmaya başladı: “Halkım! Savaş sırasında evini kaybeden kişiler bir barınak alacaklar ve onlara yiyecek de temin edilecek! Yiyecekler Şeytan Ayları’nın sonuna kadar belirli personeller tarafından size ulaştırılacaktır!”


“Majesteleri! Şeytan Ayları’ndan sonra ne olacak?” diye yüksek sesle sordu birisi… Tabii ki Yankı idi bu soruyu soran...


“O zamana kadar Belediye Binası iyi maaşı ve avantajları olan bir sürü iş kolu açmış olacak! Çok çalışmaya hazır olduğunuz sürece yiyecek konusunda endişelenmeyin!” diyen Roland, sağ elini kaldırdı: “Batı kendisine katkı yapanları unutmayacak! Ben de unutmayacağım!”


Seyirci de Roland’ın bu sözüne karşılık sağ ellerini kaldırarak tezahüratta bulunmuşlardı. Tam o sırada da Roland, yulaf lapalarının dağıtılmasını ve halkın iyice moralinin yükselmesini emretmişti.


Öğleden sonra tiyatrodaki kalabalık artmıştı. Tüm koltuklar dolmuştu. Birçok insan ayakta dikilmişler ya da yerlere çömelmişlerdi. Duruşmayı bekliyorlardı.


“Hem bu hem de eski dünyamda insanlar bir yargılama izlemeyi seviyorlar demek ki…” diye düşündü Roland.


Roland yargılamayı Demir Balta ve Petrov’un yürütmesini emrederek ikinci kata geçip oturmuştu.


Karar çok önceden belirlenmişti. Mahkûmlar sahneye çıkarılarak seyircilerin önünde diz çöktüler. Arkalarındaki silahlı askerler sert bir ifadeyle ayakta bekliyorlardı. Demir Balta isimleri okumuş Petrov da hükümleri söylemişti. Sonrasında da askerler eşliğinde idamın yapılacağı yer olan Uzun Şarkı Meydanı’na götürülmüşlerdi.


Mahkûmları gören bazı hayatını kaybeden asker aileleri onlara saldırmaya gitmişti. Çok sert ve hayati darbeler olmadığı sürece Birinci Ordu ellemiyordu. Kimsenin bu katil şerefsizlere acıyacak durumu yoktu ne de olsa…


En sonunda altısı büyük soylu olan 132 kişi idama mahkûm edilmişti. Altı kişinin haricindekiler muhafızlar, yaverler, hizmetçiler ve paralı askerlerdi… Darağacı sayısı sınırlı idi… Bu yüzden sadece altı büyük soylu asılacaktı. Kalanlar tüfekle infaz edileceklerdi. İlk defa idam için kullanılmıştı ateşli silahlar…


İsyana katılmış ancak cinayet işlememiş olan diğer 900 kişi ise toplu olarak Kuzey Yamaç Madeni’ne gitmeyi beklemek üzere zindanlara atılmıştı.


Sonunda Roland batı bölgesinde otoritesine meydan okuyan tüm soyluları temizlemişti.


Ertesi gün masum soyluları kale salonuna çağırdı.


Temizlik sadece başlangıçtı. Batıyı düzgün bir şekilde tamamen yönetmek istiyorsa daha yapılacak çok iş vardı.


En önemli adım yeni bir düzen kurmaktı…









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19482 Üye Sayısı
  • 802 Seri Sayısı
  • 39049 Bölüm Sayısı


creator
manga tr