"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Release That Witch - Bölüm 402: Organize Yapı



Çevirmen: Lodos 

Kışın ikinci ayının hemen başında Barov, kollarının altında bir yığın kitap taşıyarak Roland'ın ofisine girdi.

 

Masaya vardığında masanın üzerindeki büyük renkli bir tablo dikkatini çekmişti: “Bu... Tüm Batı bölgesinin haritası mı?”

 

“Yalnızca batı bölgesi değil…” diyen Roland, güldü: “Vahşi arazilerin ve Gizli Orman’ın da bir kısmını da içeriyor.” diyerek Geçilmez Dağ eteklerinin kuzey kesimindeki bir bölgeyi işaret etti. Agatha’nın bahsettiği verimli arazilerdi oralar… “Şimdiye kadar keşfettiğimiz yerlerin toplamına üç tane daha batı bölgesi sığar. Oraları ıslah edebilirsek yüz binlerce insana yaşam alanları sağlayabiliriz…”

 

Şeytan kasabasından gelen tehdidi ortadan kaldırmak adına Şimşek ve Maggie'yi bölgeyi tarayıp bir harita çizmeleri için göndermişti. Artık Maggie, Soraya’yı da taşıyabiliyordu. Yani daha düzgün haritalar çıkarılabilecekti. Şeytan kampının ortadan kaybolması hala bir gizem olmasına rağmen iyi haber şuydu: Sınır Kasabası’nın 200 kilometre yakınında herhangi bir kamp ya da şeytan yerleşkesi yoktu.

 

“Vahşi arazilerde sizin de söylediğiniz gibi sadece şeytani canavarlar yok… Bir sürü kötü düşman var…” diyen Barov’un sözlerinde hafif bir tereddüt seziliyordu: “Toprağı kuzeybatıya doğru genişletmek tehlikeli olmaz mı?”

 

“O zamana kadar Birinci Ordu şeytanları yenebilecek duruma gelecek.” diyen Roland yavaşça parmağını haritanın üstünde gezdirdi: “O düşmanları yenemediğimiz sürece de zaten hiçbir yerde güvende olamayız.”

 

Gözcü Şeytanlar Gizli Orman’da görüldüklerinden beri bu haberin saklı kalamayacağı aşikârdı. Ani bir haberle ortaya çıkabilecek paniği önlemek adına şeytanların varlığını en önce üst görevlilerine açıklamıştı. Tepkileri normal olmuştu. Ama Tabii ki Roland, onların güçlerini biraz az anlatmış ve onları şeytani canavarlara eş göstermişti. Tanrı İradesi’nin ilk iki savaşını da anlatmamıştı.

 

Sonsuza kadar dört krallığın sınırında kalamayacağını biliyordu Roland. Ayrıca onun yönetimine daha büyük araziler yakışırdı…

 

Parmağını geri çekti. Haritayı yuvarlayarak kapattı ve yan tarafa koyarak sordu: “Bir rapor falan mı var?”

 

“Evet, Majesteleri…” diyen Barov başını salladı ve yanındaki kitapları birer birer masaya koydu: “Talepleriniz doğrultusunda Belediye Binası’nın genişlemesi konusunda bir plan hazırladım.”

 

“Bir bakayım…”

 

Şehrin kurulmasından sonra bölgenin hızlı büyümesi ile başa çıkabilmek için Roland, yönetimin ve hükümetin bölümleri konusunda fütüristik bir sınıflandırma yapmıştı. Farklı bir yürütme çeşidine geçiyorlar gibiydi durum… Kısaca hükümetin üst kısmı; Belediye Binası, Ordu, Güvenlik Bürosu ve Cadı Birliği olmak üzere dört ana şubeye bölünmüştü.

 

Genişleme planına göre; Yeni Belediye Binası, günümüzdeki kabinenin rolünü üstlenecek ve tüm bölgenin temelindeki kurumu olacaktı. Zamanla personel yaklaşık 500 kişiye çıkarılacaktı. Ekonomi, Dışişleri, Eğitim, Tarım, Sanayi ve Hukuk olmak üzere altı departmana ayrılacaktı, talep üzerine yeni bölümler eklenebilecekti. Gökhisar Krallığı tamamen birleştirildiğinde de bütün şehirler bu şablonla yönetilebilecekti.

 

Savaş kısmına ek olarak ordunun taşınabilir birimler olarak hareket edebilen üretim ve tıbbi bölümleri de olacaktı. Her bölümün kendine ait bir komutanı olacaktı. Ama ordudaki en yüksek otorite Roland’ın elinde olacaktı.

 

Güvenlik Bürosu ise karanlıkta saklanan gizli bir örgüt görevi görecekti. Bütçeleri Belediye Binası tarafından karşılanmayacaktı, üyelerinin de herhangi bir şekilde kaydı falan tutulmayacaktı. Başlıca görevleri; bölge içindeki güvenliği takip edip her yerin güvenli olduğundan emin olmak ve resmi yolsuzluk konularını ele almaktı.

 

Son olarak da Cadı Birliği... Roland bu organizasyon hakkında çok düşünmüştü. Ama sonunda cadıları diğer bölümlere bölmek yerine onların kendi başlarına ayrı bir bölüm olarak kalmalarına karar vermişti.

 

Bunun iki nedeni vardı. İlki; bazı cadıların birden farklı departmanda çalışabiliyor olmalarıydı. İkincisi ise yeri geldiğinde hiçbir görev verilmeyecek cadıların kendilerini yalnız hissetmemeleri idi. Bu ikinci sebebi aklına Scroll ve Wendy getirmişti.

 

Roland gelecekte Cadı Birliği’nin tamamen özerk olabileceğini ve her işle kendi başlarına ilgilenebilmelerini umuyordu.


Barov’un raporunu okuduktan sonra başını kaldıran Roland sordu: “Bu kadar çok okuryazar insanı işe alabilecek misin?”


Bu çağda 500 personele sahip bir kurum muazzam kabul edilirdi. Ayrıca her çalışanın okuryazar olması şartının sağlanması diğer bölgelerde epey zor hatta imkânsız olacaktı. Her krallığın Kral Şehri’nde okuryazar insanlar olsa dahi bu insanlar genelde burunları havada ve kibirli soylular olurdu.

 

“Yeni mezun grubuyla bir sorun olmayacak.” dedi Barov: “Belediye Binası işe başvurulma açısından en popüler yer."

 

"Memur olmanın her yerde popüler olduğu görülüyor…” diye düşünen Roland dudaklarını kıvırmıştı: “O halde bu şemaya göre ilerle ve işe alımları gerçekleştir. Sıradaki ve son görevimiz yasaları formülize etmek.”

 

“Geçen sefer bahsettiğiniz o makaleyi siz verdikten sonra yardımcılarım hemen tamamlayacaktır.” diyen Barov, bir hayli neşeliydi.

 

“Ona temel yasalar deniyor…” diyen Roland güldü. Görünüşe göre ‘heves’ duygusu sadece cadılara has bir şey değildi, Barov’un da epey keyfi yerinde gibiydi…

 

“Bir şey daha var Majesteleri…” dedi Barov: “Bu plana göre genişlemeleri yaparsak belediye binası yetmeyecektir. Acaba…”

 

“Yeni bir Belediye Binası inşa etmek mi istiyorsun?” diyen Roland, aynı fikirde olduğunu belirtircesine başını salladı: “Elbette olur. Karl’ı bu işe yönlendireceğim.”

 

Halkın gözünde Belediye Binası, Roland’ın yüzüydü. Kaleye nadiren girme şansları oluyordu. Genellikle işlerini Belediye Binası’nda çözüyorlardı. Bu yüzden Belediye Binası’na belli bir ihtişam ve stil gerekliydi. Sade ve süssüz olması halinde halkın… Kalbi soğuyabilirdi.

 

Barov ayrıldıktan sonra Roland, Elk Ailesi’nin şövalyesi olan Prius Dessau’yu çağırttı.

 

Roland onu yaklaşık yarım yıldır görmüyordu. Şövalye gözle görülür derecede şişmandı. Yüzü her zamankinden daha dolu, yanakları her zamankinden daha kırmızı gibiydi. Hayat onun için kesinlikle yolunda gidiyor olmalıydı…

 

“Son zamanlarda ucuzluk pazarında daha fazla yumurta ve kümes hayvanları olmaya başladı. Hepsi de senin işin…” diyen Roland, gülümsedi: “Tavuk ve ördekleri yetiştirme şeklin epey iyi olmalı.”

 

"Hehe...” diyen Prius güldü. Biraz utanmıştı: “En baştan beri desteğiniz olmasaydı bunları başaramazdım Majesteleri…”

 

Çiftçilik, sorunsuz bir yolculuk değildi. Prius ilk başladığında, kümes hayvanı vebası ortaya çıkmış ve birçok tavuk telef olmuştu. Roland bunun yüzünden Prius’a inanmaktan vazgeçmemiş ve Uzun Şarkı’dan civcivler alarak Prius’a mal sağlamaya devam etmişti. En sonunda da meyvelerini bu denli almaya başlamışlardı işte…

 

“Seni Belediye Binası’nda, Tarım Departmanı’nın altında işe almak istiyorum. Kabul eder misin?”

 

"Majesteleri sizin için… Tavuk ve ördek yetiştirmeye devam etmemi istemiyor musunuz?” diye soran Prius biraz şaşırmıştı.

 

“Hayır, hayır. Öyle bir durum yok. Sen harika bir iş çıkarıyorsun. Bu yüzden ben senin bu işe daha fazla adam getirmeni ummuştum.” diyen Roland cesaret verici bir şekilde konuşuyordu: “Yakında çiftçiliği ve tarımı on kat genişletmeyi düşünüyorum. Sen ve ailen tek başına halledemezsiniz bu işi… Bu sebeple sen Belediye Binası’na dâhil olup deneyimlerini diğer insanlara aktarıp onlara işi öğreteceksin.”

 

Lily'nin bakteri ve hastalıkları ortadan kaldırma yeteneği sayesinde hayvancılığın en zorlu sorunları ortadan kalkmıştı. Tavuklar ve ördekler haricinde inekler ve kuzular gibi büyükbaş hayvanlar da Roland’ın genişleme planları içindeydi.

 

“Bu şüphesiz şövalyelikten daha az onurlu olmayan asil bir iş…” diye devam etti Prens: “Batı bölgesindeki her evin sofrasına kümes hayvanlarının etlerinin ve yumurtalarının konulacağı bir gün gelecek. Ve insanlar bu lezzetli yiyecekleri gördükçe senin adını hatırlayacaklar… Ee? Ne düşünüyorsun?”

 

“Size hizmet etmek benim için bir şereftir!” diyen Prius, eğilerek selam verdi.








Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1482

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17274 Üye Sayısı
    • 773 Seri Sayısı
    • 35905 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr