Bölüm 352: Yanılsama – Part 2

avatar
1046 0

Release That Witch - Bölüm 352: Yanılsama – Part 2



Çevirmen: Lodos 

Demek böyle olmuştu!

 

Mayne gözlerini yanılsamadan alamıyordu. Kalbi daha önce hiç olmadığı kadar hızlı atıyordu.

 

Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu’nun dönüşüm töreni cadılar tarafından Şeytanlar’ı yenmek için icat edilmişti! İsteyerek kendi türlerini feda etmişlerdi! İçlerinden hangisi kalkıp böyle bir şeye zalimlik diyebilecekti ki?

 

Ama sonuç, beklentisinin ötesindeydi. Birkaç dakika geçmiş ama tek bir kişi bile ayağa kalkmamıştı. Töreni sorgulayan cadı bile Alice'in sözlerine açıkça karşı çıkmamış, dişlerini gıcırdatmakla yetinmişti.

 

Yaşlı bir cadı konuşmaya girdi: “Hepimiz ölümlülerden doğduk. Yani insanlık yok olsa cadılar da var olamaz.”

 

“Aksine dönüşüm töreninde kaç cadı feda edilirse edilsin, bunların yerine her zaman yeni cadılar olacak. Ne kadar fazla insan olursa o kadar fazla da cadı olacak.” diyen Elaine omuzlarını silkti.

 

"Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu’nun Şeytanlar’ı yeneceği kesin mi?” diye sordu birisi.

 

“Bilmiyorum.” dedi Alice: “Denemeden gerçekten bilemeyiz. Önceki iki savaşta aldığımız mağlubiyetler Şeytanlar’ın bizden daha güçlü olduklarını ve onları yalnızca kırmızı sis kullanarak engelleyebildiğimizi gösterdi. Çok sayıda Tanrı'nın Cezalandırma Savaşçısı yaratsak bile zaferin bizim olup olmayacağı belirsiz.” Bir an duraksadı ve sonra: “Ama benim nasıl çalıştığımı bilirsiniz.” dedi.

 

Elaine gülümsedi ve: “En ufak bir şans bile varsa, kullanılır.” dedi.

 

“Seni her yerde takip etmeye hazırım!"

 

“Cadıların devamı için!"

 

“Ben de yenilgiyi kabul etmek istemiyorum!”

 

Herkes ayağa kalktı ve Cadılar Kraliçesi’ni selamladı.

 

En başta sorgulayan cadı da ayağa kalkmıştı: “Umarım haklısındır!” dedi.

 

“O halde karar verilmiştir.” diye ilan etti Alice. Sonuç beklediği gibiydi: “Şimdi yapmamız gereken, Kutsal Birlik’in diğer üyelerini ikna etmek.”

 

Yaşlı cadı söze girdi: “İkna etmemize gerek yok. Bu dönüşüm törenini yapacaksak gizli tutmamız daha iyi olabilir.”

 

Alice kararlı bir sesle: “Hayır, onları ikna etmek için elimden geleni yapacağım.” dedi: “Bunu kabul edemiyorlarsa Starfall Şehri bu planı tek başına yürütecek ve yeni bir düzen kurulacak.”

 

Kısa bir süre sonra sahne ortadan kaybolmuştu… Etrafı yine karanlık kaplamıştı. Gizli odadaki ışık tekrar geldiğinde Mayne terden sırtının ıslandığını ve başının felaket bir şekilde döndüğünü fark etmişti.

 

Zero, ona doğru yürüyerek: “Biraz yorgun görünüyorsun. Seni dışarı taşıyayım mı?” diye sordu.

 

“Gerek yok. Çabuk kapıyı aç!” diyen Mayne, nefes nefeseydi.

 

Metal kapı açıldıktan sonra Mayne Yanılsama odasından tökezleyerek çıktı koşarak O'Brien'ın önünde diz çöktü.

 

“Büyülü taş etkinleştirildikten sonra sahne aklına sızdı. Bu nedenle rahatsızlık hissetmen tamamen normal.” dedi Papa: “Ben de senin gibi olmuştum ilk başta, biraz dinlen düzelirsin.”

 

“Ben neden sorun yaşamadım?” diye soran Zero, Papa’nın kollarına sarıldı.

 

“Çünkü sen bir cadısın. Vücudun büyüye alışkın.” diyen O'Brien gülümsedi: “Cadılar dayanıklılık açısından insanlardan daha üstünler.”

 

Mayne'in nefesini yakalaması uzun sürmüştü: “Kilise’nin kökeni bu mu?”

 

"Evet. Sonrasında Alice, Starfall Şehri’nin cadılarını ve diğer iki şehri savaşa götürdü. Sonunda galip geldi ve yeni kurallar koydu. O kurallara göre; cadılar artık seçilmiş olarak görülmeyeceklerdi. Bunun yerine Şeytanlar’ın köleleri olarak adlandırılacaklardı. Bu savaş yaklaşık yüz yıl sürdü. Tarih kitaplarında İnanç Savaşı olarak geçer.”

 

"O kadar uzun yaşadı mı?"

 

Papa başını salladı: “Alice Kilise’yi kurduktan kısa bir süre sonra başka bir aşkın ile birlikte öldü. İkinci Papa onun mirasını ve isteklerini devam ettirerek diğer tarafı tamamen bastırana dek savaşmaya devam etti. Ne yazık ki; bu savaş üç şehre de kötü zararlar verdi. Neredeyse dünya üzerindeki güçlerini kaybediyorlardı. Savaşa katılmak istemeyen ölümlüler bu arazilere yerleşmeye başladılar ve yerlilerin toprağı yetiştirmelerini sağladılar. Uzun zaman sonucunda da şu anda bildiğimiz Dört Krallık oluşmuş oldu.”

 

Her nasılsa, O'Brien konuştukça dinçleşiyordu. Sesi bile daha dengeliydi ve eskisi kadar güçsüz değildi.

 

“Devamında Kilise Starfall Şehri’nden olmayan ölümlüler de dâhil olmak üzere kalan düşmanlarını ortadan kaldırmaya devam etti. Fakat Dünya düzeni zaten şekillenmişti ve güç eksikliği nedeniyle Kilise bütün kıtayı asla birleştirememişti. Bütün bunlar Cadılar Kraliçesi'nin erken ölümünden kaynaklanıyor.”

 

"Bir arkadaşı olarak gördüğü Natalia, sadece planını reddetmekle kalmamıştı. Aynı zamanda bir toplantı sırasında aniden ona saldırmıştı. Bu olay, Kutsal Kitap’ta geçer.” diyen Papa iç çekti: “Eğer hala hayatta olsaydı İnanç Savaşı elli yıl önce sona ermiş olurdu ve Kilise de tüm cadıları aldıktan sonra kıtayı kolayca birleştirebilirdi. Hiç kimse savaşın bugüne kadar devam etmesini beklemiyordu.”

 

Mayne alnındaki teri silerek: “Anlamadığım bir şey daha var efendim.” dedi: “Daha önceki Papalar neden cadılarken sonrasında insanlar oldular?”

 

O'Brien bir süre sessiz kaldıktan sonra: “Zero… Sen gitsen iyi olacak.” dedi.

 

“Emredersiniz efendim.”

 

Cadı gittikten sonra O'Brien yavaşça: “Zayıflık ve korkaklık nedeniyle…” dedi.

 

"N... Ne?” diye soran Mayne şok olmuştu. Bir anlığına yanlış duyduğunu düşünmüştü.

 

“Hayır, çocuğum, yanlış duymadın.” diyen O'Brien düşüncelerini okumuş gibiydi: “Şeytanları yendikten sonra cadıların ihtişamını geri kazanmak için Alice, Papa'nın pozisyonunun olağanüstü bir cadı tarafından ele alınması gerektiğini öngörmüştü. Ancak olağanüstü cadılar çok nadirdi ve ideal adayı bulmak her zaman mümkün değildi. Bu nedenle, birkaç tanınmış sıradan cadı Papa olarak görev yaptı. Ama zayıflık ve korkaklık, kalpteki zehirli yılanlar gibidir. Bir kez ortaya çıktı mı zehrini salmadan gitmez. Yani başpiskopos olarak görev yapan bir ölümlü bir gün cadılar tarafından ezilmekten korktuğu için Papa'nın konumunu gasp etti.”

 

Mayne'in gözleri sonuna kadar açılmıştı: “Bu nedenle de daha sonraki Papa’lar…”

 

“Evet. Hepimiz o papanın korkak halefleriyiz.” diyen Papa uzun ve derin bir nefes aldı: “Ne olursa olsun Kilise bu sırrı sonsuza dek gömmek zorunda. Tanrı İradesi Savaşı ile ilgili önemli bilgiler Gizli Tapınak’ta kayıt altında. Şimdi bu sorumluluğu üstlenip devam etmen gerekiyor. Vazgeçmek de… Ayrıca akıllıca bir seçim olabilir.”

 

Bu sözleri söyleyen Papa’nın tüm vücudu aniden gevşedi. Sanki ağır bir yük kalkmış gibiydi omuzlarından. Uzandı ve arabanın üstüne yattı.

 

“Vaz geçmek mi? E ama görevi kim üstlenecek?” diye düşünen Mayne, bir şeylerin ters gittiğini fark etmişti. Çökmüş gibiydi, göz kapakları hareket dahi etmiyordu.

 

“Papa Hazretleri! Papa Hazretleri!” diyen Mayne, Papa'nın vücudunu sallıyordu. Ama O'Brien, hiç oralı değildi. Sanki bir şey mırıldanıyormuş gibi tavana bakıyordu.

 

Son anda Mayne, Papa’nın ağzından dökülen şu kelimeleri duydu: “Üzgünüm, çocuğum…”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18128 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr