Bölüm 350: Devam Etmek – Part 2

avatar
1060 0

Release That Witch - Bölüm 350: Devam Etmek – Part 2



Çevirmen: Lodos 

Mayne gözlerinde bir şey görmeyi umarak önündeki yaşlı adama baktı. Ama bitmişlikten başka bir şey görememişti.

 

Papa'nın gözleri artık eskisi kadar delici ve kuvvetli bakmıyordu. Hala önceki Papalardan geçen bilgeliğe ve Kutsal Kitap’tan elde edilen bilgiye sahipti. Ama zamanı dolmuştu… Yolculuğu sona eriyordu. Mayne'in gözleri bulanıklaşmaya başlamıştı.

 

Bir kez daha secde etti. Bu sefer Papa Hazretleri ayağa kalkmasını istememiş, bunun yerine: “Beni takip et!” demeden önce bir süre beklemişti.

 

Muhafızlar Papa’ya arabaya alarak götürmeye başladılar. Mayne de onları takip ediyordu. Grup, uzun ve dar bir tünele saparak Gizli Tapınak’tan ayrılmıştı. Tünelin pürüzsüz taş duvarlarına her on adım mesafede aydınlatıcı bir kristal yerleştirilmişti. Tünelin ilerisine baktı ama sonu görünmüyordu.

 

Uzun bir süre yürüdükten sonra nihayet tünelden ayrılıp iyi aydınlatılmış bir odaya girmişlerdi. Ayaklarının altındaki zemin düz levhalardan oluşuyordu. Bir yeraltı odasına girmişlerdi.

 

“Eski Kutsal Şehrin katedralinin altındayız.” diye açıkladı Papa: “Buranın tasarımı eski katedral ile bire bir aynı. Ben buraya Yansıma Kilisesi diyorum.”

 

“Katedralin altı mı?” diyen Mayne şaşırmıştı: “Katedralin altında bir bodrum olmasını hiç beklemiyordum.”

 

"Aslında bir bodrum değil. Katedralden buraya geçiş yoktu.” diyen O'Brien gülümsedi: “Buraya sadece Gizli Tapınak vasıtası ile erişilebilir. Buranın çatısı, kırılması imkânsız olan son derece kalın bir karışımdan yapılma.”

 

"Neden... Öyle bir tasarım gerekti ki?”

 

"Bir sırrı korumak için…” diye cevap verdi Papa: “Bir Papa tahta çıkmadan önce Kilise’nin kurulumuna, gelişim ve genişlemesine tanık olmak için Yansıma Kilisesi’ne gelmeli ve Kilise’nin hedeflerini ezbere öğrenmelidir.”

 

“Şeytanları yenmek için…” dedi Mayne ciddiyetle.

 

O'Brien şefkatle: “Hayır çocuğum, Tanrı'nın gülümsemesini kazanmak için…”

 

Mayne şaşırmıştı: “Ne?"

 

Papa bu kez cevap vermedi. Bunun yerine muhafızlara ilerlemeye devam etmelerini emretti. Rampadan yukarı doğru hareket ediyorlardı. Büyük bir salonun önüne gelmişlerdi. Az önce gördüğü desenleri tanımıştı Mayne, burası Yansıma Kilisesi’nin dua odası olmalıydı.

 

Odanın kalın ahşap kapısı gıcırdayan bir sesle açıldı. Papa'nın bu salonu uzun zamandır ziyaret etmediği anlaşılsa da etrafta toz kokusu yoktu... Belli ki birileri burayı her zaman temiz tutuyordu.

 

"Muhafızlar ancak buraya kadar gelebilir. Buradan sonra beni sen götürmek zorundasın.” dedi O'Brien.

 

“Emredersiniz Papa Hazretleri.” diyen Mayne arabanın saplarını tutarak Papa ile beraber dua odasına girdi. Arkasındaki ahşap kapıyı kapattı. Odada kalan tek ışık sarı kristallerden yayılan yumuşak bir parlaklıktı. Tüneldeki düzenlemeye benzer şekilde, kristaller odanın iki tarafındaki duvarlara eşit bir biçimde gömülmüştü. Kayda değer tek fark, her kristalin üstünde büyük bir portre asılı olmasıydı.

 

Portrelerin içeriği aynıydı. Birtakım kıyafetler giyen insanların yarı vücutlarının resimleriydi bunlar. Enerji dolu görünüyordu hepsi. Gözleri dua odasına giren herkesi takip ediyormuş gibilerdi. Mayne, Hazretleri O'Brien'ın portresini bulduğunda şaşırmıştı. Çizim Papa Hazretleri’nin bire bir aynısı idi. Yüzünde bir gülümseme ile Mayne'e bakıyordu. Mayne, ürpermişti.

 

“Ah… Beni buldun.” diyen Papa, Mayne’in kendi portresine baktığını anlamıştı: “Bu portre yarım yıl önce yapıldı. O zaman daha gençtim. Bu yüzden nispeten iyi görünüyor.”

 

“Papa Hazretleri, bunlar…” diyen Mayne boğazının kuruduğunu hissetmişti.

 

“Evet. Onlar asil öncüler. Eski Yüce Papalar.” diyen O'Brien yavaş konuşuyordu: “İlerlemeye devam edelim. Onları sana tanıtacağım.”

 

Mayne, Papa Hazretleri’nin açıklamalarını dinlerken aynı zamanda portreleri inceliyordu. Çok canlı çizimlerdi hepsi. Bunların nasıl çizildiğini merak etmişti. Büyük salonun yarısına geldiklerinde Mayne kadın portrelerinin de olduğunu fark etmişti.

 

Görünüşleri benzemiyordu ve farklı giyiniyorlardı. Ama her biri çok güzeldi. Ölümlülerin bu kadar iyi görünmeleri imkânsızdı. Ama kendisi buna ne kadar şaşırırsa şaşırsın O’Brien Hazretleri gayet sakin bir şekilde onları tanıtmaya devam ediyordu.

 

İki adam çok geçmeden dua odasının sonuna ulaşmıştı.

 

Büyük salonun orta koridoruna bakan ve tek başına bütün duvarı işgal eden büyük bir portre vardı. Dört kenarının her biri çeşitli taşlarla süslenmişti. Mayne yutkunarak portreye doğru yürüdü.

 

O anda resmi tam olarak görmüştü. Kalbi yerinden sıçrayacak gibiydi. Eşsiz güzellikte bir kadının portresiydi bu! Hem kadınsı bir güzelliğe ve cazibeye hem de erkeksi bir metanete sahip olduğu anlaşılıyordu. Kızıl saçları alev alev yanan çizgiler gibiydi. Tüm kötülükleri sona erdirecek kişi oymuş gibi duruyordu. Çok kuvvetli olduğu kesindi. Keskin ve delici bakışları sanki Mayne’e sesleniyordu: “Önümde diz çök!”

 

"Papa Hazretleri, bu…” diyen Mayne, zorlanarak başını çevirdi ve O’Brien’ın diz çöktüğünü gördü.

 

"O Alice! İlk Papa ve bir aşkın. Nam-ı diğer Cadılar Kraliçesi."

 

Mayne, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi hissediyordu. Şimdiye dek duyduğu söylentiler doğruydu demek! Kilise’nin ilk Papaları cadılardı!

 

“Kilise’nin kurucusu neden bir cadıydı?”

 

“Diz çök ve saygı göster, çocuğum.” dedi Papa: “Bilmek istediğin her şeyi göstereceğim.”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18324 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37546 Bölüm Sayısı


creator
manga tr