Bölüm 264: Bereketli Hasat

avatar
1362 1

Release That Witch - Bölüm 264: Bereketli Hasat


 

Çevirmen: Lodos

Hasat günü gelmişti. Sınır Kasabası’nın ilk buğday hasadı sonunda toplanıyordu.

 

Çitçiler oraklar yardımıyla buğday samanlarını topluyorlar sonra da nehrin öteki tarafına geçirilmeleri için nehrin yakınına yığıyorlardı.

 

Roland başaklardaki taneleri çıkarmanın zahmetli bir iş olduğunu biliyordu. Mekanik aletler ve tarımda teknoloji yaygınlaşmamış olduğundan dolayı bütün hasat süreci epey zorlu geçecekti.

 

Bütün buğdaylar toplanıp kampa getirildiğinde çiftçiler buğdayları kurumaları için güneşin altına serdiler. Sonrasında bu buğday başakları ve buğday samanları ahşap çubuklar, taşlar ve tırmıklar yardımıyla dövülerek buğdayların özleri, meyveleri alındı. Bu süreç yaklaşık 3-4 gün alacaktı. Bazı bölgelerde buğdayları sürmek için eşeklerin ya da sığırların da kullanıldığını hatırlıyordu Roland.

 

Sınır Kasabası’nın tarım açısından epey geride olduğunu kabullenmeliydi.

 

Buğdaylar dövüldükten sonra ters çevrildiler. Gövdelerin ve kabukların çoğu kırılmıştı. Bu işlemin asıl amacı buğday içlerini ve meyvelerini iyice ayrıştırabilmekti.

 

Harmandan arta kalan buğday samanları pek çok işe yarayabiliyordu. Tarlaya geri gübre olarak dönebilir, ya da ahırların içlerine hayvanlara yatak olsunlar diye yerleştirilebilirlerdi. Kâğıt yapmada da işe yarıyorlardı. Ama Roland’ın şimdilik böyle bir planı olmadığından dolayı arta kalan samanlar toplanarak yakıldı. Birkaç gün boyunca Sınır Kasabası biraz duman altı olmuştu.

 

Bütün bunlar yaşanırken köprü ayakları da tamamen sabitlenmişti ve muhafaza duvarlarının inşaatına başlanmıştı.

 

Bir hafta boyunca Roland, tarlalar ve Kızıl Su Nehri arasında mekik dokumuştu. Teni biraz bronzlaşmıştı.

 

Buğday samanları toplandığında geriye buğday meyveleri ve gövdeleri kalmıştı.

 

Kalan meyveleri yığın halinde toplayan çiftçiler küreklerle çalışıyorlardı. Rüzgâr esip boş başakları götürüyor, geriye kalanlar da çiftçiler tarafından toplanıyordu.

 

Elbette toplanan buğday meyvelerine taş toprak da karışıyordu. Roland bu yüzden bir sonraki seneye yeni çiftçilik aletleri üretmek istiyordu. Çok büyük yenilikler getiremese de getireceği en ufak şey dahi hasadı kolaylaştıracaktı. Bu kesindi.

 

Bütün buğdaylar avluya yayılmıştı. Kızıl Su Nehri’ne doğru uzanan altın sarısı tarlayı gören Roland, gururlandı. Böylesine büyük bir hasat gerçekten çok başarılıydı.

 

Bugünden itibaren halkının karnı ithal edilen buğdaylarla dolmayacaktı. Kendi kendilerine yetebileceklerdi.

 

Üç gün sonra buğday torbalara doldurulmuş bir halde tartma işlemini bekliyordu.

 

"Çok iyi bir hasat oldu Majesteleri!" diyen Barov, mutlulukla Roland’ın ofisine girmişti: “Her tarla dört kat fazla ürün vermiş. Altı kat fazla veren bile var. Halkı beslemek için fazla fazla yetecek.”

 

"Öyle mi? O zaman yeni bir ambar inşa etmemiz isabet olmuş.” diyen Roland, gülüyordu.

 

"Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz?" diyen Barov, Majesteleri’nden daha heyecanlı görünüyordu: “2000 çiftçi daha çalıştırmamız halinde 50000-60000 kişiye yetecek kadar buğday üretebiliriz! Bu harika! Sınır Kasabası, Gökhisar’daki… Hayır…” diyen Barov duraksadı ve sonra: “Anakaradaki en büyük şehir olabilir!”

 

...

 

Akşama doğru Roland şenlik ateşi yaktırdı ve bir konuşma düzenledi. Tıpkı dört ay önceki gibiydi. İnsanlar meydana doluşmuş hafiften kırmızılaşmış güneşin altında Roland’ı dinliyorlardı. Ama insanların yüzünde dört ay önceki mutsuzluk ve huzursuzluk belirtileri yoktu, herkes mutlu görünüyordu.

 

Roland, ellerini salladı. Ortalığa sessizlik çöktü bir anda. Herkes nefesini tutmuş bir şekilde Prens’in verdiği sözleri yerine getirmesini bekliyordu.

 

"Ne duymak istediğinizi biliyorum! Daha önceden fiyatlar hakkında verilen sözler doğrudur ve uygulanacaktır!" diye direkt söyledi Roland. Âdeti olduğu üzere ismini ve unvanını bu sefer duyurmamıştı.

 

Ağzından çıkan kelimeler kalabalığı sarsmaya yetmişti. Mutlu bir şekilde bağıranların yanında birkaç kişi de dizleri üstüne çökmüş bir şekilde Majesteleri’ne minnetlerini sunuyordu: “Majesteleri çok yaşa! Majesteleri çok yaşa!”

 

"Tartma işlemi bittikten sonra terfi listeleri de açıklanacaktır. Devamında yaşanacak süreçleri Belediye Binası kontrol edecektir. Vatandaş olmanız ya da bundan sonra hangi işlerde çalışacağınız gibi konular yani…”

 

"Listede isminiz olmaması halinde endişelenmeyin. Gelecek yıl daha sıkı çalışmaya bakın. Sıkı çalıştığınız takdirde listeye adınızı yazdırabilirsiniz. Hep dediğim gibi: ‘İş zenginlik getirir, çalışmak da kader değiştirir.’” Bir süre duraksayan Roland, devam etti: “Umarım bir gün çiftçiler de dâhil herkes benim vatandaşım sayılacak.”

 

Roland konuşmasını bitirdikten çok sonra bile kasaba sokaklarından ona olan övgüler duyuluyordu.

 

“Majesteleri çok yaşa!”

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18365 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37580 Bölüm Sayısı


creator
manga tr