Bölüm 243: İstihbarat Organizasyonu’nun Kuruluşu

avatar
1363 0

Release That Witch - Bölüm 243: İstihbarat Organizasyonu’nun Kuruluşu


 

 Çevirmen: Lodos

Ay göründükten sonra hava da biraz serinlemişti. Theo, evinin bahçesinden şehirdeki belli başlı kumarhanelerin, barların ya da genelevlerin ışıklarını görebiliyordu. Gecenin karanlığında yanan bu ışıklar, gökyüzündeki yıldızlar gibiydi. Şehrin uyumadığını gösteriyordu.

 

Böyle bir sahneyi ancak Kral Şehri’nde görmek mümkündü. Salgın daha yeni bitmiş ve mültecilerin üçte birinden fazlası ölmüş olsa da soylular partilerine rahatlıkla devam edebiliyorlardı. Dikkatlice dinlediğinde ne olup bittiğini umursamadan sefa sürmeye çalışan soyluların kutlama çığlıklarını duyabiliyorlardı.

 

Küçük bir havuzu ve bir bahçesi olan bu evi satın almak için 150 kraliyet altını ödemişti. İç şehrin sonlarına doğru bir tepenin eteğinde idi evi. Mahallesi sessiz, sakindi. Çok gelip giden olmuyordu.

 

“Lordum, herkes şimdiye hazır olmuştur.”

 

Bir yağ lambası taşıyan Hill Fawkes, evin dışına gelmiş ve ona haber vermişti.

 

“Tamam. Geliyorum.” diyen Theo başını sallayıp içeri girdi.

 

Loş mum ışığında yuvarlak bir masanın etrafına oturmuş beş kişi gördü. Hepsi de Theo’yu görünce kalkıp selam durdular. Theo güvenilir olup olmadıklarını anlamak adına hepsini baştan aşağı süzdü. “Eğer Bülbül burada olsaydı hemen hepsinin içini okurdu.” diye düşündü.

 

Masadakiler Hill’in akrobat grubu olan Silindir’den arkadaşları idi. Hepsi de Timothy’den intikam alacakları konusunda yeminlilerdi. Bir hafta önce tamamen şans eseri olarak bir sokak faresi grubu olan Düşçüler’den birisi kendisini ifşa etmiş ve limana yapılacak saldırı konusunda onu uyarmıştı. Şimdi salgın da çoğunlukla bitmişken adamlarla yüz yüze görüşmek istemişti. Eğer Hill’in dediği doğruysa ve Timothy’ye karşı bir düşmanlık besliyorlarsa hepsinden iyi birer casus olabilirdi.

 

Theo konuşmaya başladı: “Bay Hawkes haricindeki herkes lütfen kendisini tanıtsın.”

 

Kaslı adam öncülüğü alarak: “Ben Rocky Hill, efendim.” dedi. Adam yaklaşık iki metre vardı ve kasları sayesinde epey güçlü görünüyordu: “Akrobasi ekibinde iken güçlü adam rolünü oynardım. Şimdi ise Kanlı Yelkenler’in bir üyesiyim.”

 

“Ben bir palyaçoyum.” diye söze girdi Rocky Hill’in yanında oturan ufak adam. Grubun en genci olmalıydı. Yaşı 18-19 idi. “Akrobasi ekibindeyken de palyaço idim. Diğerlerinin aksine ben bir gruba girmedim. Ama bütün hanları dolaşarak küçük oyunlar ve gösteriler sergiliyorum.”

 

“Joe ve Neal.” diyen iki adam belli ki kardeşlerdi. Dış şehrin insanlarına çok benziyorlardı. Kendilerini Rahip Ferry’ye adamışlardı ve kendilerine Kilise’nin sadık askerleri deniliyordu. Theo, Hill’in karısına bu ikisinin beraber aşık olup olmadıklarını merak edemeden geçemedi. Kendini zorlayarak son adama geçti.

 

“Bana büyücü derler efendim.” diye konuşmaya başladı sonuncu adam: “Ben aslında Düşçüler’e dâhildim. Ama Öfkeli Tanis, Kilise tarafından öldürüldükten ve çetenin üyeleri de limanda öldükten sonra geri kalan herkes gibi yeni bir çete aramaya çalışıyorum.”

 

“Tanis’i Kilise mi öldürdü?” diye soran Theo şaşkınlıkla kaşlarını kaldırmıştı: “Asıl onları destekleyen Kilise değil miydi?”

 

“Ben sadece diğerlerinden duyduklarımı söylüyorum.” diyen adam ellerini yana açarak konuşmaya devam etti: “Limanda bozguna uğrayan Düşçüler doğuya doğru geriye çekildikleri esnada İskelet Parmaklar tarafından pusuya düşürülmüşler. Sonunda Tanis’in yanında sadece birkaç tane adamı kalmış. Aynı gece kaldığı yerden tekrar ayrılan Tanis, sinirli bir şekilde adamları ile beraber Kilise’ye gitmiş. Ertesi gün de yalnızca iki ya da üç adamı geri dönebilmiş. Onların anlattıklarına göre Tanis ve Ferry tartışmaya başlamış. Sonra da Yargı askerleri onları göğsünden bıçaklamış.”

 

“Demek öyle...” diye düşünüyordu Theo: “Asıl tehlikede olan Tanis, sıfırdan bulunduğu yere gelmişti. Bu gücü kaybedeceğini anlayınca Kilise ile anlaşma yapmaya çalışmış, reddedilince de iyice çaresizleşmişti. Ama bütün bunlar benim için önemli değil. Benim için asıl önemli olan Düşçüler’in sadece isminin kalmış olması. Bu kesinlikle güzel haber. Belki de o boşta kalan fareleri yanıma çekerek casuslarım olarak kullanabilirim.”

 

“Eminim siz beni, Hill’den duymuşsunuzdur.” diyen Theo masaya eliyle tıklattı. Bir süre bekledikten sonra: “Ben Majesteleri Roland Wimbledon’un kişisel muhafızıyım. Görevim ise krallığın her bir yanından istihbarat toplamak. Hepiniz buraya kendi isteğinizle geldiniz. Niyetleriniz belli. Ama meseleyi tamamen açıklığa kavuşturmak adına bir kez daha sormak durumundayım. Roland Wimbledon için çalışmak istiyor musunuz?”

 

“İstiyoruz!” diye hep bir ağızdan söyledi beşi de.

 

“Timothy cezasını çektiği sürece ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.” diye kelimeleri bastıra bastıra konuştu Hill.

 

“Harika. O halde haftaya yine aynı saatte burada buluşalım. Olur da bildirmeniz gereken ani bir durum olursa evimin kapısına mor çiçek koyun. O gece bu odaya gelirim ben. Kapıyı çalarken de özel sinyalimizi unutmayın. Üç uzun iki kısa vuruş.”

 

Hepsinin aynı anda başlarını salladığını gören Theo memnun bir şekilde konuşmasına devam etti: “İyi bir casus kimsenin kendisini tanımasına izin vermemeli. Bu sebeple yapacağınız ilk şey, kılık değiştirmek olmalıdır. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Para lazım olması halinde bana gelin… Unutmayın! Asla acele iş yapmayın! Hep düşünerek hareket edin! Timothy, o tahtta çok uzun süre oturmayacak. Bu sözü bana bizzat Roland Wimbledon verdi.” Bir süre duraksadıktan sonra: “Herhangi bir sorusu olan var mı?” dedi.

 

“Efendim, bugün Timothy doğu seferinden geri döndü.” dedi Hill: “Haberleri duymuş olmalısınız.”

 

O gün öğleden sonra şehre doğu kapısından krallığın sancaklarını taşıyan bir alay girmişti. Çoğu vatandaş da bu sahneyi izlemişti. Ama Theo devamında neler olup bittiğini bildiğinden emin değildi.

 

“Akşamına Siyah Çekiç’ten duyduğum kadarıyla Timothy, kendisine birkaç tane fare bulmaya çalışıyormuş. Sadakatlerini sunmaları karşılığında onları özgür insanlar yapacakmış. İskelet Parmaklar’dan birkaç önemli lider de saraya gitmiş. Uydurma haber değil yani.”

 

Fare mi topluyordu? Dışardan sakin görünmeye çalışan Theo kalbinde biraz endişelenmişti. O farelerin normal askerler olarak kullanılmayacağı kesindi. Güçlendirilmiş haplar vererek

Uzun Şarkı’ya yapılan saldırı sırasında kullandığı askerlere dönüştürecekti. Ama bu sefer kimin üzerine yollayacağı belli değildi.

 

“Bu hakikaten ilginç bir haber.” dedi Theo: “O farelerin neler yaptıklarını takip edin. Acil bir şey olursa bana hemen bildirin.”

 

Theo kendi kendine bu askerlerin batı bölgesine yollanmamasını umuyordu.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18429 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37668 Bölüm Sayısı


creator
manga tr