Bölüm 228: Yüzsüz

avatar
1136 1

Release That Witch - Bölüm 228: Yüzsüz


 

Çevirmen : Lodos

 

Kadın muhafız hançerini geri çekti ve muhbirin yere yığılışını izledi. Sonra ilaç şişesini aldı kendi zırhına kanlarını sildi ve rahibe geri verdi.

 

“Aferin.” diyen Ferry başını salladı: “Dışarı çıkar ve cesetten kurtul.”

 

“Emredersiniz.” diye cevap veren muhafız, yaşlılığının aksine cesedi kolayca sürükleyerek çıkardı.

 

“Efendimiz! Doğruyu söylediğine inanıyor musunuz?” Muhafız çıkınca Shattrah sordu: “Yani bütün o kafileler cadılarla çalışıyor hikâyesine… Yanlış hatırlamıyorsam Sınır Kasabası’na da Roland Wimbledon atanmıştı.”

 

“Doğru olup olmadığını birini gönderdikten sonra öğreneceğiz.” diye ciddi bir ifade ile konuşuyordu Ferry: “Bize yalan söyleme ihtimali biraz düşük bence. Surlardan etrafı kontrol edecek birkaç adam gönderdik mi mültecilerin durumunu öğreniriz.”

 

“Ben birini yollayayım.” diyen Shattrah eğildi.

 

“Durumu soruştur. Sonra da hemen bana haber ver.”

 

Ferry yavaşça masaya doğru yürüdü. Oturdu ve elindeki şişe ile oynamaya başladı. Mülteciler zaten çantada keklikti. Onları kontrol etmek ve salgından kaçmalarını önlemek için aralarına sokak fareleri yerleştirmiş ve Kilise’nin çok geçmeden onları kurtaracağı haberini yaydırmıştı. Birkaç gün daha dayanmaları halinde yalnızca hastalıktan kurtulmayacaklar aynı zamanda Tanrı’nın affına da mazhar olacaklar ve birer Kral Şehri vatandaşı olacaklardı. Sokak fareleri ise çoktan hastalığa yakalanmışlardı. Kutsal İksir’i elde edebilmek için hiçbir çabadan kaçınmayacaklardı.

 

Muhbirin getirdiği bilginin doğru olması halinde bahsi geçen insanlar dünden beri mültecileri götürmeye başlamış olmalıydılar. Bu işi de bırakmayacak gibiydiler. Yani kendi düşüncelerini hayata geçirme fırsatı bulamayacaktı. Dahası bir de cadı ile beraber çalışıyorlardı. Hastalığı tedavi etmelerinin cadıları kullanmaktan başka bir yolu olmadığını düşünüyordu Ferry.

 

“Efendimiz, cesedin icabına bakıldı.” diyen yaşlı kadın muhafız odaya girdikten sonra sessizce kapıyı kapattı ve: “Bazı günahkârlar kötü işler mi yapıyor yoksa?”

 

“Muhtemelen.” diyen Ferry sesini alçalttı: “Şu anda burada hiç yabancı yok. Şu görünümü bırak artık. Çok çirkinsin.”

 

“Emredersiniz.”

 

Çömelene kadar yere eğildi. Vücudundan sanki kemikleri birbirine sürtünüyormuş gibi sesler çıkmaya başladı. Vücudu değişiyordu, uzuyordu sanki. Göz açıp kapayıncaya kadar ağarmış saçları tekrar siyaha döndü, vücudundaki sarkmalar ve çatlaklar da kapanarak iyice sıkılaşmaya başladı. Zaman bu kadının vücudu için tersine akıyor gibiydi. Ayağa kalktığında ise çekici ve güzel bir kadına dönüşmüştü.

 

“Çok daha iyi.” diyen Ferry tatminkâr bir gülüş attı: “Bu cesedin sahibi şehir kapısına asılmıştı sanki… Doğru mu hatırlıyorum?”

 

“Evet, efendimiz.” diyen kadın başını salladı: “O dördünden en çok bununla vakit geçirmiştiniz.”

 

“Sen… Gerçekten beni nasıl tatmin edeceğini iyi biliyorsun.” diyen rahip dudaklarını yaladı: “Ama Shattrah yakında burada olur. Yeterli vakit yok. Dahası senin de o günahkârlar ile uğraşman gerekecek.”

 

“Onları bana bırakın Lordum.” diyen kadın eğilerek selam verdi: “Hiçbirinin kaçmasına izin vermeyeceğim.”

 

15 dakika sonra Shattrah içeri girdi. Önce cadıya sonra da Ferry’e baktı ve konuşmaya başladı: “Efendimiz, şehrin dışından birçok giden var. Karanlıkta adam akıllı göremediğim için subaylardan birini yolladım. Çadırların çoğu boşalmış. Liman civarlarından da en ufak bir ateş bile yanmıyordu. Hala burada olup olmadıklarından emin değilim. Cadıya gelince… ”

 

“Dahasına gerek yok.” diyen Ferry onun sözünü keserek konuşmaya başladı: “Farenin getirdiği bilgi yanlış değil demek ki. Böylece iki cadıları olduğunu anladık. Biri uçabiliyorken bir diğeri de hastalığı tedavi edebiliyor. Özellikle ikincisi benim planıma büyük tehdit. Şimdilik sadece şehri dışındaki mültecileri tedavi ediyorlar. Ama ya iç şehire girip oradaki hastaları tedavi ederlerse! Kilise’nin bütün propagandaları çöker!”

 

“Ne yapmalıyız?” diye sordu diğer rahip: “Cadıları yakalamaları için bir Yargı Ordusu mu yollamalıyız?”

 

Ferry başını hayır anlamında salladı: “Burası Hermes değil. Kilise’nin burada sadece 20 Yargı askeri var. Onları da gönderirsek yarınki ilaç dağıtımında güvenliği kim sağlayacak? Sayıları çok az. O paralı askerleri yenseler bile cadılar çoktan kaçmış olur.”

 

“O zaman Kutsal Şehir’e mi haber versek? Piskopostan kuvvet yollamasını isteyebiliriz.”

 

“Onlar gelene kadar mülteciler çoktan gitmiş olur. Dahası paralı askerler için Kilise’nin elit kuvvetlerine ihtiyacımız yok. Sokak fareleri yetecektir.”

 

“Sokak fareleri mi?” diyen Shattrah şaşırmıştı.

 

“Limanın etrafını sarıp bir anda saldıracak kadar sayıları çok. Bir düşün… Paralı askerlerin sağlam zırhları ve silahları yok. En fazla kaç tanesini alabilirler?”

 

“En fazla iki-üç kişi.”

 

“En fazla 200-300 kişi ile uğraşabilecekler yani. Rahatlıkla 1000 civarında sokak faresi toplayabiliriz. Tabii ki bu sünepeler Yargı Ordusu kadar düzenli saldırmayacak. Ama paralı askerlerin hepsini etkisizleştirme konusunda orduya kıyasla daha verimli olacakları kesin. Tanis adamlarını toplasın. Yarın gece saldırıyoruz. Ona başka bir ilacın varlığından ya da cadılardan falan bahsetme. Sadece kimsenin kaçmaması gerekiyor. Bunu aklında tutsun. Ödemesi bir kutu Kutsal İksir olacak. Eğer tüyecek olursa ya da bir yalanını sezip kaçmaya yeltenirse bir daha benden uyuşturucu alamayacağını söylersin.”

 

“Peki ya cadılar, onların hakkında ne yapacağız? Özellikle de şu uçan cadı konusunda...”

 

“Sürekli uçuyor olamaz. Ayrıca zaten fareler de savaşı kısa sürede bitiremeyecek. Bir başka deyişle onların asıl görevi dikkatleri başka bir noktaya çekmek.” Ferry konuşurken bir yandan da cadının yüzünü okşuyordu. ‘’Yüzsüz, bir boşluk bulduğu an işi bitirmek için kampa sızacak.”

 

Bir kişiye bir kez dokunduğu anda ona dönüşebiliyordu. Sadece görünüş olarak değil aynı zamanda ses olarak da taklit edebiliyordu. Tanrı Gözü’nün İntikamı’ndan da etkilenmiyor olması onu mükemmel bir katil yapıyordu. Kilise bu sebeplerden dolayı hala onu yanında tutuyordu.

 

“Karşı taraf bu savaşı kazanamayacaklarını anladığında kampta tam bir kaos ve karmaşa ortamı yaşanacak. O anda da Yüzsüz sahneye çıkacak ve hiçbir cadıyı yaşatmayacak.” diyen rahip gülmeye başlamıştı.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18323 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37546 Bölüm Sayısı


creator
manga tr