Bölüm 212: Kafile ve Yeni Bilgiler

avatar
1611 1

Release That Witch - Bölüm 212: Kafile ve Yeni Bilgiler


 

 Çevirmen : Lodos

 

Çoktan yaz mevsiminin ikinci ayındalardı. Planlandığı üzere Margaret tam yaz ortasında gelmişti.

 

Bu seferki kafile o kadar büyüktü ki liman her gemiyi alamıyordu. Dışarıda kalan birçok gemi, kendilerinden önceki gemilerin yüklerini boşaltmalarını ve onlara alan açmalarını beklemek üzere nehirde demir atmışlardı.

  

Bunu gören Roland, limanın genişletilmesi gerektiğini anlamıştı.

   

Nihayet bu ay Gökhisar Sanayi Şirketi görevini tamamlamıştı. Bozuk ürünleri orantı olarak yüzde kırka düşürmüşler ve teslimat gününe kadar üç başarılı buhar motoru üretmişlerdi. Sınır Kasabası’nda kullanılan üçüncü nesillere kıyasla dış ticaret için fabrikada üretilen motorların gücü zayıftı. Hava sızdırıyorlardı. Epey gürültülü çalışıyorlardı. Kısacası kalite olarak epey düşüklerdi. Ama daha önce bozuk olarak üretilen bir dizi makineye kıyasla epey büyük bir gelişme yaşanmıştı.

  

Yarım Ay Kervanı sözleşildiği üzere 300 zanaatkâr da getirmişti. Roland hepsini Kızıl Su Şehri’nin güneyindeki sanayi bölgesine yerleştirmişti. Hâlihazırda yapılmış olan farikanın yanına bir fabrika daha yapılmasının yanında Roland, Karl’a işçiler için de bir yurt yapma emri vermişti. Böylece bütün tesisler bir ay içinde bitirilecekti. Lazım olan bütün kütükler taşınmış ve Karl’ın teknik rehberliği doğrultusunda Anna tarafından özenle kesilmişti. Böyle böyle lazım olan bütün malzemeler iki gün içerisinde tamamlanmıştı.

  

Karl, Anna’nın yeni yeteneklerini gördüğünde sarsılmıştı. Daha altı ay önce ne halde olan kız, şimdi neye dönüşmüştü.

  

Roland gelen kafileyi karşılamak üzere kalede şatafatlı bir yemek hazırlatmıştı.

 

Beyaz İçki de bu yemekte tanıtılacaktı. Masada duruyordu.

  

“Ne zaman buraya gelsek hep yeni şeyler icat etmiş oluyorsunuz. Margaret cidden yalan söylemiyormuş.” diyen Hogg şaşırdı ve bağırdı: “Şarap bile… Çok sıradışı. Adı neydi…”

  

“Beyaz İçki.” diye hatırlattı Margaret.

  

“Evvet! Beyaz İçki! Bira ve şarap bunun yanında tatsız tuzsuz bir şey kalıyor.” diyen Hogg bir kadeh yuvarladı ve: “Majesteleri bana bundan birkaç kasa satmanız lazım.” dedi.

  

“Çok yakıyor. Ya da başka bir deyişle meyve şarabı benim için daha uygun.” diyen işkadını başını sallayarak gülümsedi.

  

Roland güldü ve: “Zevkler ve renkler… Çok damıtılmış içkiler herkesin hoşuna gitmiyor. Zaten öyle çok yayma gibi bir planım yok. Sadece biraz yapmış bulundum ve herkesin bir tadına bakmasını istedim.” 

 

Bu çağda şarap hala mayalandırılıyordu. Damıtmak yeni bir piyasa açabilecek farklı bir yöntemdi muhakkak.  Beyaz İçki gibi rom, viski ve votka da damıtılarak üretilen içkilerdi.

 

“Majesteleri… Önceki mektubunuzda bahsettiğiniz konulara ilişkin bazı haberler getirdim.” diyen Margaret devam ederek: “Ebedi Kış Krallığı’nı ele alan Kilise bu hareketinden sonra çok da büyük değişiklikler yapmadı. Şu anda Kurt Yüreği Krallığı’ndan gelen büyük bir direnişle karşı karşıyalar. Bu yüzden bütün birliklerini Yıkık Diş Kalesi’ne toplamış durumdalar. Ama bu durumda bile son iki ayda bir adım atamadılar. Buna ek olarak Şafak Krallığı da Gökhisar’a bir mesaj yolladı. Kilise’nin görevinin cadıları ortadan kaldırmak olmasına rağmen dört krallığı ele geçirmeye çalışmalarına tepkililer. İki ülkenin bir ittifak kurmasını ve Kilise’yi krallığın dışına sürerek omuz omuza Hermes’te savaşmayı öneriyorlar.”

 

“Gökhisar ne cevap verdi?” diye sordu Roland.

 

“Başbakan Marquis Wyke, bu teklifi anında reddetti. Üstüne karşı tarafı saçma konuşmakla suçladı.” diyen Margaret omuzlarını silktikten sonra: “Bu haber Kral Şehri’nde epey büyük bir karmaşaya sebep oldu. Soylular bölünmüş durumda. Bildiğim kadarıyla çoğunluk ittifak taraftarı. Sonuçta Kilise, Ebedi Kış Krallığı’nın veliahtına dönüp dönmeyecekleri konusunda bir karar vermiş değil.”

 

“Timothy öne çıkmadı mı?”

 

“Verilen cevap kesinlikle Timothy’yi kışkırtmak için idi. Ama o sırada bizzat kendisi ordusuyla doğuya yürüyordu.”

 

“Duyduğuma göre Deniz Meltemi Bölge’sinin doğusunda devasa bir filo varmış. Limanlara saldırıp yağma yapıyorlarmış. Durdurulamıyorlarmış. Kilise’ye bile aman vermemişler. Fjord denizlerindeki birçok tüccar onların ağına düşmüş.”

 

“Doğuda epey bir mülteci var şu an. Hogg ve ben epey bir sığınak sağladık onlara.” diyen Margaret konuşmaya devam etti: “Yağmacıların sadece para almadıklarını öğrendik. İnsanları da zorla alıyorlarmış şimdilerde. Taşınabilir her şeyi yanlarında götürdükten sonra da arkada kalan ne var ne yoksa yakıyorlarmış. Bütün doğuyu çorak bir araziye dönüştürmek istiyorlar demek ki. Son zamanlarda Timothy tarafından baskılanan doğu aristokrasine büyük bir darbe olmuş olmalı bu.”

 

Normalde Timothy’nin büyük bir darbe ile mücadele ediyor olması iyi bir haber olurdu. Ama diğer tarafın nüfusu da ele geçirdiğini duyan Roland’ kalbi üzüntüyle çarpıyordu. “Kaçabilenler…”

 

“Onlarla ilgilenir misiniz?” diyen Margaret hafifçe gülümseyerek: “Mektubu okuduğum anda sizin için çalışmak üzere gelecek köleler istediğinizi anlamıştım. Ama Ebedi Kış Krallığı’ndan yahut Kurt Yüreği Krallığı’ndan gelen mültecilere kıyasla Gökhisar Krallığı’nın insanları kendilerini satmaya o kadar hevesli olmazlar.”

 

“Onların köle olmasını istemiyorum. Sınır Kasabası’na gelmek ve yerleşmek konusunda istekleri olduğu sürece onlara ev ve iş vereceğim.” diyen Roland düzeltme yaptı. Haberler epey geç ulaşmış olmasına rağmen bunun nüfusunu artırma konusunda epey sağlam bir fırsat olabileceğini fark etmişti: “Ne kadar insan var?”

 

“Güçlü kuvvetli mültecilerin çoğu soylular veya kervanlar tarafından toplandı. Ama hala Kral Şehri’nin dışına yığılmış on bin insan olmalı. Tabii çoğu genç yahut kadın.”

 

“Eh, yine de onları bir kontrol etmesi üzere birini göndereceğim.” dedi Prens: “Onları almak istediğim takdirde Kral Şehri’nin görevlileriyle görüşmem mi gerekecek?”

 

“Hayır.” diyen Margaret kelimelerini vurgulamak amaçlı ellerini kullanmaya başladı: “Birinin o insan yığınını oradan alıyor olmasına sevineceklerdir bile. Yoksa ellerindeki yemek yetmeyecek. Sayının gittikçe artmasına bağlı olarak yemekler hızla tükenebilir ve sonucunda da isyanlar çıkabilir.”

 

 

Yemekten sonra ofisine dönen Roland kişisel muhafızı olan Theo’yu çağırdı.

  

Bu olay, onun istihbarat servisinin ne kadar ilkel olduğunu fark etmesini sağlamıştı. Eğer bu mülteci probleminden daha önce haberi olsaydı gerekli hazırlıkları daha önce yapabilirdi. Böylece de Sınır Kasabası’na daha çok insan getirebilirdi. Şu anda dünyadan aldığı haberler ayda bir gelen kafileler ile kısıtlıydı. Bu da onun isteklerini pek karşılamıyordu.

  

Uzun Şarkı’da konumlanmış ordusuyla sadece batıdan haberdar olabiliyordu. Eğer taht için savaşacaksa bütün krallığı, hayır, bütün anakarayı kaplayan bir istihbarat ağına sahip olması gerekiyordu.

  

Şimdilik Roland’ın yanında bir isthbarat ağı kurmasına yetecek kadar sadık soylular yahut insanlar yoktu. Casus yollamaktan bahsetmiyordu bile. Bu yüzden birkaç kişiyi Kral Şehri’ne yahut daha dış bölgelere gönderip oradan bilgiler toplayıp kendisine getirmelerini sağlamak üzere görevlendirmeyi düşünüyordu. Belki bir istihbarat ağının ona katacaklarından mahrum olacaktı. Ama eskisi kadar da habersiz kalmayacaktı. Bugünden koyulacaktı bu işe.

  

Theo’nun, Kral Şehri’ndeki sokak fareleriyle ilişkisini bilen Roland, bu iş için ondan daha iyi bir aday düşünemiyordu.

  

“Kafileyle beraber Kral Şehri’ne gitmemi istiyorsunuz yani?” diyen Theo bakakalmıştı.

  

“Aynen öyle, senin iki görevin olacak. İlk görevin doğu bölgesindeki mültecilerin yanına gitmek. Onları Sınır Kasabası’na getirmeleri amacıyla seninle beraber biraz da asker göndereceğim. Seni daha sonra detaylar konusunda bilgilendiririm. Kafile gitmeden hallederiz.”

  

“Emredersiniz!”

  

Mülteciler sakinleştiğinde sen arkada kalacaksın ve benim için şehrin her yerinden bilgi toplayacaksın. Zaten yeraltı farelerinin çoğunu tanıyorsun. İşin nasıl yapılacağını biliyorsun. Ayrıca Margaret’in kafilesi de seni destekleyecek. Para gerekirse ona gideceksin. Para sınırlaman yok. Ne kadar gerekirse o kadar harcayabilirsin.” Roland masanın üstüne bir altıpatlar koydu ve: “Kendine dikkat et. Yakında senden güzel haberler duymayı umuyorum.”

 

 

  

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18403 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37610 Bölüm Sayısı


creator
manga tr