Bölüm 188: Şov Başlasın!

avatar
1490 2

Release That Witch - Bölüm 188: Şov Başlasın!


 

 

Çevirmen:Lodos

 

Kuzey Yamaç Madeni’ne yapılan saha gezisi ve iki gün süren müzakerelerden sonra Roland, Hogg ve YeniAy Kervanı ile yeni ticaret anlaşması imzalamıştı.

 

Hogg hızla çalışan maden taşıma sistemini gördüğünde neredeyse şaşkınlıktan yere düşecekti. Sınır Kasabası’nda bir fabrika kurmak ve yatırım yapmak için başvuruda bulunmuştu bile. Bu sayede rayların ve yardımcı ekipmanların yapımında uzmanlaşabilecekti. Kâr yarı yarıya bölüşülecekti. Ama Roland başvurusunu reddetmişti. Roland’ın çok fazla insanı olsaydı yatırım davetini düşünebilirdi. Ancak şu an kasaba insan konusunda yetersizdi. Para konusunda değil.

 

Sonuçta Hogg maden sektöründe idi. Birkaç maden ve Gümüş Şehri’nin Cambara Kontu için de bir açık hava madeni yönetiyordu. Sadece madencileri vardı. Sektörde isim yapmış YeniAy Kervanı’na kıyasla zayıftı.

 

En sonunda Hogg, 10 buhar motoru ve tamamlanmış maden taşımacılık sistemi sipariş ederek sözleşmeyi imzalamıştı. İlk yarısı Şeytan Ayları’ndan önce, geri kalan yarısı ise bir sonraki sene teslim edilecekti.

 

YeniAy Kervanı öylesine güçlüydü ki Gammon doğrudan 10 yıllık bir sözleşme imzalamıştı. Bir dahaki sefer kervan geldiğinde çoğunlukla demirci ve marangozlardan oluşan 300 kişilik bir ekip getirecekti. YeniAy Kervanı ücretlerini öderken Roland sadece konaklama ve yiyecek sağlayacaktı. Bu 10 yıl içinde ürettikleri buhar motorları öncelikli olarak YeniAy Kervanı’na satılacaktı. 10 yılın sonundaysa bu insanlar ister gidecek ister kalacaklardı. Tercih onların olacaktı. Roland müzakerelerde bunu durmadan tekrar ederek en sonunda kabul ettirmişti.

 

Bu ekiptekilerin kervanın sadık adamlardan olacağından hiçbir kuşkusu yoktu. Özellikle son madde sebebiyle Kervan, YeniAy’a sadık insanlar seçmek için elinden gelenin en iyisini yapacaktı ve bu adamların yarısının kalmaya ya da gitmeye karar verip vermeyeceğini bilmek zor olacaktı.

 

Ama Roland için vasıflı işçiler asla yeterli olmayacaktı. Adamlardan sadece % 10’u bile kalsa bu kazanç anlamına gelecekti. Her zaman önüne çıkan engel, teknolojik avantajı olmasına rağmen bunu gerçekleştirebilmek için yeterli insana sahip olamamasıydı.

 

Buhar motorunun yanında en büyük ikinci sipariş gemi dönüşümüydü.

 

300 zanaatkarla birlikte iki gemi gelecekti. Tek bir geminin yeniden düzenlenme masrafı 1.800 kraliyet altını idi. Kupalar için 3 sipariş almıştı. Toplam bedeli 300 kraliyet altınından azdı. Roland kupa başı fiyatı yerel marketteki fiyatın 10 katına çıkarmış olmasaydı bedeli daha da az olacaktı. Bu ona endüstriyel ve normal malların arasındaki kâr boşluğunu derinden hissettirmişti. Normal mallar büyük miktarlarda üretilemedikleri sürece sadece yerel sakinlerin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretilmeliydiler.

 

Prens’i asıl şaşırtan ise hiç demir göğüs zırhının istenmemiş olmasıydı. Margaret daha sonra akşam yemeğinde Roland’ın sorularını cevaplamıştı: Her ne kadar göğüs zırhınız gerçekten ucuz olsa da üretim çok az. Taşıma ve vergi masrafları hariç tutulursa satıştan elde edilecek kâr sadece beş ya da altı kraliyet altını olacaktır. Üstelik, zırhınız hidrolik çekiçle dövüldü, değil mi? Veya buhar motoruyla mı? Her halükarda, bu zırhın fiyatı sabit ve pahalılığı işçilikten değil de demirin kalitesinden geliyor.” Bir anlık duraksadıktan sonra devam etti: Bunları kendimiz kullanalım diye satın almak daha da gereksiz. Deniz tüccarlarının hem muhafızları hem de denizcileri nadiren ağır zırh giyer. Çünkü ağır zırhlar suyun içine düşerse hızla batar. Zırh onlar için genelde bir tür kelepçe olur, koruma değil. Aynı şey tarım araçlarınız için de geçerli. Ucuz fiyatlı muazzam miktarda demir elde edemiyorsanız benzer yerel ürünleri birazcık ucuzuna satmanız bu mallardan avantaj elde etmenizi sağlamaz. Bu da karınızı fazla arttırmaz. Renki kupalarsa bundan tamamen farklı. Çünkü fiyatları sabit değil. Eğer bir soylunun hoşuna giderse, bedelinin birkaç katıbile ödeyebilir.”

 

“Anlıyorum.” diyen Roland biraz düşündüğünde Margaret’in haklı olduğunu fark etti... Benzer hammaddelerden olan zırh ve çiftlik aletleri gibi ürünler sabit fiyatlardaydı. Hammadde bedelin çoğunu oluşturduğundan dolayı fiyattan, fazla indirmenize olanak sağlamıyordu. Hidrolik çekiç yerine buhar motoruyla dövdüğünde daha yüksek bir verim aldığından zırhın ve çiftlik aletlerinin fiyatı daha ucuz oluyordu ama ne yazık ki bunlar büyük işadamlarının ilgisini çekecek kadar değildi.

 

 

Oyunun beklenen galası yakında gerçekleşecekti. Öğleden sonra, kasabanın meydanı iğne atsan yere düşmez bir vaziyetteydi. Roland çevredeki binaları yıkıp eski meydanın boyutunu ikiye katlamış olsa da hala halk sığışamıyordu.

 

Oyunu tanıtmak için Roland, bir hafta öncesinden bir duyuru yapmıştı. Ayrıca, Tarım Bakanlığı’na şehrin çevrelerine kadar adamlar göndermesini ve kölelerin gelip izlemelerini sağlamasını özellikle emretmişti.

 

Roland Lord olduğundan dolayı izlemek için en iyi yerdeydi. Sahnenin karşısına Karl geçici olarak 3 sıralı ahşap bir alan yapmıştı. Yaklaşık 100 kişiyi tutabiliyordu. Roland üçüncü sıranın ortasında oturuyordu. Bir tarafında Cadı Birliği oturuyordu-Anna hemen yanına oturmuştu- diğer tarafındaysa tüccar grubu vardı. Margaret ona en yakın oturandı.

 

Birinci ve ikinci sıra çoğunlukla Belediye yetkilileri ve çırakları içindi. Güvenlik amacıyla ahşap sahnedeki etrafa dağılmış insanlar Birinci Ordu’dan gelen askerlerdi. Oyunu izlerken Prens’i halktan ayırıyorlardı.

 

Saat öğleden sonra dört idi. Güneş çok sıcak değildi. Wendy’nin ara sıra getirdiği serin esintisi sayesinde sahnedeki herkes harika bir hizmet alıyordu. Kalabalığın alkışları arasında oyuncular birer birer sahneye çıktılar.

 

Doğruyu söylemek gerekirse Roland galanın sonunda nasıl bir etki oluşacağından tam olarak emin değildi. Senaryoyu Irene’e verdikten sonra bununla hiç ilgilenmemişti. İşe alma ve prova gibi konuların hepsi Irene ve Ferlin’in sorumluluğundaydı. Geçmişlerini düşünüyordu. Irene bir tiyatro oyuncusuydu ama sahnede sadece bir kez oyun oynamıştı. Ne kadar deneyimli olabilirdi ki? Arkadaşları da kaledeki tiyatroda hiçbir zaman sahneye çıkma fırsatı bulamayan, bu yüzden oyun oynamak için kasabaya gelen figüranlardı.

 

Başka bir deyişle bu yeni oyun tamamen yeni bir ekip tarafından düzenlenmiş, yönetilmiş ve oynanacaktı.

 

Ama Roland başarısızlıktan dolayı rahatsızlık duymayacaktı. Bu oyun, ne bilet geliri içindi ne de senaryonun ne kadar güzel olduğuyla ilgiliydi. Oyunun tek amacı halkın ideolojisini yeniden düzenleyerek önyargılarından kurtulmasını sağlamaktı. Bunu birkaç kere yapması gerecekti. Yani bu sefer iyi performans sergilemezlerse bir dahaki sefere daha iyi bir performans sergilerlerdi.

 

Margaret Prens’e doğru konuştu: “En sonunda neden bu oyun için bu kadar kendinizden emin olduğunuzu anladım. Çünkü Bayan May’i davet etmişsiniz!”

 

Roland şaşırmıştı: “Kim?”

 

“Sakın bana May’i tanımadığınızı söylemeyin. Aman Tanrım! Buraya gelmeden önce Kral’ın Şehrinde oyununu izliyordum.” diyen Margaret dudaklarını şapırdatarak konuşuyordu: Hem rolü kavramada hem de duyguları yaşama konusundaki en iyi aktris. “Aşkı Arayan Prens” oyunundaki performansı birçok insanı gözyaşlarına boğdu. Hatta Kajen Fels bile onu övmüştü.”

 

Kajen Fels’de kim? diye düşünen Roland hatıralarını kontrol etse de bu adı hatırlamadığını fark etti.

 

“Majesteleri... Siz gerçekten Kral’ın Şehrinden misiniz?” dedi Margaret gözlerini kırpıştırarak: Sorduğum için beni bağışlayın. Ama saraydaki insanlar hariç Kral’ın Şehrinde en iyi tanıdığınız kişi kim?”

 

“Sihirli El Yorko...

 

Roland ağzından kaçırdığı şeyin yanlış cevap olduğunu söyledikten sonra fark etmişti.

 

“Oh... diyen bayan tüccar ona anlamlı bir şekilde bakmıştı: En ünlü çapkın.. Duyduğuma göre sadece tek bir eliyle bir kadının onu asla unutmamasını sağlayabilirmiş... Anlıyorum.”

 

“Sadece tek bir eliyle mi?” diyen Anna kafasını döndürerek sordu: Neden ki?”

 

“Hayır... Bir şey yok... diyen Roland elini onun alnına koyarak: Oyunu daha dikkatli bir şekilde izlemeliyiz.” dedi.

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18193 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr