Bölüm 48: Toplanma

avatar
1743 2

Release That Witch - Bölüm 48: Toplanma


 

Çevirmen: Lodos

Roland büyük bir ilgi ile adil ticaret düzeninden bahsederken uzaktan borazan sesleri duyuldu.

 

Devriye ekibi borazanları yalnızca kendi başlarına halledemedikleri bir durum ortaya çıktığında kullanırlardı. Kasabadaki askerlere toplanma çağrısı idi bu.

 

Roland ve Carter birbirlerine şaşkın şekilde baktılar ve hızla kalenin arka bahçesine çıktılar. Muhafızlar çoktan atlarını hazırlamışlardı. Roland hemen atına bindi, Carter ve adamları ile surlara doğru at sürmeye başladılar.

 

Surlara vardıklarında bütün askerlerin sura çoktan tırmandıklarını, yerlerini aldıklarını ve mızraktan bir savunma hattı kurduklarını gördü. Bunu gören Roland rahatladı. Emekleri zayii olmamıştı.

 

Kuzeybatı yönünden bir grup gölge Sınır Kasabası’na doğru yaklaşıyordu. Gözleriyle yirmiden fazla olduklarını saydı.

 

Demir Balta savunma pozisyonunu terk ederek hızla Roland’a yürüdü. Selam verdikten sonra: “Majesteleri, bu yaklaşan canavar grubu biraz garip görünüyor.” dedi.

 

“Garip mi? Yani sen onların normalde grup halinde hareket etmediklerini mi söylüyorsun?”

 

“Öyle değil.” Demir Balta açıklıyordu: “Eğer bunlar dönüşmeden önce de sürü olarak hareket etseler dönüştükten sonra bu alışkanlıklarını korurlardı. Örneğin; kurtlar gibi. Ama bu türün öyle bir özelliği de yok. Normalde sürü olarak hareket etmezler. Sanki bir görev üstündelermiş gibi. Daha önce de avcılar, canavarların birbirlerini öldürdüklerini görmüştü.”

 

Şeytani canavarlar yalnızca önceki hallerinin mutasyon geçirmiş şekliydi. Hareketleri orijinal alışkanlıklarına benzer olurdu ama aynı zamanda arzuları da güçlenirdi. Diğer bir deyişle; bir canavarın zekâsı normal bir hayvana göre daha düşük olurdu. Çünkü yaşadıkları manik atak onlara normalde asla geçmeyecekleri sınırları bile geçirirdi.

 

Roland canavar grubunu dikkatlice inceledi. Büyük ve küçük hayvanlar vardı. Yalnız, ayırabildiği sadece iki tür olmuştu: Bir tür kurt ve bir bizon. Normalde birbirlerini avlamaları gereken bu türler sanki birden birleşmezler ise bir şey başaramayacaklarını anlamışlardı.

 

Çünkü hala Demir Balta’nın yerleştirdiği bazı nesneleri ve tuzakları geçmeye çalışıyorlardı. Yavaş bir şekilde surların merkezinin önünde toplanmışlardı.

 

Vaner ellerinin terden ıslandığını hissetti. Mızrağı tuttuğu yer birdenbire kayganlaşmıştı. Kimsenin ona bakmıyor oluşundan faydalanarak ellerini gizlice kıyafetlerine sildi.

 

Avcı komutan tekrarladı: “Rahatlayın, derin nefes alıp verin.” Vaner de sürekli bunu yapmaya çalışıyordu ama artmış kalp atışlarını normale çekemiyordu bir türlü. On yıldan fazladır batıda yaşıyordu. Ve şeytani canavarların nasıl kötü şeyler yaptıklarını çok duymuştu. Şeytan Ayları’nın başından beri arada bir gelen canavarlar şimdiye dek hep avcı ekipleri tarafından durdurulmuştu bu yüzden de yavaş yavaş korkusu geçmişti. Hatta kendini cesur ve savaşlarda güçlenmiş bir asker olarak bile görüyordu. Ama şimdi; bu kadar canavarla ilk defa karşılaştıklarında Vaner’in bacakları titriyordu.

 

Kendine Majesteleri’nin onu yüzbaşı yardımcısı olması için özellikle seçtiğini hatırlattı. Bu yüzden daha sakin bir duruş sergilemeye ve savunma pozisyonunu bozmamaya gayret etti.

 

Şeytani canavarlar, görüntüleri seçilecek kadar yakınlardı. En öndeki canavar bizondu. Kafasında kol büyüklüğünde iki boynuz duruyordu. Tıpkı siyah bir koç gibi görünüyordu. Sırtına doğru uzayan yelesi dar bir pelerin gibiydi. Duvardan yalnızca otuz feet uzaktalarken Vaner yerin sarsıldığını hissetmişti. Dudaklarını ıslattı ve yüzbaşının saldırı emrini vermesini bekledi.

 

Sonra büyük bir çarpışma sesi duyuldu.

 

Şeytani bizon hızını hiç azaltmadan kafasını kullanarak surlara doğru koşmuştu. Kafasını toslamış ve surları siyaha boyayacak şekilde her yere siyah kan sıçratmıştı.

 

Arkadan gelen iki kurt bizon ölüsünün sırtından sıçramıştı. Vaner’in nefes alacak vakti bile olmamıştı.

 

“Saldırın!”

 

Yüzbaşının emrini duyan Vaner, kurtlar ona doğru koşmuyor olsalar da refleks olarak mızrağıyla saldırıya geçti. Ama saldırısının etkisi antrenmanlardaki kadar iyi değildi. Bazıları başarıyla sallıyordu mızraklarını ve bazıları da yalnızca bir kez saldırabilmişlerdi. Bir grup daha vardı ki; yüzbaşının emrinden beri geçen süre boyunca tepki bile verememişler, donup kalmışlardı.

 

Sonuç olarak; yalnızca bir kurt geri püskürtülebilmişti. Diğeri mızraklı savunma hattının üstünden atlamış ve surların üstüne inmişti.

 

Yüzbaşı bir kez daha: “Hizayı bozmayın!” diye bağırdı.

 

Vaner bir kuşa dönüp durumu havadan seyretmek istiyordu şu anda. Ama Demir Balta birçok kez vurgulamıştı ki; bir şey savunmayı yarıp içeri girerse ve en ön safın arkasına geçerse en tehlikeli alan orası olurdu. Bu yüzden başka saldıran var mı diye baktı ve mızrağını sıkı sıkıya kavradı.

 

Elit avcı sınıfı, milis kuvvetlerinden çok daha iyiydi.

 

Kurt daha yere inmeden bile avcılar çoktan palalarını çekmişlerdi. Demir Balta en hızlılarıydı. Kurtun hemen bir adım önüne sıçradı. Silahının kabzası ile canavar hala daha havadayken beline vurdu. Hayvan birkaç kez havada takla atmıştı.

 

İster saldırı ister savunma olsun şeytani canavarlar mutasyon geçirdikten sonra iki özellikleri de hatırı sayılır derecede gelişmişti. Böyle bir saldırı karşısında bile çok hasar almamış gibiydi kurt. Yere çarptıktan hemen sonra dikilmiş ve keskin dişlerini göstermişti.

 

Demir Balta’nın namlusu çoktan kurdun kafasına varmıştı. 

 

Bang! Şeytani canavarın kafatası patladı ve beyin parçaları her yere dağıldı. Beyinsiz kurt arkaya doğru ürkek bir adım attı ve sallanarak yere yığıldı.

 

“Canavar öldü, pozisyonlarınızı korumaya devam edin!”

 

Biri çaresizlik içinde haykırdı: “Kar- Karnııım!”

 

Vaner çevreye baktı ve surların dibinde yatan, kanlı elleriyle karnını tutan bir yoldaşını gördü.

 

“Bağırsakları dışarı çıkmış.”

 

“Diğer kurt duvardan çıkıp doğrudan ona koştu!”

 

“Yardım edin…”

 

“Lanet olsun! Biri bir parça bez bulup yaraya baskı yapsın!”

 

Çok kaotik bir durumdu. Diğer şeytani canavarlardan bir yaban domuzu da duvara doğru koşmaya başlamıştı. Kalın deri ve etine rağmen o kadar yaklaşmıştı ki avcıların onu durdurmak için onu bir kirpiye benzeyene kadar oklamaları gerekmişti.

 

“Herkes sakin olsun!” Roland eğer Bülbül şu anda burada olsaydı onları sıkıntının bir kısmından kurtarabileceğini düşündü sonra da: “Antrenmanlarınız boyunca öğrendiklerinizi unuttunuz mu yoksa? Yaralı insanlara nasıl muamele edilir? Düzenli bir şekilde yapın şu işi!” diye bağırdı.

 

Prens’in sesini duyan Vaner, birden kendine geldi ve görevini hatırladı. Duvarın savunmasının bir bölümünden sorumlu bir Yüzbaşı Yardımcısı olarak, birileri yaralandığında bir kurtarma organize etmek onun sorumluluğu idi.

 

İki çavuşuna emretti: “Siz ikiniz, acele edin ve onu hemen sağlık ocağına götürün!”

 

Çavuşlar, önceki tecrübelerine göre bu askerin yaşayacağına inanmıyorlardı. Ama Majesteleri bir şey deneyip başarısız olmalarına bir şey demezken hiçbir şey yapmamalarını yasaklamıştı. Ve askeri birliğin Yüzbaşı Yardımcısı olarak da Vaner’in emirlerin ve talimatların uygulanmasına özen göstermesi gerekiyordu.

 

Yaralı asker taşındığında düzen nihayet sağlanmıştı surlarda. Bu canavar grubu büyük bir dalga gibi görünmüştü ilk başta ama yalnızca birkaçı askerlerin hayatını tehdit edebilmişti.

 

Avcılar kalan canavarları birer birer vurdu. Bunu gören Vaner sonunda rahat bir nefes almıştı. Bütün savaş sadece yarım saat sürmüş olsa bile vücudunu tamamen boşalmış gibi hissediyordu, sanki hiç gücü kalmamıştı.

 

Tam o sırada canavarları gözlemekten sorumlu asker bağırdı: “Aman tanrım, bu da ne…?!”

 

Vaner de yeni gelen canavarları görebilmişti.

 

Surlardan epey uzak bir mesafe olmasına rağmen; vücut hatları açıkça belliydi. Bu canavar gerçekten de bir canavardı! Vaner bir küfür savurdu. Bu canavarın önüne üst üste on öküz bile koysanız kıyaslayamazdınız!

 

Aralarındaki tek tecrübeli olan Demir Balta bu yeni geleni tanımıştı.

 

Kendisini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı. Bunun melez bir tür olduğuna dair hiç şüphesi yoktu. Milis Kuvveti büyük tehlikede idi.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18402 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37610 Bölüm Sayısı


creator
manga tr