Bölüm 550: Hedefler Görüldü

avatar
855 39

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 550: Hedefler Görüldü



Bölüm 550: Hedefler Görüldü

 

Nie Yan'ın gözüne kestirdiği Hırsız, yabana doğru giderken yakınından geçiyordu.

 

Hırsız uzaklaşırken Nie Yan İkiz Kolyesini etkinleştirdi. Yüzü hızla görünüşünü değiştiriyordu. Burnu düzleşiyor, yüzünde izler beliriyor ve yanakları içine çöküyordu. Minik farklar dışında az önceki Hırsızın tıpa tıp aynısıydı.

 

İkiz Yüzüğünün ciddi bir açığı vardı. Taklit edilen hedefi tanıyan biriyle karşılaşıldığında oyunun açığa çıkma ihtimali yüksekti.

 

Nie Yan İkiz Kolyesiyle içeri sızacaktı. Dünyanın Kralı ve diğerlerinin nasıl gireceğini bilmiyordu. Ancak onların içeri sızmaları da zor olmamalıydı. En kötü ihtimalle kapının etrafındaki kalabalığın azalmasını beklerlerdi.

 

Hırsızın görünüşünü çaldıktan sonra üzerine aldığı siyah pelerinle ekipmanlarını gizledi.

 

Hazırlıkları tamam olduğuna göre artık kapıya yaklaşabilirdi.

 

Kapıda bir insan seli oluşmuştu. Nie Yan'ı görenler herhangi birini görmüş gibi yollarına devam ediyorlardı. Kimse gidip de selam bile vermiyordu.

 

Anlaşılan Hırsız sosyal anlamda pek iyi değildi. Tabii bu durum Nie Yan'ın işine geliyordu. Herkes onu görmezden gelse içeri girişi kolaylaşırdı.

 

Nie Yan bir grup oyuncunun yanından geçiyordu. Niuren Birliği hakkında konuştuklarını duyunca durup konuşanlara kulak kesildi.

 

"Niuren Birliği kapımıza kadar dayandı. Sizce kim kazanır? Biz mi, onlar mı?"

 

"Bence biz kazanacağız. Toplamda 800.000'e yakın oyuncuya sahibiz. Niuren Birliği 400.000 kişiyle bizim yarımız kadar. Ayrıca Ayışığı Şehri bizim bölgemiz." Konuşan Elementalist, Büyücü İttifakının sadık bir üyesiydi.

 

"Korkarım ki kaybedeceğiz. Cripps Kalesindeki kuşatmayı hatırlayın. Niuren Birliği o sırada zayıf düşmüştü. Kana Susamış Kılıçlar, Büyücü İttifakı, İlahi Muhafızlar ve Melek Müfrezesi elitleriyle birlikte savaşa katılmıştı. Ayrıca Niuren Birliğinde olmayan mancınıklara sahiptik. Herkes Kana Susamış Kılıçların kazanacağını söylüyordu. Ancak sonuç neydi? Fazla geçmişe gitmemize gerek yok. Ölüm Diyarındaki savaşı konuşsak da yeter. Onca usta oyuncuyu kiralamak için ne kadar altın harcadık? Buna rağmen bozguna uğramadan önce düşmanın sadece onda birini öldürebildik. Biz zayıf değiliz.  Ama yöneticilerin aklından ne geçiyor bilmiyorum." Savaşçı loncanın yönetiminden memnun değil gibiydi.

 

"Sessiz ol. Bu konuyu uluorta konuşmak olmaz. Bir an önce buradan gitmemiz lazım."

 

Grup aniden ayrıldı.

 

Nie Yan Büyücü İttifakından çok sayıda oyuncuyla karşılaşmıştı. Kapının diğer tarafında capcanlı bir şehir duruyordu. Sokaklar dükkanlarla doluydu. Cripps Kalesi bile bu yoğunluğa ulaşamazdı. Çılgın Büyünün kaleyi bu hale getirmedeki yeteneğini ister istemez takdir etti.

 

"Burada olduğumu bilse Çılgın Büyünün tepkisi ne olurdu acaba?" Nie Yan mırıldanıyordu.

 

O anda arkasından bir ses duydu. "İzli, bekle!"

 

Nie Yan olduğu yerde donakaldı.

 

"İzli, sen biraz önce çıkmamış mıydın? Neden geri döndün?"

 

Nie Yan sorgulamaya gelen Savaşçıya sakince cevap verdi. "Birkaç malzeme eksiğimiz vardı. Onları almaya geldim."

 

Cümlesi bitince oyalanmadan yoluna devam etti.

 

Nie Yan'ın arkasından bakarken Savaşçı kendi kendine söyleniyordu. "Garip. İzli dediğim zaman bana fena sinirlenirdi. Ayrıca neden bana yabancıymışım gibi davranıyor? Nesi var bunun?"

 

Savaşçı aklındaki soruları sormaya niyetlendi. Ancak etrafa bakındığında Nie Yan'ı göremedi.

 

"Noluyor lan? Hayalet mi gördüm?" Savaşçı fazlasıyla şaşırmıştı. "Neyse, diğer görüşmemizde sorarım." Ardından arkasını dönüp kapıya yöneldi.

 

Konuşma kısa sürmüştü ve Savaşçı dikkatsizdi. Bu yüzden Nie Yan'ın kılık değiştirmesini fark edememişti.

 

Nie Yan bir köşeye sığındı. Savaşçı gittiği için rahatlamıştı. İkiz Kolyesinin etkinliği hakkında bilgi sahibi değildi. Neyse ki tanınmadan geçmişti. Aksi halde operasyon başarısız olacaktı.

 

Bir sokak arasına vardığında kamuflaja girip kalenin merkezine doğru yol aldı. İlk hedefi Büyücü İttifakının karargahını bulmaktı!

 

Edgarton Kalesi dışarıdan hoş görünse de içine kasvetli bir hava hakimdi. Bazı dükkanların vitrinlerinde satılık ilanları asılıydı. Üstelik fiyatlar gayet düşüktü. Savaş kapıdayken dükkan sahipleri kalenin geleceğinden endişe ediyorlardı. Savaş kalenin içine ulaşırsa dükkanları yanıp kül olacaktı. Bu belirsizlik yüzünden dükkanlarını satmaya mecbur kalmışlardı. Genelde satış konusunda bu kadar hevesli insanların ürünleri daha az tercih edilirdi. Savaş arifesinde kimse dükkan satın alarak ölü yatırım yapmazdı. Birkaç gün bekleyip savaşın nasıl ilerleyeceğini görmek daha mantıklıydı.

 

10 dakika sonra Nie Yan'ın önünde ihtişamlı bir bina belirdi.

 

Kale içindeki en göze çarpan binanın bu olduğuna şüphe yoktu. 20 metre uzunluğundaki dört sütunun desteklediği yapının içi irili ufaklı heykellerle doluydu. Koridorlar ve yürüyüş yolları rengarenk çiçeklerle dekore edilmişti. Girişe büyük bir kırmızı halı serilmişti.

 

Nie Yan iç çekmekten kendisini alamadı. Büyücü İttifakı parayı resmen çöpe atmıştı. Bu bina tek başına 1 milyon altına mal olmuş olmalıydı. Niuren Birliğinde böyle bir gösteriş hevesi yoktu.

 

Çoğu kişi lonca karargahında lüksten kaçınılmaması gerektiğini, loncanın ihtişamının en iyi böyle gösterileceğini düşünüyordu. Fakat Nie Yan farklı görüşlere sahipti. Ona göre bütün altınını karargaha harcamak yerine surları güçlendirmek çok daha mantıklıydı. Hal böyle olunca Niuren Birliği karargahı epey sade görünüyordu.

 

Nie Yan Guo Huai ile temas halindeydi. Çılgın Büyü ve İlahi Alevin lonca karargahında olduğunu doğrulamıştı. Şu anda da Gölge Katilini arıyorlardı.

 

Nie Yan Büyücü İttifakı lonca karargahı etrafında 20 dakika kadar dolaşıp, çevredeki bütün yolları aklına kazıdı. Zihninde bölgenin bir haritası çizilmişti.

 

O sırada Güneşten mesaj geldi. Ağabey, içeri girdim. Palet Yüzüğü ile duvarlara tırmanmıştı.

 

Çok geçmeden diğer üçünden de benzer içerikte mesajlar geldi. Kimisi özel eşyalarla içeri sızmıştı. Kimisi de ana kapının tenha bir anını bekleyip içeri girmişti. Geçen zamana rağmen dördü de sağ salim kaleye varmıştı.

 

Büyücü İttifakı lonca karargahında toplanın. İrtibatı koparmayın! Nie Yan ihtişamlı binaya tekrar baktı. Yapımında beyaz taşlar kullanılan bina üç katlıydı. İkinci katta açık bir pencere görüyordu.

 

Palet Yüzüğünü kuşandı. Yüzüğü etkinleştirip duvara yapıştı ve tırmanmaya başladı.

 

Kimse, düşman karargahına sızmaya çalışacak kadar pervasız biri olabileceği ihtimalini aklına getiremezdi. Bu daha önce görülmüş veya duyulmuş değildi. Dolayısıyla kalenin güvenliği dışarıda sıkı iken içeride zayıflıyordu. Dış surlar tahkim edilmişken kale içinde savunma zayıftı.

 

Nie Yan açık pencereye kolaylıkla tırmandı. İçeri atlayıp hafifçe yere kondu.

 

Beş metre aralıklarla iki tarafa yerleştirilmiş bronz heykellerle dolu, kıvrımlı bir koridordaydı. Heykeller nöbet bekleyen muhafızları andırıyordu. Eski, klasik resimler duvarları süslüyordu.

 

"Ana konferans salonu nerededir acaba?" Nie Yan kamuflaj içinde koridorda ilerledi.

 

Arada geçen birkaç kişi dışında koridor son derece sakindi. Zaman zaman muhabbet halindeki insanların sesleri kulağına ulaşıyordu.

 

200 metre yürüdükten sonra oyuncuların bulunduğu bir yere vardı.

 

Nie Yan bir anda gerildi. Duyduğu ayak sesleri gitgide yaklaşıyordu. Birisi üzerine doğru geliyordu. Hızla bir heykelin arkasına geçip nefesini tuttu.

 

Kara altın zırh giymiş bir Savaşçı köşede belirip Nie Yan'a doğru yaklaşmaya başladı.

 

Savaşçıyı gördüğünde Nie Yan'ın gözleri fal taşı gibi açıldı. Tanıdık bir yüzle karşılaşmayı hiç beklemiyordu. Karşısındaki kişi artık var olmayan Kana Susamış Kılıçlar loncasının lideri Kana Susamış Çılgın Kılıçtı!

 

Loncası dağıldıktan sonra adamlarıyla birlikte Büyücü İttifakına mı katılmıştı?

 

Bu oldukça güçlü bir ihtimaldi. Çılgın Kılıç Büyücü İttifakı lonca nişanını takmıyor olsa da, savaş başladığında Niuren Birliğine karşı savaşacağına hiç şüphe yoktu. Nie Yan bir beceri kullanarak kamuflajını güçlendirdi. Çılgın Kılıçla dövüşmesi, bütün planın alt üst olması anlamına geliyordu!

 

Çılgın Kılıç bir anda tedirgin oldu. Tecrübeleri ona etrafta bir Hırsız olduğunu söylüyordu. Çevresini kolaçan ettiğinde tedirginlik de kayboldu. Kendi kendine güldü. Muhtemelen zihni ona küçük bir oyun oynamıştı. Burası Büyücü İttifakının karargahıydı. Kimse buraya sızacak kadar aptal olamazdı!

 

Çılgın Kılıç yoluna devam edip bir köşede kayboldu.

 

Nie Yan rahat bir nefes aldı. Çılgın Kılıç üç metre yakınına kadar gelmişti. Buna rağmen kamuflajını görememişti.

 

Bir süre düşündü. Yalnızca Çılgın Kılıç değil, mağlup ettikleri Muzaffer Dönüş ve Engelsiz gibi diğer loncalardaki oyuncuların da Büyücü İttifakıyla birleştiğinden kuşkulanıyordu. Düşman hafife alınmaması gereken bir büyüklüğe erişmişti.

 

Çılgın Kılıçla karşılaşmasından sonra yoluna devam etti. İki salondan geçerek ana lobiye ulaştı.

 

Lobide muhabbete dalmış birkaç oyuncu bulunuyordu. Nie Yan iki kişiyi anında tanıdı. Bunlar Çılgın Büyü ile Gölge Katiliydi!

 

"Sonunda buldum sizi..." Nie Yan mırıldanırken istemsiz olarak eli Zenard'ın Kılıcına gitti. Birine suikast düzenlemeden önceki minik ritüeliydi bu.

 

Oyun başlamak üzereydi!








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28313 Üye Sayısı
  • 267 Seri Sayısı
  • 38772 Bölüm Sayısı


creator
manga tr