Bölüm 161: Kilitli Kara Altın Sandık

avatar
2919 18

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 161: Kilitli Kara Altın Sandık


 

 

Sıradaki bölgeye vardıklarında Nie Yan aynı önceki yerlerde yaptığı gibi Alt Elit Pullu Kurbağanın yanına bir Duman Tozu torbası fırlattı. Duman etrafa yayıldığında ipi Tang Yao’nun eline verdi.

 

Tang Yao’nun büyülerinden kaynaklı sesler dışında orman sessizliğe gömülmüştü. Arada bir yakınlarındaki otların veya çalıların arasından gelen küçük hayvanların sesleri de olmasa ormanda hiç ses olmayacaktı.

 

Az ileride, sesi bulundukları yere güç bela ulaşan bir akıntı vardı.

 

Yakınlarda göl falan mı var?” Yao Yao, suların yaprakların arasından kulaklarına ulaşan dinginleştirici sesiyle büyülenmişti.

 

Göl mü?” Nie Yan’ın zihninde bir şimşek çaktı. O anda Pullu Kurbağa bölgesinin yanında gerçekten de bir göl olduğunu hatırladı. Bu küçük bir orman gölüydü. Uzun, canlı ağaçlar tarafından gözlerden gizlenmişti. Tam ortasında küçük bir adacık vardı. Burası söylentilere göre terkedilmiş bir Karanlık Elf tapınağıydı. Tahminler orada kadim üretim tarifleri bulunabileceğini öngörüyordu.

 

Zaten bayağı yakınız. Gidip bir bakmaktan zarar gelmez. Bir şey bulamazsak geri döneriz.

 

Zaman geçmiş, sunucuların kapanma saati yaklaşmıştı. Tang Yao az önce bugünün son Pullu Kurbağasını öldürmüştü. O anda Nie Yan’ın üzerinden göz alıcı bir ışık çıkmış, neşeli bir müzik sesi de bu ışığa eşlik etmişti.

 

Nie Yan statü çubuğuna baktı. Şu an Tang Yao gibi o da Seviye 17 idi. Ancak Tang Yao’nun tecrübe çubuğu sonuna kadar dolmuş sayılırdı. Seviye 18 olması an meselesiydi.

 

18 dakika kadar bir süre kaldı. Siz mobların gözlerinden uzakta güvenli bir nokta bulup çıkın yapabilirsiniz.” Nie Yan günün hasılatını kontrol etti: Üç parça ekipman, Seviye 30 Gümüş kademe bir Zırh Şeması, bir orta iksir tarifi ve birkaç tane de Talih Mücevheri.

 

Eşya düşürme oranlarında, kendilerinden çok daha yüksek seviyedeki yaratıkları avladıkları için hatırı sayılır miktarda bir artış olmuştu. Ayrıca öldürdükleri bütün Pullu Kurbağaların Alt Elit sınıf olması, ödülleri daha da artırmıştı. Önceki hayatında buraya gelmiş olsaydı Elit veya Alt Elit yaratık bulması imkânsız olurdu. Bulsa bile çok sayıda oyuncu anında yaratığı çalmak için oraya akın ederdi. Av az, avcı haddinden fazlaydı. Haliyle bir koca günün hasılatı da 1-2 parça Gümüş veya Altın kademe ekipmandan fazlası olmazdı. Bir Elit sınıf Pullu Kurbağayı dışarıdan müdahale olmadan öldüren gruplar şanslı addedilirdi. Ancak Nie Yan ve grubu, önceki hayatındaki oyunculara nispet yapar gibi bütün haritayı ellerinde bulunduruyorlardı. Ve bu yaşamındaki pek çok oyuncunun yakında hayalini kurup da olamayacağı kadar rahat avlanıyorlardı. Dahası Nie Yan bütün Elit ve Alt Elit yaratıkların genel konumlarını biliyordu. Diğer oyunculara karşın ellerinde devasa bir avantajları vardı.

 

Güneş şu anda Seviye 11, Yao Yao da Seviye 12 idi. Seviye 13 olmasına azıcık bir şey kalmıştı. İkisi de seviye atlama hızları karşısında şok olmuştu. Böylesi bir hızı beklemiyorlardı!

 

Abilerim, abla, yarın tekrar görüşürüz.

 

Ben de çıkış yapıyorum. Yarın görüşürüz.

 

Tang Yao henüz çıkış yapmamıştı. Nie Yan’da bir şeyler sezmişti. “Sen çıkmıyor musun?

 

Halen 15 dakika zaman var. Biraz etrafta dolaşacağım. Bu beş torba Duman Tozu sende kalsın. Ayrıca buralar da Alt Elitlerin doğduğu yerler. Kaydedersen iyi olur. Yarın sunucular açıldığı zaman geri dönemiş olursam Duman Tozunu Güneş’e ver, bensiz devam edin.

 

Tang Yao biraz duraksadıktan sonra başıyla onayladı. “Tamam.” Nie Yan anlatmak istemiyorsa fazla zorlamamalıydı. Arkadaşına olan güveni sonsuzdu. Neticede yeteneği ve sezgileri sayesinde tehlikeye girmesi uzak bir ihtimaldi.

 

Artık sen de çıkmalısın.”

 

Pekala, yarın görüşürüz.”

 

Tang Yao çıktıktan sonra Nie Yan akan suyun sesini takip etti. Sonunda küçük bir akıntıya denk geldi ve akıntıyla birlikte yürümeye başladı. Yol boyu çok sayıda Pullu Kurbağaya rastlasa da kamuflajla veya etraflarından dolaşarak savaşa girmeden yola devam etti.

 

Bir noktada ahşap bir hazine sandığıyla karşılaştı. Sandıktan Seviye 30 Beyaz kademe bir ekipman çıktı. Bu ekipman Nie Yan için çöpten farksızdı. Şansı ne kadar da kötüydü. Yine de ekipmanı NPC dükkanlarına satarak 5 gümüş kadar para elde edebilirdi. Veya geri dönüşümle hammaddelerine ayrıştırabilirdi. İkinci seçenek biraz daha tuzluydu. Fakat en azından eline işe yarar bir şeyler geçebilirdi.

 

Akıntı boyu yürümeyi sürdürürken ormanın henüz keşfedilmemiş yerlerine kadar gelmişti. Pullu Kurbağa bölgesi geride kalmış, gölün az berisinde bulunan bir açıklığa varmıştı. Göl fazla büyük değildi, 10 dönüm kadar bir alanı vardı. Buna rağmen içinde küçücük bir adacık bulunuyordu.

 

Orman Gölü Stratin’i keşfettiniz.

 

Önceki hayatında, gölün ortasındaki adacıktan bazı oyuncuların üretim tarifleri elde ettiğine dair söylentiler vardı. Seviye 30 haritalarda bulunan nadir tarifler genellikle Orta veya daha üst bir seviyede olurdu. Yani bir hayli değerlilerdi. Nie Yan gibi başarılı bir iksir dükkanı olan birisi için her yeni tarif önemliydi.

 

Gölün kenarında durdu. Duru göl sularında en ufak bir dalgalanma yoktu. Ancak dışarıdan böyle sakin görülen suların derinlerinde Alt Elit ve Elit sınıflar da dahil pek çok yaratık olduğunu biliyordu. Şu anda hayatını tehlikeye atamazdı. Öldüğü takdirde olağanüstü önemli eşyalar düşürecekti. Dolayısıyla risk içeren durumlarda fazlasıyla dikkatliydi.

 

Karadayken bile Seviye 30 bir Alt Eliti tek başına öldüremeyeceğini düşünüyorken, suda bu işi başarması, azalan çevikliğiyle imkansızdı. Sıradan yaratıklar bile Nie Yan için büyük bir tehditti.

 

Nie Yan 30 metre uzağındaki adacığa baktı. Göl kenarında uzunlukları 50-60 metreyi bulan çok sayıda söğüt vardı. İnce dallarıyla göl sularını gölgeliyorlardı. Bazı dallar suya düşmüş, üzerinde öylece süzülüyordu.

 

Söğütlerin yaprakları kimi yerlerde dallarla birbirlerine girip düğüm olmuşlardı. O an aklına bir fikir geldi. Göle yüzerek ulaşamayabilirdi, ama yüzmeden ulaşması da mümkündü.

 

Yakınlardaki bir söğüde yürüyüp Palet Yüzüğünü etkinleştirdi. Ardından örümcek gibi ağacın gövdesinde yukarı tırmanmaya başladı. Üstüne yakın kalın bir dal bulduğunda üzerine çıkıp etrafı gözlemledi. Gözüne adacığın kıyısında kendisinden 10 metre kadar uzakta başka bir dal daha kestirdi.

 

Uygun görünüyor.” Mesafeyi tahmin etmeye çalışırken mırıldandı. Emin olunca ileri doğru sıçradı.

 

Adacığa uzaklığı hala 20 metre kadardı. Sıçrayışından doğan momentumla ileri atıldı ve göl sularına düşmeye başladı.

 

Düşerken İpek Eğirici Yüzüğü etkinleştirip az önce belirlediği dalın en yakın noktasına ağını fırlattı. Ağ iyice gerildi, düşüşünden doğan potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye çevirerek salıncak gibi Nie Yan’ı ileri attı.

 

Momentumu tepe değerine ulaşacakken ağ bırakıp havada süzüldü.

 

Adacığa yaptığı sert inişi biraz olsun yumuşatmak için iner inmez yuvarlandı.

-23

 

Başının üzerinden bir hasar değeri fırladı.

 

Üzerindeki tozu çırparken yüzünde bir gülümseme belirdi. Planı başarıya ulaşmıştı. Karşı kıyıya bakarken Palet Yüzüğüne ve İpek Eğirici Yüzüğe sahip olmanın ne büyük bir avantaj olduğunu bir kez daha doğrulamış oldu.

 

Bir Su Yılanı az ileride yüzeye çıktı. 5-6 metre uzunluğundaki vücudu, sarılı beyazlı pullarla kaplıydı. Yüzerken gölün yüzeyinde dalgalar meydana getiriyordu. Muhtemelen Seviye 30 veya daha da üstü bir yaratıktı. Tedbiri elden bırakmamak adına hemen kamuflaja girip yakındaki bir çalının ardına gizlendi.

 

Nie Yan’dan herhangi bir iz bulamayan Su Yılanı tekrar suya dalarak gölün derinliklerinde kayboldu.

 

Nie Yan rahat bir nefes almıştı. Eğer gölü yüzerek geçmeye çalışsaydı, şu an ne halde olacağını tahmin bile edemiyordu.

 

Adanın bir dönüm kadar bir alanı vardı. Etrafta gezinip karada herhangi bir yaratık olmadığına emin oldu. Aslında birkaç ağaç dışında kıyıda hiçbir şey görünmüyordu. Adacığın merkezinde diğerlerinden farklı duran, bulutlara kadar uzanan bir ağaç vardı. Maalesef bu ağaç uzun yıllar önce ölmüş, gövdesi böcekler tarafından boşaltılmıştı. Ancak içinde gizlenmiş olan siyah renkli bir hazine sandığı mevcuttu. Pek çok kadim hazine sandığı uzun yıllar boyu keşfedilmeyi beklerken zamanın azizliğine uğrayıp aşınmış, eski zamanlardaki parıltısını kaybetmişti.

 

Üzerinde zamanın izlerini taşıyan sandığa yürüdü. Tasarımı Ejderhaların hüküm sürdüğü Karanlık Çağdan kalmaydı. Şu ana kadar karşılaştığı bütün sandıklardan daha kadimdi. Daha eskiye uzanan, tarihi daha derin olan sandıklar, daha cömert ve kaliteli ödüller verirdi. Bu durum oyuncular arasında herkes tarafından bilinirdi.

 

Sandığın üzerindeki kiri, tozu eliyle temizlerken gözüne kara altın bir parıltı çarptı.

 

Kara Altın!

 

Heyecandan gözleri titreşti.

 

Şu zamana kadar hiç Kara Altın sandık bulamamıştı. Önceki hayatında bile bu sandıkların varlığına kendi gözleriyle şahit olamamıştı. Bu sandıklar en kötü Kara Altın kademe bir eşya barındırırdı. Çoğu zaman Alt Efsanevi eşyalar barındırdığı da kanıtlanmıştı. Hatta Efsanevi kademe eşya parçası bile bulunabilirdi. Elbette bu ihtimal bir hayli düşüktü.

 

Umarım kilitli değildir. Nie Yan eğilip sandığı açmayı denedi. Sağ eli kilitle temas ettiğinde hayalleri suya düştü. Sandık küçük bir kilitle mühürlenmişti. Tasarımı gerçekten takdire şayandı.

 

Şu ana kadar böyle güzel bir kilit görmemişti. Muhtemelen bu kilidi açmak için Uzman Kilit Açma becerisi veya Uzman Anahtar gerekirdi. Sıradan bir anahtar burada kesinlikle işe yaramazdı.

 

Acı acı güldü. Aslında bununla karşılaşmayı bekliyordu. Böylesi bir sandık orada öylece durup kendisini açacak şanslı kişiyi mi bekliyordu sanki?

 

Adacıkta gizli hazineler olduğunu bilmesine rağmen karşılaştığı durum onu hayal kırıklığına uğratmıştı.

 

İstemeyerek yoluna devam edecekken, bu durumun oldukça garip olduğunu fark etti. Mantık olarak Uzman Kilit Açma için oyuncunun en azından Yüce Hırsız olması gerekirdi. Başka bir deyişle bu sandığın açılması için 5-6 yıl gibi bir zamana ihtiyaç vardı. Ancak önceki hayatında fazlasıyla meşhur olan ve çok sayıda oyuncu çeken bu bölgede elbette adacığı ve de sandığı bulan birileri olmalıydı. Kara Altın kademe bir sandığın keşfi oyuncu kitlesi arasında saman alevi hızında yayılacak bir haberken neden burada bulunan bu sandıktan daha önce haberi yoktu?

 

Şayet Uzman Kilit Açma becerisine sahip bir oyuncu buraya diğer bütün oyunculardan erken gelip sandığı açmış ve sandığın kaybolmasına neden olmuşsa, bu sandığın varlığının hiç kimse tarafından bilinmemesi normal olabilirdi.

 

Çoğu Yüce Hırsız bile Uzman Kilit Açma becerisinden mahrumdu. Bu öyle istediğinde elde edebileceğin bir beceri değildi çünkü. Kilit açma becerisini Uzman seviyesine ulaştırmak için on binlerce kilit açmak gerekirdi.

 

Nie Yan’ın aklında sadece bir ihtimal vardı. Sandığı açmanın başka bir yolu daha olmalıydı. Belki de özel bir anahtar bu adada bir yerde saklanmıştı.

 

Nie Yan ayağa kalktı. Sorularının cevabı bu adadaydı. Burası ayrıca terkedilmiş Karanlık Elf tapınağının bulunduğu yerdi. Belki de bu ikisi birbiriyle bağlantılıydı.

 

Oyun saatine baktığında sunucuların kapanmak üzere olduğunu gördü. Bugün yeteri kadar zamanı kalmamıştı. Arayışına yarın oyuna girdiğinde devam edecekti.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24181 Üye Sayısı
  • 838 Seri Sayısı
  • 42140 Bölüm Sayısı


creator
manga tr