Cilt 7 Bölüm 39 [ Huysuz ] (3/3)

avatar
966 5

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 39 [ Huysuz ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy



Taritta: [Hazır bahsi açılmışken, mektupta ne yazmıştın?]

 

Al: [Ehh, belki de bize katılırsa onu karısı yapacağını falan yazmıştır. Bana kalırsa işi halletmenin en kısa yolu bu, hem kadın da çok güzel.]

 

Subaru: [Güzelliği o ele avuca sığmaz halini telafi etmeye yeter mi bilemiyorum doğrusu…]

 

Subaru, güzel bir kadın oluşunun bencilliği ve kötü karakterini bir nebze tahammül edilebilir hale getirebileceğini düşünse de bir yere kadardı.

 

Priscilla da Yorna da su götürmez güzelliklerdi ama Subaru her ikisiyle de evlenmezdi. Kaç hayat yaşarsa yaşasın daimi bir anksiyete halinde günlerini geçirme zorluğunu üstlenemezdi.

 

Abel: [Mektubumun içeriğini açıklamaya niyetim yok. Fakat beklentilerinizi karşılıksız bırakmayacağının garantisini verebilirim.]

 

Subaru: [Garanti ancak ortada bir güven bağı varsa verilebilir… Aman neyse, şimdi hiç oraya girmeyelim. Bunu dile getirmenin gereği yok. Sustuk, sustuk!]

 

Diyerek ellerini çırpan Subaru, konuyu zoraki olarak o noktada sonlandırdı.

 

Ve Abel bu tatmin etmeyen sonuç karşısında kendisine onaylamaz bakışlar atarken de Al’a dönüp “Bu arada” diyerek yeni bir konu başlığıyla devam etti.

 

Subaru: [Orada bir İlahi General vardı, ona Olbart demiştin. O Huysuz İhtiyardı, değil mi?]

 

Al: [Evet, oydu. O ihtiyar bizler için kötü haber demek. Zamanında bir sürü tiple tanıştım ama o, denk geldiklerim arasında bambaşka bir düzeydeydi.]

 

Subaru: [O ihtiyar, rakibin safına geçmiş midir peki sizce? Eğer öyleyse Arakiya, Chisha derken üçüncü biri de çoktan kapılmış demektir.]

 

Dokuz İlahi Generalin çoğunluğunu elde tutmak için beşini saflarına katmaları gerekliydi.

 

Ama Subaru ve diğerleri daha ilkini saflarına katma mücadelesi verirken karşı tarafta çoktan üç İlahi General olmuştu bile.

 

Al: [Bu arada daha önce duyduğum kadarıyla ihtiyar 3. sıradaymış. Ayrıca 2. sıradaki Küçük Hanım Arakiya ve 4. sıradaki Chisha da o tarafta.]

 

Subaru: [İlk sıraların çoğunu kapmışlar!]

 

Al’ın iç karartıcı raporunu işiten Subaru, bu şekilde bağırdı.

 

Bu sıralama güce dayanıyorsa taraflar arasındaki güç farkı çoktan umutsuz hale gelmiş demekti. Yorna 7. sırada olunca Subaru’nun gerilmesi kaçınılmazdı.

 

Abel: [Böğürüp durma… Olbert muhtemelen diğer tarafla ilişki içerisinde değildir. Şu anda yalnızca bir İlahi General olarak İmparatorun emirlerine itaat ediyordur.]

 

Subaru: […Peki bunu neye dayanarak söylüyorsun?]

 

Abel: [Olbart Dunklekenn de hamleleri öngörülemeyen bir adamdır. Mevcut durumu değiştirmek isteyen kişi, zafere giden yoldaki pürüzleri kaldırmalıdır. Arakiya’yı etkilemek zor bir iş olabilir ama Olbart’ı kapana kıstırmak da kolay olmayacak.]

 

Subaru: [Yani diyorsun ki sonuç olarak Dokuz İlahi Generali tam anlamıyla kontrol etmek mümkün değil…?]

 

Başka bir deyişle, iktidar dizginleri elinde tutamadığı için onun yerini alan kopyası da dizginleri tutamayacaktı.

 

Bu, Subaru’nun sevinecek hiçbir nokta bulamadığı ve onu yaşanacaklar konusunda tedirgin eden bir konuşmaydı.

 

Taritta: [Yani Olbart isimli ihtiyar için yerimiz var.]

 

Abel: [Doğal olarak müzakere masasında yeterli hareket sağlanmalı. O, ihtiyaçları ve beklentileri olan kurnaz bir ihtiyardır. Hele bir durum netleşsin, ne sunacağımıza karar veririz.]

 

Subaru: […Oh, bu arada, sen onu tanıyordun Al, değil mi? Aranızda nasıl bir ilişki var?]

 

Subaru’ya kalırsa Olbart’la müzakere etmek istedikleri takdirde en iyi seçenek Al’dı.

 

Kalede Al ve Olbart arasında gerçekleşen konuşma, bu ihtimali gözler önüne sermişti.

 

Subaru: [Gladyatör Adası mıydı? Orada yaşanan olayın çözülmesinde rol oynadın demek…]

 

Al: [Oh, evet. Eklenecek pek bir şey yok gerçi. Sekiz yıl önce, henüz Vollachia’da bir gladyatör olduğum sıralarda kendimi adadaki bir isyanın içerisinde buldum. Adadaki gladyatörler bir ölüm maçı sırasında bir Kontesi rehin alıp serbest bırakılması için talepte bulundular.]

 

Subaru: [Kulağa büyük bir olaymış gibi geliyor… Ve sen de bu olayı çözdün mü yani, Al?]

 

Al: [Açık konuşmak gerekirse olayı Küçük Hanım Arakiya’yla birlikte çözdük, o zamanlar henüz bir loliydi tabii. Sözüm ona rehin alınan Kontese gelince… Neyse ona dair detayları sonra konuşuruz.]

 

Hikayenin ikinci yarısını geçiştiren Al, tuhaf bir şekilde boynunu kaşıdı. Bahsetmesi zor bir olaya benziyor fakat gizli detaylar verilmeden de işin özü anlaşılabiliyordu.

 

Özetle Al, İmparatorluktaki bir olayı çözmüş ve ödülünü almak için sekiz yıl beklemişti. Bu da Subaru ve diğerlerinin canlarını koruyarak amaçlarını yerine getirebilmesini sağlamıştı.

 

Subaru: [Ödülünü gerçekten bu şekilde mi kullanmak isterdin ki?]

 

Al: [Başka bir yerde kullanma fırsatı bulacağımı sanmıyordum, o yüzden neden olmasın dedim. Dürüst olmak gerekirse bu kadar harika bir öngörü olacağı hiç aklıma gelmezdi. Zamanındaki uyuşukluğuma teşekkür etmek istiyorum.]

 

Al neşeli bir şekilde kıkırdadı, görünüşe göre Subaru’nun daha fazla utanmasının önüne geçmek istiyordu.

 

Subaru bu düşünceliliği için minnettar olurken Abel, “Demek öyle” diyerek kafasını salladı.

 

Ve oni maskesini çenesinden tutup usulca yukarı kaldırıp çıplak yüzünü Al’a ifşa ederek,

 

Abel: [Tahta çıkışımın hemen ardından Gladyatör Adasında çıkan kargaşada çabalayan bir gladyatör olduğu kulağıma gelmişti. Ödül talep etmediğini de duymuştum… O sen miydin yani, soytarı?]

 

Al: [Öyleymişim demek ki. Bunun İmparatorun kulağına kadar ulaşmış ve unutulmamış olması daha da şaşırtıcı. Seyahatlerimiz sırasında yaptığımız önemsiz sohbetlerin de hepsini hatırlayacaksın sanırım.]

 

Abel: [Büyük bir başarıydı. ——Seni hizmetlerin için ödüllendirmeliyim. Ne olursa olsun.]

 

Al: [Oh…]

 

Abel söylediklerinde ciddiydi ve sergilediği gerçek yüzü sarsılmaz bir samimiyetle süslenmişti.

 

Abel’in “mutlak ceza veya ödül” inancı bir kez daha İmparator görünümüne bürünmesini sağlamıştı. İmparator olarak yetiştirilme tarzı gereğince başarıları için ödül talep etmeyenleri göz ardı edemezdi.

 

Al da bu sefer ödülünü almadan geçip gidemezdi.

 

Abel: [Her neyse, artık mektup yerine ulaştığına göre yarın gelecek yanıtı beklemekten başka çaremiz yok.]

 

Subaru: [Aynen öyle, değil mi? Yapabileceğimiz hiçbir şey yok… Bu arada Yorna-san’ın hizmetlisi olan kız, sahte İmparatorun grubunun bize el süremeyeceğini söyledi.]

 

Abel: [Bunu söyleyen Yorna Mishigure ise şüphelenmeye gerek yoktur.]

 

Abel, Tanza’nın verdiği güvenceyi hiç tereddütsüz kabullenmişti. Henüz dile getirmediği, Subaru ve diğerlerine iletmediği bir şeyler varmış gibiydi.

 

Ancak——

 

Subaru: [Bana anlatmanı istesem bile…]

 

Abel: [Neleri anlatıp neleri anlatmayacağıma ben karar veririm. Yalnızca altından kalkabileceğin kadar şey bileceksin. ——Hiç değilse şimdilik.]

 

Subaru: [Hiç değilse şimdilik… Hah.]

 

Subaru’nun konuşma tarzı bir an için orijinal haline dönerken kalbinde şekillenen ihtilaf için kendini azarladı.

 

Aslında Abel iş birliğine yanaşmıyor işte diyerek bunu kolayca geçiştirebilirdi. Ancak o da mağlup olmamak istiyordu. Nasıl Subaru her şeyini veriyorsa, Abel de her şeyini veriyordu.

 

Bu yaklaşım Subaru’nun arzulayacağı bir şey olabilirdi fakat yine de Abel’e ayak uyduramıyordu.

 

Al: [Öyleyse bugünlük bu kadar, ha? Neyse ki canımızı kurtarabildik, yarın da onlarla iletişime geçebileceğiz. Ayrıca rakibimizin gol atmasını da engelledik, yani iyi iş çıkardık bence.]

 

Al yüksek sesle böyle diyerek Subaru ve Abel arasındaki hassas atmosferi dağıttı.

 

Ve bunu hesaba katan Subaru da başını sallayarak “Sanırım öyle” dedi.

 

Olağandışı koşullara rağmen, Al ve Medium sayesinde Yorna Mishigure'u kazanma yolunda ilk adım atılmıştı.

 

Bu saatten sonra yarın Yorna’dan gelecek yanıtı beklemekten başka seçenekleri yoktu.

 

Subaru: […Haliyle çok yorgunum.]

 

Bugün için yapılacak hiçbir şey kalmadığı sonucuna vardığı gibi üzerine bir ağırlık çökmüştü.

 

Gerginliği yatışmış olmalıydı ki vücudu bitkinliğinin farkına varabilmişti. O zorlu yolculuktan hemen sonra kaleye gitmek zorunda kalmaktan Yorna ve sahte İmparatorla karşılaşmaya dek pek çok şeyi barındıran önemli bir mücadele sona ermişti.

 

Sağ kolu bindirdiği baskı nedeniyle ağrıyor ve pervasızca kullandığı kırbacıyla ilgilenmesi gerekiyordu.

 

Neticede büyük bir görev sonrası bedeniniz ve alet edevatınızla ilgilenmeniz önem taşırdı.

 

Subaru: [Aman neyse, çok uykum geldi…]

 

Düşüp duran kafasını tutan Subaru, sersemce kendi kendine mırıldanırken onun halini gören Taritta, “Natsumi” deyip destek olarak,

 

Taritta: [Önemli bir görevi tamamladın. Ben ekipmanınla ilgilenirim, sen bu gece erkenden yat uyu lütfen. Gece nöbetini de ben hallederim.]

 

Subaru: [Bu şehirde gece saldırılarına karşı temkinli olmak öyle kıyamet sonrası işi ki…]

 

Taritta’nın düşünceli teklifine usulca gülümseyen Subaru, söyleneni yapmakta karar kıldı.

 

Ve derin bir nefes vererek kendisine tahsis edilen odaya yöneldi. Fakat bunu yaptığı anda——

 

???: [Uu!]

 

Subaru: [Yine mi sen…]

 

Yan odaya geçerek ondan ayrılmış olması gereken Louis, Subaru’yu bekliyormuşçasına saniyesinde üzerine atıldı. Subaru’ysa onun kollarını tutarak sergilediği bu tavrı tamamen bıkıp usanmış şekilde ellerini kafasına koyarak karşıladı.

 

Söz konusu Louis olmasa ilgi çekmeye çalışan bir çocuğun isteklerinden rahatsızlık duymazdı. Ama bilhassa bu kadar yorgunken Louis’in karşısında gardını indirmek zordu.

 

Sessizce parmağını Louis’in alnına koyan Subaru, kızdan bir “Ua” sesi yükselterek o beyaz alına bir fiske attı.

 

Subaru: [Sana ayıracak vaktim yok. Hadi kenara çekil lütfen.]

 

Louis: [Aa, uaa!]

 

???: [Of, yine yataktan çıkmış! Affedersin, Natsumi-chan. Hey, Louis-chan, buraya gel! Sen benimle kalacaksın!]

 

Alnını tutan Louis’in bedeni, arkasından uzanan Medium’un kollarıyla kavrandı. Ardından Louis, bacaklarını çırpıp Subaru’ya doğru koşma mücadelesi vermeye devam etti.

 

Derken bedeni bir kez daha kapının ardında gözden kayboldu ve bu defa verdiği huzursuzluk kesin olarak son buldu.

 

Subaru: [Püfff, bu da neydi şimdi…]

 

Al: [Sana iyice bağlanmış, kardeşim. Değil mi? Olup bitenleri idrak edemese de senin ölüme yaklaştığını hissediyor.]

 

Subaru: [————]

 

Al haklıysa Louis’in davranışları Subaru için duyduğu endişeden kaynaklanıyordu.

 

Ancak Subaru, duygusal olarak bunu kabullenmekte zorlanıyordu. Louis masum bir çocuk gibi davranıyor olsa da içinde bir şeytanlık, affı mümkün olmayan bir kötülük taşıyordu.

 

İnatla buna inanmak, Subaru ve Louis arasındaki ilişkinin temel dayanağıydı.

 

Subaru: [Abel, ben odama gidip dinleneceğim. Eğer…]

 

Abel: [Hiç zahmet etme. Herhangi bir kriz anında senin varlığının pek faydası dokunmaz.]

 

Subaru: [Her şeyi Taritta-san’a yıkma. Tüm gece baskınlara karşı tetikte olun.]

 

İlgiden yoksun bir yanıt alan Subaru da sert bir yanıt verdi.

 

Tüm bunların ortasında kalan Taritta’nın paniklemiş haline üzülüyordu ama şu an için dinlenmeye gitmeden önce yapılması gereken her şey yapıldığı için rahatlamış durumdaydı.

 

Subaru: [Makyajımı ve kıyafetlerimi çıkaracağım… ve kütük gibi uyuyacağım.]

 

Böylece odasına geçen Subaru, kafasını hafifçe sallayarak soyunmaya başladı.

 

Artık Shudraq Köyünden ayrıldığı için peruğunu onarması kolay olmayacaktı. Yani onunla büyük bir özen ve dikkatle ilgilenmeliydi, haliyle süreç oldukça hassastı.

 

Önce peruğunu ince bir fileye bastırarak yıkadı, sonra da çıkarmış olduğu kıyafet ve ayakkabılarını temizledi.

 

Bu ufak işlemden sonra da yatağına gömüldü.

 

Ve gözlerini kapatarak bilincinin usulca yitmesini bekledi.

 

Subaru: [Öyleyse, yarın…]

 

Koşullar bir kez daha gelişmişti.

 

Durum değişirse gördüğü şey de değişirdi. Gördüğü şey değişirse, önünde bir yol açılırdı. Önünde bir yol açılırsa, amacına yaklaşırdı. Yani ayrı düştüğü insanlara.

 

Subaru: [Rem, Beako… Emilia, tan…]

 

Yüreği acıyan Subaru, başka bir ülkenin topraklarında sevdiklerinin isimlerini sıraladı.

 

Ve onların isimlerini, onlarla kavuşmayı düşleyerek dalıp gitti——

 

△▼△▼△▼△

 

???: [————]

 

Bilinci ağır ağır uyanmaya başladı ve Subaru, ranzanın üzerinde gözkapaklarını açtı.

 

Genellikle pek kolay uyuyamazdı ama dün gece öylesine yorgundu ki misler gibi uyumuştu. Hatta uykusu öyle derindi ki rüya gördüğünü bile anımsamıyordu.

 

Bunun yorgunluğunu büyük ölçüde geçireceğini düşünüyordu ama——

 

Subaru: [Ne?]

 

Subaru’nun uyanmasına sebep olan şey yeterince dinlenmesi değil, gürültülü bir varlıktı.

 

Subaru’nun uyuduğu odanın kapısının dışında enerjik bir ses ve varlık mevcuttu. Bu da onun için alarm görevi görerek uyanmasına yol açmıştı.

 

——Gürültülü bir atmosfere uyanmak hiçbir zaman iyiye işaret olmazdı.

 

Kapalı perdelerin ardından sızan sabah güneşi, sabahın erken saatleri olduğunu anlatıyordu.

 

İblis Şehrinin çoktan gürültülü bir hal almış olan atmosferini hisseden Subaru, ne yapacağını bilemez halde, bir kenarda kurumakta olan peruğuna baktı.

 

Şu ana kadar yaşananlar düşünülürse yeniden Natsumi Schwartz kılığına girmesi gerekirdi.

 

Ama kapının arkasındaki durum acilse kılık değiştirmeye ayıracak vakti yok demekti. Bir müddet düşünen Subaru, birinci önceliğinin durumu anlamak olduğunda karar kıldı.

 

Yanlış sonuca varmış olma ihtimali yüksekti. Gerçekten mühim bir mesele olsaydı şimdiye Al, Medium, Taritta ya da Abel hariç herhangi biri Subaru’yu uyandırmış olurdu.

 

Dolayısıyla——

 

Subaru: [Ah!?]

 

Aklında bu düşünceyle yatağından inmeye çalışan Subaru, tepetaklak yere devrildi.

 

Darbe gözlerinin önünde kıvılcımlar çakmasına yol açarken de bana ne oldu şaşkınlığını yaşadı. Hasta falan değildi, yerde bıraktığı kıyafetlere de basmamıştı.

 

Yalnızca yüksekliği yanlış hesap etmişçesine ayağı zemini ıskalamıştı.

 

——Evet, Subaru’nun bacakları yatakla yer arasındaki mesafeyi kapatamamıştı.

 

Subaru: [Saçmalık…]

 

Subaru bacaklarının kısalığından sık sık yakınsa da bu durum gündelik hayatına engel olacak noktada değildi. Kısa bacaklarına rağmen on sekiz yıldır bu vücutla yaşıyordu.

 

Bu düşüncelerle otururken o kadar da çuvallamış olamayacağını idrak etti.

 

——Tuhaftır ki dün geceye kıyasla odadaki her şey gözüne daha bir büyük geliyordu.

 

Subaru: [Hey, heyhey, ne biçim bir şaka bu…]

 

Yanakları gerilen ve sesi titreyen Subaru, eliyle suratına dokundu. Ve kalbi yüksek sesle çarparken kımıldanarak kocaman kıyafetlerinin içerisindeki kol ve bacaklarını yokladı.

 

Ardından elini çantasındaki aynaya götürdü. Makyaj yapıp hazırlanmak için ayna hayati önem taşıyordu, dolayısıyla neler olduğunu görmek için aynada kendisine bakmalıydı ve bunu yaptığı anda——

 

Subaru: [Bu ne lan…?]

 

Aynadaki yansımasına bakan Subaru, dehşet içerisinde mırıldandı.

 

Ellerinde titreyen aynadaki yansıma, Natsuki Subaru’dan başkası değildi.

 

Ancak——

 

Subaru: [————]

 

——O yansıma, on yaşlarındaki Natsuki Subaru’ya aitti.

 


#Tekrar merhaba arkadaşlar! Evime döndüm, döner dönmez de bilgisayarın başına geçtim ve sürpriz sonlu bölümümüzü tamamladım. Subaru'nun bir anda 10 yaşında uyanmasının sebebi ne olabilir, diğerleri de mi küçüldü, o gürültülerin kaynağı bu mu, tam da mektuba yanıt beklerken yaşadıkları bu olay nasıl çözümlenir, tüm bunlar gerçek olmayabilir mi vb. biiiir sürü soruyu cevaplamak için bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 33191 Üye Sayısı
  • 352 Seri Sayısı
  • 43551 Bölüm Sayısı


creator
manga tr