Cilt 7 Bölüm 36 [ Kaotik İblis Şehri ] (1/3)

avatar
448 4

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 7 Bölüm 36 [ Kaotik İblis Şehri ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



Louis: [Aah! Uuh!]

 

Louis, önlerindeki şehir manzarasını işaret ederek kıçını sürücü platformundan kaldırdı.

 

Subaru onu atın idaresini bozduğu konusunda uyarmak istese de dizginleri tutmakta olan Medium ondan önce davranıp Louis’i omzundan tutup çekerek neşeli ama aynı zamanda kaba bir ses tonuyla, “Biliyorum, biliyorum!” dedi.

 

Esasında gözleri aynı manzarada olan Subaru da bir o kadar heyecanlıydı.

 

Subaru: [Demek İblis Şehri Kaos Alevi burası…]

 

Diyerek yutkunan Subaru, şaşkınlığının vücut diline yansımasına engel olamıyordu.

 

Lugnica’da Su Kapısı Şehri Pristella’nın doğal güzelliğinden büyülenmiş, Vollachia’da da mimari stillerin farklılığından etkilenmişti. Fakat karşısında beliren İblis Şehrinin manzarası, onlardan farklı bir etki uyandırıyordu.

 

Subaru’ya göre şehirler çok sayıda insanın birlikte yaşadığı yapılardı ve bu nedenle mimari için tek bir stil ve kurallar belirlenmeliydi.

 

Ama Kaos Alevi sokaklarında böyle bir birlik duygusu hissedilemiyordu.

 

Hiç şüphesiz ki “kaos” kelimesiyle taçlandırılmış bir şehre yakışan, çeşitli ve gelişigüzel ilkelerden oluşan bir derleme söz konusuydu.

 

Şehrin göbeğinde en çok göze çarpan yapı bulunuyordu: ateş kırmızısı, parlak bir boyayla boyanmış bir kale ve kaleyi çevreliyormuş gibi daire şeklinde genişleyen sokaklar. İlk bakışta Kraliyet Başkenti Lugnica’nın yapısına benzese de orada asiller, ortalama vatandaşlar ve fakirler arasındaki bariz ayrım fark edilebiliyordu.

 

Öte yandan Kaos Alevinde böyle bir ayrım yoktu.

 

Işıl ışıl binaların yanında harabeler uzanıyor, kısa kısa binaların olduğu sokaklarda bir anda o binaların iki katı uzunluğunda kuleler görünüyor, ıssız kum alanlar yemyeşil parklara komşu oluyordu.

 

Bu sokakların üzerinde rastgele bir araya getirilmiş sayısız kiriş ve yapı iskelesi bulunuyor ve uzaktan tüm şehir örümcek ağlarıyla kaplıymış gibi görünüyordu.

 

Bu, disiplinle, düzgünlükle veya genel olarak uygunlukla hiçbir ilgisi olmayan bir şehirdi—— bu şehri adlandırmanınsa tek bir yolu vardı. Kaos Şehri.

 

Subaru, tek bir bakışta buranın hiç şüphesiz kaosun hüküm sürdüğü bir yer olduğunu anlayabiliyordu.

 

Al: [——Bir "dev vuruşuyla" kolayca yıkılabilecek bir şehir gibi görünüyor, değil mi?]

 

Subaru’ya seslenen Al, elleriyle gölge ettiği gözlerini kısıp kargaşayı izlerken İblis Şehri manzarası hakkındaki düşüncelerini bu şekilde dile getirdi.

 

Önemsiz bir konu olsa da ellerini miğferin üzerine götürmesinin maksadı neydi ki?

 

Al: [Uzun bir süre Vollachia’da yaşadım ama ilk defa doğuya geliyorum, canlandırıcı oldu yani.]

 

Subaru: [Senin de mi Kaos Alevindeki ilk seferin? Bunca zamandır Vollachia’nın batısındaydın öyleyse?]

 

Al: [Daha ziyade batıdaki belli bir noktadaydım diyelim. Orada Gladyatör Adası denen bir gölün ortasındaki Kolezyumdaydım. Orada uzun bir süre gladyatörlük yaptım.]

 

Subaru: [Kolezyumda bir gladyatör ha…]

 

Subaru, Al'ın daha önce de tesadüfen duyduğu kariyerinin çalkantılı ihtişamı karşısında şaşırmıştı.

 

Al’ın kolunun kaybı gibi tereddütsüzce bahsettiği daha nice şeyin her biri son derece ciddiydi. Karşısındaki kişiyi rahatsız etmemek adına bu denli umursamazca, gelişigüzel şekilde bahsini açsa da——

 

Subaru: [Bu benim zihinsel yükümü hiç de azaltmıyor…]

 

Al: [Mh? Ne dedin, kardeşim?]

 

Subaru: [Yo, yok bir şey… Bu arada “dev vuruşu” nedir?]

 

Al: [Ha? Sizin memlekette öyle demezler miydi? Anlarsın ya, depremlerde falan işte?]

 

Alışılmadık ifadesi sorgulanan Al, kafasını eğerek Subaru’nun sorusuna soruyla karşılık verdi.

 

Al ve Subaru aynı memleketten gelse de bu memleket genel olarak dünyalarına atıfta bulunuyordu, yani elbette ki asıl memleketleri farklıydı.

 

Bununla birlikte iblislerle ilgili birçok atasözü varken Subaru, devlerle ilgili pek bir şey anımsayamıyordu.

 

Subaru: [Belki de bir beysbol takımıyla falan ilgilidir? Bu konuda pek bilgim yok.]

 

Al: [Oh, yo, emin değilim. Nerede duyduğumu hatırlamıyorum, beysbola pek düşkün olduğumu da sanmıyorum, ama…]

 

Subaru: [Anlıyorum. Evde bira içip beysbol maçı izlermiş gibi bir tipin var gerçi.]

 

Al: [Öncelikle ben ağzıma hiç içki sürmedim.]

 

Bu sözler üzerine Al ile acı bir gülümseme paylaşan Subaru, onun bu farklı dünyaya çağrıldığı yaşı hatırladı ve içinden "Evet, bu mantıklı" dedi.

Her halükarda bu küçük sohbetleri sırasında grubu taşıyan araç, İblis Şehrine, yani kaos şehrinin girişine yaklaşmıştı.

 

Şehre giriş çıkış denince ilk akla gelen şey de Guaral'daki kontrol noktalarıydı.

 

Şehrin biri kuzeyde, biri güneyde yer alan ana kapılarına kontrol noktaları kurulmuştu ve her birinde şehre girip çıkanların kimlikleri ile giriş çıkış sebepleri sorgulanıyordu.

 

Neticede Subaru ve diğerlerinin içeri sızmasına izin verdikleri için bu noktaların düzgün çalışıp çalışmadığı sorgulanabilirdi ama bu durumda Zikr’in sözleri dikkate alınmalıydı: “Natsumi ve diğerlerinin saf güzelliği askerlerin gözlerini kör etmiş olmalıydı.” Yani bu durum, tarafların ustalığının sonucu olarak değerlendirilmeliydi.

 

Ne olursa olsun bu tür kontrol noktalarının varlığı, Krallık ve İmparatorluğun ortak bir noktasıydı.

 

Lugnica’daki tüm şehirlerde bu tarz kontrol noktaları bulunurdu. Dolayısıyla Subaru bunun bir kader anı olduğunu düşünüp bir kez daha Natsumi Schwartz’a dönüşürken——

 

Muhafız: [——Girin.]

 

Medium: [Anlaşıldı! Teşekkürler.]

 

Louis: [Uuh!]

 

Vagonun etrafına şöyle bir bakınan adam, geçmelerine izin vermişti; sözüm ona şehir garnizonunun bir parçasıydı ve tek göz klanındandı—— suratlarının ortasında tek ve büyük bir göz olan bir ırka mensuptu.

 

Subaru’ya kalırsa tek bir bakışla onlara geçme izni vermiş olması tam bir hüsrandı. O karakteristik tek gözü özel bir görüş gücüne sahip olabilir mi acaba diye düşünüyordu.

 

Subaru: [Belki de kapı muhafızlığına atanma sebebi budur, değil mi?]

 

Abel: [Anlaşılan bu olaya fazla anlam yüklüyorsun ama tek göz klanının o tarz bir gücü yok. Normal insanlardan biraz daha uzağı görebildiklerini duymuştum fakat genel anlamda gözlerinin işleyişinde bir farklılık bulunmuyor.]

 

Subaru: [Tabii ya! Aksi takdirde böyle şüpheli bir aracın geçmesine nasıl izin verebilirdi ki!]

 

Kendini kendi yöntemiyle ikna etmeye çalışırken elini çenesine koyan Subaru, duyduğu kaba sözler üzerine parladı.

 

Onun bu yüksek perdeden şikayetini işiten karşı tarafsa hafifçe homurdanıp yüzündeki şeyin—— kırmızı oni maskesinin açısını ayarladı. Sonra da herkes koltuğuna çöktü.

 

Abel, İblis Şehrine vardıkları anda getirdiği maskesini suratına geçirmişti. Subaru’ysa bu hareketin muhafızların ve askerlerin şüphesini çekeceğini düşünerek isyan etmişti.

 

Fakat Abel maskesini indirmemiş, muhafızların onun öngördüğü gibi davranmasıysa Subaru’nun canını daha da çok sıkmıştı.  

 

Tabii ki Abel’den şüphelenmemiş olmaları iyi haberdi, ama…

 

Subaru: [Bu gerçekten ciddi bir mesele. Burada nasıl kurallar var ki şehrin ilk defans hattı olan kapı muhafızları bu halde?]

 

Taritta: [Natsumi’ye katılıyorum. Uzun kollu kıyafetler giyiyorum ve bu konuda tek kelime etmediler.]

 

Subaru: [Hmm… senin şaşkınlığının sebebi benimkinden birazcık farklıymış…]

 

Taritta da Subaru’yla hemfikirdi ve yanakları kaskatıydı fakat maalesef ki onun tecrübe ettiği kültür ayrılığı Subaru’nunkinden çok farklıydı.

 

Subaru’nunki daha ziyade şehrin işleyiş biçimiyle ilişkiliyken Taritta’nınki kendisini bir Shudraq olarak tanımlamasıyla bağlantılıydı.

 

Subaru: [————]

 

Bu da Subaru’ya İblis Şehrine varmadan önce kamp ateşinin etrafında yaptıkları konuşmayı hatırlatıyordu.

 

Taritta o olayın ardından endişe ve gerginliklerinden hiç bahsetmemiş olsa da bu, zincirlerinden kurtulduğu anlamına gelmiyordu. Kabile reisi olmak gibi belirleyici bir başarı elde etse bile endişeleri ortadan kalkmayabilirdi.

 

Subaru, mümkünse kafasını rahatlatacak bir karara varmasını içtenlikle umsa da——

 

Subaru: [Neyse, şimdilik İblis Şehri problemine odaklanalım.]

 

Özensiz kontrol noktasını aşan vagon, kaotik ve düzensiz şehrin kendisi tarafından yutulmuştu.

 

Şoför platformunda oturan Medium ve Louis her adımdan etkilenerek tiz bağırışlar yükseltiyor ve Subaru da İblis Şehrinin dışarıdan görülemeyen, yalnızca içeriden algılanabilecek manzarasına tanık oluyordu.

 

Şehre girdiğinde dikkatini çeken ilk şey, eşi benzeri görülmemiş ırk çeşitliliğiydi.  

 

Kapıdaki tek gözlü muhafızın doğurduğu etki bir hayli yüksek olsa da şehre girer girmez o muhafızın varlığının pek de göz alıcı olmadığını fark etmişti.

 

En genel tabirle çok sayıda canavar-insan mevcuttu—— Ve bunlar yalnızca kedi köpekgillerle sınırlı değildi, irili ufaklı oluşlarıyla bariz farklar taşıyarak sokaklarda dolaşan tavşan ve aslangiller de vardı.

 

Dükkan açmış bir grup sürüngen görünümlü kertenkele adam, çok sayıda kolu olan bir kabile üyesi ve bir moda ifadesi veya ırksal bir özellik olması muhtemel, alışılmadık derecede uzun saçlı bir grup kurt adam.

 

Bu konuda düşünen Subaru, yürüyen gerçek bir taşa benzeyen bir ırkın ve vücut parçaları başka bir ırkınkiyle karışmış gibi görünen bir canlının da farkına varıyordu.

 

Subaru: [————]

 

Bu anlamsız ırk karmaşası karşısında nutku tutulmuştu.

 

Elbette ki Kraliyet Başkenti Lugnica’da da benzer yankılar uyandıran, kendisine farklı bir dünyaya geldiğini fark ettiren manzaralarla karşılaşmıştı. Ama sonrasında, bu dünyada yaşamak için gerekli bilgileri edindikçe, yarı insanları çevreleyen karmaşık koşulların bir kısmına hakim hale gelmişti.

 

Mesela Emilia’nın bir yarı elf olduğu için dışlanmasına dayanarak bu dünyanın yarı insanlar için pek elverişli bir ortam olmadığı anlaşılabiliyordu.

 

Yani iyisiyle kötüsüyle, farklı olanları dışlayıp uzak tutma geleneği dünyalar değişse de değişmiyordu.

 

Bunun sonucunda görünüşleri karakterlerini fazlasıyla yansıtan pek çok yarı insan, beladan uzak durmak için insanların yerleşkelerinden ayrılarak bir başına kalıyordu, hiç değilse Subaru’nun işittiği kadarıyla hal böyleydi.

 

Garfiel ve diğerlerinin yuvamız dediği Sığınak da bunun bir örneğiydi.

 

Peki ya Subaru’nun gözlerinin önünde uzanan Kaos Alevinde durum neydi?

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32611 Üye Sayısı
  • 332 Seri Sayısı
  • 43305 Bölüm Sayısı


creator
manga tr