Cilt 6 Bölüm 14 [ Kuma İnşa Edilen Ümit ] (1/3)

avatar
1660 12

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 14 [ Kuma İnşa Edilen Ümit ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy



Ram’ın avcundan gelen ılıklık soğuk kumların alayıyla çelişiyordu. İkisi de Natsuki Subaru’nun şu anda yüzleştiği gerçekliklerdi; kabullenmesi gereken『şu an』idi.   

 

Subaru:「……Ram.」

 

Ram:「Ne?」

 

Subaru:「Parmakların cidden hoş, pürüzsüz bir his veriyor…..Tıpkı―― bbubeeeeh!」

 

Ram:「Barusu da cidden şansını zorluyor, değil mi?」

 

Subaru:「İnsanların lakaplarını küfredermişçesine kullanmayı bırakacak mısın bir gün!?」

 

Subaru pervasızca söylemi karşılığında yanaklarının tokatlanışı yüzünden yaşarmış gözleriyle sitem etti. Fakat elinde fener tutan Ram, ona karşılık vermedi. Bunun yerine hızla harekete geçerek aralarına mesafe koydu.

 

Bugüne dek nadiren görülen bir nezaket sergilemiş olmasına rağmen bu son yaptığı soğuk bir hareket olmuştu. ――Yine de işler aynı kalsaydı Subaru bu konuda tuhaf bir konuşma yapmayı bile başaramayacaktı. Gerçek niyeti kısmen her zamanki etkileşim şekillerine geri dönmekti.

 

Subaru:「Burası tam olarak……」

 

Ram:「Her yer zifiri karanlık. Kum denizinde yarıklar açıldığını ve ejder vagonumuzun o yarıklar tarafından yutulduğunu hatırlıyorsundur sanıyorum? Bundan daha fazlasını açıklamak zorunda kalmak istemem.」

 

Subaru:「Yo yo, bu kadarı bana yetti. Anladım.」

 

Ram:「……Peki.」

 

Subaru Ram’dan durumu genel hatlarıyla dinlerken derin bir nefes aldı.『Ölümden Döndüğünü』ve『Kayıt Noktasının』değiştiğini anlamıştı.

 

――Subaru bununla birlikte kum tepelerinde üçüncü『ölümünü』tatmıştı.

 

İki kere muhtemelen Gözcü Kulesinden gönderilen ışığın parlayışıyla yeryüzünde öldürülmüştü. Fakat üçüncü seferi ilk ikisinden bir hayli farklıydı. Yeraltındaki bir yaratığın saldırısı nedeniyle canını yitirmişti.

 

Daha az önce tecrübe ettiği ölüm şeklini düşündükçe bedeninin titremesine zar zor mani oluyordu.

 

Subaru:「Bu şekilde öleceğim hiç aklıma gelmezdi……」

 

Subaru’nun ölüm şekli yakıcı, hararetli denilecek cinstendi. Tüm bedeni kıpkırmızı alevlere maruz kalmış ve daha olup biten her şeyi idrak edemeden yanarak ölmüştü. O kırmızı, yakıcı alevlerin bütünüyle tenini yalayışını ve her zerresinin yanmaktan ziyade eriyişini unutması zordu.

 

İnsan bedeninin bir yağ yığını olduğu gerçeğinden haberdardı. Ama gerçekten de böyle kolayca, çabucak yanabilecek bir şey miydi? Yanık kalıntılarının trajikliği, bunda kesinlikle hemfikir olmasını sağlamıştı.

 

Ram:「Barusu, artık sakinleştin mi? Eğer öyleyse konuşmamız gerekiyor.」

 

Subaru:「Ah, aah. Evet, ben iyiyim……Burada yalnızca sen ve ben mi varız?」

 

Ram:「Öyle olsaydı, Barusu, seni ekip canımı korumak için kaçar giderdim. Bunu yapmadığıma göre…… altında yatan şeyi anlamışsındır, değil mi?」

 

Subaru:「Az önce nadiren gösterdiğin nezaketin ikinci kısmını mı gördüm?」

 

Ram:「Benim teşkil ettiğim sevgi ve şefkat yumağına karşı pek çok saygısızca şey söylüyorsun, haksız mıyım? ――Sen saçmalayıp dururken o geri geldi bile.」

 

Solundaki fenere―― ve Ram’ın sağında işaret ettiği noktaya bakan Subaru, mağaranın derinliklerinden yaklaşmakta olan fener ışığını gördü. Fener baş hizasında ileri geri sallanıyordu; beklenildiği gibi ışığın kaynağı da Patrasche’yi sürmekte olan Anastasia’nın ellerindeydi.

 

Anastasia:「Ram-san ve Natsuki-kun, tartışmanız sona erdi sanırım?」

 

Subaru:「……Anastasia, Patrasche, siz misiniz?」

 

Patrasche’yi sürmekte olan Anastasia, yine aynı selamla ve sertlikle açığa çıktı. Ram da tıpkı geçen sefer yaptığı gibi bu sözler karşısında eteğinin ucunu tutarak eğildi.

 

Ram:「Düşünceliliğiniz için teşekkürler, Anastasia-sama. Acaba, etrafın ne durumda olduğunu sorabilir miyim?」

 

Anastasia:「Daha az önce tüm yolu kontrol ettim ama siz çocuklardan başka kimseyi göremedim. Burada yalnızca üçümüzüz……  bir de bu çocuk.」

 

Ram:「Anlıyorum.」

 

Anastasia:「Başını dik tutmalısın, gerçi bu durumda bunun bize bir faydası dokunmayabilir.」

 

Ram:「Endişeniz için teşekkürler. Anlıyorum…. Mutlaka öyle yapacağım.」

 

Anastasia ejderin üzerinden düşüncelerini dile getirdi. Ram da Subaru’yla yaptığı konuşmaların aksine her zamanki konuşmalarını andıran bir karşılık verdi. Bu defa feneri tutan kişi Ram olduğu için Anastasia’nın yüzü bariz bir şekilde görünüyordu.

 

Anastasia’nın söylediği her şey tıpatıp aynıydı. Onlara durumu tüm gerçekliğiyle anlatmaya gelmiş, Rem ve diğerlerinin kaybolup dağıldığını söylemişti.

 

Subaru:「Yani şimdilik bir araya gelebilenler biz dördümüzden ibaret?…. Kahretsin, hiç savaş gücümüz olmaması da amma kötü.」

 

Anastasia:「Düşündüğümüz kadar perişan değiliz, ha, Natsuki-kun? Ne çeşit bir özel şansın vardı da Ram-san bile bize katılabildi acaba?」

 

Ram:「Maalesef yalnızca ben ve Subaru arasında bir karar verilmesi gerekse bile hiçbir şey olmazdı. Tabii Barusu ertesi gün bulunduğunda çoktan ölmüş olurdu.」

 

Subaru:「Ne demek istiyorsun? Kurt adam oyunundaki kurt adam gibi mi yani? Korkutucu.」

 

Yorumları bir cesaret gösterisi veya meydan okuma değildi, daha ziyade Anastasia ve Ram, daha yeni uyanmış olan Subaru’yu sakinleştirmek için konuşuyordu. İkinci seferi olduğu için durumu hızlıca kavramış olsa da bölünen grupların bir an önce hareket geçmesini gerektiren bir durumda oldukları gerçeği değişmemişti.

 

Subaru:「Ram, emin olmak için soruyorum, bağlantını kullanarak Rem’in yerini bulamıyorsun, değil mi?」

 

Ram:「Bu doğru, fayda etmiyor. Yine de bağlantıyı hissedebildiğim için hiç değilse hayatta olduğuna dair herhangi bir şüphem yok.….. Ancak bundan daha fazlasını bilmiyorum. Tek yapabileceğimiz yalnız olmaması için dua etmek.」

 

Subaru:「Gün içinde yaptığımız her şeyin talih ve talihsizlikle bağlantılı olduğu düşünülünce Rem’in işlerinin yolunda gideceğinden yana hiç şüpheniz olmasın…… Onun güvende olduğuna kesin gözüyle bakıyorum.」

 

Bu teori doğruysa absürt miktarda acı ve ölümle karşılaşmasının sebebi tamamen kendi yaptıkları olmalıydı. Ama bu gerçeği görmezden gelmek istiyordu.

 

Subaru:「Üstelik……」

 

Subaru Ram ve Anastasia’nın gerçeği bilmesine asla müsaade edemezdi; en büyük gerginlik kaynağı buydu. Onun『Ölümden Dönüş』noktasının güncellenmesi yüzünden kurtarmak istediği herkes dağılmıştı. Tıpkı Rem’in ismini geri almak için『Ölümden Dönüşü』kullanamadığı zamanki gibiydi.

 

Ya 『Ölümden Dönüşündeki』bu güncelleme yüzünden yoldaşlarının başına bir felaket geldiyse?

 

Subaru:「Buna katiyen izin veremem…..!」

 

Orada olmayanlar için, Emilia, Beatrice, Julius, Meili ve Rem için… Onların başına hiçbir kötülük gelmemesi için dua ediyordu. Natsuki Subaru onlara erişemese bile yaralı olmamaları için dua ediyordu.

 

Ram:「Barusu. ―― Beatrice-sama’yla aranda bir bağlantı yok mu?」

 

Subaru:「Denedim ama fayda etmedi. Aramızda bir yol olduğu sürece Beako beni sezebilecek olmalı….. Ama ona seslenmeye çalışsam da bağlantımız bayağı güçsüz.」

 

Anastasia:「Miasma yüzünden olabilir. Ruhlar bile nefeslerini çok uzun süre tutamaz, benim Echidna’m bile sık sık homurdanıyor……Bu konuda başarılı olan tek kişi Emilia-san’dı.」

 

Subaru:「Sanırım aynı şey senin için de geçerli, ha, Beako?」

 

Muhtemelen Beatrice, cesur yüreğinden ötürü kötü bir durumda olsa bile herhangi bir şikayette bulunmamıştı. Böyle bir şey olsaydı Subaru mutlaka fark ederdi. Beatrice’in kötü bir durumda olması geri kalanların güvenliğini de etkilerdi. Sağ salim buluştuklarında ona bunu söylemek zorunda kalacaktı.

 

Subaru:「İşte bu yüzden de diğerleriyle buluşmamız gerekiyor. ――Hadi mağaranın derinliklerine ilerleyelim!」

 

Derinliklere ilerledikleri takdirde kendisini yakan o yaratığa denk gelme ihtimalleri yüksekti.

 

Ama buna rağmen ilerlemekten başka çareleri yoktu.

 

Kıymetli yoldaşlarıyla yeniden buluşabilmek için tek çareleri yola devam etmekti.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Anastasia:「Yürüyen tek kişi sensin Natsuki-kun, ayaklarının durumu kötüye gitmeyecek mi?」

 

Subaru:「Ben iyiyim. Asıl siz dikkatli olun, çünkü Patrasche benden başka hiç kimseyi kollarını açıp hoş karşılamaz. Her seferinde Beako’nun buklelerinden birini ısırıp koparacakmış gibi görünüyor.」

 

Anastasia:「Ahahaha, ne komik bir şaka. Patrasche-chan uslu bir kız, böyle bir şey yapmayacaktır. Öyle değil mi?」

 

Patrasche:「――――」

 

Patrasche mağaranın derinliklerine ilerleyen gruba feneriyle öncülük eden Subaru’ya hızlıca homurdandı. Ancak bu homurtu, hiçbir şikayeti olmadığı zamanlarda yaptığı cinstendi.

 

Patrasche acil bir durum olduğunu bildiği için Subaru dışındaki kişileri taşımasına rağmen çalışkanlığını gösteriyordu. Beklenildiği üzere Emilia Kampının bir parçası olmaya layık bir kadındı.

 

Ram ve Anastasia’yı Patrasche’nin üzerine yerleştiren Subaru, kumların üzerinde yayan ilerleyen tek kişiydi. Geçen seferki rotayı takip eden dörtlü, mağaranın derinliklerine ilerliyordu. Geçen seferkinden on on beş dakika erken çıkmış olabilirlerdi ancak Subaru yaratığın ne zaman orada belireceğini bilemediği için her şey yalnızca bir hata payına indirgenebilirdi.

 

Subaru:「İni şu ilerideydi….. Belki de beslenme veya oyun alanıdır…..」

 

Esasında “beslenme alanı” denilemeyecek o alan, etrafa dağılmış kalabalık bir yanık ceset sürüsünden ibaretti. Subaru’nun kazara avcuna aldığı kömürleşmiş uzuv ise muhtemelen bir hayvana aitti―― Şekline bakılınca dört bacaklı bir yaratığın arka ayağıymış gibi görünüyordu ama yenilmiş olduğuna dair bir belirti yoktu. Oradaki kömürleşmiş cesetler sayılamayacak çokluktaydı.

 

Yemeğini hazırlamak adına ateş kullanışı nedeniyle aşçılığını Gurme Cadı Yaratığı şeklinde takdir edebilirdi. Fakat yalnızca avını yakmakla yetiniyor, cesetleri el değmemiş halde bırakıyordu. O yaratık, avını yakarak öldürmekten keyif alan gaddar bir doğaya sahipti; haliyle bir yakalama yöntemine ve avını yakacak yere sahip olması mantıklıydı.

 

Tuhaf bir şekle ve anormal bir ısı yayma kabiliyetine sahipti. Subaru canlı bir yaratık olarak yanlış bir formda var olan o Cadı Yaratığının kendisinden de hatırladığı yanarak ölme anısından da korkuyordu.

 

Anastasia:「……Görebildiğim kadarıyla hala kum tepeleri civarında olmalıyız ama belki yeraltındayızdır. Sen ne düşünüyorsun, Natsuki-kun?」

 

Subaru:「――――」

 

Anastasia:「Natsuki-kun?」

 

Subaru:「Eh? Ah? Aah, doğru. Ben de öyle düşünüyorum.」

 

Ram:「Onun ne söylediğini duydun mu gerçekten? Bu yanıtın yeterli olduğunu düşünüyorsan kabalık ediyorsun demektir.」

 

Ram Subaru’nun düşüncesizce hemfikir oluşunu çabucak gündeme getirse de Subaru inkar içerisinde aceleyle ellerini ve kafasını salladı.

 

Subaru:「Yok canım, her şeyi gayet de iyi duydum. Ve ayrıca tamamen hemfikir olma duruşumun arkasındayım.」

 

Ram:「Gerçekten yatağa gidip sütyenini çıkarttığında göğüslerinin bir santim bile sarkmadığını mı söylüyorsun? Böyle mi diyorsun? Mide bulandırıcı.」 (ilginç bir ‘palavracı’ deme stili)

 

Subaru:「Esas mide bulandırıcı olan bana bu konuyu açman değil mi!? Ayrıca bu sözlerle bana katılmadığını söylemiş olmuyor musun!?」

 

Hayretler içerisindeki Subaru, yardım arzusuyla Anastasia’ya döndü. O da buruk bir gülümsemeyle birlikte「Endişelenme」diyerek,

 

Anastasia:「Ram-san seninle kafa buluyor. Böyle korkunç bir durumda böyle konuşmanın uygun olduğunu sanmıyorum.」

 

Subaru:「E-evet? Evet, doğru. Zaten ne Ram’ın veya Anastasia’nın göğüsleri sarkar ne de fark edilecek kadarına sahipler…..」

 

Anastasia:「Uuuups, pardon Natsuki-kun. Elim kaydı.」

 

Subaru:「Neden geçmiş zaman kullanıyorsun ve neden bu kadar sıcak!?」

 

Anastasia fenerini Subaru’nun ensesine bastırıyor ve Büyü Taşının yaydığı ısı boynunu yakıyordu. Derken Subaru, içinde canlanan o yakıcı ölüm hissiyatı yüzünden ürperip soğuk kumlarda yuvarlanıp acıdan kaçarak bağırıp çığlık atmaya başladı. Ve bunu yaparken de hala sırt üstü kumlarda yatar halde ejderin üzerindeki ikiliye gözlerini dikti.

 

Subaru:「B-bir anda bunu yapman acımasızca değil mi? Hiç değilse bir açıklama yapma şansım olsun isterdim.」

 

Anastasia:「İnsanların fiziksel özelliklerini eleştirip onları küçümseyemezsin. Bir mazoşist olmadıkça bunu katiyen yapamazsın. Burası Kararagi olsaydı tüm saygınlığını yitirip beş parasız kalırdın. Sence de öyle değil mi, Ram-san?」

 

Ram:「Umurumda değil. Ayrıca Rem’inkiler daha büyük, yani aramızda bir denge sağlıyoruz. Benim için sorun yok.」

 

Subaru birbirlerini tamamlayan güzelim kardeşliklerinden bahsedecek olursa bir kez daha öfkelerini üzerine çekerdi. Bu yüzden sessiz kaldı. Ensesindeki hafif acıyla yüzünü ekşitti. Ve ayağa kalkıp öksürürken üzerindeki kumları silkeledi.

 

Subaru:「Her neyse, hadi işe koyulalım. Şu anda yeraltındayız, öyle demiştin değil mi?」

 

Anastasia:「Ne, beni cidden duymuş muydun? Evet, sanırım öyle. Bunun sebebi de havanın yeryüzüne kıyasla daha ağır, ısının da daha düşük olması. Sizce de öyle değil mi?」

 

Ram:「Kum tepelerinin altı…. Bir kum solucanı ini olmasın diye dua etmeliyiz.」

 

Subaru:「……Daha kötüsü de olabilirdi.」

 

Anastasia ürpererek cüppesini sımsıkı kavuştururken Ram da ona ayak uydurdu. Subaru ise onlarla hemfikir olurken durumun gerçekliğine kurnazca dokundu.

 

Tabii ki burada kum solucanları olsa da mevcut yetersiz savaş güçleriyle onları pataklamak herkül işi olurdu. Yine de kum solucanları, onlarla baş etmek için bir strateji geliştirebilecek olmalarıyla her halükarda daha iyiydi.

 

O cadı yaratığıysa―― ki Subaru ona at adam diyecekti, onunla nasıl baş edeceğine dair en ufak bir fikrinin dahi olmadığı bir şeydi. Ona denk geldiği gibi oracıkta yanarak ölmüştü.

 

Geçen seferki gibi karşısına çıktığı takdirde yine aynı ölümü tadacağından da emindi.

 

Subaru:「Esasında kum solucanları dışında cadı yaratıklarına denk gelme ihtimalimiz de var. Onlar bu kum tepelerinde amaçsızca gezinen yaratıklar olsalar da sonrasında onlar için bir plan geliştirmenin iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum.」

 

Ram:「Evet…… Yine de tek söyleyebileceğim, yalnızca Meili’nin buraya gelirken söylediğini işittiğim kadarını biliyor olduğum. Ve bunun dışında, belki de tipik bir cadı yaratığı yaşam şekli sürdürüyorlardır.」

 

Anastasia:「Augria Kum Tepelerinin cadı yaratıkları miasma nedeniyle çok daha saldırgan ve bir de en başta burada yaşamıyor olması gereken cadı yaratıkları var. Buna rağmen bir şeyler bilmek hiçbir şey bilmemekten iyidir.」

 

Subaru bir öneride bulunurken Ram ve Anastasia kafalarını sallayarak onay verdi. Sonuç olarak mağaranın derinliklerine gerçekleştirdikleri arayışta cadı yaratıkları hakkında konuşmaya başladılar.

 

Ram:「Kum solucanları iğrenç kokuları ve çirkinlikleriyle öne çıkıyor ama agresif doğalarının aksine bedenleri o kadar güçlü değil. İri olsalar da büyüm onları kolaylıkla öldürebilir… Gerekirse senin kırbacın da işe yarayabilir, Barusu.」

 

Subaru:「Gerçekten mi? Kırbacım onlara zarar verir mi?」

 

Anastasia:「Korkakça hareket ettikleri ve acı hissederlerse geri çekilebilecekleri söyleniyor. Hissedecekleri acının şekline bağlı ama hiç değilse şansımız sıfır diyemeyiz, sizce de öyle değil mi?」

 

Ram:「Mümkünse bir *Banassi’ye denk gelmemek isterim.」(bir çeşit keseli sıçan sanırım.)

 

Subaru:「Kemirgen ismi taşımasına rağmen acımasız bir cadı yaratığı mı ki?」

 

Anastasia:「I ıh, hiç savaş gücü yok. Amaaa pis savaşır. Vücudunu patlama noktasına gelinceye dek şişirir ve biri yakınına yaklaştığında da patlar. Böylece düşmanını kanıyla ve iç organlarıyla yıkar. 」

 

Subaru:「……Öyleyse kanı zehirli falan herhalde?」

 

Ram:「Öyle değil. Yalnızca rahatsız edici….. Ama bir tanesi bunu yapıp kokusunu üzerine salınca diğer Banassiler de sürü halinde gelip aynı şeyi yapar. En sonunda da kan revan içinde kalırsın.」

 

Subaru:「Korkunçmuş!」

 

Beklenildiği üzere Subaru’nun aşina olmadığı pek çok cadı yaratığı ve yapılarını dinlerken kaşlarını çatmak istemesine sebep olan pek çok şey vardı. Cadı yaratıkları üzerine yaptıkları bu konuşmayı sonlandırmalarının ardındansa Subaru, vaktin geldiğini düşünerek konuyu açtı.

 

Subaru:「Şey, kum tepelerinin gerisinde uzaktan gördüğüm bir cadı yaratığı vardı…. At bedenine yerleşmiş bir insan bedeni taşıyan ve sırtından alevler çıkartan bir cadı yaratığı tanıyor musunuz?」

 

Ram & Anastasia:「――――」

 

Subaru böylece, o ana kadar cadı yaratıklarının yaşam tarzı üzerine yaptıkları sohbete uygun şekilde at adamın konusunu açtı. Belirgin bir yaratık cinsiydi. Bu yaratık kum tepelerine özgü daha agresif cinslerden olsa bile bir kökeni varsa üzerinde kafa yorabilirdi. Hele bir de ateşinin suya karşı güçsüz olması gibi anlaşılması kolay zayıf noktaları varsa harika olurdu――

 

Anastasia:「……Üzgünüm ama hiçbir fikrim yok. Peki ya sen bir şeyler biliyor musun, Ram-san?」

 

Ram:「Ben de üzgünüm fakat bu cadı yaratığı, namını işitmekle bile midemi bulandırdı. 」

 

Subaru:「Demek ikiniz de bilmiyorsunuz, ha…..」

 

Ne yazık ki Subaru’nun alabildiği cevaplar bundan ibaretti. İkisi de at adam hakkında da bu anormal özelliklere sahip farklı bir cins hakkında da bilgi sahibi değildi.

 

Ama muhtemelen ilk karşılaşacakları cadı yaratığı buydu. Ve Subaru, sadece bu cevaplar nedeniyle bir çözüm bulmaya çalışmaktan vazgeçmek istemiyordu.

 

Subaru:「Gerçekten bilmiyor musunuz? Mesela Patrasche’nin kafasının yerinde bir insan bedeni olduğunu ve o bedenden iki kol uzandığını hayal edin. Ayrıca o bedenden dikine bir ağız uzanıyor. Ve son olarak da insan bedeninin üzerinden kafa yerine bir boynuz çıkıyor…..」

 

Anastasia:「Eeeh…. Bu da nesi. Amma iğrençmiş...」

 

Ram:「Gerçekten, çok nahoş.」

 

Subaru açıklamasını detaylandırdıkça kızların canı daha da sıkılıyordu. Verilen örneğe dahil edilen Patrasche’nin yüzünün bile rahatsız bir hal aldığını gören Subaru, mağlubiyet içerisinde omuzlarını düşürdü. Gerçekten de hiçbir fikirleri yokmuş gibi görünüyordu.

 

Ram:「Öyle bir yaratığa denk geldiysen daha en başından bize rapor vermen gerekirdi. Ne demeye öyle tehlikeli görünümlü bir yaratığın geçip gitmesine izin verdin ki?」

 

Subaru:「Yo, şey, öyle değil…. Gece vaktiydi. Belki de Meili’nin İlahi Koruması sayesinde onu bize yaklaşmayacağı bir mesafede, çok uzaktan gördüm. O sırada sen ejder vagonunun içerisinde Emilia-tan tarafından tedavi görüyordun zaten.」

 

Ram:「Sinir bozucu.」

 

Subaru:「Ee, tüm söyleyeceğin bu mu?」

 

Uygun bir bahane üretme çabalarına aldığı bu yetersiz karşılık Subaru’nun moralini bozmuştu. Bu sonlanışla birlikte at adama karşı koyabilecekleri hiçbir yol geliştirememişlerdi. Subaru’nun tek yapabileceğiyse tehlike beklentisini açıklarken o şeyle karşılaşmaktan kaçınmak adına bir plan yapmaktı.

 

Subaru:「Şimdilik o şeye at adam diyeceğim fakat…. gerçekten tehlikeli bir şey olduğunu hesap ediyorum. İnsan bedeninin sırtından bir yele uzanıyordu ve ateş gibi yanıyordu. Bayağı kuvvetli bir görünümü vardı…. Bir yüzü olmadığı için bunu nasıl yaptığını bilemiyorum ama bana, onu umursamadığımız takdirde gelip peşimize takılacakmış hissi vermişti.」

 

Ram:「Öyleyse neden bu hissi görmezden geldin? Canına mı susadın?」

 

Subaru:「Bu açıklamada bazı yanıltıcı kelimeler olduğunu düşünüyorum.」

 

Onları tehlikeden haberdar etme çabasıyla yaptığı bu açıklamanın absürtlüğünü inkar edemezdi. Fakat bir önlem olarak bunu dile getirerek kızların gerçek bir at adamla karşılaşmaları halinde tetikte olmasını sağlayabilirdi.

 

Başardığı tek şey de bu olmuştu. Onlara at adamla gerçekten karşılaştığından bahsedememiş, ona karşı bir önlem de geliştirememişti. Daha temel bir yaklaşım üzerinde kafa patlatıyordu. O da――

 

Anastasia:「Natsuki-kun, Ram-san. ――Bir saniyeliğine sohbeti kesebilir misiniz?」

 

Diyen Anastasia, Patrasche’ye de durmasını işaret etti. Akıllı Yer Ejderi zaten kendisine söylenmeden durmuştu fakat Anastasia’yı anladığını ifade edercesine başını eğdi. Ve Anastasia feneri önlerine doğru uzatarak dedi ki:

 

Anastasia:「Önümüzde bir yol ayrımı var.」

 

――İşte at adamla karşılaşmaktan kaçınma planlarının ilk adımı gözlerinin önündeydi.

 

#Bölüm arasında gerçekten ‘ilginç’ sohbetler döndü. Bu ilginçlik bir kenara atılırsa olaysız bir bölümdü. En sonundaysa yeniden yol ayrımına gelindi. Peki Subaru olacakları bile bile yine aynı tarafı seçip yaratıktan kaçınmanın/onunla savaşmanın bir yolunu mu arayacak, yoksa tüm o kötü hislerine rağmen diğer tarafı seçmelerini mi önerecek? Bunun cevabını bir sonraki bölümde alacağız. Orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29820 Üye Sayısı
  • 281 Seri Sayısı
  • 40843 Bölüm Sayısı


creator
manga tr