Cilt 6 Bölüm 11 [ İşitilen Ağlamaklı Ses ] (2/2)

avatar
617 2

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 6 Bölüm 11 [ İşitilen Ağlamaklı Ses ] (2/2)


Çevirmen : Clumsy



Subaru anlık bir krizden kurtulduğu için rahatlasa da Beatrice o rahatlamayı reddetmişti.

 

Subaru göğsünde neler olduğunun merakıyla genç kıza bakarken de Beatrice sıkıntılı bir ifadeyle düşen, dalgalanan taçyaprakları temizleyip ardına bakarak,

 

Beatrice: “An itibarıyla diğer taraftaki ejder vagonu kayboldu, sanırım! Yalnızca Betty ve sen kaldınız!”

 

Subaru: “Ne dedin sen!?”

 

Panik içerisinde Beatrice’in bakışlarını takip eden Subaru, ejder vagonunun ortadan kaybolduğunu teyit etti.

 

Yalnızca uzaklardaki belli belirsiz mavimsi beyaz mana ile Cadı Yaratıklarının kükreyişlerini ve bunların yanı sıra kum fırtınalarına hafifçe maruz kalan bir noktayı seçerek Emilia ve yeni hizmetkarları Meili’nin bir hayli ileride büyük bir gayretle çarpıştığını anlayabiliyordu.

 

Ancak onlarla diğer tarafta buluşmaya çalışsalar bile aralarındaki mesafe sayısız Courtesan Ayısıyla dolup taşıyordu. Ve Subaru ile geri kalanların hamle sayısı azalırken Cadı Yaratıklarının hiddetli saldırısının zayıfladığına dair hiçbir gösterge yoktu.

 

Subaru: “Basitçe savaş potansiyelimiz yarıya indi! Düşmanların sayısıysa ikiye katlandı!”

 

Beatrice: “Eskisine kıyasla dörde katlandı, sanırım!”

 

Bu sırada pençelerini savurarak saldıran bir Courtesan Ayısının suratında kırbacın ucu kükredi.

 

Ve neyse ki bu darbe Cadı Yaratığının gözlerini ezince ciddi bir acıyla tir tir titreyen yaratığı aşan Patrasche, bir kez daha atağa kalktı. Ancak seçtiği yön, Emilia ve diğerlerinin bulunduğu ejder vagonunun bulunduğu noktadan farklıydı.

 

Subaru: “Patrasche! Buradan olmaz……”

 

Beatrice: “Yer Ejderinin hayatta kalmak için verdiği karar bu, doğrusu. Subaru ve Betty’dense onun içgüdülerine güvenmek daha iyi olur, sanırım!”

 

Subaru’nun haykırışına müdahale eden Beatrice, yoluna çıkan Cadı Yaratıklarını büyüyle tekmeleyip dağıtıyordu. Patrasche de sıkı kuşatmaların olduğu noktaları belirleyip aşıyor, sırtındaki ikiliyi korumak için kendi canını riske atıyordu.

 

Subaru: “Kahretsin! Yine bu…… yine bu şekil! Ne yapıyorum ben!”

 

Kırbacını savuruyor, yaklaşmaya çalışan Cadı Yaratıklarının suratlarına indiriyordu. Ancak bu şekilde aklını yitirmiş gibi görünen Cadı Yaratıklarının gücünü durdurması mümkün değildi.

 

Eskrim kılıcıyla hayati yaralar açıp dinamizmi büyüyle keskinleştirseydiーー Subaru’nun seçeceği güç, bunlardan herhangi biriyle bile uzaktan erişim sağlamazdı. Tüm kurnazlığı karşısındaki bunaltıcı gücün altında ezilirdi.

 

Elinden gelen her şeyi yapmak, yapabileceği şeyleri geliştirmek biraz daha kolay hale gelmişti, aslında böyle düşünüyordu ama…

 

Natsuki Subaru’nun yüzeysel zekası tek başına kaderin komik bir iç çekişle ayaklar altına alıp çiğneyeceği bir şeydi.

 

Subaru: “O boktan piç Regulus zamanında işleri daha iyi idare etmiştim……!”

 

Beatrice: “Şimdi derin düşüncelerin zamanı değil, doğrusu! Herhangi bir yol……”

 

Subaru: “Beako, Patrasche’ye Murak uygula! Ağırlığını azalt ki sürüyü aşabilelim!”

 

Beatrice: “ーー! Murak!”

 

Subaru’yun yönlendirmesini kabul eden Beatrice, Patrasche üzerinde 『Murak』 uyguladıーー yani yerçekiminin etkilerini hafifletti ve böylece koşarken ulaşabildikleri hız arttı. Adımlarını atıp hızla ilerleyen Patrasche’nin kaydettiği mesafe iki katına çıktı ve sıçrayan ejder, Cadı Yaratıklarını bir dayanak olarak kullanıp hareketli çiçek tarhından uzaklaşmaya çalıştı.

 

Ancakーー

 

Subaru: “Işーー!?”

 

Subaru’nun gözlerine yakın mesafede beyaz bir ışık belirdi ve Subaru sesini kestiği saniyede『O Şey』 göğü yararak ilerledi.

 

İşte o beyaz ışık hızla yerin üzerine alçalırken kum denizi korkunç bir kuvvetle havaya uçtu. Işıkla ani bir buluşma yaşayan Cadı Yaratıkları bedenleri parçalanarak, kanları fışkırarak sıçradı da sıçradı.

 

Ve sonrasında『O Şeyin』 yarattığı rüzgar baskısıyla telaşa kapılan Patrasche’nin iri bedeni kolayca devrilmenin eşiğine geldi.

 

Subaru: “Beatrice! Sıkı tutun!!”

 

Beatrice: “Subaru, sen de sımsıkı sarıldığından emin ol, sanırım!!”

 

Patrasche: “ーーーー~hk!”

 

Patrasche kişnerken Subaru, Beatrice’in bedenine sarılarak tutundu.

 

Havada dönerek yön değiştiren Patrasche’nin iri bedeni Courtesan Ayılarının üzerinde sıçrıyordu. Ve o ışık halesi Patrasche’yi takip edercesine aralıksız şekilde yağmayı sürdürüyordu.

 

Kum da bu işe sürüklenen ve ışığı karşılamak zorunda kalan Cadı Yaratıkları da parçalanıp açılıyor ve hızla belirip kaybolan Patrasche bir felaket yankısı uyandırıyordu.

 

Subaru: “O~a~a~a~a~a~hーー!?”

 

İşte bu saldırının ortasında『Rüzgar Kaçırma İlahi Korumasının』 başarısız oluşuyla Subaru da bu etkiyi adamakıllı tadıyordu.

 

Dizginleri ve Beatrice’i sımsıkı tutsa ve iki ayağını da Patrasche’nin eyerine sokmuş olsa da kuvvetin etkisiyle ve bedeninin sağına soluna aldığı darbelerle bilincini korumayı zar zor başarıyordu.

 

Ama bundan bağımsız olarak gözlerinin önündeki Cadı Yaratıklarının pençelerinin kovalamacası sürüyordu.

 

Bu korkunç saldırı altında fırlatılmasa da bocalıyor, debeleniyordu. Eğer düşecek olursa kurtulabilmesine imkan yoktu. Onu hayata bağlayan şey tam da bu pes etmeyişiydi.

 

Subaru: “Ama bu gidişleーー”

 

Beatrice: “Bu kötü oldu, doğrusu…… ~hk!”

 

Subaru: “ーーPatrasche!?”

 

Derken dikkate değer güçte bir darbeyle ve ıstırap dolu bir kükreyişle Patrasche’nin uzun kuyruğu geri çekildi.

 

Sesin kaynağına bakıldığında görülen şey, Murak’ın etkisiyle hafifçe ilerleyen Patrasche’nin Courtesan Ayılarının pençelerine maruz kalıp kesildiğiydi. Simsiyah pulları arasında açılan o pençe yarasına bakmak bile acı vericiydi ve derin yarıktan taze kanlar fışkırıp dökülüyordu.

 

Subaru: “ーー~hk, kh, ah!?”

 

İşte bu kuvvete bağlı olarak aynı hızla çöken Patrasche, ansızın çölün ortasına yığılıp kaldı. Aynı zamanda Subaru ve Beatrice de kumlara devrildi ve etraflarını saran Courtesan Ayılarının beslenme alanında kalakaldı.

 

Kafasını sallayan Subaru, bedenini ayaklandırdı. Bir yandan Beatrice’in elini tutmaya devam ediyordu. Beatrice de elbisesinin eteklerindeki tozları silkeleyip ayaklanırken gözlerinde en ufak bir dikkatsizlik olmaksızın etrafı inceliyordu. Fakat dezavantajlı oldukları inkar edilemezdi.

 

Subaru: “Sizi piçler! Patrasche’ye tek bir parmağınızı bile süreyim demeyin!”

 

Beatrice: “Minya!”

 

Yaralı haldeki Patrasche ıstırap içerisinde homurdanırken Beatrice’in büyüsü ona ilerleyen Cadı Yaratıklarını delip geçti. Ve Subaru Beatrice’i elinden tutup Patrasche’ye koşturduğu gibi diz çökerek yarasına dokundu.

 

Pençeler iç organlara ulaşmamıştı ancak kendisini zorladığı takdirde bağırsakları dışarı çıkabilirdi. Yani buna izin veremezlerdi. Ayrıca onu iyileştirmek için zaman kazanmaları gerekliydi.

 

Subaru: “Beatrice! Shamak! Etraftaki Cadı Yaratıklarının algılarını kaybetmelerini sağla!”

 

Beatrice: “Şimdi mi!? Bunu yapsam bile vakit kazandırmaktan başka bir işe yaramaz, doğrusu! Üstüne üstlük……”

 

Subaru: “Şu anda o vakte ihtiyacımız var! Acele et!”

 

Kanlı gözlerle eğilen Cadı Yaratıkları, içeri dalmak için bir boşluk doğmasını bekliyordu.

 

Her yönden saldırdıkları takdirde onlarla başa çıkmak imkansız olurdu. Cadı Yaratıkları en sonunda küstahlaşacaktı ve verecekleri işaret, sabırlarına bağlıydı. Belki de bir işaret vermeleri bile beklenemezdi.

 

Beatrice: “ーー~hk! El Shamak!”

 

Beatrice iki elini birleştirdi ve Subaru’nun içinde bir şeyler tamamen düşüşe geçti.

 

Yanındaki kızın elindeki anafora doğru yuvarlanıp sessiz bir güç şeklinde kum denizini çevreledi, Subaru ve geri kalanları merkeze alan on metre çaplı alan siyah bir sisle sarmalandı.

 

Gölge Büyüsü temelindeki bu şey, Shamak’ın yakarışıydı.

 

Shamak’ın genişleyişi algıda uyumsuzluk yaratarak Courtesan Ayılarının hareketlerini durma noktasına getirdi. Kavrayışları anlaşılamaz ölçüde silinirken avlarını kovalama içgüdüsü bile unutuldu.

 

Tabii ki Shamak, büyünün kullanıcısı olan Subaru ve Beatrice üzerinde etkili değildi. Ancak çok uzun sürmeyecekti.

 

Beatrice: “Etki alanının dışındakiler de dahil olursa eninde sonunda her şey boşa olur, sanırım. Bu yaşanmadan önce Yer Ejderiyle birlikte kaçmalıyız!”

 

Subaru: “Biliyorum! Murak’ın etkisi hala devam ediyor, değil mi? Eğer öyleyse Patrasche’yi omzumda taşırım ve sürekli Shamak kullanıp diğer taraftaki ejder vagonuyla buluşuruz, bunu yapaーー”

 

Önceliğini belli eden Subaru, ellerini Patrasche’ye uzattı.

 

Normal şartlarda o iri beden birkaç yüz kiloyken Beatrice’in Murak’ı sayesinde tüy gibiydiーー demek abartı olsa da hafiflemişti. Ancak sırtlanıp koşulacak kadar da değildi.

 

Patrasche’nin sarı gözleri Subaru’ya bir şeyler anlatıyordu. O gözlerde belirip kaybolan duygular karmaşıktı, hiç kimsenin bir yer ejderine ait olacağını düşünemeyeceği bir ifade taşıyordu.

 

O gözlerin Subaru’ya söylediği şeyーー “Lütfen git” idi.

 

Beatrice: “ーーSubaru!”

 

Subaru’nun gözlerinin Patrasche’nin gözlerindeki ışıltıya kapılışının hemen sonrasında Beatrice’ten keskin bir ses yükseldi.

 

Ve Beatrice koşturdu, Subaru’nun avcunu hedef aldı, yükselen büyü gücüne bir kalkan şekli aldırdı ve Subaru’nun hemen yanında mor renkli bir büyü duvarı belirdiーー işte o duvar da atılan beyaz ışıltıyı engelledi.

 

Subaru: “Gho~ah!?”

 

Çeliğin çeliğe çarpışını andıran keskin bir ses yankılanırken Subaru’nun bedeni darbenin etkisiyle geriye uçtu. Sendeleyip uzuvları yanlara yayılmış halde kumun üzerine devrilip şiddetle öksüren Subaru, bedenini kaldırmaya çalıştığı anda bir şey fark etti.

 

Vücudunun sağ tarafından, yani darbeyi alan taraftan kanlar damlıyordu ve sağ bacağı sırılsıklamdı.

 

Subaru: “Ne, oldu bana……?”

 

Kanlar fışkırtan tarafını tutan Subaru, bir dizi çökük halde refleks olarak derin bir nefes verdi.

 

O saniyede iç organlarını altüst eden darbe kusma isteği doğurdu ve ağzının kenarından ardı arkası kesilmeyen mide sıvılarıyla birlikte kanlar fışkırmaya başladı.

 

Hasarlı karnından hava çıkıyor, osuruğu andıran saçma bir ses köpüren kanlara eşlik ediyordu.

 

Subaru: “Ah, hf……”

 

Beatrice: “ーーbaru! Subaru!”

 

Boğuk nefesler veren Subaru’nun görüş alanı o saniyede yana kaydı.

 

Ve yana devrilirken bedenini kımıldatma yetisini yitirmiş olduğunu anladı. Evet bunu anlıyordu ama yapabileceği bir şey de yoktu. Yan tarafındaki yara ısınıyor, bedeni erircesine bir acı çekiyordu.

 

Bu sırada çaresizce kendisine seslenen birini işitti.

 

Beatrice: “Subaru! Subaru, yapma, sanırım! Ölme…… sakın, sakın ölme…… Betty’i, yalnız bırakma…… ~hk! Ya~pma…… ~hk.”

 

Omzu sarsılıyordu. İşitilen bu ağlamaklı ses karşısında elini uzatmak istiyor ama kımıldayamıyordu.

 

Beyin dokusu yanıyor ve gözlerinin önündeki bu genç kızı hatırlayamıyordu.

 

Ne tatlı bir surat ama ağlıyor, halbuki ağlamamalı, diye düşünüyordu.

 

“ーーーー”

 

Diğer tarafta da kocaman, kocaman bir kertenkele yatıyordu.

 

Siyah, güzel görünümlü bir kertenkeleydi. O bedene kaynağı, kökeni bilinmeyen uzun, beyaz ve dar bir şey atılıyor, hiç kımıldamıyordu, ölü olduğu belliydi.

 

Belki de ben de onunla aynı şeye maruz kaldım, diye düşündü.

 

???: “Betty’i ardı~nda bırakma, lütf…… ~hk!”

 

Hıçkıra hıçkıra ağlayan genç kız, çaresizce Subaru’nun bedenini kucaklıyordu.

 

Gücünü yitirmiş olan Subaru, o minyon bedene çok ağır geliyor olmalıydı.

 

Kızın yanaklarından yaşlar dökülüyordu. Subaru hiç değilse o gözyaşlarını silmek istiyordu.

 

Bedeninin hala kımıldayabilen bir noktasını arıyor ama hiçbir şey bulamıyordu. İşte bu yüzden bedenine ait olmayan başka bir şeyi kullandı.

 

Subaru: “ーー~hk.”

 

???: “Subaru?”

 

Ve göze görünmeyen, yalnızca kendisinin görebildiği bir『El』, Beatrice’in yanaklarından dökülen yaşları sildi.

 

Siyah parmaklar gözyaşı damlalarını okşadı ve Subaru’ya bakan kız, bir şeyler fark ettiğini anlatan bir ifadeye büründü. Ancak Subaru, gülümseyecek ve onu rahatlatacak güce bile sahip değildi.

 

???: “Subaーー”

 

Genç kız bir an için bir şeyler söylemeye çalıştı.

 

Ancak arkasından gelen beyaz bir ışıltıyla lafı yarıda kaldı.

 

“-ーーー”

 

İkinci bir saldırı, Subaru’nun göğsüne saplandı.

 

Bakışlarını yavaşça çevirdiği o şey, genç kızın sırtını delip geçmiş ve orada da kalmayarak Subaru’nun göğsüne girip arkasından çıkmıştı.

 

???: “Ah.”

 

İşte böylece karanlık bir iç çekişle birlikte Subaru’yu kucaklayan genç kız formu ortadan kayboldu.

 

Bu aleme ait değilmişçesine görünmez hale geldi.

 

Desteğini yitiren Subaru ise olduğu yere yığılıp kaldı. Kımıldayamıyordu. Kımıldamak için bir sebebi yoktu.

 

Subaru: “Kh, oh.”

 

Güçsüzce kımıldayan parmakları kumları kazıyordu, hepsi buydu.

 

O ana dek çevreyle aralarına bir set çeken siyah sis, kullanıcısını yitirişiyle rüzgar tarafından dağıtılıyordu.

 

Algıyı aldatan sihrin kalkışıyla açığa çıkan şey yalnızca bir yer ejderinin cesedi ile ölüm döşeğindeki genç bir oğlandı. Tembel Cadı Yaratığı sürüsü dillerini şapırdatarak avlarına yaklaşmaya başlıyordu.

 

“ーーーー”

 

Subaru’nun nefes alışı sonlanmış, gözlerinin odağı bozulmuştu.

 

Aşırı kan kaybı, hissettiği şey bu değildi. Üzerine ölümcül hissettiren bir şey çullanmıştı.

 

Hiçbir şeyi, anlayamaz hale gelmişti.

 

Yakınındaki pençelerini keskinleştirmiş Courtesan Ayılarının kükremelerini işitebiliyordu.

 

O pençeler savrulmuş, kafatası ezilmişti.

 

Ya da belki de suç onlarda değil, yok olmanın eşiğindeki görüş alanına girerek hafifçe ışıldayan『O Şeyde』idi.

 

Sebebin hangisi olduğunu bilmeksizin Natsuki Subaru’nun hayatı son bulmuştu.

 

#Ve ikinci ölüm de hiç vakit kaybetmeden geldi. İlki çok ani ve acısızken bu seferki bayağı acılı ve duygusal oldu. Bakalım sıradaki denemede bizleri neler bekleyecek ve Subaru bu sefer biraz daha hızlı, akıllıca hareket edebilecek mi… Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21900 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40689 Bölüm Sayısı


creator
manga tr