Cilt 5 Bölüm 60 [ Bir Sona Eriş, Bir Çarpışma ] (1/2)

avatar
1019 7

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 5 Bölüm 60 [ Bir Sona Eriş, Bir Çarpışma ] (1/2)


Çevirmen : Clumsy



Beyaz bir ışığın görüntüsü.

 

İnsanın içini rahatlatan sıcacık, yumuşacık bir ışığın.

 

Sabahı çok uzun zamandır olmayan dingin bir ruh haliyle selamlamak için.

 

Huzura dair en ufak bir iz taşımayan, sonu gelmeyen, kâbusları andıran günlerin uyanışları hep çaresizlik dolu olmuştu.

 

Yavaş yavaş ebediyen böyle olacağına, bu karanlığın asla sabah güneşine yerini bırakmayacağına inanmaya başlamıştı.

 

Belki de tam da bu yüzden bu ışık böylesine ferahlatıcıydı.

 

???: “—Hey, uyan.”

 

Birinin sesini işitiyordu.

 

O beyaz ışıkların ötesinde biri, kendisine sesleniyordu. O sesin ve uzanan elin rehberliğinde bu karanlıktan ayrılıyordu.

 

Ve uzaklardan gözüne ilişen o beyaz ışık, nihayet tamamen görüş alanına giriyordu.

 

Emilia: “Günaydın. Nasıl bir uykucu olursan ol artık uyanma vaktin geldi, bilesin.”

 

Gözlerini açıp çevirdiği bakışları, gülerek bu kelimeleri söyleyen utangaç, gümüş saçlı bir kızı yakalamıştı.

 

—İşte bu kelimeler, Sylphy’nin yanaklarının gözyaşlarıyla ıslanmasına yol açtı.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Buz büyüsünün kalkışıyla gökyüzünü gök mavisi ışıklar kaplamıştı.

 

Yarı yıkık kiliseyi kuşatan buzlar yavaşça ışığa dönüşmüş ve dağılan manalar mikro ruhlar tarafından çevrelenip gözden kaybolmuştu.

 

Akıl almaz bir fantezinin bir başka akıl almaz fantezinin yerini alışı, gözlemcilerin kalplerinde acı verici bir yara açmıştı.

 

Böyle bir manzaradan etkilenip ağlamak tuhaf olmasa da esas ağlayıp sızlanma sebepleri kesinlikle bundan çok daha büyük bir şeydi.

 

Hayatlarını ele geçiren şeyden, ömürlerinin en parlak, en ışıltılı zamanlarına engel olan bir kabustan— kurtarılmışlardı.

 

Subaru: “Lafı açılmışken, Emilia-tan bayağı harika.”

 

Düşüncesizce dudaklarını gevşeten Subaru, farkında olmaksızın bu cümleyi mırıldanmıştı.

 

Karşısında Emilia ve gözyaşları içerisinde ona yapışan gelinler duruyordu— yani eski gelinler, hem de sağlıklı bir şekilde.

 

Elbiseler içerisindeki kadınların sayısı elliydi, en ufak bir hata dahi yoktu.

 

Subaru: “…… Onu Regulus’un kalbiyle gelinlerin kalbinin birleştiği konusunda bilgilendirdiğimde gelinleri öldürmeden kurtarmanın bir yolunun olmadığını düşünmüştüm.”

 

Gelinlerin canlarını aldıklarında [Aslanın Kalbine] yerleşecek bir yer kalmayacaktı. Subaru o iğrenç adamı durdurmanın başka bir yolu olabileceği fikrinden kısmen ve cidden vazgeçmişti. Kendisini kurbanlar olacağına hazırlamıştı.

 

Fakat Subaru’nun aksine Emilia vazgeçmemişti.

 

Regulus’a karşı verdiği şiddetli ve hayatını riske atan mücadele esnasında Subaru’nun düşünmeyi bıraktığı doğruydu. Ama Emilia bırakmamıştı.  

 

Elindeki kartları ve kendisi için nelerin mümkün olabileceğini değerlendirip hamlesini yapmıştı.

 

İşte bu yüzden,

 

Subaru: “Bu defa bizi karşıya taşıyan tamamıyla Emilia-tan oldu, ha.”

 

Emilia: “Öyle, değil.”

 

Duvarın dibindeki Subaru, bitkin bir iç çekişle birlikte kendi mağlubiyetini ilan ederken onun rahatlamış halde soluk verişini işiten Emilia, yanına geldi. Beyaz elbisesi yırtılmış, ölüm kalım mücadelesinden çıkan gümüş saçları darmadağın olmuştu.

 

Buna rağmen, mücadelenin sonlanışıyla güzel görünüyordu.

 

Bu görüntüyü zihnine kazıyan Subaru, çenesini uzattı.

 

Subaru: “Bu insanlar da sana olan minnettarlıklarını yeterince ifade edemedikleri için tatminsiz ifadelere bürünmüş Emilia.”

 

Emilia: “Komiklik yapmak için beni kullanma. Hem ben, onlara aklımdaki büyük düşünceleri açıklayamadım. Kısacık bir an için de olsa… ölmeyi seçmek zorunda kaldılar.”

 

Subaru: “Ama hiç kimse ölmedi işte. Hepsi de hala hayatta. — Bu nokta geri kalan her şeyden daha önemli.”

 

Bu sonuç, geri kalan her şeyden daha harikaydı.

 

Aradığı yanıtı bulan Subaru rahatlamıştı. Bu sırada Emilia ellerini kalçalarına koyup hala kendisini çok küçük görerek değersizleştirmekte olan Subaru’ya karşı sesini yükseltti.

 

Emilia: “Her yerin yara bere içinde, kendini zorladığın şeylerse… Subaru bu kadar sağlam bir mücadele vermiş olmasaydı hiç kimse bu noktaya gelemezdi. [Aslanın Kalbi] meselesi de tamamen Subaru’nun fark etmesi sayesinde çözüldü.”

 

Subaru: “Bir kozun yokluğu olağan bir şeydir… Bu başından beri kendisini hissettiriyordu. Ama çok şükür ki farkına vardın. Ve kadınları dondurarak bir ölüm haline soktun.”

 

Emilia: “Uzun bir süreliğine, ben de donuktum.”

 

Hehe, Emilia böyle bir hisse dil çıkarabiliyordu. Çok tatlıydı.

 

Ama, nedense, bu gülerek konuşulacak bir meseleymiş gibi gelmiyordu.

 

Özetle Emilia’nın eylemleri ve Regulus’u devirmeye yönelik istekliliği gereksiz fedakarlıklar yapılmaksızın elde edilebilecek en büyük etkinliği sağlamıştı.

 

O kıymetli kadınların, elli üç kişinin hayatı kurtarılmıştı.

 

Emilia: “Bunu yapıp yapamayacağım konusunda birazcık özgüven eksikliği çekiyordum.”

 

Subaru: “Yine de yaptın. Emilia-tan, yeteneğini ve gücünü geliştirmek için sıkı çalışmalısın.”

 

Emilia: “Ama, donuk kalma ihtimalleri de vardı. Herkesin böyle mükemmel bir şekilde özgür kalması nihayet rahatlayabilmemi sağladı.”

 

Ve bu sözlerin ardından utangaç gülümsemesini gizlemek istercesine göğsüne dokundu.

 

O avcun altında yalnızca kendi nabzının ve kalbinin attığını onaylamak ister gibiydi.

 

Emilia: “Ayrıca, Subaru Regulus’un kalbini benim göğsümden çıkartmasaydı aynı büyüyü kendi üzerimde de kullanmam gerekecekti. Bu durumda Sylphy ve diğer kadınları da beni de bu şekilde erimekten çooook daha kötü şeyler bekleyecekti. Çünkü o zaman serbest kalmamız bir yüz yıl daha gerektirebilirdi.”

 

Subaru: “Yine aynı şey — bu nereden bakarsan bak biraz abartı değil mi?”

 

Emilia: “……”

 

Subaru: “Yani abartı değil mi!? Ya da daha kötüsü, tamamen benzersiz bir aşırılık!”

 

Sessizce, acıyla gülümseyen Emilia’yı izleyen Subaru, keskin bir şok hissetmekteydi.

 

Regulus’un provokasyonları sonucunda Emilia [Aslanın Kalbinin] kendisi üzerindeki etkisini durdurmak istemişti. Belki kendisini izleyen bir göz olmasa, mesele çözüme kavuşturulamasa Emilia da bu hayata veda edebilirdi. Tabii ki bu durumdan kaçınmak adına dört bir yanda buzları eritmenin bir yolunu aramak gibi bir seçenek her şeye rağmen var olurdu.

 

Subaru: “İki uyuyan güzelle benim baş belası iblisim gerçekten sıradan değil, bana bağışlayıcılığını göstersin lütfen.”

 

Şikâyet ediyor olsa da kalbi yatışmıştı.

 

Her halükârda Emilia sağ salim kurtarılmış ve kadınlar en ufak bir zarar görmeksizin özgür kalmıştı. Regulus’la yaşanan mücadele tek bir rakibin yaratabileceğinin fazlasıyla ötesinde bir yıkım yaratmış olsa da— özetle onların cephesinde kayıp yok denilebilirdi.

 

Tabii buna rağmen Subaru’nun bedeni her türlü yükü taşımanın yanı sıra Cadı Tarikatıyla beklenmedik bir kaderi de paylaşıyordu.

 

Ayrıca—

 

Emilia: “Reinhard yaralarını iyileştirmeme bile müsaade etmeden gitti, iyi olacak mı merak ediyorum doğrusu.”

 

Emilia, düşüncelere dalmış olan Subaru’ya ansızın böyle söylemişti.

 

Subaru ise kafasını kaldırıp bir elini sallayarak,

 

Subaru: “Sorun olmaz. Çünkü o herif yaralı ayrılsa bile mikro ruhlar peşine düşüp onu tedavi eder. Kendisi öyle söylemişti.”

 

Emilia: “Ah, mantıklı. Aslında ortalıkta bayağı mikro ruh vardı ama Reinhard gider gitmez onlar da gitti… Belki de Reinhard bir ruh sanatları kullanıcısı olma potansiyeline sahiptir.”

 

Subaru: “Öyle bir şey olursa mevkiimden eser kalmaz, o yüzden olamaz!”

 

Zaten Reinhard’ın şartları düşünülünce böyle bir şey olmasa bile yeterince güçlüydü. Reinhard’ın icabına bakabilmesi adına Regulus’u ortaya atan kişi bizzat Subaru olsa da Reinhard’ın o son düellodaki savaşma tarzı tek kelimeyle soğukkanlıca olarak tarif edilebilirdi.

 

Bir insanın bulutların üzerine rahatlıkla sıçrayabilmesi mümkün müydü? Ama insan denilemese bile o, kraliyet seçimi adaylarından birinin şövalyesiydi.

 

Subaru: “Emilia-tan, bu sözlerim kulağa güçsüzlük belirtisi gibi gelebilir ama lütfen beni uzaklaştırma.”

 

Emilia: “——? E ben, en çok Subaru’ya güveniyorum zaten?”

 

Subaru: “Öyle mi! Evet, öyle! Bundan böyle ben de elimden gelenin en iyisini yapacağım!”

 

Emilia: “Pardon ama bir anda elinden geleni yapmak için bu kadar sabırsızlanman biraz kafa karıştırıcı oldu…”

 

Her halükârda kendisini kıyaslamayı bıraksa iyi ederdi. Bunu yaparsa başkalarını referans noktası olarak kullanmadan gönül rahatlığıyla hareket edemeyen Regulus’tan bir farkı olmazdı.

 

Daima takdir edilecek bir özelliği olmayan bir adam olduğunu düşünse de beklenmedik bir şekilde kendisine negatif bir referans muamelesi göstermek o güne dek işine yaramıştı.

 

Emilia: “… Geri kalanlar, iyi durumda mı acaba?”

 

Subaru: “Reinhard’ı getirme sebebim de buydu zaten. Tüm dürüstlüğümle söylüyorum ki geri kalan herkes benden daha güçlü.”

 

Birini bir diğerine emanet etmek ya da daha ziyade biri için bir diğerine güvenmek için en uygun şey, İnanç olarak bilinen tuhaf ifadeydi.

 

Bir gün taht mücadelesinde çarpışacak farklı grupların üyeleri olmalarına rağmen Subaru, hepsine inanıyordu. Farklı kişiliklerine, kabiliyetlerine ve inançlarına rağmen.

 

Hiç değilse o mide bulandırıcı, iflah olmaz Cadı Tarikatı üyelerine kaybetmeyeceklerine inanıyordu.

 

“——”

 

Ayrıca herhangi biri başarısız olduğu ve önemli biri hayatını kaybettiği takdirde—Subaru’nun [Ölümden Dönüş] kullanmayı değerlendirmesi gerekecekti. Roswaal’la sözleşmesi var olsa da olmasa da en ufak bir kurtuluş umudu olduğu sürece o kişileri mutlaka kurtaracaktı.

 

Acı ve ıstırap sahiden de onun nefretine değerdi.

 

Trajedilerse onun tiksintisine daha da layıktı.

 

Emilia: “Subaru.”

 

Subaru: “——”

 

Oturur halde ölümü değerlendiren Subaru’nun ne gördüğünü bilemeyen Emilia, ona doğru eğilmişti.

 

Bedeni Subaru’nun sol omzuna dayalı şekilde kibarca kafasının alt kısmındaki saçları okşuyordu. Amma da kaşındırıyordu. Yine de bırakmak zordu.

 

Subaru: “Emilia-tan?”

 

Emilia: “Şu anda seninle aynı duyguları paylaşıyorum, Subaru. Diğerleri için endişelensem de gücümü tükettim. Elimi uzatmam bile imkânsız. Bu yüzden benim de seninle dua etmeme müsaade var mı? Herkesin güvende olması umuduyla.”

 

Subaru: “——”

 

Emilia: “Herhangi bir problem çıkmayacağı kesin. Çünkü bize kıyasla herkes süüüüper güçlü, süüüüper zeki, süüüper çalışkan.”

 

Emilia, Subaru’yu rahatlatmak adına kelimelerini dikkatle seçiyordu. Konuşma tarzı kendisine hastı ve Subaru’yu gerçekten de rahatlatıyordu.

 

İnanç. Herkese yönelik inançları vardı. Hem Reinhard da çoktan yola çıkmıştı.

 

Regulus’u mağlup eder etmez yoldaşlarına yardım etmeye koşmuştu. Onun var olduğu hiçbir savaş alanı için endişelenmeye gerek yoktu.

 

Bir kişiyi bile kaybetmeden yaklaşan sabahı karşılıyorlardı. Bu durumda Subaru’nun endişelerini zapt eden tek bir konu kalıyordu—

 

“——”

 

Dua edercesine göğe bakan Subaru’nun hemen yanındaki Emilia da yıkık kilisenin tavanından gece göğünü izliyordu. Ve Subaru, Emilia’nın görmesini engellemek istercesine göğsünü sımsıkı tutmuş durumdaydı.  

 

—Regulus’un ölüm anıyla birlikte şekilsiz ve siyah bir şeyin göğsünün içerisine kaydığını, nabız gibi atmaya başladığını hissetmişti.

 

Bu da Petelgeuse zamanında yaşanan şeyin aynısı olmalıydı.

 

Fakat Emilia’nın fark etmesini önlemek adına sessizliğini korumalıydı.

 

Göklere yakarmalı, bir aydınlanma yaşamalı, sadece sessizliğini korumalıydı.

 

#Kadınların kurtulmuş olmasına sevindim. Zaten Emilia’nın onları dondurduğu bölüm hemen ilerilere atlayıp kurtulup kurtulmadıklarına bakmış ve rahat bir nefes almıştım. Reinhard’ın çabucak sıradaki mücadeleye geçmesi de iyi oldu. Acaba kime yardım edecek ve diğer gruplar ne alemde? Peki ya Subaru’nun hissettiği o şekilsiz, siyah şeye ne demeli?
Daha sonlanması/çözümlenmesi gereken pek çok olayımız var ve bu arc’ın dörtte üçünü bitirmiş durumdayız. Bu bölüm iki farklı cepheden oluştuğu için ortadan bölmedim. İlk kısım kısa gibi, ikinci kısımsa bunun iki katı olacak. Orada görüşmek üzere!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18405 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37612 Bölüm Sayısı


creator
manga tr