Cilt 5 Bölüm 31 [ Bir Hatanın Bedeli ] (1/3)

avatar
1561 0

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 5 Bölüm 31 [ Bir Hatanın Bedeli ] (1/3)


Çevirmen : Clumsy 



Mimi: “Anlıyorum~!”

 

Garfiel: “Tam bir baş belasısın, şöyle demeyi bıraksana!”

 

Ertesi sabah son derece kötü bir vaziyetteymiş gibi görünen Garfiel, Mimi’yle birlikte sokaklarda yürümeye başlamıştı.

 

Kıkırdayan Mimi ise Garfiel’in gözyaşları ve salyalarıyla lekelenmiş olan cüppesinin göğüs kısmına dokunmakla meşguldü. Cüppenin kokusu Garfiel’in burnunu bile acıtacak yoğunluktaydı.

 

Keskin bir koku duyusuna sahip olan Mimi için de katlanılmaz bir koku olmalıydı ama Garfiel cüppeyi yıkamasını tavsiye ettiğinde verdiği yanıt,

 

Mimi: “Mmm, sorun değil! Otele dönünce yeni kıyafetler giyinebilirim~. Küçük Hanım dün gece dönmediğim için gerçekten öfkelenecek. Hetaro ve Tivey de öyle~!”

 

Garfiel: “…üzgünüm.”

 

Mimi: “Mimi bu konuda endişeli değil~! Mimi sadece Garf hıçkırıp ağladığında onun uslu, uslu bir çocuk olduğunu söylemekle yetinecek!”

 

Mimi Garfiel’in güçsüz özrüne masum bir gülümsemeyle karşılık vermişti. Garfiel, dün gece annesine ikinci vedasını etmiş, art arda aldığı yaralardan sonra kendisini utanç verici bir şekilde çatının birinde Mimi’nin göğsünde ağlarken bulmuştu.

 

Ve daha da utanç vericisi, ağlamaktan öylesine bitkin düşmüştü ki uyuyakalmıştı. Ertesi sabah şehirdeki gürültüler yüzünden Mimi’nin kucağında uyanmıştı.

 

Çatının sahibi tarafından bulunduklarındaysa nihayet toparlanmayı başarmış, Mim ise her zamanki tavırlarını takınmıştı.

 

Bahane uydurmak zordu, bu yüzden çatıdan utana sıkıla atlayıp uzaklaşmışlardı.

 

Mimi: “Kendini daha iyi hissediyor musun?”

 

Garfiel: “Yani, onun gibi bir şey diyebiliriz.”

                              

Mimi: “Onun gibi bir şey, öyle mi?”

 

Garfiel: “… evet, onun gibi bir şey.”

 

Gerçek minnettarlığını dile getiremeyen Garfiel somurtmuş ama Mimi onun bu başarısızlığını tamamen görmezden gelerek onu ne söyleyeceğini bilemez hale getirmişti.

 

Garfiel dün geceyi, Mimi’nin kendisiyle ilgilendiğini pat diye söyleyişini unutmamıştı. Ve gözleri istemsizce Mimi’yi takip etmeye başlamıştı.

 

Önceleri Mimi’nin insan olmama özelliğini paylaşmalarından doğan bir yoldaşlık dürtüsüyle peşine takıldığını varsaymış ama beklenmedik şekilde kendisini takip etme sebebinin romantik hislere dayalı olduğunu öğrenmişti.

 

Ve Mimi bu itirafı yapmış olmasına rağmen eskiden nasılsa yine öyle davranıyordu.

 

Garfiel de aynı şeyi Ram’a yapmıştı ama durum tersine dönünce kendisini kötü hissetmişti. Bu güçsüzlük de Garfiel’in utanılası yönlerinden biriydi.

 

Mimi: “Ee, bu sabah ne yapalım? Gidip anneni görelim mi?”

 

Düşünceleri seyrinden çıkmış olan Garfiel hem Mimi’nin aniden konuşmaya başlayışı hem de konuşmanın içeriği gereği irkilmişti.

 

Garfiel: “Dur, dur bir dakika, niye onu görmeye gidelim ki?”

 

Mimi: “Çünkü Reala Garf’ın annesi, onun da bunu bilmesi gerekmez mi?”

 

Garfiel: “Bu ufaklık cidden satır aralarını okumayı başaramıyor…”

 

Mimi ilişkilerinin en önemli kısmını içgüdüsel olarak çözmüş olmasına rağmen işin içerisindeki anlaşılmazlıklardan, inceliklerden habersizdi. Garfiel zor bir durumdaydı, karşısındaki kişilerin ailesi olup olmadığıyla ilgili sorulara cevap veremiyordu. Zaten açıklamaya çalışmanın da faydasız olacağını fark etmiş, böylece pes etmişti. Ve o anda bir başka sorun daha olduğunu anlamıştı.

 

Garfiel: “Sorun diil… harika benliimin onun oğlu olduunu öğrenmesine gerek yok.”

 

Mimi: “Bu gerçekten senin için sorun değil mi?”

 

Garfiel: “Değil. Harika benliim bu kararı kardeşime bırakıcak…”

 

Muhtemelen öz kardeşini bilgilendirmesi gerekecekti.

 

Ablasının ilk şokun ve kafa karışıklığının ardından Garfiel’le aynı sonuca varacağı, hatta ondan daha hızlı davranacağı kesindi.

 

Vardıkları sonuç aynı olmasa bile ablasının annesinin hayatta olduğunu bilmeye hakkı vardı. Ama Garfiel’in çektiği acıyı ona da yüklemesi doğru muydu?

 

Garfiel: “Böyle bi kararı vermek zaman alır.”

 

Mimi: “Onun gibi bir şey, yani~. Bu gerçekten zor~, Mimi~, annelerle iyi geçinilmesi gerektiğini düşünüyor~.”

 

Garfiel: “Annelerle ilgili şeyleri… anlayabiliyo musun?”

 

Mimi’den bu beklenmedik yanıtı alan Garfiel ürpererek bu soruyu sormuştu. Mimi ise etkileyici bir “yep~” ile başını sallayıp onay vererek,

 

Mimi: “Mimi, Hetaro ve Tivey annelerini ve babalarını hiç tanımadı. Muhtemelen “üçüzlerle birlikte~, koskocaman bir aileyi büyütmek çok zor olur~” diye düşünüp bizi bir yerlere bıraktılar~. Sonra da Şef tarafından alındık ve onun ailesiyle Küçük Hanım ailemiz oldu!”

 

Garfiel: “ … demek… gerçekten de büyük bi ailen var.”

 

Garfiel sebebini bilmeksizin atmosferin rahatladığını hissetmiş ve Mimi’nin kafasını okşamıştı.

 

O saniyede,

 

Mimi: “—vaah!”

 

Mimi çabucak sıçrayarak Garfiel’in elinden uzaklaşmıştı.

 

Garfiel kıpkırmızı suratına bakarken de etrafında fıldır fıldır dönerek yüzünü ovuşturmaya başlamıştı.

 

Mimi: “Dünden sonra Garf’la çok yakın olmak tuhaf hissettiriyor.”

 

Garfiel: “Doğru, pardon… harika benliimin gitmesini ister misin?”

 

Mimi: “Onu da istemem~, çok yakınla çok uzak arası bir şey çok iyi olur~.”

 

Dedikten sonra ufak adımlarla uzaklaşarak Garfiel’in erişim alanı dışında bir noktaya ulaşmıştı.

 

Garfiel kafası karışık şekilde kaşlarını çatarken de alışıldık “hehe~” kahkahasını atmıştı. O noktada Garfiel’in suratı da hafiften kızarmıştı.

 

Mimi: “Hey, hadi sufleyi yiyelim!”

 

Garfiel: “Ta-tamam, olur…”

 

Mimi konuyu değiştirmek için acele edermişçesine cebindeki tatlı kutusunu çıkartmıştı. Bu, Reala’nın dün gece yollarını ayırmadan önce Mimi’ye verdiği tatlıydı.

 

Tatlının kendisine uzatılışıyla göğsünde hafif, acılı bir uyuşma hisseden Garfiel’in burnuna tatlının kokusu hafifçe dolmaktaydı.

 

Ufak bir ekmek boyutundaki bu tatlının hamuruna tatlı çeşniler katılmış, içi krema ve fasulye ezmesiyle doldurulmuştu.

 

Biri Mimi, biri Garfiel için koyulmuş olan iki iri, yuvarlak sufle, onların bugünkü kahvaltısı olacaktı.

 

Mimi: “Yeey! Tatlıymış~! Leziz! Süper leziz, süper leziz~!”

 

Garfiel: “Ah, cidden lezizmiş!”

 

Garfiel de Mimi’nin gürültülü beğenisine katılmıştı.

 

Sufle hafiften tatlıydı ama abartılı bir şeker oranına sahip değildi, hamuru da yumuşacık ve kabarıktı. Yeni pişmiş olsa çok daha leziz olacağı kesindi. Bu uzman bir annenin işiydi.

 

Aslında Garfiel’in o annenin elinden çıkmış şeyleri tatmak için daha çok fırsatı olabilirdi.

 

Mimi: “Gar~f?”

 

Garfiel: “Gerçekten hiç harika benliime uygun davranmıyorum, di mi?”

 

Mimi’nin endişeli tepkisi karşısında Garfiel, bu arzu dolu düşüncelerini bir kenara atmıştı.

 

Ve düşüncelerini kendisini beklemekte olan arkadaşlarına yönlendirmişti. Mimi gibi Garfiel de geceyi izin almadan, haber vermeden dışarıda geçirmişti.

 

Bu yüzden ağır bir sitemle karşılaşacağı kesindi—

 

???: “—Merhaba, merhaba? Tamam mıyız? Herkes beni duyabiliyor mu? Beni duyabilen etli yaratıklar, aferin! Duyamayanlarsa kokuşup ölsün, bunun çok yardımı dokunur. Gahahahaha—”

 

Garfiel: “Ne?”

 

Mimi: “Hmm~?”

 

Henüz ufacık bir adım atmış olan ikilinin kulaklarına ani bir ses ulaşmıştı.

 

İkili önce birbirine bakmış, sonra da bakışları aynı anda göğe, sesin patlarcasına geldiği yöne çevrilmişti.

 

Garfiel: “O ses kulağa…”

 

???: “Vay, vay, vay, acaba anlık şaşkınlığıyla ölen bir aptal oldu mu? Olmadıysa da, şey, aslında önemi yok ama bu sevimli kadını duymazdan gelmeye cüret eden olursa moralim çok bozulur!”

 

Ses, Garfiel’den bağımsız olarak sinir bozucu bir yükseklikle yayılmaya devam ediyordu.

 

Sabah saatlerinde sokaklarda yürümekte olan diğer vatandaşlar da afallamış bir şekilde göğe dönmüştü. Şok edici yükseklikte bir ses — bu, yanlış bir çıkarım olurdu.

 

İşitme duyusu sıradan insanlarınkinden farklı olan Garfiel, bunun tek bir kaynaktan gelen yüksek bir ses olmadığını anlayabilmişti; daha ziyade tüm şehre nüfuz eden ve yankı gibi yayılan bir sesti.

 

Ama bunu bilmek hiçbir soruyu yanıtlamıyordu.

 

???: “Siz sıkıcı yaratıklar, benim canımı sıkacak hiçbir şey yapmayın. Bunun hiçbir anlamı yok. —Hepiniz yalnızca çöpçöpçöpsünüz! Mide bulandırıcı zihinlerinizdeki çirkin düşünceleri silin ve hemen başınızı sokacak harap bir delik bulup girin! Ve lütfen bir an önce ölün, lütfen, size yalvarıyorum! Gahahaha!”

 

Garfiel: “Ne biçim bi şaka bu? Dalga geçmeyi kes artık lanet olasıca!”

 

Mimi: “Garf… İçimde çok ama çok kötü bir his var…”

 

Garfiel rahatsız bir şekilde lanetler okurken Mimi nahoş bir surat ifadesine bürünmüştü. Garfiel ise karşılığında alnındaki yaraya dokunarak dişlerini sıkmıştı.

 

Bu surat ifadesi Mimi’ye yakışmıyordu. Garfiel onun suratında bu ifadeyi görmek istemiyordu.

 

???: “Şey, şey, neyse, siz sıkıcı, çürük etli yaratıklar bunu çözemeyeceği için açıklayayım. Radyonun kontrolünü eline geçirdim — yani, yani, yani—!”

 

Garfiel: “Hadisene, yani ne?”

 

???: “Yani———Ben, yo, biz Belediye Binasını kontrol altına aldık. Ah, bu arada şehrin ucunda bir kontrol kulesi mi vardı? Artık o da bizim!”

 

Garfiel: “Kontrol kulesi mi… Otto-nii ne yaptı?”

 

Konuşmacının gerçek amacını anlayan Garfiel, hissettiği tehditle nefesini tutmuştu.

 

Şehre varmadan önce ve vardıktan sonra Otto’dan Pristella’nın mimari yapısını öğrenmişti. Pristella’nın daima çalışan su kapıları içeriye çekildikleri takdirde tüm düşmanları tuzağa düşürebilecek kapasitedeydi.

 

Ve o kapıların işlevini yürütebilmesi için şehrin her köşesine yerleştirilen kontrol kuleleri olabilecek en kötü karakterdeki bu konuşmacı tarafından ele geçirilmişti. Yani tüm şehir rehin alınmıştı.

 

Garfiel’le aynı sonuca varan diğer vatandaşlar arasında da panik ve stres yayılmaya başlamıştı. Herkes aynı saniyede bağırmış ve şehirde zehirli bir kahkaha çınlamıştı.

 

???: “Kahahahaha—! Şimdi! Şu anda! Hepinizin gebereceğini daha yeni anlayabildiniz! Bu kadar beyinsiz olmanız şok edici! Bu bana çok fazla geldi! Ah, çöpçöpçöp! Gahahaha—”

 

Garfiel: “——”

 

???: “Oh, böyle olmayacak. Ben ismimi söylemedikçe gerçeklikten kaçmaya çalışacaksınız, değil mi? Neden bu kibar ve naif bayanın merhametinin size sade ve kolay bir cevap vermesine müsaade etmiyorsunuz?”

 

Şehir paniğe kapılırken Garfiel Mimi’nin elini sımsıkı tutmuş ve sesin ne söyleyeceğini dikkatle dinlemeye devam etmişti.

 

Capella: “Ben Cadı Tarikatı Şehvet Günahı Başpiskoposuyum—”

 

Garfiel: “Cadı Tarikatı—!”

 

Capella: “Capella Emerada Lugnica! Gahahaha! Bana saygı duyun! Bana tapının! Sonra da ağlayın, yalvarın ve solucanlar gibi trajik bir şekilde ölün! Sizi kokuşmuş et parçaları! Kahahahaha—!”

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Yayını dinleyen Garfiel bazı seçimler yapmak zorunda kalmıştı.

 

Başpapaz olduğunu iddia eden kişinin yayını panik yaratmış olsa da Pristella vatandaşlarının hareketleri oldukça düzenliydi. O karmaşaya rağmen acil durum prosedürlerini akıllarında tutarak Pristella’ya yayılmış sığınaklara doluşmaya başlamışlardı.

 

Yoldan geçenler Garfiel ve Mimi’yi de bir sığınağa davet etmişti. Fakat onlar bu daveti kabul etmemiş ve başka bir yere gitmeyi seçmişti.

 

Bu da Garfiel’i farklı bir tercihe yönlendirmişti.

 

O tercihin sonucunda da—

 

Reala: “Ah, Bay Görkemli!”

 

Garfiel: “——”

 

Başka bir sığınaktaki Reala, Garfiel’i görür görmez tanıdık birini görmenin rahatlığıyla koşturmaya başlamıştı.

 

Garfiel ise kalbindeki acıyı bastırarak kadının kendisine yaklaşmasına müsaade etmişti.

 

– Ve bu tercihin sonucunda,

 

Garfiel yakınlardaki sığınağa gitmesi için yapılan daveti reddettiği anda yapacağı seçime yaklaşmıştı.

 

Nerede olmalıydı? Emilia ve Subaru’yu mu bulmalı yoksa güvende olduğunu teyit etmek için yolundan çıktığı annesiyle mi kalmalıydı?

 

Mantıken hemen Emilia’nın yanına dönmesi gerektiğini biliyordu.

 

Buna rağmen bu sığınağın nispeten yakın olduğu bahanesiyle önce annesinin güvende olup olmadığını kontrol etmeyi göze alabileceğini düşünmüştü.

 

Reala: “Mimi-san’ın da burada olması çok hoş. O yayın beni endişelendirmişti.”

 

Mimi: “Ah, bize hiçbir şey olmadı~! Sufle de harikaydı, ikram için~ teşekkürler~!”

 

Reala: “Ah, bu iyi, beğenmenize sevindim.”

 

Mimi Garfiel’in tercihlerine hiçbir itirazda bulunmamış ve onu bağlılıkla takip etmişti.

 

Tabii ki o da Anastasia’ya ve kardeşlerine dönmeyi arzuluyordu. Onun gözünde Reala’nın güvenliği kendisini ilgilendiren bir mesele değildi ve bunu kontrol etmek gibi bir yükümlülüğü yoktu.

 

Garfiel: “——”

 

Bu sırada kendi bahanesini dinleyen ve nihayet Reala’nın güvende olduğunu teyit eden Garfiel, gitmekte özgür hale gelmişti. Bir an önce Emilia’nın yanına dönmeli ve onu şevkle, kuvvetle korumalıydı.

 

Cadı Tarikatı ortaya çıktığında Emilia’yı koruyacak ve onun adına savaşacaktı. Subaru’yla yaptığı anlaşma bu şekildeydi ve bunu asla ihlal etmezdi.

 

Kendisini bir kaplan gibi koruyamamış olsa da bir erkek olduğunu unutamazdı.

 

Garfiel: “Her şey yolunda gibi görünüyo, öyleyse harika benliim…”

 

Reala: “Bekle… Bay Görkemli, sen…”

 

Gitmeye hazırlanan Garfiel, Reala’nın alışılmadık ürkek tavrı karşısında ürpermişti.

 

Reala: “Çocuklarımı gördün mü? Bu sabah erken saatte evden çıktılar… ve bu sığınağa gelmediler…”

 

Garfiel: “——!?”

 

Aceleyle bakışlarını kaldıran Garfiel etrafını taramış ve ikisini de hiçbir yerde görememişti.

 

Reala: “Kocam da… yo, neyse, lüzumsuz şeylerden bahsediyorum…”

 

Garfiel: “Ne oldu? Şu anda bişi saklamaya çalışırsan harika benliim rahatsız olur.”

 

Reala: “— Yayın Belediye Binasından, kocamın çalıştığı yerden geldi… yani bugün orada bir şeyler yaşanmış olmalı…”

 

Garfiel: “——”

 

Belediye Binası şehrin merkezindeki uzun bir binaydı.

 

Garfiel şehrin tüm fonksiyonlarından o binanın sorumlu olduğunu duymuş ve başpiskopos da orayı ele geçirdiklerini ilan etmişti.

 

Garek şu anda orada olmalıydı.

 

Garfiel: “Haah…”

 

Haberler çok ani bir şekilde ulaşmış ve Garfiel’in kalp atışları panikle hızlanmıştı.

 

Kayıp kardeşleri ve olabilecek en tehlikeli konumda bulunan Garek… Reala’nın güvenliğini teyit etmek Garfiel’i annesinin ailesiyle ilgili şartları öğrenmeye itmişti.

 

Garfiel: “Kaptan, Emilia-sama…”

 

Garfiel’in zihnindeyse Emilia, Subaru, Otto ve Beatrice’in suratları beliriyordu. Geri dönmeli ve onların gücü olmalıydı.

 

Ama hemen ardından bu fikri kovalarcasına üvey kardeşlerinin ve Garek’in suratları da zihninde belirmişti.

 

Reala: “Seni rahatsız ettiğim için üzgünüm, Bay Görkemli. Lütfen söylediklerimi unut.”

 

Garfiel: “……”

 

Reala: “Az önce birazcık fazla korkmuştum. Sonuçta çocuklarım da kocam da şehrin acil durum prosedürlerini gayet iyi biliyor.”

 

Reala onlara güçlü bir gülümseme sunmuş olsa da elleri dua edercesine kavuşmuştu.

 

Zoraki bir harekette bulunduğu, Garfiel endişelenmesin diye çaresizce rol yapmaya çalıştığı barizdi.

 

Garfiel: “——”

 

Sessizlik, sessizlik, sessizlik.

 

Konuşamayan, dişlerini sıkan Garfiel’in zihni yarış halindeydi. Mimi ise sessizce ona bakıyor, kararını bekliyordu. Tek kelime etmiyor, yalnızca Garfiel’in elini tutmakla yetiniyordu.

 

Garfiel: “… Endişelenme, çocuklarınla kocan meselesini bize bırak.”

 

Reala: “—Bay Görkemli!?”

 

Bu beklenmedik yanıt, Reala’nın şaşkınlıktan nutkunun tutulmasına yol açmıştı. Ona başıyla onay veren Garfiel ise Mimi’ye dönmüştü.

 

Garfiel: “Bu benim meselem, o yüzden sen geri dönmelisin.”

 

Mimi: “Hai-ya!”

 

Garfiel: “Off!”

 

Kendisine geri dönmesi söylenen Mimi ayağını Garfiel’in ayağının üzerine geçirmiş ve acı dolu bir çığlık atmasına yol açmıştı. Sonra da bu fırsatı kullanarak duruşunu sergilemişti.

 

Mimi: “Garf çok güzel bir şey söyledi, bu durumda Mimi nasıl ona eşlik etmez ki~? Ben de kesinlikle~ seninle geleceğim~!”

 

Garfiel: “Ufaklık… yo, sorun değil. Üzgünüm.”

 

Mimi: “Bu noktada bana minnittarlığını sergiliyor olmalıydın!”

 

Garfiel: “—Teşekkür ederim.”

 

Mimi: “Rica ederim!”

 

Diyen Mimi tatlı kıkırtısıyla Garfiel’in de kahkaha atmasını sağlamıştı.

 

Ardından Garfiel, sersemlemiş haldeki Reala’ya dönerek,

 

Garfiel: “Harika benliim gidip aileni ariycak, o yüzden sen diğer herkesle birlikte burada kalıp bizi bekle.”

 

Reala: “Ama, ama… neden benim için bunu yapasın ki?”

 

Garfiel: “——”

 

Bunu neden yapacaktı?

 

Reala tereddütlü bakışlarla Garfiel’i sorguluyordu. Garfiel ise yanıtını sırıtarak vermişti.

 

Garfiel: “Çünkü harika benliim altın rengi bi kaplan! Görkemli! Kaplan!”

 

Mimi: “Öyleyse Mimi de artık Görkemli Mimi~!”

 

Bu aptalca cümlelerle sergiledikleri laubali tavırlar orada toplananları şok etmişti.

 

Ve Garfiel, Mimi ikilisi Reala’yı şaşkın bir şekilde bırakıp sert bir dönüşle sığınaktan dışarı koşturmaya başlamıştı. 




#Görkemli Mimi yaaa, çok tatlı :) Ama Görkemli Mimimiz ağır yaralanmak üzere. Ve bölüm ismiyle içeriğinin anlattığı üzere buna Garfiel sebep olacak gibi görünüyor. Ya bu sığınağa gelip annesinin ailesini bulma seçimi ya da bu süreçte yapacağı yeni bir seçim Mimi'nin yaralanmasına sebep olacak sanırım. Öyleyse o seçimi ve süreci okumak için bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22005 Üye Sayısı
  • 822 Seri Sayısı
  • 40690 Bölüm Sayısı


creator
manga tr