Cilt 4 Bölüm 127B [ Pes Etmek Yok ] (1/4)

avatar
2151 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 127B [ Pes Etmek Yok ] (1/4)


Çevirmen : Clumsy 

,

Bu odada incelenebilecek tek şey tabuttaki beyaz kadındı.

 

Emilia: “Öyleyse bariyeri kaldırma mekanizması… kadının defnedildiği şey mi?”

 

Diyen Emilia tüm odaya baktıktan sonra afallamış, kafası kalkmıştı.

 

Şöyle güzel ve bariz bir kaldıraç veya kırılması gereken bir büyü taşı yoktu. Kadını çevreleyen transparan büyü taşından soluk bir ışıltı geliyordu, Emilia bunun mana çekmeye yaradığını anlayabiliyordu.

 

Odadaki tek işler şey bu tabuttu.

 

Emilia: “Cidden kim bu... belki Echidna'nın annesidir?”

 

Emilia kendisinin etrafındayken daima tiksinir gibi duran cadıyı düşünüyordu.

 

Onun da bu tabuttaki kadın gibi beyaz saçları ve siyah kıyafetleri vardı ve ne kadar çekici olduğunu canlı bir şekilde anımsayabiliyordu.

 

Hatırasındaki cadı ile tabuttaki kadının pek çok ortak noktası vardı.

 

Kapalı gözlerinin pozisyonu, dudaklarından burnuna çıkan kemiğin şekli vb...

 

Echidna ergenliğinin sonlarında gibi görünüyordu, tabuttaki kadınsa yirmili yaşların başında.

 

Belki de Echidna’nın annesinden ziyade ablası olduğunu düşünmek daha uygun olurdu.

 

Emilia: “Ve... bir isim yok. Ama burası Echidna'nın mezarı olmalıydı.”

 

Fakat içeri giren Emilia, tabutta Echidna olmayan bir kadın bulmuştu.

 

Belki de mezarın ismi bir aldatmacaydı veya—

 

Emilia: “Belki bu Echidna’dır, rüyada gördüğüm kadın Echidna değildir?”

 

Çılgınca bir teoriydi ve Emilia bile bunu kafasını sallayarak reddetmek durumundaydı.

 

Echidna’nın sözleri bir yana, Sekhmet’in bir şeylerden bahsettiği kesindi. Ve Emilia bu saatten sonra başka birini ‘Echidna’ olarak göremezdi.

 

Emilia: “Burası Echidna'nın mezarı ama içeride başka biri yatıyor… durum böyle olabilir.”

 

Öyleyse mezarın ismini değiştirseler daha iyi olabilirdi.

 

BURADA ECHIDNA YATIYOR yazıyordu. Fakat yatan kişi bir başkasıydı ki bu da pek çok problem doğururdu. Mesela adaklar yanlış kişiye gidebilirdi.

 

Tam olarak kestirip atılacak bir sonuca ulaşmış değildi ama Emilia yine de tabutu incelemek için uzandı, dokunmamaya dikkat ediyordu.

 

Mana akışına da bir göz gezdirdi. Tabut ve mezar, mezarla bağlantılı topraktan ufak miktarlarda mana çekiyor ve bu mana bir çeşit algoritmayı güçlendirmek için kullanılıyordu.

 

Ölçülemeyecek kadar küçük oranda bir mana söz konusuydu ama yine de bariyer gibi devasa bir şeye güç sağlayabiliyor, bu da oldukça geniş bir alandan mana toplandığını gösteriyordu.

 

‘Mezarla bağlantılı toprak’ harfi harfine uyan bir ifadeydi.

 

Muhtemelen bariyerin içerisindeki ormanın tümü mezarın güç kaynağıydı. Ve mezar hepsinden aynı anda ufacık miktarlarda mana çekiyor, böylece güç kaynağını etkilemiyordu.

 

Emilia: “Bu harika... öyle harika ki ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok...”

 

Mana akışını çeken, büyü yetisine güç sağlayan bir algoritma.

 

Emilia daha basit algoritmalar oluşturabilirdi ama Sığınağı çevreleyen bariyerin algoritması onun algısını fazlasıyla aşıyordu.

 

Bu süreci durdurursa tekrar başlatabileceğinden şüpheliydi.

 

Tekrar başlatılmasına da gerek yoktu tabii.

 

Emilia: “İşte. Mana akışını kesersem muhtemelen tedarik kesilecektir.”

 

Emilia mana akışını takip ederek bariyerin tabutu öz olarak kullanan çıkış noktasını tespit etti. 

 

Mezarın içi, kadının ellerini karnında bağladığı nokta—işte mananın aktığı nokta tam da orasıydı. Emilia oradaki manaya müdahale ederek algoritmayı bozarsa mezarın tüm gücü ortadan kalkacaktı.

 

Emilia: “—”

 

Bir an için tereddüt etti.

 

Muhtemelen mezarın gücünü ortadan kaldırmak Yargılamaları başlatan mekanizmaya da zarar verecekti. Yani bundan böyle rüya kalesine giremeyecekti.

 

—Büyük ihtimalle Echidna ile o çay partisini asla veremeyecekti.

 

Cadılar, hiç değilse Sekhmet, Emilia’nın annesini tanıyordu.

 

Sekhmet’in boğucu gücü Emilia’da hem nostalji hem de korku doğuruyordu. O aşinalığın anlamını çözmek istiyordu.

 

Rüya kalesine giremezse kendisini o hedeften uzaklaştırmış olurdu. Ve bu da—

 

Emilia: “—Vazgeçemem, değil mi?”

 

Bu mırıldanmayla birlikte parmak uçlarını kullanarak tabuttan yayılan zayıf mana akışına müdahale etti.

 

Sığınağın işlerliğini destekleyen ve bariyeri kapsayan güçte küçük bir değişiklik meydana gelmişti. Bu da algoritmanın kritik kısımlarına karıştı ve o küçük değişiklik büyük bir değişikliğe çevrildi.

 

En nihayetinde ışıltı da ortadan kalktı, algoritmanın tüm ibareleri büyü taşı tabuttan silindi. Geriye yalnızca saf büyü taşının ışığı ve içerisinde mühürlü kadın kaldı.

 

Emilia: “... Sanırım sona erdi.”

 

Bariz bir değişiklik gözlemleyemeyen Emilia çekine çekine etrafına bakıyordu. Öncesinde mezarı çevreleyen mana akışı ortadan kalkmış, mezar devasa bir taş binadan ibaret hale gelmişti.

 

Emilia hafif bir iç çekişle birlikte tabuta yaslandı.

 

Mezar kalifiye olmayan kişileri reddetmeyi bırakmış olsa gerekti. Emilia olup bitenden haberdar olan Roswaal veya Lewes’i içeri sokup uykudaki kadının kim olduğunu sormalıydı.

 

Emilia: “Bitti... evet, bitti...”

 

Bunu defalarca tekrar eden Emilia hissetmediği bir gerçeği sindirmeye çalışıyordu.

 

Aklında mezara meydan okumadan önce Roswaal’la yaptığı kibirli konuşma vardı.

 

Roswaal ona, tek yapman gereken arzuladığın sonuçları elde etmek demişti.

 

Emilia Roswaal’ın ne hissettiğini bilmiyordu ama kendisinin Yargılamayı yenmesini istediğinden şüpheliydi. Gerçi onu buraya getiren ve bir Seçim Adayı yapan kişi Roswaal olunca arkasındaki mantık biraz kafa karıştırıcı oluyordu.

 

Emilia: “Öğretmen... öyle demişti, değil mi?”

 

Bir de Roswaal’ın Öğretmen dediği kişiyi anımsıyordu.

 

Doğal olarak Roswaal gibi büyücülüğün zirvesindeki birinin bile bir ustası olmalıydı. Roswaal'ın ‘Öğretmenim’ dediği bu usta, onunla birlikte Sığınağı başlatmıştı.

 

Emilia: “Belki de... o sendin.”

 

Tabutu okşayan Emilia bunu düşünüyordu.

 

Roswaal’ın sahiden de yerini dolduramayacağı bir Öğretmeni varsa bu beyazlı kadın o olmaya uygun görünüyordu.

 

Emilia: “—Diğerleriyle konuşmam lazım.”

 

Kafasını sallayan Emilia bakışlarını tabuttan ayırdı.

 

Gerçi mezardaki kadınla ilgili konuşmayı biraz ertelemesi gerekecekti. Subaru’nun söylediğine göre yarın geceden önce Sığınaktan çıkamazlarsa—ertesi günün şafağında—korkunç bir şey olacaktı.

 

Sığınakta sıra dışı bir şeye denk gelirsen olabildiğince hızlı şekilde kaç, demişti.

 

Fazladan koca bir günü vardı ama herhangi bir öngörülmemiş durumla karşılaşıp karşılaşmayacağını bilmiyordu.

 

Odadan çıkarak koridora, oradan da çıkışa yöneldi. Eğer bir değişiklik olmadıysa Lewes ve Sığınak halkı onu dışarıda bekliyor olmalıydı.

 

Taşın üzerinde attığı adımlarla koridorda koşturdu, karanlık mezardan açık alana adımını attı.

 

Ve orada,

 

Emilia: “—Ha?”

 

Sığınağı teslim alan kar fırtınasıyla karşılaşarak puslu, beyaz bir nefes verdi.

 

#Bu kadın kimin nesi acaba, bu bölümde çözülebilir diye ummuştum ama belli ki henüz cevap alamayacağız.
Emilia yaptığı hamleyle bariyeri kaldırmış gibi görünüyor. Bu sayede Sığınak halkı dışarı çıkabilecek, tabii şartlar elverirse. Ancak dışarıda henüz gelmemesi gereken bir kar yağışı var. Bu neye işaret ediyor? Bu sorunun cevabını alabilmemiz için yine dört bölüm atacağım, sıradaki üçlüde görüşmek üzere :)






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21928 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40698 Bölüm Sayısı


creator
manga tr