Cilt 4 Bölüm 124 [ Dinle, Aptal ] (3/3)

avatar
2328 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 124 [ Dinle, Aptal ] (3/3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Bu soru dört yüz yıldır yaşananlara bir son getirebilirdi.

 

Ve tam olarak Echidna’nın Beatrice’e emrettiği, cadının işitmek istediği şey olabilirdi.

 

Beatrice kimin ‘O KİŞİ’ olduğunda karar kılacaktı?

 

Cadı merakını tatmin etmek için kendi kızını kullanmış, bir başına dört yüz yıl geçirmesine izin vermişti.

 

Onca zamanın karşılığı bu soruda yatmaktaydı.

 

Beatrice nefesini tutmuştu. Ve Subaru gözlerinin içine bakarak yanıtını verdi:

 

Subaru: “Aptal mısın sen? —Tabii ki senin o garip, gizemli O KİŞİN olmayacağım.”

 

 ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Beatrice, kütüphaneyi teslim alan şiddetli şok dalgasının ardından rüzgârın savurmuş olduğu kitapları toplayarak yeniden kitaplıklara yerleştirmekteydi.

 

Neyse ki düşmüş olmalarına rağmen hiçbirinin kapağı kopmamıştı.

 

Beatrice Kütüphanede güç kullandığı için pişman olsa da zarar ufak çaplı olduğu için rahatlamıştı.

 

Kitaplar onun yoldaşlarıydı, dört yüz yıllık ıssızlığını onlarla paylaşmıştı.

 

Bir kitap olma arzusu konusunda yalan söylemiyordu. Bu kitaplar gibi olmanın, kalbi kırılmadan uzun zaman bekleyebilen bir varlığa dönmenin hayalini pek çok defa kurmuştu. Fakat o umudun aptalca bir fikirden doğduğunu düşünmeye başlamıştı.

 

Beatrice: “Muhtemelen gülünesi bir fikir, sanırım.”

 

Köşeye sıkıştırıldığı sefalet bu şekildeydi.

 

Bu konuda kendisiyle dalga geçiyordu. Ancak bu dalga geçiş, ufak göğsünün içerisindeki öfkenin altında kalıyordu.

 

Beatrice: “O herif... o herif... sahiden onun problemi ne, sanırım!”

 

Onu düşünmek bile tepesini attırıyor, ayaklarını yere vurmasına ramak kalıyordu.

 

Bu bastırılmış duyguların acısını bir şeyden çıkarmak istiyordu fakat annesinin korumasını talep ettiği bu mekandaki her şey kıymetliydi.

 

Sinirini dökebileceği bir şey olmayınca da elinden yalnızca kabaran o duyguların sönmesini beklemek geliyordu.

 

Son kitabı da yerine koyduktan sonra iç çekerek üstünü başını düzeltti. Ardından basamağına geçti, siyah kitabına uzandı—ve durdu.

 

‘Boş bir kitap. At gitsin şu şeyi!’ Rahatlıkla, defalarca böyle söylemişti.

 

Ve o hayati anda Beatrice’in o şeyi gözden çıkarmasını sağlayacak fikri reddetmişti. Tamamen, bütünüyle algılanamaz ve sinir bozucu bir durumdu.

 

Beatrice: “Tükendim, doğrusu.”

 

Fakat öfkesi ilelebet sürmeyecekti.

 

Yanaklarını şişirmeyi bırakarak tutmakta tereddüt ettiği kitabı aldı ve kalbinin üzerine yerleştirdi.

 

En nihayetinde, sonun sonuna dek, zihnini korumanın tek yolu bu şeye tutunmaktı.

 

Roswaal’ın İncilinin de söylediği gibi, Beatrice’in sonunun gelmesi yakındı.

 

Peki o sonu beklerken ne hissetmeliydi?

 

En sonunda bitiyordu. Bu yeterince iyi bir duygu olmaz mıydı?

 

Evet, hissetmesi gereken şey buydu ama aslında olan yitik hissedişiydi.

 

—Sen bir aptalsın. Her nedense bu kelimeler kalbine ağır bir şekilde oturmuştu.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Şok dalgasıyla uçurulan Subaru koridor boyunca tökezleyerek sırtüstü duvara toslamıştı. Yan tarafının bir kolona çarpışıyla tiz bir çığlık atarak kıvranmaktaydı.

 

Subaru: “Ghhah! Hhgahghh... İ-imkânsız! O aptal konuşmanın orta yerinde...!”

 

Önündeki kapı sımsıkı kapalıydı. Subaru nefret dolu bir ifadeyle kapıya uzandı fakat doğal olarak kapıyı araladığında onu karşılayan manzara Yasaklı Kütüphane değildi—sıradan bir misafir odasıydı.

 

Kapı Geçişi aktive olmuş ve Subaru kütüphaneden kovulmuştu.

 

Subaru: “Onu fazla sinirlendirdim, o da beni kovdu... lanet olsun, kelime seçiminde saçmaladım!”

 

Söylemeye çalıştığı şey yanlış değildi ama söyleme ve gösterme şeklinde bir tezat söz konusuydu.

 

Sonucunda da Kütüphaneden atılmış, başarıdan kopmuştu.

 

Subaru: “Her neyse, burada kalamam. Beako’yu başka bir kapıdan bulmam lazım ve...!”

 

???: “N-Natsuki-san?”

 

Subaru etrafında döner ve tamamen rastgele bir seçimle kapıları denemeyi düşünürken birinin seslenişini işitti. Bu sese olan aşinalığı ve kendisine seslenilmiş olması sendelemesine ve gözlerinin açılmasına yol açmıştı.

 

Bakışları, başka bir yerde olması gerekirken yandaki odaların birinden kendisine bakmakta olan Otto’yla buluştu. Ve yine onun altından kendisine bakmakta olan Petra’yla…

 

Subaru: “S,siz neden hala köşktesiniz? Sadece bir kanadın güvenli olduğunu ve kapıları açtıktan sonra kaçmanızı söylememiş miydim?”

 

Otto: “Ne yazık ki dışarıdaki durum oldukça fena halde değişti...”

 

Otto başını sallarken suratı aynı solgunlukta olan Subaru, yaklaşmaya başladı.

 

Otto bu durumla ilgili şaka yapıyor olamazdı. Kaçışını iptal ettiğine göre buna sebep olan bir şey yaşanmış olmalıydı.

 

Subaru: “Ne oldu? Kısa versiyon lütfen.”

 

Otto: “Cadı yaratıkları. Bir sürü yaratık köşkü çevreledi ve kımıldayamıyoruz.”

 

Subaru: “Cadı yaratıkları mı!?”

 

Bu beklenmedik kelimeler karşısında gözleri irileşen Subaru teyit etmesi için Petra’ya döndü. Ve Petra başını birkaç kez sallayarak onay verdi.

 

Petra: “Emm, köpek olmayan pek çok cadı yaratığı var… iki başlı yılanlar, keseli sıçanlar gibi bir sürü şey.”

 

Subaru: “Bu arkadaşlar yakındaki ormanda mı yaşıyor?”

 

Petra: “Öyle ama… bariyerin onları dışarıda tutması lazımdı.”

 

Subaru: “Yine mi bariyer...”

 

Bir önceki cadı yaratığı fiyaskosunda Arlam Köyü ve Köşkü çevreleyen orman arasındaki bariyerin onarıldığını teyit etmişlerdi. Sonrasında da bariyerdeki zayıflıkları düzeltmeye öncelik tanınmıştı, yani bu kadar kısa bir sürede böyle bir hatanın tekrarlanması pek ikna edici değildi.

 

Ve en önemlisi, yaratıkların köşkü sarmasının bir sebebi olmalıydı.

 

Subaru: “O köpeklerde olduğu gibi bunları da tuhaf bir irade mi yönlendiriyor ki? Peki ya Arlam halkı? Onlar iyi mi?”

 

Otto: “Onların tahliye emrini verirken herhangi bir cadı yaratığı görmemiştim ve kaçarken Düşesin vagonlarını kullandıkları için güvende olmaları gerekir diye düşünüyorum. Patrasche-chan da onlara rehberlik ediyor.”

 

Subaru: “Tamamdır. Bu rahatlatıcı oldu.”

 

Rastgele bir adamdansa akıllı bir yer ejderinin onlara eşlik ediyor olması çok daha güvenilirdi. Patrasche’nin bu işin üstesinden gelmesi için dua eden Subaru dişlerini sıktı. Durum yine kendisine yabancı bir seyir alıyordu.

 

Bu cadı yaratığı saldırısı daha önce hiç yaşanmamıştı.

 

Doğal olarak, zamanlama dikkate alınırsa, Elsa’nın saldırısıyla bağlantılı olmalıydı.

 

Subaru: “Peki ya Frederica ve Rem?”

 

 Petra: “Frederica Abla ve Rem-san’a rastlamadık... Emm, be-ben gerçekten onları aşıp uzaklaşabileceklerini sanmıyorum.”

 

Subaru: “Demek ki onlar da hala köşkteler. Yaratıklar dışarıda kaldığı için şükretmemiz lazım ama Garfiel ne kadar dayanabilir ki?”

 

Subaru Petra'nın başını okşayarak bu ekstrem durumda güçlü kalabilişini övdü. Kendisi onun yaşında olsa ağlamaktan altına işeyebilirdi. Ama her halükârda şartlar burada kalmalarına müsaade etmeyecekti.

 

Subaru: “Şu anda neredeyiz? Köşkün hangi kanadında?”

 

Otto: “Doğudayız. Garfiel hala batı kanadında çarpışıyor olmalı, yani zarar görmemek için oradan uzak durmamızı öneririm...”

 

Subaru: “Ve o zaman olası kaçış rotaları...”

 

Tabii ki Subaru’nun Beatrice’i alması gerekliydi ama Otto ve Petra’nın kaçışı da zaruriydi. Subaru düşüncelere dalarak olası kaçış rotaları için zihnindeki köşk haritasının üzerinden geçmeye başlamıştı. Fakat düşünceleri bir ses tarafından dağıtıldı.

 

???: “—Oh tanrım? Hepiniz burada toplanmış beni mi bekliyorsunuz?”

 

Bıçağın enselerine dayanışı gibi felç edici bir hissiyat hepsinin kaskatı kesilmesine yol açmıştı.

 

Subaru, çekinerek etrafına bakmakta olan Petra’yı çabucak kolundan tutarak yakınına çekti.

 

Koridorun ötesinden, ay ışıklarıyla aydınlanan birinin adımları yaklaşmaktaydı. Işığa girer girmez kim olduğu anlaşılmıştı.

 

Subaru: “Garfiel ne bok yiyor!?”

 

???: “Üçünüzün de tatlı bağırsaklarını çıkartacağım—”

 

Bağırmakta olan Subaru’nun önündeki zemin, yaklaşmakta olan Bağırsak Avcısının gölgesiyle buluşmuştu.

 

#Beatrice'in sorusu ufak bir öfke patlamasıyla sonuçlanmış. Böylece Subaru onu ikna etmekte başarısız olmuş ve kütüphaneden atılmış. Yani ikinci bir denemeye kadar bize yine hüsran var.
Ayrıca daha önce görmediğimiz bir durum söz konusu, yani köşkün dışındaki cadı yaratıkları... Eğer köşkten sağ salim çıkmayı başarırlarsa bir de onlarla uğraşmak zorundalar galiba.
Son olarak Elsa'nın belirişi... Elsa bir başına buraya geldiyse Garfiel'in başına ne gelmiş olabilir? 
Tüm bu soruların cevabı için yine okuyacak ve daha da farklı sorularla karşılaşacağız. O zaman 'Roswaal Köşkü Savaşı' bölümünde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21948 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40703 Bölüm Sayısı


creator
manga tr