Cilt 4 Bölüm 122 [ Gürültülü Buluşma ] (2/3)

avatar
2361 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 122 [ Gürültülü Buluşma ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy 

 

???: “PETRA!!”

 

İri bir siluet koridorun diğer ucundan atılarak Petra ile bıçağın arasına girdi ve tiz, metalik bir ses eşliğinde kıvılcımlar uçuştu.

 

Petra'nın koruyucusu, uzun sarı saçları dalgalanan kişi, çok yakından tanıdığı bir karakterdi.

 

Bir kadına uygun görünmeyecek kadar iri ve güvenilir bir sırta sahip tek kişi vardı.

 

Petra: “Frederica Abla!”

 

Frederica: “Petra, seni yaramaz kız. Sana kaçmanı söylemiştim… bu işler bitince azar işiteceksin.”

 

Petra: “P-peki madam!”

 

Sert bir tonla bu sözleri sarf eden Frederica Petra’ya kısa bir bakış attı.

 

Petra ise yaramaz kız kelimeleri karşısında titreyerek Frederica’nın arkasından gözyaşları içerisinde bir iki defa başını salladı.

 

Kadın: “Büyük hizmetçi sen misin? Sahiden de büyükmüşsün.”

 

İkilinin önünde sohbet ettiği bıçaklı kadın hafifçe geri çekilerek başını kaldırmıştı. Örgüsünün hareketiyle birlikte sallanışıysa kadının tuhaflığına uymamış, komik bir görünüm sunmuştu.

 

Frederica: “İriliğim beni de rahatsız ediyor, farkındasındır. Muhtemelen babamdan gelmiş.”

 

Kadın: “Demek ki baban kocamanmış. Ve sen de bu kadar iri olduğuna göre süper bağırsaklara sahip olmalısın. Heyecanlandım.”

 

Frederica: “Hobilerine pek hoş diyemeyeceğim.”

 

Kadın: “Kadınların bağırsakları erkeklerinkine kıyasla çok daha parlak ve canlı. Seninkiyle bir kıyaslama yapıp sana da öğreteceğim.”

 

Frederica kolunu önündeki kadına doğru kaldırarak savaş duruşunu aldı.

 

Ellerindeki pençeli kuşak kadının saldırısını defettiği silah olmalıydı.

 

Frederica’nın iri, güçlü yapısını kullandırdığı için ona uygun bir silah denebilirdi ama…

 

Frederica: “Sinir bozucu olsa da yeterli bir eşleşme sağlayamayacak.”

 

Kadın: “Biraz yeteneğin varmış gibi görünüyor fakat muhtemelen benim kadar değildir. Başkentte yaşadığım ve hemen hemen öldüğüm tecrübeden sonra yeteneklerim iyiye gitti.”

 

Frederica: “Anlıyorum. Senin işini bitirmeyi başaramayan kişiye lanet etmeyi arzular oldum.”

 

Frederica’nın alnında soğuk terler birikmişti.

 

Kadından yayılan boğucu dehşet Frederica’nın aradaki güç farkını tek bakışta algılamasına yetmişti. Kadın orada hiçbir şey yapmadan dikilirken bile kalın bir ölüm aurası saçıyordu.

 

Bu korkunçluk için kaç can almış olmalıydı?

 

Frederica: “Petra. Bu defa köşkü gerçekten terk et. Ben onu oyalayacağım.”

 

Petra: “A-ama abla...”

 

Petra arkalarındaki kapıya kısaca bir göz gezdirdi.

 

Böylelikle Frederica Petra’nın neden emirlerine itaatsizlik edip buraya geldiğini anladı.

 

Ve bu yüzden,

 

Frederica: “Seni kimin görevlendirdiğini bilmiyorum... ama görünen o ki ben ve Petra hedef gösterilmişiz.”

 

Kadın: “Evet, öyle. Sen, küçük hizmetçi ve ruh kız. Bu sayıdan pek hoşnut sayılmam ama daha önce hiçbir ruhun karnını açmadığım için heyecanlıyım. Geçen sefer çok yaklaşmış ama başaramamıştım.”

 

Frederica: “Bu bilgiyi fazla rahat paylaştığın kesin. Bu seni bir profesyonel olmaktan çıkarmıyor mu?”

 

Kadın: “Umurumda değil. Ağzın yakında çalışmayı kesecek ve işverenime şikâyet etmeyi düşünüyorsan yalnızca seni susturmam gerekecek demektir.”

 

Frederica: “Ne dengesizlik.”

 

Bu konuşma birilerinin başını ağrıtabilirdi.

 

Frederica bu kadınla daha fazla konuşmanın anlamsız olacağında karar kılmıştı. Zaten almak istediği cevabı almayı başarmıştı.

 

Frederica: “Petra. Seni, beni ve Beatrice-sama’yı hedef almış. Anlıyor musun?”

 

Petra: “—Evet madam.”

 

Petra başını sallayarak gözyaşlarını sildi.

 

Bu son etkileşimle Frederica’nın niyetini anlamıştı.

 

Akıllı bir kızdı. İyi bir öğrenciydi. Frederica’nın ölmesini arzulamayacağı biriydi.

 

Frederica: “Git!”

 

Petra: “Peki madam!”

 

Petra eli ayağına dolanarak koşmaya başladı.

 

Ve siyahlı kadın aynı saniyede ona bir şeyler fırlattı. Dört bıçak havayı yararak Petra’nın sırtına ilerlemeye başlamıştı. Süper nişanlaması mide bulandırıcıydı ve Frederica’nın kuşağının ani hareketi bıçakları zar zor savurabilmişti.

 

Tiz metalik seslerle birlikte tüm bıçaklar saparak rotalarından çıkartıldı.

 

Petra kaçarken arkasına bile bakmamıştı. Frederica’ya güveni tamdı. Ve taleplerine karşılık vermesi gerekiyordu.

 

Kadın: “İyi bir kız.”

 

Frederica: “Evet, onunla gurur duyuyorum!”

 

Frederica sol kuşağını kadına doğru savurdu, kadınsa hafifçe öne eğilerek kaçındı. Frederica bu defa hedefini kamburlaşan kadının karnı olarak değiştirerek bir tekme attı.

 

Duvarları yıkabilecek kapasitedeki tekmesi havada ilerlemekteydi. Frederica’nın babası normal bir insan olan annesinin aksine dövüşçü yaratıkların soyundan gelen bir yarım-kandı. Frederica o kanın damarlarında akmasından tamamıyla hoşnut sayılmasa da şu an için bu kuvvete minnettardı.

 

Tekmesini karşılayan kadının gözleri irileşmişti. Boştaki eliyle anında engellemeye kalksa da tekme, cılız kollarını kırabilmek için gereken kuvvetten de fazlasını içeriyordu ve—

 

Frederica: “Nee!?”

 

Kadın: “Bu seni gerçekten şaşırttı mı?”

 

Frederica nefesini tutmuştu. Kadınsa tepetaklak şekilde, kıpkırmızı dudaklarına rahat bir gülümseme yerleştirmişti.

 

Frederica’nın bacağı eline dokunduğu anda, en ufak bir hataya bile mahal vermeyecek bir durumda, kadın başarılması imkânsız denebilecek bir akrobasi gerçekleştirmişti. Vücut ağırlığını Frederica’nın tekmesine bindirerek tek elinin üzerinde durur hale geçmiş, Frederica ise bacağının üzerindeki kuş tüyü gibi kadına bakarak ürpermişti.

 

Frederica: “Örümcek!”

 

Kadın: “Yakın zamanda bir başkası da tıpatıp aynı şeyi söylemişti.”

 

Sesi canı yanmış gibi çıksa da az önceki şiddetli saldırıya dair en ufak bir yansıma taşımıyordu.

 

Akabinde ay ışığının üzerine yansıdığı bıçağını Frederica’nın boynuna doğru savurdu. Frederica ise darbeyi bertaraf etmek için hemen kuşağını çekti fakat hem o kolu hem de ona yardımcı olması gereken diğer kolu acı içerisindeydi.

 

Yalnızca tek elini kullanan ve o kolu Frederica’nınkinden çok daha ince olan kadının tutuşundaki kuvvet fazlasıyla yoğundu.

 

Bıçaklar çarpışır ve kıvılcımlar çıkarken Frederica kadının tünediği bacağını alçalttı, suratını hedefledi ve—

 

Kadın: “Kötü tercih.”

 

Kuşaktaki pençede kalan bıçak—kadın tarafından bir bağlantı noktası olarak kullanıldı ve kadının iyice dönmesini sağladı.

 

Frederica’nın tekmesi onu düşerken yakalamalıydı fakat bunun yerine zararsızca altından geçti ve kadının boştaki eli o bacağa uzandı. Eteğinin altında yaklaşmakta olan yeni bir bıçak daha mevcuttu.

 

Kadın: “Bana dolgun iç organlarını göster bakalım.”

 

Diyen ve hala tepetaklak duran kadının iki yandan uçan iki bıçağı Frederica’yı ikiye ayırmak için yeterli güce sahipti.

 

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

 

Merdivenlerden süzülen Petra koşarken minik kollarını genişçe savuruyordu.

 

Üst katta metallerin çarpışmasından doğan tiz sesleri ve Frederica'nın sessiz çığlığını işitiyordu.

 

Kendisi kaçabilsin diye dövüşen Frederica’yı dinlememesine yol açacak inatçı, çocukça fikirlere takılıp kalacak kadar aptal biri değildi.

 

Ama dövüşler hakkında en ufak bir bilgisi olmayan Petra’nın bile bildiği bir şey vardı.

 

O gölgemsi kadın korkunç bir canavardı.

 

Frederica'nın suratı o kadar korkunçken bile kadının gülümsemesi bir an olsun duraksamamıştı. Petra aradaki güç uçurumunu fark etmemiş değildi. Aksine, fazlasıyla farkındaydı.

 

Frederica’yı ardında bırakmak orada öldürüleceği anlamına geliyordu.

 

Petra: “Ama ya Beatrice-sama buradaysa...!”

 

Köşkte kalan son kişi.

 

Gölgemsi kadın Rem’in varlığından haberdar değilmiş gibi görünüyordu. Doğal olarak Petra kadının bulduğu takdirde Rem’i de hedef listesine ekleyeceğini çözmüştü ama o ve Frederica Rem’in varlığını duyurmadığı sürece onu bulma ihtimali düşüktü.

 

Petra: “Bu mu... hayır değil, o zaman bu mu!?”

 

Merdivenlerden inen Petra yakınlarındaki rastgele bir kapıyı açmış ve içeriyi kontrol etmişti.

 

İnanılır gibi değildi ama Beatrice bu köşkteki hareketli bir odada yaşıyordu. Köşkün kapılarını sırayla açarsanız eninde sonunda biri Beatrice’in kapısına açılırdı. İşte o kız bu kadar güçlü bir büyücüydü.

 

Petra’nın da şu anda o büyücünün yardımına ihtiyacı vardı.

 

O kişi buradaysa Frederica’ya kesin yardım ederdi. Gölgemsi kadın sorununu çözer ve Petra’nın hayallerindeki köşkü korurdu.

 

Petra: “Burada değil... burada da değil... büyük kız kardeş!”

 

Nefes nefese kalan ve gözlerinden yaşlar süzülen Petra’nın yığılıp kalmasına ramak kalmıştı.

 

Hizmetli alanındaki yakın kapıların hepsini açmış ama Beatrice ortaya çıkmamıştı. Peki Frederica o kadınla dövüşmeye başlayalı ne kadar olmuştu?

 

Petra’nın acele etmesi gerekiyordu, gerçekten acele etmesi gerekiyordu ama…  

 

Petra: “Büyük, kız kardeş...”

 

Koşması lazımdı. Ama bacakları kımıldamıyordu.

 

Petra eliyle bacağına vurarak solan kalbini canlandırmaya çalıştı. Fakat yeterli değildi. Güçlü olamıyordu. Ve ümitleri de her geçen saniye ölüyordu.

 

Petra: “—Subaru”

 

Güçsüzlük kalbini teslim alırken dudaklarından burada olmayan birinin ismi çaresizce döküldü.

 

Bu Petra’nın bu dünyada düşünebildiği en cesur kişinin ismiydi.

 

Mükemmel ve cesurdu, titreyen bacaklarına güç vererek yenmesi mümkün olmayan rakiplerinin karşısına geçmişti.

 

Diğer köylülerle birlikte gerçek bir tehlikedeyken, ölmek üzere olan Petra o kişi tarafından kurtarılmıştı—ve şimdi de o isme seslenmişti.

 

Burada olmadığını bilse de...

 

Petra: “Subaru, Subaru... yardım et, Subaru,”

 

???: “Tamamdır, edeceğim, Petra.”

 

Petra: “—Ne?”

 

Ağlayarak yüzünü ellerine gömen Petra, duyduğu ses karşısında başını kaldırdı.

 

Gözyaşları görüşünü bulanıklaştırmıştı. Biri tam önünde dikilmekteydi.

 

O kişi Petra’nın göz hizasına inmek için diz çöktü ve-

 

???: “Geç kalarak hata ettim. Ama sana yardım etmeye geldim… Tanrıya şükür ki güvendesin, Petra.”

 

Nahoş gözlü tanıdık surat, tuhaf bir gülümseme sunmaktaydı.

 

Petra’yı rahatlatmak için elinden geleni yaparken takındığı ifade Petra’yı tamamıyla rahatlatmıştı.

 

Petra: “Sen misin... Subaru? Burada mısın?”

 

Subaru: “Evet benim ve buradayım. Her şey yoluna girdi.”

 

Subaru teskin edici bir şekilde başını salladı. Petra ise Subaru’ya uzandı. Yanaklarına vurdu ve ona doğru fazla eğildiği için düşerken Subaru tarafından yakalandı.

 

Halüsinasyon veya rüya değildi, buradaydı. Onun için gelmişti.

 

Hissettiği rahatlığı dışa vurmak isterdi. —Ama zamanı değildi.

 

Petra: “Subaru... Frederica abla üst katta bir kadınla dövüşüyor.”

 

Subaru: “Öyle mi?”

 

Petra: “Karanlık, koca bıçaklı… ve gerçekten korkutucu biri.”

 

Subaru: “Koca bıçaklı karanlık, korkutucu bir kadın… evet, onu tanıyorum.”

 

Diyen Subaru suratını ekşitti.

 

Kadının oluşturduğu tehdit konusunda hemfikirlerdi. Petra Subaru’nun kolunu çekiştirdi.

 

Petra: “Lütfen Frederica ablayı kurtar! O kadını yen, Subaru!”

 

Subaru: “Tamamdır, her şeyi bana bırak!... demek isterdim ama Frederica’nın yenemeyeceği biriyle karşılaşırsam cesede dönmem bir saniyeyi bile almaz!”

 

Petra: “—”

 

Petra’nın kalbi ansızın çaresizlik dolmuştu.

 

Fakat Subaru'nun avcu hassas bir şekilde Petra’nın başını okşadı.

 

Subaru: “Ve bu yüzden benim yerime çılgın güçlü bir destek gönderdim.”

 

Subaru bakışlarını üst katı görebilirmiş gibi kaldırdı, yukarıda yaşanan sahneyi hayal ettiği belliydi. İfadesi rahatlıkla tedirginlik arasında bir yerdeydi, belirsizdi.

 

Subaru: “Gerçi bir buluşma için inanılmaz bir sıkıntı söz konusu.”

 

#Eveeet tahmin edildiği üzere Petra son anda kurtarıldı. Şimdiyse Frederica ile Elsa karşı karşıya. Ve Subaru bu defa yanında 'çılgın güçlü bir destekle' köşke yetişmiş vaziyette. Zaten daha önce de bir Garfiel-Elsa kapışması okuyacağımızı söylemiştim.
Şimdi sırada bu kapışmayı başlatmak ve Garfiel-Frederica buluşmasını görmek var.
Geçen bölümde iki bölüm daha atsan ricası gelmiş, ben de kıyamayıp bu iki bölümü birlikte atayım dedim. O yüzden az sonra diğer bölüm de geliyor, orada görüşmek üzere :) 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22121 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 41005 Bölüm Sayısı


creator
manga tr