Bölüm 319: Can Çıkar, Huy Çıkmaz

avatar
24 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 319: Can Çıkar, Huy Çıkmaz


Can Çıkar Huy Çıkmaz


Gökyüzü karardıkça, Japonya'nın havası anormal derecede tazelenmişti; galaksideki parlak parıltılar seçilebiliyordu. Hafif bir Japon akşam yemeğinin ardından Yang Chen, hanımlarla kaplıcaya gitmek yerine doğruca odasına çıktı. Dizüstü bilgisayarını açarak Makedon ve Sauron ile bir hafta sonra gerçekleşecek olan Liu ailesinin düğünü hakkında görüştü.

Bu iki yaşlı ve vicdansız adam, düğün etkinliğinde bir karmaşa çıkarmak için pek çok kaynak topladı. Yang Chen, plana bizzat dahil olmasına gerek olmadığını fark etti ve görevi tamamen onlara devretti. En önemli şey, Makedon'un An Xin'in güvenliğini sağlaması ve gizlice durumunu takip etmesiydi.

Yang Chen, tavandan tabana uzanan pencerenin yanına oturdu ve gece manzarasını izlerken bugün öğleden sonra Onyedi'nin sırtını gördüğü anı düşündü. Anlayamadığı çok fazla belirsizlik vardı. Aynı figürü üst üste iki kez görmüştü; Yang Chen bunun bir tesadüf olmadığını hissediyordu. Ancak, eğer Onyedi orada olduğunu fark edip onu takip etseydi, varlığını çoktan anlamış olması gerekirdi. Bu, kadının takip konusunda ne kadar yetenekli olduğuyla değil, Yang Chen'in yıllar içinde kazandığı içgüdüleriyle ilgiliydi. Karşısındaki kişi kendisiyle aynı seviyede olmadığı sürece takip edildiğini kesinlikle fark edeceğinden emindi.

Onyedi'nin neden sadece onu takip ettiği ama yüzünü göstermek istemediği konusunda ise pek şaşırmamıştı. O zamanlar yaptıklarından sonra... Yang Chen onunla yüz yüze gelmeye kesinlikle cesaret edemezdi. Kadının da onu görmek istememesi tuhaf değildi.

Aradan birkaç saat geçti. Dışarıdaki soğuk rüzgar esiyor, tavana asılı rüzgar çanının çalmasına neden oluyordu. Yang Chen'in düşünceleri bölündü. Saate baktı; gece yarısı on ikiye geliyordu ama kapısı hâlâ çalınmamıştı. Odama gelmeyi mi unuttu? Yoksa utandığı için mi gelmek istemiyor?

Tık! Tık! Yang Chen bunları düşünürken sonunda kapı çalındı. Bir ok gibi kapıya fırladı ve geleneksel Japon ahşap sürgülü kapısını açtı. Beklediği gibi, girişte Liu Mingyu duruyordu.

Liu Mingyu banyodan sonra tesisin hazırladığı kimono tarzı pijamaları giymişti. Siyah saçları arkadan basitçe toplanmıştı; pijamasının krem rengi yakası oldukça gevşek duruyordu. Sonuç olarak Yang Chen, içindeki kabaran dalgaları görebiliyordu; üstelik kadının içine hiçbir şey giymediği belliydi.

Yang Chen uzun süre yakasına bakınca utanan Liu Mingyu, "Bakmayı kes de çabuk içeri al beni," dedi. Yang Chen gülümseyerek kadını kollarına çekti ve kapıyı kapattı. Konuşmasına fırsat vermeden onu ters çevirip tatami üzerindeki yumuşak battaniyenin üzerine yatırdı.

Yang Chen, tataminin doğal kokusunu ve kadının vücudundan yayılan ten kokusunu içine çekti. Gülümseyerek, "Bebeğim, eğer biraz daha gelmeseydin seni aramak için odana gelecektim," dedi. Liu Mingyu gözlerini devirdi: "O kadar mı azdın? Biraz daha bekleyemez miydin?"

"Etrafımda kadın yoksa bekleyebilirim tabii ama önümdeki eti ısırmama izin vermiyorsun. Biraz fazla zalimce değil mi?" diye sordu Yang Chen.

Liu Mingyu'nun ifadesi aniden ciddileşti: "Yang Chen, senin gözünde sadece yataktaki arzularını tatmin eden bir sevgili miyim?" Yang Chen donakaldı: "Neden durup dururken bunu sordun?"

Liu Mingyu derin bir nefes alıp Yang Chen'i uzaklaştırdı. Yataktan kalkıp saçlarını düzelterek, "Sadece senin kalbinde nasıl bir konumum olduğunu merak ediyorum. O gün Bölüm Başkanı Mo ile —yani artık ona Qianni demeliyim— bir şeyler içmeye gittik. Çok konuştuk, genelde senden bahsettik. Senin sıradan bir adam olmadığını biliyorum. Sıradışı bir yanın olmalı, yoksa beni o zaman kurtaramazdın. Qianni gibi bir kadının da senin sevgilin olmasına şaşırmış olsam da, bana başka kadınların da olduğunu söyledi."

"O an içimde çok büyük bir savaş verdim. Bir gün halka açık bir şekilde el ele çıkacağımızı hiç ummamış olsam da, bana nasıl baktığını bilmeyi çok istiyorum. Ben artık küçük bir kız değilim. İlk seferimi sana verdiğimden beri kararımdan pişman olmadım. Senin dürüst düşüncelerini duymak istiyorum. Bana sevgilim desen de, hatta sadece bir oyuncak olarak davransan da seni asla suçlamayacağım. Ayrıca sen olmasaydın, Bölüm Başkanı Ma o zaman bana zarar vermiş olacaktı. Ama... En azından kendime bir açıklama borçluyum."

Yang Chen bir süre düşündükten sonra Liu Mingyu'nun yumuşak ellerini tuttu. "Beni terk etmeyi hiç düşündün mü?"

Liu Mingyu bir an duraksadı ve başını salladı: "Hayır, sadakatsizliğinden şikayet ettim ama seni terk etmeyi hiç düşünmedim. Bu beni de şaşırtıyor."

"Ben de öyle, seni bırakmayı hiç düşünmedim. Bazen sürekli kadınları kışkırttığım için kendimden nefret ediyorum, sevdiğim birini asla reddedemiyorum. Özellikle de çok sahipleniciyimdir; bir kadına nasıl bakacağımı düşünmeden önce onu sahiplenmeyi tercih ederim. Can çıkar huy çıkmaz ; bu yüzden hiçbir zaman iyi biri olduğumu düşünmedim. Tanıştığımızda sana bunları söylemiştim. O gece benimle birlikte olmak istediğinde, aynı sebepten dolayı önce iyice düşünmeni istemiştim."

Yang Chen iç çekip hafifçe gülümsedi: "Sen benim oyuncağım değilsin, sana karşı samimiyim. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, en çok sevdiğim kadın sen olmayacaksın; çünkü birbirimizi çok kısa süredir tanıyoruz, üstelik hakkımda çok az şey biliyorsun. Örneğin, Qianni ile çok şey paylaştığımız için aramızda çok daha derin bir bağ var... Ancak madem ikimiz de birbirimizi bırakamıyoruz, gelecekte birlikte vakit geçirdikçe ve birbirimizi tanıdıkça ilişkimizin derinleşeceğine inanıyorum. İlişkimiz hayatımız boyunca gizli kalsa bile, beraber mutlu olabildiğimiz sürece bu zaten insanların gıpta edeceği bir hayat olmaz mıydı?"

Liu Mingyu, Yang Chen’in gözlerindeki kendi kafası karışmış yansımasına baktı: "Seni neden sevdiğimi gerçekten bilmiyorum, gerçekten tavrı olmayan bir adamsın. Kadınının karşısına geçmiş, diğer kadınlarla ilişkilerinin daha iyi olduğunu söylüyorsun. Bana yalan söylemeyi bile bilmiyor musun?"

Yang Chen acı acı gülümsedi: "Ama benden doğruyu söylememi istedin..."

"Sırf istedim diye doğruyu söylemek zorunda mıydın? Tam bir aptalsın," dedi Liu Mingyu öfkeyle. Yang Chen'in çaresiz halini görünce gülümsedi: "Ama senin gibi aptalları seviyorum."

Yang Chen kapana kısıldığını hissetti. Bir kurt gibi Liu Mingyu'nun üzerine atılıp onu tekrar battaniyenin üzerine bastırdı. Kadını her yerinden öpmeye başladı; Liu Mingyu kemiklerine kadar huzur dolarken badem gözleri hafifçe parlıyordu.

Liu Mingyu mahmurlukla ve nazikçe sordu: "Beni bırakmayacaksın, değil mi?.."

Yang Chen başıyla onayladı: "Sıradan bir adam olmadığımı söylemiştin. Eğer bunu bile yapamazsam, fazla normal olmaz mıydım?"

Liu Mingyu'nun yüzünde bir tatmin ifadesi belirdi. Gözlerini kapatıp büyüleyici bir tavır takınarak adamına istediğini yapabileceği işaretini verdi. Yang Chen zaten kendini çoktan beri tutuyordu; böyle yumuşak ve esnek bir vücuda sarılmışken o kadar soruya nasıl dayansın? Liu Mingyu’nun şüphelerinin dağıldığını görünce, hemen iki eliyle pijamasının yakasından içeri uzandı ve her iki yanından hafifçe çekti...

Koca bir saatin ardından, odadaki dinmek bilmeyen inlemeler nihayet geceye karışıp sustu. Liu Mingyu, vücudundan yayılan mis gibi ter kokusuyla Yang Chen'in göğsüne uzanmıştı. Pijaması vücudunu darmadağınık bir halde kapatırken, sulu gözleri yarı kapalıydı ve hareket edecek hali kalmamış gibi görünüyordu. Diğer yanda Yang Chen ise son derece enerjikti; sanki bir tura daha hazır gibi duruyordu.

Liu Mingyu dert yandı: "Senin hangi yanının 'sıradışı' olduğunu sonunda anladım; sadece bu tür işlerde iyisin..." Bu adamla ne zaman birlikte olsa, günlerce uyuma isteği geliyordu.

Yang Chen gurur mu duymalı yoksa utanmalı mı bilemedi. Bu "yeteneğinin" sürekli uyguladığı Sonsuz Azimin Kutsal Metni sayesinde mi geliştiğini, yoksa on yaşındayken yaşadığı o ölüm kalım tecrübesinden mi kaynaklandığını çözememişti. Son yıllarda gücü arttıkça beynindeki kronik rahatsızlığı nüksetse de biyolojik yeteneği daha da güçlenmiş gibiydi. Yang Chen savaş alanında ne kadar vahşi olabildiğinin farkındaydı, bu yüzden tatmin olmasa bile Liu Mingyu'yu daha fazla zorlamadı.

"İyi dinlen, yarın erken kalkmamız gerekecek," dedi Yang Chen.

Liu Mingyu başını salladı: "Ya senin yerinde uyurken Hongyan bizi fark ederse? O zaman bir daha onların yüzüne bakamam."

Yang Chen bunun doğru olduğunu hissetti. Kendisi umursamasa da insanların kendilerine göre çekinceleri vardı. Liu Mingyu yataktan kalktı; bitkin düşmüştü ama güçlükle de olsa ayakta durabiliyordu. Pijamasının kuşağını bağladıktan sonra ayağa kalktığında tökezledi...

Ancak, dengesini bulamadan önce tüm oda aniden titredi!

"Ah!"

Liu Mingyu dengesini kaybedip tekrar Yang Chen'in kollarına düştü! Sarsıntının ardından oda sallanmaya başladı. Televizyon, avize, raftaki kitaplar, pencere... Her şey sallanıyordu!

"Deprem mi oluyor?!"

Calosa not: Asıl deprem az önce olmadı mı? :D






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 58082 Üye Sayısı
  • 410 Seri Sayısı
  • 44184 Bölüm Sayısı


creator
manga tr