Bölüm 309: Eğer, Eğer ve Eğer...

avatar
9 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 309: Eğer, Eğer ve Eğer...


Eğer, Eğer ve Eğer...

Yang Chen, Cai Yan’ın yüzündeki o ifadeye bakarken ruh halinin pek de iyi olmadığını sezdi. Neler olduğunu tam anlayamamıştı. Merakla sordu: "Ne oldu? Bir sorun mu var?"

Cai Yan duygusuz bir sesle sordu: "Dürüst ol; benimle vakit geçirmenin ve yemek yemenin değerli vaktinden çalınan bir kayıp olduğunu mu düşünüyorsun?"

Yang Chen donakaldı. Kaşlarını çatarak, "Cai Yan, ne demek istiyorsun? Neden durup dururken böyle bir şey söylüyorsun?" diye sordu.

"Ne mi demek istiyorum?" Cai Yan soğukça bir "hıh" çekti. "Diğer kadınlarla yemek yerken de hiçbir şey konuşmadan yemeğini üç dakikada bitirip, onlar daha yemeğine devam ederken ağzında bir kürdanla kendi işine mi bakıyorsun?"

Yang Chen, Cai Yan’ın neden kızdığını hayal meyal anladı. Mahcupça gülümseyerek, "Gerçekten özür dilerim. Bir polis olduğun için verimliliğe önem verdiğini düşünmüştüm, ayrıca seninle ne konuşacağımı da pek bilemedim. Aslında yalnız başımayken de yemeğimi üç dakikada bitiririm, bu benim normal hızımdır. Başka bir niyetim yoktu, seni rahatsız edeceğini bilmiyordum," dedi.

Cai Yan’ın yüzü kederle kaplandı. "Polis... Senin gözünde, polis olmam dışında bir kadın olma ihtimalim hiç mi yok?"

Yang Chen sessizce onu dinledi. Kendi içinde de tuhaf hissetmişti; çünkü etrafındaki diğer kadınların aksine, Cai Yan’a gerçekten de hayran olunacak bir güzel gözüyle bakmamıştı. Cai Yan’ın görünüşü ve fiziği olağanüstü olsa da, onunla ilgili birkaç kötü anısı vardı. Cai Yan’ın konuşma ve iş yapma tarzı birleşince, Yang Chen bu kadını bir "afet" ile bağdaştırmakta zorlanıyordu.

"Ben... Daha önce bu soruyu hiç düşünmemiştim," diye dürüstçe yanıtladı Yang Chen.

Cai Yan usulca konuştu: "Bugün evden çıkıp buraya gelmeden önce özel olarak makyaj yaptım. Restoranı bile özenle seçtim. Tüm bunları ne için yaptım biliyor musun?"

Yang Chen aptal değildi. Ona Rolex saat aldığı zamanı, Zhenxiu’ya bakmak için elinden geleni yapmasını, birkaç kez sergilediği tavırları ve özellikle bugün bu kadar süslenip onu yemeğe davet etmesini kafasında birleştirince tablo netleşmişti... Cai Yan’ın ona karşı bu tür duygular beslediği gün gibi ortadaydı.

Yang Chen’in başına koca bir ağrı saplandı. Eskiden olsa, böyle güzel bir polis memuru ayağına kadar gelse sevinçten havalara uçar, onu asla geri çevirmezdi. Ancak bugün, kendisine isteyerek bağlanan bir güzel gördüğünde korkuyordu. Zaten etrafındaki kadınlara karşı hep bir suçluluk hissediyordu. Eğer bu güzel polisle de bir şeye başlarsa, hatta gelecekte birkaç kişiyi daha hayatına alırsa, bir gün sinir krizinden beyninin çatlayacağını hissediyordu. Kalbindeki o suçluluk duygusu bile ona zaten yeterince acı veriyordu.

Calosa not: Bak sen

Yang Chen’in konuşmadığını gören Cai Yan alt dudağını ısırdı: "Yaptıklarımdan sonra ne düşündüğümü kesinlikle anlamışsındır. Bundan kaçmaya çalışma."

"Cai Yan, ben... Bugün gerçekten sadece çantanı geri vermek için gelmiştim." Yang Chen, Cai Yan’ı nasıl reddedeceğini bilemiyordu. Onu sadece dolaylı yoldan uzaklaştırabiliyordu.

Cai Yan’ın yüzünde bir hayal kırıklığı belirdi ama bu his kısa sürede öfkeye dönüştü. İçindeki o tatminsizliği ve kırgınlığı bir an önce boşaltması gerektiğini hissediyordu! Gözleri yaşlarla dolan Cai Yan doğrudan Yang Chen’e baktı. Küçümseyen bir gülümsemeyle, "Yang Chen, biliyor musun... Galiba hayatımda ilk kez bir erkek tarafından reddediliyorum," dedi.

"Ailem, nüfuzum, kariyerim ve kadınların bile kıskandığı bu yüzüm... Karşında hepsi işe yaramaz kalıyor... Bana doyurucu bir aşk hayatı verip veremeyeceğin bile bir muammayken, diğer kadınlar herhalde bu aptallığıma gülüyorlardır... Çantayı geri vermek mi? Hah, şu lanet çanta kaç para eder ki... Sana söyleyeyim, ben bu tür şeyleri hiçbir zaman umursamadım!"

"Eğer hislerimi azıcık bile düşünmüş olsaydın, karşıma oturup o sözleri söylemeden önce, bu kadar acımasız olmana gerek olup olmadığını kendine sorardın! Zaten pek öz güveni olmayan bir kadının tüm vücudunda kesik yaraları açacak kadar… sadece seninle konuşmak isteyen bir kadına karşı bu kadar kaba olmana gerek var mıydı?!"

"Sırf iki bin dolarlık bir çantayı geri almak için seni buraya çağırmak zorunda değilim... Seni görmezsem yaşayamaz mıyım sanki?! Daha güzel bir çantam yok mu sanıyorsun?! Oraya gidip kendim alacak vaktim mi yok?! Durumum mu buna engel?! Yoksa... bir çanta alacak param mı yok?!"

"Cevap ver bana!"

Cai Yan’ın sesi sonunda iyice yükseldi ama restoran yol kenarında olduğu ve dışarıdaki gürültü baskın geldiği için diğer müşterilerin pek dikkatini çekmedi.

Yang Chen sandalyesinde kaskatı kesilmişti. Cai Yan’ın sözleri kalbine çakılan çiviler gibiydi. Cai Yan’a karşı diğer kadınlarına duyduğu o yoğun hisleri beslemiyor olsa da; Yang Chen, bu cesur kadının -sevse de sevmese de- onda unutulmaz bir iz bıraktığını biliyordu.

Cai Yan, Yang Chen’in hala cevap vermediğini görünce gözlerinde bir hor görme belirdi. Gülümseyerek, "İki bin dolarlık bir çantaya benden daha çok değer veren bir adama karşı bir şeyler hissedeceğimi mi sanıyorsun gerçekten? Koca bir gün, bir hafta ya da bir ay boyunca sürekli onu düşüneceğimi mi sanıyorsun?!" dedi.

Yang Chen kaçamayacağını biliyordu. Cai Yan’ın bu itirafı ona kendisini berbat hissettirmişti ama ona "seni seviyorum" diyemezdi; "senden hoşlanıyorum" demesi bile zordu. Aralarındaki ilişki sadece arkadaşlıkla sınırlıydı, üstelik o Lin Ruoxi’nin en yakın arkadaşıydı. Lin Ruoxi’den boşanmak istese bile, onun yakın arkadaşıyla bir ilişkiye girmesi için hiçbir sebep yoktu.

Duygularını yatıştırdıktan sonra Yang Chen ciddiyetle konuştu: "Cai Yan, bana karşı hissettiklerin için ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum ama zaten evli olduğumu biliyorsun. Ruoxi senin yakın arkadaşın, bizim bir geleceğimiz olamaz."

"Siz sadece kağıt üzerinde, bir sözleşmeyle evlisiniz, değil mi?" diye sordu Cai Yan doğrudan.

Yang Chen’in başından aşağı kaynar sular döküldü, kalbi şiddetle çarpmaya başladı. Cai Yan’ın, Lin Ruoxi ile olan durumunu bildiğini hiç tahmin etmemişti.

"Şaşırdın mı? Seninle tartışıp gece eve dönmediğin bir gün bana her şeyi anlattı. Aslında o anlatmasa bile, ikinizin gerçek aşkla evlendiğine asla inanmamıştım. Ruoxi öyle birdenbire evlenecek bir kadın değildir. O herkesten daha mantıklıdır, durup dururken evlenmesi imkansızdı," dedi Cai Yan. "Şimdi, beni reddetmek için hala Ruoxi’yi bahane olarak kullanacak mısın?"

Yang Chen acı acı gülümsedi. "Bunu bildiğini gerçekten beklemiyordum ama Ruoxi ile gerçek bir evliliğimiz olmasa bile seni yine de kabul edemem. Bunu yapmak hem sana hem ona haksızlık olur. Eğer o zaman Ruoxi ile evlenmeseydim, eğer ilk tanışmamız karakolda olmasaydı, o zaman sonuç farklı olabilirdi. Ama şimdi... Duygularına karşılık veremem. Seni kandırmak istemiyorum, kendimi de kandırmak istemiyorum."

Cai Yan gözyaşlarını tutmak için elinden geleni yaptı. Başını çevirerek kırgın bir gülümsemeyle konuştu: "Eğer... eğer ve eğer..."

"Şu dünyada en nefret ettiğim kelime bu 'eğer'. Her şey çoktan yaşandı, bu kelimeyi söylemek neye yarar ki? Ama seninle tanıştıktan sonra, özellikle o binada hayatımı kurtardığın günden beri hep bu kelimeyi düşünüyorum."

"'Eğer' seni ilk tanıyan ben olsaydım, 'eğer' önce benimle karşılaşsaydın, 'eğer' senin kötü bir adam olduğunu düşünecek kadar aptal olmasaydım, 'eğer' Ruoxi ile evlenmeseydin..."

"'Eğer' bana her şeye yeniden başlama şansı verilseydi, seninle geçirdiğim her saniyeyi asla boşa harcamazdım. Ben böyle düşünüyorum; evliliğin sadece bir anlaşma ve bir kağıt parçasından ibaretse, hala çok mu geç kaldım? 'Eğer' yapabilirsen, bana da bir şans verebilir misin?"

Cai Yan’ın uykusunda sayıklıyormuş gibi söylediği bu sözleri dinledikten sonra, Yang Chen bu kadını ne kadar çok ihmal ettiğini fark etti; ama öyle olsa bile ne değişirdi ki? Duygular insan istediği için gerçek olmazdı. Gelmek istediğinde durdurulamaz, gitmek istediğinde ise bulunamazdı.

Mahcup bir gülümsemeyle, "Özür dilerim, bu bir şans meselesi değil. İyi arkadaş olabiliriz ama... Seni kadınım yapma düşüncesi aklımdan hiç geçmedi. Bu senin diğerlerinden daha aşağı olduğun anlamına gelmiyor, sadece kendimi bu tür duygular hissetmeye zorlayamam, bu yüzden sana hiçbir söz veremem," dedi Yang Chen.

"Eğer durum buysa, o binada onca adamın ve merminin arasında neden hayatını hiçe sayıp beni kurtardın?" diye sordu Cai Yan, pes etmeye niyeti yoktu.

Yang Chen başını salladı. "Hiçbir şeyi hiçe saymadım. Seni sadece Ruoxi’nin arkadaşı ve iyi bir polis olduğun için kurtardım. Benim için o mermiler tehlike ifade etmiyordu.”

"Bana yalan söylüyorsun. Benden nefret ediyor olmalısın. Eskiden sana çok kötü davrandığım için benden nefret ediyorsun, değil mi?" Cai Yan’ın sesi artık titriyordu.

"Sana yalan söylemiyorum ve benden nefret de etmiyorum. Seni kurtardığım doğru ama bu hiçbir şeyi temsil etmez. Birçok insanı kurtardım, sayısız insanı da öldürdüm. Bu benim için sıradan bir şey," dedi Yang Chen. Artık sabrı taşmaya başlamıştı, devam etti: "Aslında çok daha iyi bir adam seçebilirsin. Benim gibi asla sadık olamayacak bir adam senin gözyaşlarını hak etmiyor."

Cai Yan bir süre güldü; kime güldüğü belli değildi. "Görünüşe göre durumu yanlış anlamışım. Şimdi gidebilirsin."

Sözünü bitirir bitirmez Cai Yan kasesini ve çubuklarını alıp yemeye başladı. Yang Chen gitmedi. Kaşlarını çatarak endişeyle Cai Yan’a baktı. Cai Yan gözyaşlarını sildi ve başını kaldırıp parlak bir gülümseme sergiledi. "Beni on altı yaşında bir ergen mi sandın? Bir erkek tarafından reddedildim diye binadan atlamak ya da bileklerimi kesmek gibi aptalca şeyler mi yapacağım? Git artık, şu an seni görmek istemiyorum."

Yang Chen, Cai Yan’ın şu an içten içe ondan nefret ettiğini biliyordu ama onu teselli etmek için ağzından tek bir kelime bile çıkmadı. Bir aşk itirafını reddetmek gerçekten de çok zordu. Yang Chen düşündü: Beni seven ve benim de sevdiğim bir kadın söz konusu olduğunda, acaba reddedebilecek miyim?

Yang Chen ayağa kalktı ve ağır bir ruh haliyle restorandan ayrıldı. Yang Chen’in silüeti kapıdan çıkar çıkmaz Cai Yan kasesini ve çubuklarını bıraktı. Başını masaya koydu, omuzları titreyerek sessizce ağlamaya başladı.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 57272 Üye Sayısı
  • 400 Seri Sayısı
  • 44132 Bölüm Sayısı


creator
manga tr