Bölüm 289: Süreyi Kısaltsak mı?

avatar
22 0

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 289: Süreyi Kısaltsak mı?


Süreyi Kısaltsak mı?

Lin Ruoxi konuşmasını bitirdikten sonra, ikisi bir kez daha uzun bir sessizliğe gömüldü.

Epey bir zaman geçtikten sonra Yang Chen hüzünle gülümsedi ve başını kaldırıp sordu: "Hayatım, sözleşmenin bitmesine ne kadar vaktimiz kaldı?"

Lin Ruoxi’nin gözleri netleşti ve parladı. "Bir buçuk yıl," dedi.

"Süreyi biraz kısaltsak nasıl olur? Altı aya indirelim," dedi Yang Chen. "Biz iki akrep altı ay daha beraber kalalım. O vakit geldiğinde, aynı türden olsak bile artık yorulmuş oluruz; ne de olsa aramızda bir seviye farkı var."

Lin Ruoxi sakince, "Kabul ediyorum," dedi.

Yang Chen gülümseyerek başını salladı. "Banyo yapmak için yukarı çıkıyorum. Yerdeki kanları birazdan temizlerim, sen Wang Ma ile ilgilen ve onu teselli et."

"Anlaşıldı."

Yang Chen’in yukarı çıkışını izleyen Lin Ruoxi, kendini tarif edilemez bir bitkinlik içinde hissederek kanepeye geri döndü. Az önceki konuşma onu dermanı kesilmiş bir halde bırakmıştı.

Zihninde geçmişten çeşitli sahneler canlandı. Nihayet tüm o gizemleri sakince analiz edip çözebiliyordu. O gün kafenin balkonunda kendini aşağı atmaya niyetlendiğinde, adam nasıl olmuş da bir anda arkasında belirip ona sarılabilmişti? Lin Kun’un tuttuğu serserilerle karşılaştığında onları nasıl o kadar kolay pataklamıştı?

Kendisi ve Mo Qianni kaçırıldığında, nasıl olmuş da haydutlarla gülümseyerek konuşup onları tek başına ikna ederek kurtarmıştı? Ayrıca Hong Kong’daki iş gezisinde, o kadar tehlikeli olaydan geçtikten sonra Mo Qianni’yi nasıl sağ salim geri getirebilmişti? Son olarak kendisi ve Wang Ma kaçırılıp gizli bir yere bağlandıklarında, polis isimsiz bir kaynaktan gelen koordinatlarla onları nasıl bulmuştu...

Üzerinde dikkatle düşünmediği her şeyin aslında bu adamla bir bağlantısı vardı! Bunca zamandır sessizce beni koruyor ve bu küçük yuvaya kalkan mı oluyordu?

Calosa not: Sabahı şerifleriniz hayırlı olsun, günaydınlar efendim

Lin Ruoxi korku hissetti. Neyse ki az önce akrep hikayesini akıl edip Yang Chen’in hemen gitmesini engelleyebilmişti; sadece altı ay için bile olsa... Belki altı ay sonra her şeyi sakince kabul edebilirim. Sadece... onun ani gidişine alışık olmadığım içindir. Ona gerçekten aşık olacak değilim ya, kesinlikle durum bu, diye telkin etti Lin Ruoxi kendi kendine.

O korkunç ve kanlı çatışmanın ardından, bir grup profesyonel olay yerini temizlemek için hızla eve geldi. Villanın bahçesindeki cesetler ve kan izleri titizlikle temizlendi. Yarım saat sonra evin dışı her zamanki kadar temiz görünüyordu.

Wang Ma feci şekilde korkmuştu. Bayıldıktan bir saat sonra kendine gelebildi. Uyandığında vücudu soğuk terden sırılsıklam olmuştu. Lin Ruoxi’yi yanında yara almadan otururken görünce, Wang Ma aynı anda hem sevindi hem de hüzünlendi. Lin Ruoxi ona gülümseyince, yaşlı kadın ona sarılıp tekrar ağlamaya başladı.

Wang Ma az önce ne olduğunu sorduğunda Lin Ruoxi ona doğruları anlatmadı. Sadece birilerinin yardıma geldiğini, Yang Chen’in sadece Hairy Ball’u öldürdüğünü, ancak bu meşru müdafaa olduğu için polisin gelince çok soru sormadığını söyledi. Wang Ma’nın pek çok şüphesi olsa da, Lin Ruoxi ve Yang Chen’in iyi olduğunu bildiği için daha fazla soru sormadı. Ne de olsa o bilge bir büyüktü; her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmek zorunda değildi. Wang Ma için en önemli şey onların güvende olmasıydı.

Yang Chen vücudundaki kanı temizleyip temiz kıyafetler giydikten sonra aşağı indi. Kendine gelen Wang Ma’yı görünce gülümseyerek, "Wang Ma, az önce çok korkmuş olmalısın. Bir dahaki sefere böyle bir şey olmayacak," dedi.

Wang Ma pişmanlıkla, "Benim korkmam o kadar önemli değil. Neyse ki Hanımefendi de Genç Efendi de iyisiniz; bu insanlar güpegündüz buraya baskın yapacak kadar cüretkarlaşmışlar. Hanımefendi, neden daha güvenli bir yere taşınmıyoruz? Doğudaki Huarong Konutları'nın buraya göre çok daha güvenli olduğunu duydum. Oradaki evler buradakiler kadar iyi olmasa da güvenlik görevlileri çok titizdir. Hepsi emekli özel ajanlarmış."

Lin Ruoxi teselli etti: "İyiyiz Wang Ma. Tüm bunlar Xu Zhihong yüzünden oldu. O artık öldü, bundan sonra eskisi gibi huzur içinde yaşayabiliriz. Bunca zamandır burada kalıyoruz, hep güvende değil miydik?"

Wang Ma birkaç kez iç çektikten sonra sonunda, "Evde bir erkeğe ihtiyacımız olduğunu biliyordum. Eğer bugün Genç Efendi olmasaydı, birileri imdadımıza yetişene kadar dayanamazdık. Ah..." dedi.

Lin Ruoxi, Yang Chen’in onu kurtardığı anları hatırladı. Farkında olmadan karmaşık bir ifadeyle Yang Chen’e baktı. Yang Chen ise bu kadar derin düşünmüyordu; Lin Ruoxi’nin hâlâ yarı şokta ve korkmuş olduğunu sandı. Mahcup ve buruk bir şekilde gülümsedi.

Wang Ma dinlenmek için yukarı çıktıktan sonra Lin Ruoxi onun peşinden gitmedi. Çok yorgun olmasına rağmen aşağıda kaldı ve hiçbir şey olmamış gibi televizyon izleyen Yang Chen’e sorular sormaya başladı.

"Yang Chen, şu Jingjing meselesi tam olarak nedir?"

Yang Chen oldukça şaşırmıştı. Lin Ruoxi, onun geçmişini itiraf edeceğini biliyordu ama bu konuda hiçbir şey sormayacakmış gibi görünüp beklenmedik bir şekilde Li Jingjing’i sormuştu.

Yang Chen de gerçeği saklamaya niyetli değildi. Li Jingjing ve ailesini nasıl tanıdığından başlayarak, sonrasında olanları, kızla ilişkisini ve Zeng Xinlin’in o sinsi planını tek tek anlattı.

Lin Ruoxi onu dinledikten sonra bir süre düşündü ve "Yani yetimhanede onunla ilk karşılaştığımda kim olduğumdan haberi yoktu," dedi.

"Öyle olmalı. İlişkimizi ona söyleyen Zeng Xinlin'di," dedi Yang Chen.

Lin Ruoxi aniden neşelenmiş gibi göründü. "Onun nazik bir kız olduğunu biliyordum zaten."

Yang Chen şaşkınlıkla sordu: "Seni kullandığı ve yalan söylediği için ondan nefret etmiyor musun?"

Lin Ruoxi gözlerini devirdi. "Neden nefret edeyim ki? Sonuçta buna zorlanmış. Üstelik senin bu çapkın davranışların yüzünden neden gencecik bir kız cezalandırılsın ki? Senin için kıskançlık krizine gireceğimi mi sanıyorsun?"

Yang Chen dudak büktü. Belli ki Lin Ruoxi özüne dönmüştü; yine onu eleştirmeye başlıyordu.

"Sahi, Jingjing'in babası ne durumda? Zeng Xinlin öldüğüne göre babasının ameliyat masrafları konusunda sorun yaşıyor olmalı. Onu bir ziyaret etmem gerek," dedi Lin Ruoxi endişeyle.

Yang Chen’in dili tutuldu. Li Jingjing tam da Lin Ruoxi’nin ruh ikiziydi. Yaşanan onca şeye rağmen ikisi de hâlâ aileleri için kendilerini feda edecek kadar düşünceliydi.

Lin Ruoxi hemen Yang Chen’den Yaşlı Li’nin yattığı hastaneyi ve oda numarasını istedi; evden çıkmak için hazırlıklara başladı. Yang Chen gülmeden edemedi: "Bu kadar acele etmene gerek var mı? Daha öğleden sonra ölümle burun buruna geldin ama şimdiden başkasının hayatı için endişeleniyorsun?"

"O kızın öylece acı çekmesine izin verecek kadar kalpsiz olduğumu mu sanıyorsun? Jingjing perişan olmuştur, özünde iyi biridir. Şimdi gidip ona kızmadığımı söyleyeceğim. En azından bu azaptan daha çabuk kurtulur. Bu tür şeyler zaman geçtikçe daha da katlanılmaz olur," dedi Lin Ruoxi. Topuklu ayakkabılarını giyip çıkmak üzereyken arkasına dönüp sordu: "Benimle gelmiyor musun?"

Yang Chen acı acı gülümseyerek yanıtladı: "Orada olursam etkisi daha kötü olabilir."

Lin Ruoxi başını eğip bir süre düşündü. "Haklısın, her ne kadar hayal ettiği gibi olmasak da, oraya birlikte gitmemiz kesinlikle canını yakacaktır."

Bu sefer gözlerini devirme sırası Yang Chen’deydi. Gerçekten de sadece Li Jingjing’i düşünüyordu. "Onu kendine manevi kardeş yap istersen. Sende müthiş bir annelik şefkati görüyorum," dedi.

Lin Ruoxi ona öldürücü bir bakış attı. "Akşam yemeğine dönmüyorum," diyerek onu tamamen görmezden gelip evden dışarı fırladı.

Lin Ruoxi gittikten sonra Yang Chen kanepeye uzandı ve boş boş tavana baktı. Zihninden sayısız düşünce geçiyordu. Sonunda kendiyle alay etti: Lin Ruoxi bir kadın olarak bu durumu bu kadar çabuk atlattı, bense hâlâ bugün yaşananlara takılıp kalmışım. Hayat her zamanki gibi devam ediyor. Söylemem gerekeni söyleyeceğim, istediğimi yapacağım.

Daha altı ayım yok mu? O gün gelince düşünürüz. Geleceğin ne getireceğini kim bilir?

Bir süre televizyon izledikten sonra Yang Chen acıktığını hissetti. Yemek için Wang Ma’yı uyandırmak ayıp olurdu. Uzun süredir rafa kaldırdığı yemek yapma becerilerini konuşturup konuşturmamayı düşünürken telefonu titredi.

Yang Chen telefona baktığında sevindi. Arayan, aşk sarhoşu olan Tangtang’dı; onun aramasına pek alışık değildi. Küçük kız Yuan Ye’ye olan duygularını fark ettiğinden beri onunla sadece birkaç kez internet üzerinden konuşmuştu. Bu kadar geç bir saatte Yang Chen’i araması pek hayra alamet değildi.

Calosa not: Sanki gündüz arayanlar hayra alamet için arıyor :D  






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 57210 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 44046 Bölüm Sayısı


creator
manga tr