Bölüm 18: Çekici Rose

avatar
4257 7

My Wife is a Beautiful CEO - Bölüm 18: Çekici Rose


Çevirmen:Tayk0st  Düzenleme:Fullbringer

      Bar sokağı gün içinde fazla sessizdi, sadece birkaç tane köpek ve kedi etrafta dolaşırdı. Çok az insan ve araç geçerdi. Bu gece olacak olanın tam tersiydi.   Yang Chen, Rose Bar’ın ana kapısını iterek açtı ve sol üst köşedeki barmen Küçük Zhao’yu selamladı. Ardından direkt olarak barın arkasındaki pasaja doğru yürüdü.    Onu gören birkaç tane garson onu durdurmadılar onun yerine saygı ile selam verdiler. Onlar Yang Chen ve Rose’un arasındaki ilişkinin sıradan olmadığını biliyorlardı.   Barın arkasındaki pasaj garip bir şekilde 50 metre uzunluğundaydı. Sonunda takım giyen iki adam güzel 3 metrelik ahşap kapıyı koruyorlardı. İki adam Yang Chen’in geldiğini fark ettiklerinde derhal eğildiler ve hoş karşıladıklarını belli ettiler.   Yang Chen başını salladı, çiçek oymalı ahşap kapıya doğru yürüdü ve açtı. İçeriden doğal ve hafif bir lavanta kokusu geliyordu.   Bu oda şaşırtıcı derecede kocamandı, odada pürüzsüz ve kahverengi parke bir zemin, siyah mermerden yapılma duvarlar ve ortada 7 ayak genişliğinde bir yatak vardı. Kahverengi süslemeler odaya biraz karanlık cazibe kazandırıyordu ve düşük derecede zarafet de katıyordu. Odanın diğer tarafında ise ful cam bir kapı, kapının dışında da açık yüzme havuzu ve küçük bir bahçe vardı.   Bu gürültü barın arkasında aslında bir sığınak olduğunu tahmin etmek zordu. Burası Rose’nin eviydi.   İçeri girdiği andan itibaren Yang Chen bilinçsizce soğuk hissetti ve aynı anda tereddüt etmeden sağ elini savuşturmak için uzattı.   “Hu!” Keskin bir ses havayı kesti, keskin ve soğuk hançeri tutan beyaz bir el aniden Yang Chen’in yüzünden 3 inç uzakta ortaya çıktı ama mükemmel bir şekilde engellenmişti.   Gizli saldırı engellendiğinde o elindeki hançerle birlikte hızlı bir şekilde döndü ve su kadar pürüzsüz bir hareketle bu kez de Yang Chen’in göğüs kafesine doğru hamle yaptı.   Yang Chen eliyle yavaşça ona doğru gelen pürüzsüz sıcak kolu yakaladı, hafifçe kavradı ve kendinden uzaklaştırdı. Hançeri tutan el artık Yang Chen’in vücuduna bir inç daha yaklaşamıyordu.,   Gizli saldırıyı yapan kişi yeterince güçlü olmadığını fark etti ve küçük ayağını kaldırarak Yang Chen’in beline vurmaya çalıştı. Beklenmedik bir şekilde Yang Chen sanki onun bütün hareketlerini görüyormuş gibiydi ve tek hamlede hançerli eli kendinden uzaklaştırdı.   Küçük ayak tamamen kalkmamıştı ama hançer çoktan ayağın yolunu kapatan bir silaha dönüşmüştü…   “Daha fazla oynamıyorum.”   Rose mutsuz bir şekilde bağırdı ve hançeri yere fırlattı, “Her zaman aynı, senin gibi bir canavarın nasıl bir eğitimden geçtiğini bilmiyorum. Benden bile daha gençsin yine de yeteneklerin çok rahatsız edici.”   Yang Chen Rose’nin yumuşak elini serbest bıraktı, hissettiği hassas duygu onlarla ayrılmasını zorlaştırıyordu. Etrafta döndü ve gülümsemeye benzeyen ama aslında gülümseme olmayan bir ifadeyle konuştu, “Fena değil, geçen aydan çok daha hızlı. Bu gelişme oranı oldukça iyi sayılabilir.”   “Ama senin karşında hala bir hamlede yeniliyorum…” Rose gözlerini Yang Chen’e çevirdi ve şık bir şekilde büyük yatağa oturdu. Bu oda onun olduğu için ipekten yapılmış, baştan çıkarıcı figürünü gevşekçe örten gündelik beyaz bir gecelik giyiyordu.   Kıyafetinin V yakasında ikiz bol zirve yükseliyordu. İki kırmızı tepeciği tutmakla mücadele eden siyah dantel bir sutyen görünüyordu. Geceliğin alt tarafı ise fazla kısaydı ve sadece yuvarlak kısmı örtüyordu. Pürüzsüz beyaz baldırları küçük tatlı meyveler gibi dışarıya gözükürken diş gibi parlaklık yayıyorlardı. (FN: Yazar kardeş abazanlığına saygı duyuyorum da bu nedir amk. Tamam hatun daş da yapacağın betimlemeye şeyedem.)   Yang Chen’in bakışları istemeden Rose’un baldırları arasındaki bölgeye kaydı, bahar şöleni orada dalgalandı, aslında onlar bir çift siyah dantelli külottu. Gözlerinin önünde belli belirsiz birkaç siyah çimen ortaya çıktı. ÇN: Gâvur çevirmen dostumuz 3 defa kontrol etmiş, harbiden siyah çimenmiş. (FN: Fantazine lanet olsun yazar. Bunları yazan lanet olası parmaklarına lanet olsun.) (Sansürlü sövdüm. Sansürsüz söv diyenler yoruma yazın. Yazmazsanızsa canınız sağolsun ben bi yolunu bulur söverim.)   Rose’nin gözleri gururla doluydu, bazı sebeplerden dolayı bu adam ondan uzak durmaya çalışıyordu ama şu anda vücuduna karşı fazla direnemiyor gibiydi. Kalbinde gizlice mutlu olurken ruhları parçalayabilecek gölgeli gözlerle daha gösterişli bakışlar atmaya başladı.   “Yang Chen… Büyük kız kardeş güzel mi… “   “Güzel…” Yang Chen yutkundu, küçük kardeşinin son derece hevesli olduğunu gördü ve cesaretlendi. Tanrı bir hata yapmış olmalı. Bu kadın cehennemden gelmiş olmalı. Sadece şeytanlar böyle bir figüre sahip değiller miydi? (FN: Vay amk. Bende diyom küçük kardeş falan ne ayak. Biz hep reyiz falan diyince küçük kardeş bi farklı geldi anlamadım amk. Anlamadığım için utanıyorum beyler affedin.)   “Dokunmak... ister misin…?”Rose göz kırptı, bir eliyle kayışı hafifçe itti, beyaz ve yumuşak göğsü açığa çıktı. Ayrıca baldırlarını biraz ayırdı bu bacaklarındaki puslu güzelliğin biraz daha açık olmasını sağladı. (ÇN: İyi manzaralar dostum…) (FN: Bu abaza bu karıyla fena halay çeker bak. Sağa sola zıplar hoplarlar.)   Yang Chen derin bir nefes aldı. Sayısız güzellik görmesine, dünya rekoru kıran bir yüze sahip olan karısı Lin Ruoxi’ye ve onun önünde duran Rose’nin güzellik olarak onlardan bir kademe altta olmasına rağmen üst düzey baştan çıkarma teknikleri hariç bu figür kesinlikle olgunlaşmış bir şeftaliydi. Şuan ki Rose baş dönmesine neden olan tatlı bir nektarla beraber muazzam kokulu bir kırmızı gül gibiydi. (FN: Kimse kusura bakmasında yazar kardeş yazacağın paragrafa sokam. Anlaşılacak hale getirilemeyen paragrafı neden yazarsınız ki. Çevirmen kardeş bazı yerleri sildim bazılarına ekleme yaptım. Olmadı dersen şeyet düzeltirim. Çevirmen <3)   Yang Chen Rose’nin tam karşısına gelene kadar yaklaştı ve yavaşça eğildi. Rose’nin şeftali çiçeği gibi olan büyüleyici gözlerine baktıktan sonra onu omuzlarından tutarak yatağa attı. (ÇN: Şaka lan şaka gaza gelme.) (FN: Kardeş naptın sen. Bizim abaza tayfanın eline düşersen harcarlar seni yapma böyle şeyler. Mailde yazdığım şeylerin olması olası bak.)   Yang Chen Rose’nin tam karşısına gelene kadar yaklaştı ve yavaşça eğildi. Rose’nin şeftali çiçeği gibi olan büyüleyici gözlerine baktıktan sonra birden kahkaha attı, “Büyük kız kardeş Rose, gerçekten dokunmak istiyorum ama eğer yaparsam hançeri kapar ve elimi kesersin öyle değil mi?”   “Onu yapabilir miyim?” Rose çekici bir şekilde konuştu.   “Çok çekicisin, kemiklerin çok yumuşak gözüküyor belki de o anda çok güçsüz düşerim.”   “Öyleyse denemek ister misin?” Rose dudaklarını yaladı ve tembel bir sarışın gibi konuştu.   Yang Chen Rose’nin egzotik çiçekli kokusunu bir nefeste içine çekti ama açık bir şekilde baktı “Karşılığında vermem gereken bir şey var mı?”   Bu kelimelerden hemen sonra Rose’nin baştan çıkarıcı gözleri bütün rengini kaybetti ve bunun yerine bir miktar hayal kırıklığı, reddetme, acı ve kızgınlık geldi… Sayısız karmaşık duygu Rose’nin bir anda delice gülmesine sebep oldu, “Haha, Yang Chen demek beni böyle görüyorsun…  “Seni nasıl görüyorum?” Yang Chen şakacı bir şekilde güldü.   “Seni yatağa atmaya çalışmamın sebebinin amaçlarımı yapmak için gücünü kullanmak istemem olduğunu mu düşünüyorsun?” Rose dürüstçe belirtti.   “Bu doğru, senin gücün korkunç, ben hiçbir zaman senin bana yaptığın gibi yenilmez hissettiren biriyle karşılaşmadım. “ Rose bluzunun kayışını geriye doğru çekip güzel açık tenini örterken Yang Chen ile yüzleşti ve yumuşak bir sesle konuştu: “Aynı zamanda sana ihtiyacım var. Benim Kırmızı Diken Topluluğum ve babamın Batı Birliği Topluluğu batıdaki en büyük iki topluluk olsa da aslında benim Kırmızı Diken Topluluğum hala çok genç. Eğer gerçekten birbirimizle savaşırsak Batı Birliği Topluluğu biraz insan kaybedebilir ama benim Kırmızı Diken Topluluğumun tamamı yok olacaktır.”   Bu noktaya kadar konuşan Rose’un güzel yüzü soğuk bir alay gösterdi, “Yang Chen ilk tanıştığımız geceyi hatırlıyor musun? O gece pusuya düşürülmüştüm ve yakınımdaki astlarım ölmüştü, umutsuzca sokaklardan kaçmaya çalışırken yalnız kalmıştım…”   Yang Chen sessizce dinleyip başını salladı. Onun zihninde o gece olan şeyler ortaya çıkıyordu…   SONRAKİ BÖLÜM: Mermi Gibi Nesneler   Fullbringer Notu: Çok sövüyon, yaptığın edite sokam, çok not koyuyon, notların çok uzun tarzı beğenmediğiniz veya ellerine sağlık, adamsın tarzı beğendiğiniz bişey varsa yorumlara yazın. Çünkü yorumları okumuyorum. Belki bir gün çok işsiz bir anım olursa, okuyacak kitabım, oynayacak oyunum, izleyecek dizim, yazacak yazım olmazsa, uykum gelmezse ve sövecek kimseyi bulamazsam yorumları okurum. Sonraki bölümde görüşürüz.    

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24146 Üye Sayısı
  • 837 Seri Sayısı
  • 42128 Bölüm Sayısı


creator
manga tr