101. Bölüm : Leo'nun Sorusu

avatar
787 56

My Vampire System - 101. Bölüm : Leo'nun Sorusu


Çevirmen : Clumsy



Sabah dersinin sona erişiyle dövüş derslerinin başlama vakti gelmişti. Layla, yanında Erin’le birlikte Quinn’n yanına geldi. Pek fazla konuşmadıkları için tam olarak arkadaş sayılmazlardı.

 

Aslına bakarsanız Erin kimseyle pek konuşmazdı. Buna rağmen Peter’ı aramalarının ardından geçen birkaç günde daha sık vakit geçirmeye başlamışlardı. Ayrıca önceden takım olarak pratik de yapmışlardı ve Erin ilk defa Layla’ya adıyla seslenmişti.

 

Tüm bunlar Layla’nın gözünde büyük adımlardı ve farkına bile varmadan doğal bir şekilde birlikte takılır hale gelmişlerdi.

 

Üçlü canavar silahları dersine giderken Vorden çoktan element dersi için yanlarından ayrılmıştı.

 

Odada bir başına oturan Peter ise gözlerini önündeki duvara dikmiş, boş boş bakıyordu. Sahte arkadaşları bile artık kantinde onunla konuşmuyordu. Earl ve çetesi, Erin’in tehdidinden bu yana Peter’dan kaçınıyordu.

 

Zaten işlerini çoktan görmüşlerdi ve artık Peter’a ihtiyaçları kalmamıştı.

 

Peter, bir müddet daha oturarak yaptığı tüm aptallıkları düşündü. Keşke bu sefer farklı davranmış olsaydı, ne diye yardım istememeye karar vermiş, onların istediğini yapmayı kabul etmişti ki? O anda canı yanmış ve cehennem azabı çekmişti ama şu anda acının nasıl bir his olduğunu bile hatırlayamıyordu.

 

Kafasından bin bir düşünce geçerken elleriyle saçlarını çekiştirmeye başladı.

 

Aklına gelen her aptalca hatırada saçını çekiyor, o hatıraları kafasından çekip alarak unutmaya çalışıyordu.

 

"Neden!" diye bağırdı çektiği bir tutam saçla.

 

"Neden!" diye tekrarlarken bir tutam daha çekti.

 

Artık elleri saç doluydu. Ve kafasının tepesinden bir şeyler aktığını hissedebiliyordu. Saçlarını öyle sert çekmişti ki kafatasından kanlar damlamaya başlamıştı.

 

***

 

Cephaneliğe geçmek için birinci sınıf binasından çıkmak üzere olan Quinn, tam da çıkışın önünde bir anlığına duraksadı.

 

Döndü döneli bir kez olsun dışarıya çıkmamıştı ve şu anda güneşe çıkmak üzereydi. Yapay zekaya nasıl bir etkiyle karşılaşacağını defalarca sormuş ama asla cevap alamamıştı.

 

'Sakin ol Quinn, ölmeyeceğini biliyorsun zaten, en kötü ne olabilir ki?'

 

Quinn’in kapının dibinde duraksadığını fark eden Layla, "Hey, Quinn, her şey yolunda mı?" dedi.

 

"Hı hı, iyiyim." diyen Quinn’se öne doğru bir adım attı.

 

*Bang*

 

Güneş saniyesinde etki etti. Huzmeler artık daha da etkiliydi ve Quinn kafasının içerisinde bir çınlama, hırpalanma hissi duyuyordu. Hafifçe sendelese de çok geçmeden kendisini toparladı.

 

Biraz vakit geçtikten sonraysa nihayet bu ani hissiyata uyum sağladı.

 

[Doğrudan güneş ışığına maruz kalıyorsunuz]

 

[Tüm istatistikler yüzde 70 azaldı]

 

Quinn, içten içe '70 mi, benimle dalga mı geçiyorsunuz siz!' diye bağırdı.

 

"Hadi ama, sakin ol." diye yanıtladı sistemse. "Böyle davranacağın aklıma gelmişti, bu yüzden bir şey söylemek istememiştim."

 

"Eskiden hiç değilse güneşin altında savaşma şansım vardı, istatistiklerimi yirmiye çıkartırsam, sağda solda bir iki kişinin kanını emersem güneşin altında da normal bir insan olabilirim diye düşünüyordum. Şimdi ne halt yiyeceğim?"

 

"Dürüst olmak gerekirse ben daha önce bu sorunu hiç yaşamadım, krallıkta güneşin etkilerini engelleyen bir sürü nesnemiz vardı. Envanterine bir baksana. Baktığın o yüzük, adamlarımızın en güçsüzüne verilmiş bir şey."

 

Sistem, Quinn’in çıkışı nedeniyle bir anda daha çok bilgi vermeye başlamıştı. O güne dek kendisinin kim olduğunu ve başka vampirler de olup olmadığını sorduğu her seferde Quinn’i duymamış gibi davranmış, söylediklerini hiçe saymıştı.

 

Ancak Quinn’in aynı anda tek bir problemle ilgilenmesi gerekiyordu ve an itibarıyla güneş daha acil bir problemdi.

 

"Bak, canının sıkıldığını görebiliyorum." dedi sistem. "Peki ya şuna ne dersin?"

 

Ardından Quinn’in menüsünü açtı ve ona gölge yetenekleri sekmesini gösterdi. 10 yeteneğin 3’ünün kilidi açılmıştı, yedisiyse hala gri fonluydu.

 

"Tek isteğin güneşte savaşabilmek, değil mi? Gölge Boşluğu isimli yeteneği görüyorsun değil mi, yirmi yetenek puanına mal oluyor. İlk olarak o yeteneği açmanı tavsiye ederim. Bu sayede kendine gölgelerden bir alan yaratabilirsin. Seni hem güneşten hem de dışarıdaki gözlemcilerden korur."

 

Bu Quinn’in sorununa kalıcı bir çözüm olmasa da hiç yoktan iyiydi. Quinn yürüme mücadelesi verirken Layla hızlıca koşturarak kafasının üzerine bir şemsiye tuttu. Böyle durumlar için her daim yanında taşıyordu.

 

'Heh, heh, Vorden, görünen o ki bana senden daha çok ihtiyaç varmış.' diye düşündü Layla.

 

O saniyede Quinn, kendisini çok daha iyi hissetmeye başladı.

 

[Güneş ışığı engellendi, tüm istatistikler normale dönecek]

 

İkilinin şemsiyenin altında yürüdüğünü gören Erin, "Benim önümde çifte kumrular gibi davranmaya mecbur musunuz cidden?" dedi.

 

"Biz bir çift değiliz, sadece kendisini kötü hissediyor. Güneş onu çok kolay etkiliyor."

 

"Pısırığa bak." diyen Erin ilerlemeye devam etti.

 

Quinn sebebini bilemese de Erin, en ağır sözcükleri kendisine sarf ediyormuş gibi görünüyordu.

 

Öyle ya da böyle üçlü grup nihayet cephaneliğe ulaştı ve şemsiyeye ihtiyaç kalmadı. İçeri girdikleri saniyedeyse Quinn’in kalp atışları hiç olmadığı kadar hızlandı. Gergindi; sebepse basitti. Leo yüzündendi.

 

Her nedense Leo, bir sonraki görüşmelerinde onunla konuşmak istediğini söylemişti. Ve canını yakmayacağını söylemiş olsa da bu sözler Quinn’in içini pek rahatlatmamıştı.

 

Ders normal bir şekilde başlarken Leo, öğrencilerden birbirleriyle idman yaparak ısınmalarını söyledi. Kendisiyse bir kez daha Quinn’le eşleşmek isteyerek Layla’nın kenara çekilmesini talep etti.

 

Sonra da konuşmalarını işitemeyeceklerinden emin olmak adına Quinn’i diğerlerinden uzak bir köşeye götürdü.

 

"Portal dünyasında beni kurtardığınız için teşekkür ederim." diye giriş yapan Quinn, Leo’ya yaltaklanarak huyuna gitmeye çalıştı.

 

"Yalnızca işimi yapıyordum, eldivenlerine ne oldu, elinden enerji yayılmıyor."

 

"Portal dünyasında parçalandılar, özür dilerim, bedelini ödeyeceğim."

 

Leo elini kaldırarak Quinn’e konuşmayı kesmesini söyledi.

 

"Gerek yok evlat, zaten pahalı bir şey değildi. Ama ekipmanın parçalandığına göre canavarlarla savaşmış olmalısın."

 

Quinn gergin bir şekilde gülmeye başladı, böyle bir şeye hazırlıklı değildi ve nasıl yanıt vereceğini gerçekten bilmiyordu.

 

"Oh yo, o farelerden biri üzerime atlayınca tek yapabildiğim kendimi korumak için elimi kaldırmak oldu. Canavar vazgeçmeyince de eldivenleri çıkarıp kaçmaktan başka çarem kalmadı."

 

"Anlıyorum." diyen Leo bir müddet sessizce dikildi. "Quinn, biliyor musun, insan kör olunca işitme duyusu gelişir derler. Müsaadenle sana bunun bir efsaneden ibaret olduğunu söyleyen ilk kişi olayım. Ancak benim özel gücüm duyularımı geliştiriyor ve ben de kalbinin büyük bir kuvvetle çarptığını duyabiliyorum."

 

Quinn, ihtiyar adamın şimdi söyleyeceklerinden korkarak yutkundu.

 

"Peki ya şunu biliyor musun; bir insan yalan söylerken kalp atışlarında ufak bir değişim olur ve daha çok terlemeye başlar. Evet Quinn, gerçek şu ki ne olduğun umurumda değil ama sana soracağım tek bir soru olacak."

 

"İnsanlığın tarafında mısın?"

 

#Leo reis! Bu adamı gerçekten seviyorum ya, üzerine lanetimi saçmam da başına bir iş gelmez inşallah. Quinn’in onunla sırdaş ve bir nevi yoldaş olmasını çok isterim. Bir noktada rakibe dönmezler umarım, çünkü Leo’nun ne kadar güçlü olduğunu az çok gördük. Bakalım Quinn’in cevabı ne olacak, hadi sıradaki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31674 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42630 Bölüm Sayısı


creator
manga tr