33. Bölüm : Yeni Bir Hedef

avatar
1415 46

My Vampire System - 33. Bölüm : Yeni Bir Hedef


Çevirmen : Clumsy



Quinn, bir an için özel güçlerle dolu bir dünyada olduğunu unutmuştu. İnsanların birbirinden üstün olmaya çalışmadığı bir dünyada olduğunu sanmıştı, hem de ne uğruna? Gurur.

 

Kafasını eğip baktığında karnına saplanmış iki bıçağı ve uçlarından damlayan kanları görebiliyordu. Fei’yse bıçakları bırakmış ve bir adım geri çekilerek ağzı açık kalakalmıştı, her şey bir kazaymış gibi davranıyordu.

 

Fakat Quinn bunu yememişti, neler olduğunu gayet iyi biliyordu. Etrafına bakındığı anda Brandon’ın yüzündeki gülümsemeyi yakalamayı başardı. Ve iki bıçağı da kabzasından tutup kuvvetini kullanarak uçlarını kırdı.

 

Sonra da diğer yarıları hala karnındayken Fei’ye doğru yürümeye başladı.

 

"Demek oyun oynamak istiyorsunuz." dedi Quinn. "Öyleyse biraz oynayalım bakalım. Siz benim kanımı aldıysanız benim de sizin kanınızı almam adil olur."

 

Fei bu sözleri işittiği saniyede istemsizce Quinn’den uzaklaştı. Bir şeyler değişmişti, gözleri bir farklı bakıyordu.

 

"Neden titriyorum, alt tarafı 1. seviye bir kullanıcı, sakin olmalıyım."

 

Derken Quinn, aralarında birkaç adım varken pençeli elini salladı.

 

"Kan Toka…"

 

Ama yeteneğini kullanmayı tamamlayamadan eli bıçak zoruyla indirildi.

 

"Yeter, hemen kes şunu." dedi Leo, bıçağını Quinn’e doğrultarak. "İki yanlış bir doğru etmez."

 

"Ve siz ikiniz, planınızın fark edilmediğini zannetmeyin. Dersimde kurallara uyamayan öğrencilere yer vermem. Silahlarınızı burada bırakabilirsiniz, bundan böyle cephanelikteki dövüş derslerine katılmanız yasak."

 

O saniyede hiç yoktan beliren iki asker, Quinn’in iki yanına yerleşti.

 

"Onu revire götürün ve tedavi edildiğinden emin olun." dedi Leo.

 

"Bekleyin!" diye bağırdı Layla. "Ben de onunla gidip iyi olduğundan emin olabilir miyim?"

 

"Quinn güçlü bir çocuk, endişe etme küçük hanım, o başının çaresine bakabilir."

 

Layla Quinn’in yaralanmış olmasından endişe duysa da esas endişesi bu değildi. Quinn bedenindeki yaralar yüzünden epey kan kaybetmiş gibi görünüyordu. Vampirler doğaüstü bir hızla iyileşebiliyor olsalar da o enerjinin bir yerlerden gelmesi ve kısa süre içerisinde yenilenmesi gerekirdi.

 

Quinn, iki kolundan kavranmasının birkaç saniye sonrasında revirin hemen dışına ışınlandı.

 

"İyileşinceye dek dinlen lütfen." Adamlardan biri, yeniden ışınlanmadan önce böyle söyledi.

 

"Ne kadar da faydalı bir özel güç."

 

Adamın gittiğinden emin olan Quinn, aynı kattaki en yakın tuvalete geçmeye karar verdi. Neredeyse tüm öğrenciler dövüş derslerinde olduğu için koridorlar boştu. Revirden ziyade tuvalete gitme kararının nedeniyse bedeninin şimdiden iyileşmeye başladığını hissetmesiydi.

 

Durum ekranı da bu gerçeği onaylıyordu.

 

<12/20 HP>

 

Quinn’in mücadelesi sonlandığı andan itibaren bedeni inanılmaz bir hızla iyileşmeye başlamıştı. Kafasını eğen Quinn, yaralarının büyük oranda kapandığını görebiliyordu. Fakat bıçakların saplı olduğu nokta iyileşemiyordu.

 

"Bu can yakacak."

 

Neyse ki eldivenler hala elindeydi, yani bıçakları çıplak elle kavramak zorunda kalmayacaktı.

 

"1, 2 ,3!" Deyip bıçakları olabildiğince hızlı şekilde tek seferde çekip çıkarttı. Acı öyle hızlı ve keskindi ki çığlık atmamak için ciddi bir mücadele vermesi gerekti.

 

En sonunda karın civarındaki yaralar da ağır ağır iyileşmeye başladı ve sonrasında birkaç yeni mesaj belirdi.

 

<Açlığınız kuvvetleniyor>

 

<Açlığınız kuvvetleniyor>

 

<15/20 HP>

 

<Daha fazla iyileşmeyeceksiniz>

 

<İnsan kanı tüketinceye dek saat başı 1 HP kaybedeceksiniz>

 

Quinn mesajlara bakarak neler olduğunu çözmeye çalıştı. Yaptığı testlerin sonucunda bedeninin iki günde bir kan ihtiyacı duyduğunu öğrenmişti. Ama daha bu sabah Layla’nın kanını içmiş, henüz zaman sınırı dolmamış olmasına rağmen de bu mesajı almıştı.

 

O anda aklına kanın sağlığını yenileme özelliği geldi. Aynı şekilde işliyorsa vücudu kendisini iyileştirmek için enerji olarak kandan faydalanıyor demekti. Bedenindeki enerji tükendiği andaysa daha fazla iyileşemez hale geliyor ve yeniden kan içmek zorunda kalıyordu.

 

Quinn karnında bir açlık duyuyordu ve aynada kendine baktığında tüm kıyafetlerinin kanla kaplandığını gördü. Hafif bir acısı olsa da bu manzara onu gülümsetti. Aynı saniyede iki dişinin hafifçe büyüdüğünü fark etti. Paniklediği geçen sefere kıyasla bu defa sakindi.

 

Kan almaya hazırdı ve bu geceki iki rakibinin kim olacağını biliyordu.

 

Belki de kritik bir durumda olmadığı için bu seferki açlık sancıları katlanılabilirdi. Yurt odasına dönen Quinn, kanlı kıyafetlerini yere atıp farklı bir üniformayla üzerini değiştirdi.

 

Giyinmekle meşgulken de koridorda sohbet ederek ilerleyen iki öğrencinin seslerini işitti.

 

"Neden özel güç kullanan tek kişi senken ben de kovuldum ki?" diye sızlandı Fei.

 

"Hey, planı anlattığımda hiç sorun etmemiştin, şimdi ne diye bu kadar sinir oldun ki?" dedi Brandon.

 

"1. seviye birine yenildin diye beni bu işin içerisine sürükleyen sendin, utanca bak." diyen Fei kıs kıs güldü.

 

 O saniyede Brandon, Fei’yi koridor duvarına yaslayarak yakasına yapıştı.

 

"Sana senden daha yüksek seviyeli olduğumu hatırlatmama gerek var mı, yoksa yerini bilesin diye dövüşmemiz mi gerekecek!"

 

Fei, Brandon er ya da geç yakasını bırakıncaya dek tek kelime etmedi. Sonra da yurt odalarından farklı bir yöne doğru yürümeye karar verdi.

 

"Arkadaşım olduğunu sanmıştım Brandon, senden daha düşük seviyeliyim diye beni kontrol eden ukalanın teki değil."

 

Bunu duyan Brandon, yurt odasına girerek kapıyı arkasından çarptı.

 

"Oh, bir aşık kavgası ha, harika." diyen Quinn’se çantasını kaparak Fei’nin peşine takıldı.

 

Dövüş dersleri bitmişti ve güneş batmaya başlıyordu. Bu nedenle Peter ve Vorden da dahil olmak üzere çoğu öğrenci yurt odalarına akın ediyordu. İkili odaya giriş yaptığı andaysa bir şey fark eden Vorden’ın gözleri irileşti.

 

"Bu da ne, bunlar Quinn’in kıyafetleri mi?" dedi Peter, kıyafetleri yerden alarak. "Kana bulanmışlar, eğitim sırasında mı yaralanmış ki?"

 

Kanı gören Vorden'ın tüm bedeni titriyordu.

 

"Ona ne oldu?" diye düşünüyordu. "İkinci sınıflardan biri mi hedef aldı yoksa eğitimde mi bir şeyler oldu?"

 

"Sana ona göz kulak olmamız gerektiğini söylemiştim."

 

"Fırsatımız varken o ikinci sınıfları öldürmeliydik."

 

"Kesin şunu!" diye bağırdı Vorden.

 

"Ha, Vorden, sen iyi misin?" diye sordu Peter.

 

Ama Vorden tek kelime bile etmedi, Quinn’i aramak için kapıyı açtığı andaysa kapıyı çalmak üzere ellerini yumruk yapmış olan Layla’yı gördü.

 

"Oh, Quinn burada mı?" dedi Layla.

 

Ama bir saniye sonrasında Vorden, Layla’yı elinden tutup sürükledi ve kapıyı ardından kapattı. Sonra da kızı kapıya bastırarak önkolunu boynuna yasladı.

 

"Bana Quinn’e ne olduğunu anlat çabuk!"

 

#Quinn’in bıçakları karnından çekip çıkartışını okurken benim de içim çekildi valla. Vorden’ın delirişi ve Layla’yı kapıya yapıştırışıysa beni biraz germedi değil. Çok karakterli Vorden kardeşimiz Quinn’e kafayı bayağı takmış durumda, altından ne çıkacağıysa büyük merak konusu. Bu arada her şeyden bihaber vampir dostumuz Fei’yi gözüne kestirdi. İntikam çanları çalıyorsa günün son bölümünde görüşmek üzere!

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31675 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42632 Bölüm Sayısı


creator
manga tr