29. Bölüm : Silah Seçimi

avatar
1598 50

My Vampire System - 29. Bölüm : Silah Seçimi


Çevirmen : Clumsy



İnceleme yeteneğinin silahların istatistiklerini gösterdiğini fark eden Quinn, odada dolanıp kendisi için mükemmel silahı aramaya koyuldu. Ağır olan her şeyi eliyordu. Ekledikleri kuvvet istatistikleri iyi olsa da Quinn’in geceleri hızlı ve çevik olması gerekiyordu.

 

Şu ana dek incelediği tüm silahlar temel düzeydeydi. Bir silahın olabileceği en düşük seviye buydu. Silahlar, dayandıkları canavar özüne bağlı olarak sekiz farklı seviyeye ayrılıyordu. Tabii ki bu, çoktan keşfedilmiş olan gezegenlerin canavarlarına dayalı bir ayrımdı.

 

Diğer gezegenlerde henüz keşfedilmemiş ve bu kategorilerin ötesine geçebilecek daha güçlü canavarlar ve özel güçler olduğu kesindi. Günümüz dünyasında bu sınıfın bilinen iki silahı vardı. Dünya diğer cinse İblis silahı diyordu.

 

Bir müddet odada aranan Quinn, diğerleri arasında öne çıkan bir silaha denk geldi.

 

<Kara Boynuzlu Zırhlı Eldivenler>

 

<Temel düzey canavar silahı>

 

<Kuvvet 3>

 

<Çeviklik 0>

 

<Canlılık 0>

 

<Savunma 2>

 

<Bu silah “Kan Tokadı” yeteneğiyle uyumlu. Eldivenler takıldığında kan tokadının gücünde %5 artış görülür>

 

Eldivenler siyahtı ve önkol kısmında minicik boynuzlar vardı. Parmak uçları sivri ve keskindi, bu da bir nevi ejder pençesini andırmalarına yol açıyordu.

 

Bu silahın Quinn’in ilgisini çekmesinin iki sebebi vardı. İlki kuvvet istatistiğinin yanı sıra savunma da sağlayan ilk silah olmasıydı, ikincisiyse daha da öne çıkan bir sebepti. Yani Quinn’in tek yeteneği olan Kan Tokadının gücünü arttırıyor oluşu.

 

Yüzde beş kulağa pek matah gelmese de Quinn güçlendikçe o yüzde beş, büyük bir fark yaratacaktı. Ayrıca farklı bonuslar da vardı. Eldivenler eli için zırh görevi görürken gerekirse başka silahları da tutabilecekti.

 

"Ne tuhaf bir silah seçimi, genç adam." dedi Leo.

 

Quinn ise kendisiyle konuşanın kim olduğunu görmek adına kafasını çevirdi ve o kişinin kel öğretmenleri olduğunu gördü.

 

"Çoğu kişinin ilk tercihi olmaz. Böyle bir silah, korkusuz olup düşmana yaklaşmayı gerektirir. Ama çoğundan daha dayanıklı olma ve bir savunma şekli olarak kullanılma sebebi de budur."

 

Quinn zaten savaşma konusunda çoğu çocuktan daha tecrübeli ve yumruklarını kullanmaya alışkındı, Kan Tokadı yeteneği de eklenince rakibine her daim yaklaşmak zorunda kalmayacaktı.

 

"Denememin bir mahzuru var mı?" diye sordu Quinn.

 

"Buyur, dene." diyen Leo’ysa silah seçimi yapan diğer öğrencileri kontrol etmek için Quinn’i kendi haline bıraktı.

 

<Basit Boynuzlu Zırhlı Eldivenler kuşanıldı>

 

<Kuvvet: 12 (3)>

 

<Çeviklik: 12>

 

<Canlılık: 11>

 

<Savunma (2)>

 

Durum ekranını kontrol eden Quinn, istatistiklerinin yanında ekipman seviyesini işaret eden küçük rakamlar görüyordu. An itibarıyla Kuvvet puanı 15’ti. Sistemi keşfettiği ana kıyasla üç kat daha güçlü hissediyordu ve yeni edindiği bu kuvveti test etmeye hazırdı.

 

Herkes silah seçimini tamamladığında Leo, tüm sınıfı merkezdeki halkanın etrafında toplanmaya çağırdı.  

 

"Öncelikle, her silahta uzman olduğumu iddia etmeyeceğim." dedi Leo. "Kimileriniz silahlarını benden daha iyi kullanıyor bile olabilir. Ama ben, o silahlarla savaşmakta uzmanım. Savaşmak bir oyun gibi görülebilir. Her daim rakibinizin bir sonraki hamlesini tahmin etmeye çalışır, gücünü ölçersiniz ve bu böyle süregelir. İlk dersinizde ne durumda olduğunuzu görmek istiyorum. Bir idman karşılaşması yapacağız. Aynı anda sadece iki kişi çarpışacak. Biz de karşılaşmayı izleyecek ve hangi noktaların geliştirilebileceğini yorumlayacağız. Evet, gönüllü var mı?"

 

O saniyede elini ilk kaldıran kişi Erin oldu. Ve Leo’nun tek kelime etmesini beklemeden ortadaki arenaya doğru ilerleyerek yerini aldı. Elinde ışıl ışıl parlayan uzun, gümüş bir kılıç vardı. Quinn’in duvarda gördüklerinden biri değildi, yani zaten sahip olduğu bir silah olsa gerekti.

 

İlk etapta çoğu öğrenci Erin’in karşısına çıkma konusunda tereddütlüydü. Yüksek seviyeli bir gücü olduğu bilgisi çoktan birçok kişinin kulağına ulaşmıştı.

 

"Oh, ayrıca şunu eklemeyi unutmuşum, bugünkü karşılaşmalarda özel güç kullanmak yasak." diye ekledi Leo. "Öncelikle silahınızı nasıl kullanacağınızı bilmeniz önem taşıyor, çünkü ancak o zaman özel gücünüzle birlikte silahınızın tüm potansiyelini açığa çıkartabilirsiniz."

 

Öğretmenin bu sözleri söyleyişinin ardından öğrencilerin elleri roket misali havalandı. Hepsi de ünlü buz kraliçesini yenme şansına erişmek istiyordu. Hazır gücünü kullanamıyorken fırsat bu fırsattı.

 

Neticede kalabalığın içerisinde iki elli bir balta kuşanmış iriyarı bir erkek seçildi. Yapı olarak Erin’in yaklaşık iki katıydı.

 

"Bana kalırsa yanlış kulübü seçmişsin, buz gücün burada işe yaramayacak." dedi erkek.

 

Erin ise yanıt vermedi, yalnızca pozisyon almakla yetindi. İlk saldırıyı rakibinin gerçekleştirmesini bekliyordu.

 

Erkek öğrenci, iri baltasını kafasının üzerine kaldırarak hücuma geçti. Baltasını savurduğu andaysa Erin, darbeden kaçınmak için bedenini döndürdü ve aynı saniyede bacaklarını arkadan kestiği rakibinin sendelemesine yol açtı.

 

Sonra da kılıcını boynuna yerleştirdi. Boğazının yalnızca birkaç santim uzağına.

 

"Pes ediyorum." dedi erkek öğrenci.

 

Her şey bir anda yaşanırken odaya ani bir sessizlik çöktü. Hepsi de Erin’in güçlü olduğunu biliyordu ama kılıç kullanmakta bu kadar başarılı olması beklenmiyordu. Erin gibi sağlam bir gücü olan çoğu kullanıcı, o güce bel bağlar ve silah kullanmayı öğrenme zahmetine girmezdi. Ama Erin’in tecrübeli olduğu apaçık ortadaydı.

 

Mücadelenin sonlanışının ardından siyah askeri üniformalı iki adam ansızın ortamda belirdi. Ve yaralı öğrenciyi kollarından tutarak iyileştirilmesi için revire götürdüler.

 

Ardından grup bir iki yeni mücadeleyle devam etti, bu mücadelelerin büyük bir kısmı da Erin’inkinden çok daha uzun sürdü, çünkü silah kullanma konusunda çoğu öğrenci denk durumdaydı. 4. seviyelerle 2. seviyelerin mücadelesinde bile durum aynıydı. Özel güçlerini kullanamayınca iş tamamen yetenek ve vücuda kalıyordu.

 

Leo’nun dikkatini çeken sıradaki mücadele Layla’nınkiydi. Layla, telekinezi gücünü kullanmıyor olmasına rağmen yayıyla atış yapabiliyor ve rakibinin nereye gideceğini tahmin edebiliyordu.

 

Rakibini tuzağa düşürüp duruyor ve sürekli pes etmesini söylüyordu. Ama rakibi 3. seviye bir kullanıcıydı ve gururu tehlikedeydi. Gücünü kullanmıyor olsa bile ikinci seviye bir kullanıcı karşısında yenilgiyi kabul etmek istemiyordu.

 

En sonunda pervasızlık ederek hücuma geçmekte karar kıldı. Ama bacağına inen birkaç ok yüzünden hareket edemez hale geldiğinde Leo, karşılaşmayı sonlandırma kararı aldı.

 

"Sıradaki eşleşme, Quinn Talen ve Brad Richardson ikilisi arenaya gelsin."

 

Sıra Quinn'deydi.

 

Cephanelik kapalı bir alan olduğu için Quinn tüm istatistiklerinden faydalanabilirken rakibi özel gücünü kullanamayacaktı. Quinn nihayet karşısındaki kişiden güçsüz hissetmediği bir durumun içerisine girmişti.

 

#Bizimki silah olarak zırhlı bir eldiven seçti. Yani insan eldiven ne be demek istiyor ama kan tokadıyla uyumlu olması ve sağladığı istatistikler düşünülünce başarılı bir seçim. Bu arada Erin kızımız buz gücünde olduğu kadar kılıç kullanımında da başarılı çıktı. Vallahi Vorden ve Erin’in hikayesini bizim Quinn’den daha çok merak ediyorum diyeceğim müsaadenizle :D Tabii yine de özel güçlerin kullanılmadığı ilk mücadelesinde nasıl bir iş çıkaracağını merak etmiyorum da diyemem. Hadi günün ikinci bölümünde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 31675 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 42632 Bölüm Sayısı


creator
manga tr