Bölüm 207: Siyah mı Beyaz mı?

avatar
385 0

My House of Horrors - Bölüm 207: Siyah mı Beyaz mı?


Bölüm 207: Siyah mı Beyaz mı?

Çeviri: RassNt  


"Beyaz gölgeyi buldun mu?" Kadın yatak odasından çıktığında ifadesi hafiften değişti. Kirpikleri hafiften titredi ve renksiz yüzüyle gerçek anlamda yardıma muhtaç bir kadın görüntüsü verdi.


"Hayır." Gu Feiyu'nun gözleri maskesini çıkarmış olan kadının üstüne geldi ve yüzünde beliren garip bir ifadeyle birlikte sessizce gözlerini çevirdi.


"Oturun. Beyaz gölgenin ortaya çıkışının arkasında bir hikaye olduğunu hissediyorum." Kadın Gu Feiyu'ya kanepeyi gösterdi. Kadın muhtemelen topuklu giymekten yorulmuş olacak ki onları çıkardı ve çıplak ayakla mutfağa gitti.


Copu iki eliyle kavramış olan Gu Feiyu'nun gerginliği barizdi. Altüst olmuş gibiydi ve bacakları anormal şekilde titredi. Kadın buzdolabından iki şişe içecek aldı ve onları kahve masasına koydu. "Yardımınız için çok teşekkürler."


"Sadece işimi yapıyorum." Gu Feiyu utanmıştı.


"Hayır, gerçekten teşekkür etmeliyim. Eğer siz olmasaydınız ne yapardım bilmiyorum. Ablam ortadan kaybolduktan sonra Jiujiang'da yapayalnız kaldım. Çok fazla param da yok. Buranın satılmasını bekliyorum, ardından sonsuza kadar buradan uzaklaşacağım." Kadın güvenlik görevlisinin karşısına oturdu. Hala korku içinde görünüyordu. Bacaklarını kanepenin kenarına doğru koydu ve elleriyle bacaklarını ovuşturdu.


"Ayrılmak kötü bir fikir değil gibi." Gu Feiyu başıyla onayladı ve acıma dolu bakışları kadının üzerine geldi. "Ama o kadar kötü hissetmenize gerek yok. Kardeşinizin kayıp olduğunu söylediniz, belki bir gün geri döner."


"İşler düşündüğünüz kadar kolay değil. Kardeşimle çok iyi bir ilişkimiz vardı. Ne de olsa beraber büyüdük. Benimle her şeyini paylaşırdı ve bütün sırlarını anlatırdı, fakat bir gün ortadan kayboldu. Onun çoktan..." kadının kelimeleri boğazına düğümlendi. Kendini bu gerçeğe hazırlamaya çalışıyor gibiydi, bir yabancıya kendini açıyordu.


Cüssesi ufaktı ve kolları inceydi; kırılgan bir yapısı vardı. Ağlamaya başladığında her erkeğin kalbini alıp götürebilirdi. Gu Feiyu tamamen altüst oldu ve ne yapacağını bilemedi. Bir süre sonra copu bıraktı ve masadaki kutudan mendil alarak kadına uzattı. Kadın mendili aldı ama makyajını bozmaktan çekiniyordu, sadece gözlerinin kenarlarına hafifçe dokundu. "İşten gelip beyaz gölgeyi görünce tam anlamıyla şok oldum. Acaba beyaz gölge kardeşimi almış olabilir mi?"


Sesi umutsuzlukla doluydu. "Şimdi beyaz gölgeyi ben gördüm, acaba sıradaki ben miyim?"


"Hayır." Kadın üzüntüsüne o kadar dalmıştı ki eteğinin genişçe açıldığının farkında değildi. Gu Feiyu bunu görünce hemen gözlerini başka yöne çevirdi.


"Umarım haklısınızdır." Kadın önündeki içeceği aldı ve Gu Feiyu'nun önündeki şişeye hafifçe dokundu. "Sizi de bu işe bulaştırdığım için üzgünüm."


Şişeyi ağzına götürdü ve bu sırada Gu Feiyu da kendini toparladı. Nezaketten o da şişesinden bir yudum aldı.


"Bence bu kadar karamsar olmayın. Bu günlerde kız kardeşinizi sormaya gelen birçok kişi oldu, bence o hala hayatta. Belki de sizi görmeye gelmesinin önünde bazı engeller vardır."


İçecek dolaptan yeni çıktığı için soğuktu. Ferahlatıcı etkisi Gu Feiyu'nun bir yudum daha almasını sağladı. "Kız kardeşinizin muhtemelen gitmek için bazı nedenleri vardı. Her halükarda bu hayalet mevzularına inanmıyorum. O muhtemelen bazı hatalar yaptı ve bu sebeple kanundan saklanmak zorunda kaldı. Aslında onun için üzgünüm. Dünyada en çok sevdiği kişiyi bile göremiyor; bu halde yaşamanın ne anlamı kalıyor?"


"Onu anlamıyorsunuz. Hiçbiriniz onu anlamaya bile çalışmadınız." Kadının ifadesi hüzünle taştı ama ses tonu biraz değişmişti. "O sahip olabileceğin en iyi ablaydı. Benimle en değerli şeyini paylaşmaya gönüllü oldu."


Gu Feiyu aniden son derece bitkin hissetti. Copu kavradı ve kanepeye yaslandı. "Görünüşe göre aranız bayağı iyiydi."


Kadın anılara dalmış gibiydi ama bakışı masadaki boş şişenin üzerinden ayrılmadı. "Ben küçükken insanlar bana zorbalık yapardı ve kardeşim beni savunmak için atılan ilk kişi olurdu. Biz büyüdükçe kişiliklerimiz de birbirinden farklılaşmaya başladı. Ben bencil ve öfke nöbetleri geçirmeye yatkın biri haline dönüştüm ama ne olursa olsun kız kardeşim beni hep affetti. O kusursuzdu, güzeldi, nazikti ve harika bir gülümsemesi vardı.


"O zamanlar bunu takdir etmedim. Bana karşı ne kadar tolerans gösterdiyse ben de o kadar nefret ettim ondan. Onun sevdiği her şeyden nefret ettim. O beyazı sevdi, ben siyahı. Ondan farklı olmalıydım. Bu durum o olaya kadara aylarca devam etti."


Güvenliğe bakan kadın uzun bir aradan sonra devam etti. "Kabul etmekten nefret etsem de aynı şeye aşık olmuştuk.


"Yakınlarda oturan yakışıklı bir çocuk kız kardeşime aşık olmuştu. Çocuk müzik dinlemeyi ve beste yapmayı seviyordu. Aynı zamanda harika bir şarkıcıydı. Onlar ne zaman randevuya çıksa kalbim adeta binlerce bıçak tarafından kesiliyordu. Sevdiğim şeyin başka birinin olmasına izin veremezdim.


"Kız kardeşime benziyordum, o yüzden makyaj yapıp onun kıyafetlerini giymeye başladım. En başta randevular başarılı oluyordu ama yavaş yavaş oğlan sırrımı keşfetti. Ne de olsa ben kız kardeşim değildim ve tamamen farklı kişiliklere sahiptik. Ağladım ve kalması için yalvardım ama o kız kardeşimi seviyordu."


Kadının kollarındaki damarlar korkutucuydu ama onun karşısında oturan Gu Feiyu bunu fark etmemiş gibiydi. Uzun süren devriye sonucu yorulmuş gibi gözleri kapanıyordu.


"Onun için ablama yalvararak gururumu ayaklar altına aldım ama beni her zaman sevdiğini söyleyen ablam bu sefer sessiz kaldı. Bir hafta boyunca konuşmadık. En sonunda anlaşmaya yanaşan o oldu. Çocuğu çağıracağını ve seçmesini isteyeceğini söyledi.


"Oğlan kız kardeşimin daveti üzerine çok mutlu oldu. Hatta yeni bir gömlek ve taze çiçek aldı. Aynı zamanda tüm geceyi kız kardeşimin favori şarkısını kaydetmek için harcadı. Geldiğinde kız kardeşime doğrudan aşkını ilan etti ama kız kardeşim onu hemen kabul etmedi. Beni çağırdı ve oğlana seçimini yapmasını söyledi.


"Kız kardeşim favori beyaz elbisesini giydiği için ben de siyah giymiştim. Oğlana sordu, Tatlım, siyah ya da beyaz, hangi rengi tercih edersin?’


"Hayatım boyunca hiçbir şey için böylesine dua etmemiştim ama birkaç saniye sonra umutlarım paramparça oldu. Oğlan hiç tereddüt etmeden kız kardeşimi seçti."


Kadının tırnakları derisine geçti. Onca yıldan sonra bile hala ihanetin acısını hissediyordu. Nefesi hızlandı ve uzun bir süre sonra ancak sakinleşti. "Kalbimin parçalandığını hissettim. Acımı kelimelerle tarif edemem. Sadece orada ayrılmak ve insanların beni bulamayacakları bir yere gitmek istedim.


"Ablam acımı gördü. Bu sonu zaten tahmin ediyor gibiydi. Hayatımın en dip noktasında yine bana yardıma gelen o oldu. Oğlana bir şişe su verdi ve ardından  beyaz elbisesini çıkardıktan sonra mutfaktan satırı aldı.


"Bana beyaz ve siyahın dışında en adil başka bir rengin daha olduğunu söyledi."


Kadın konuşmayı kesti ve kanepenin altından bir satır çıkardı. Gu Feiyu'nun kendisine verdiği mendili kullanarak yüzündeki makyajı sildi. Hafızasında yıllar önceki olay hala tazeydi ve tamamen hareketsiz kalmış Gu Feiyu'ya doğru satırı kaldırarak ilerledi. Kafasındaki peruk düştü ve tamamen kel kafası Gu Feiyu'nun kulağına doğru yaklaştı.


"Tatlım siyah, beyaz veya kırmızı, hangi rengi tercih edersin?"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18327 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr