Bölüm 59: Sonsuza Kadar Beraber

avatar
582 0

My House of Horrors - Bölüm 59: Sonsuza Kadar Beraber


Bölüm 59: Sonsuza Kadar Beraber

Çeviri: RassNt  


Dans stüdyosu son derece sessizdi. Aynada, ilk kendine gelen adam oldu. Kızların önünde durdu ve onlara tehditkar gözlerle baktı. Kızlardan birisi ağlamaya başladı, adam onu yerden çekti ve parmağını yüzüne doğrultarak dudakları oynadı. Kızlar hararetle başlarını sağa sola salladılar.


Ardından Zhang Ya kadar uzun olan kız ayağa kalktı. Adam doğru yürüdü ve diğer kızları ikna etmek için ona yardım etmeye başladı. Hal ve tavırlarına bakınca adamı tanıyor gibiydi ve onunla bir arkadaşlık bağından fazlasına sahip görünüyordu. Belki de kadın öğretmenin gitmesinin hemen ardından adamın ortaya çıkması da onun tarafından planlanmış olabilirdi.


Kızın ikna çabaları ve adamın tehditleriyle diğer kızlar en sonunda başlarıyla onayladılar. Birkaç dakikalık tartışmanın ardından oradan ayrılan ilk kişi adam oldu. Daha sonra kızlar soyunma odasında üstlerini değiştirdiler ve hemen ardından oradan ayrıldılar.


Ayna normale döndü ama dans stüdyosunun atmosferi hala gergindi. Chen Ge sırtından gelen soğukluğu hissedebiliyordu; sanki donmuş ölü bir beden taşıyor gibiydi.


Bu kadar mı?



Ayna sadece dans stüdyosunda olup bitenleri kaydetmiş, daha sonra olanları göstermemişti. Chen Ge bundan daha fazlası olduğuna inandı. Dördüncü kattan düştükten sonra kafa üstü çakılmadığı sürece Zhang Ya'nın hala kurtulma şansı olabilirdi.


Kızıl Tayf derin kızgınlıklar besler... Belki de şişko ortaya çıkma korkusuyla Zhang Ya'nın son nefesini vermesine neden olmuştur? Etkinlik merkezinin su sistemi yenilenmiş, belki de şişko adam cesetten kurtulmak için sistemi kullanmıştır?


Bu düşünce zihninde belirdiği anda bunu reddetti. Zhang Ya okulun içinde kaybolmuştu, o yüzden olaya polis dahil olmuş olmalıydı. Dahası, cesetten kurtulma işi suç filmlerinde olduğu kadar basit bir iş değildi. Bazen ne kadar saklanmaya çalışırsan o kadar açığa çıkardın.


Chen Ge daha sonra neler olduğunu merak etti ama ayna durmuştu. Belki de Müfettiş Lee'yi aramalıyım. Bu bir cinayet ve Batı Jiujiang Özel Akademisi onların yetki alanında, o yüzden ellerinde bazı kayıtlar olabilir.


Chen Ge'nin fikri fena değildi ama telefonunu çıkarmayı planlarken arkasından bir çığlık yükseldi. Zhang Ya'nın saçları omuzlarında yılan gibi kıvrılmaya başlayarak boynunun ve göğsünün etrafında dolandı.


"Gitmiyorum; sadece sana yardım etmek istiyorum!" Chen Ge nefesi kesilirken kendini ifade etmeye çalıştı. Fakat siyah saçlar avını boğan bir piton gibi daralmaya devam etti. Belki de Zhang Ya'nın bakış açısından beraber olmalarının tek yolu buydu—bu gerçek aşktı.


Chen Ge kurdun ininden kaçarken kaplanın mağarasına girmişti. Şimdi Zhang Ya'nın mektubunun neden bir lanet olduğunu anlamıştı; bu kadın yaşayan adamları sevmiyordu ve bir adamı ne kadar çok seviyorsa onu öldürme isteği o kadar artıyordu.


Sırt sırta dururken elleri ve bacakları daha da dirençsiz hale gelen Chen Ge bu konuyu tartışmaya devam edecekti. "Polisi arayıp kanun güçlerinin sana zarar veren herkese hak ettikleri cezayı vermesi için yardım etmek istiyorum!"


Bu sözler Chen Ge'nin kulaklarına bile etkisiz geldi. Zhang Ya'nın durumu benzersizdi. Ping An Apartmanlarındaki ailenin aksine onun intikama ihtiyacı yoktu. Ona zarar verenler zaten sandalyelerin içine hapsedilmişti! Ve Chen Ge bu olayda onun parmağı olduğuna gayet emindi.


Bir zamanlar nazik ve zarif olan Zhang Ya tamamen yozlaşmış bir deli hayalete dönüşmüştü. Chen Ge diğer kızların sandalyeye hapsedilmeden önce başlarına ne tür felaketlerin geldiğini hayal bile etmek istemedi.



Chen Ge pes etmişti—artık olayı akışına bırakacaktı— ama tam ölmeye hazırlanırken siyah saçlar aniden saldırmayı bıraktı.


"Ne oldu? Hala cezasını çekmemiş olan insanlar mı var?" hemen mırıldandı. Zhang Ya sanki başka seçenekleri düşünüyormuş gibi siyah saçlar gevşemeye başladı. Chen Ge'nin tek yaptığı beklemek oldu.


Karanlık dans stüdyosu sessizliğe geri döndü. On saniye sonra beklenmedik bir şey oldu. Chen Ge ölümle yaşam arasında dans ederken dans stüdyosunun kapısı aniden açıldı ve uzun boylu bir herif kafasını uzatarak içeriye göz attı.


Chen Ge'yi gördüğünde yüzünde zalim, heyecanlı bir sırıtış belirdi ve şakayık dövmeli eliyle arka cebinden bir meyve bıçağı çıkardı. Fakat tesadüfen Chen Ge adamı gördüğünde o da gülümsedi, yüz ifadesinde şunu söylüyordu—’Sonunda geldin!’


"Beni gördüğüne şaşırdın mı? Çok fazla ipucu bırakmıştın; dış duvardaki ayak izlerin vardı ve birinci kattaki pencerede taze toprak ve ot izleri görünüyordu. Binaya girdikten sonra ayak izleri adeta her yerdeydi. Çok dikkatsizsin ve şimdi bunun cezasını çekeceksin!"


Kapıda duran adam tabii ki Zhang Peng idi. Gözleri kıpkırmızıydı ve mental durumu anormal bir dirilikteydi. Kullanabildiği koluyla meyve bıçağını tutuyordu. Fakat Chen Geyi şaşırtan şey, Zhang Peng bu uzun konuşmadan sonra dans stüdyosuna ilk adımını attığında yüzündeki ifadenin çarpıcı biçimde değişmesiydi. Daha önceki vahşilik yerini endişeye bırakmıştı ve gözleri kızgınlık ve ihtiyatla parlıyordu.


Vücut ayna canavarının kontrolünde mi?


Chen Ge daha tepki veremeden Zhang Peng merdivenlerden aşağı doğru koşturmaya başladı. Sanki korkutucu bir şey görmüş gibiydi. Kaçarken kolları ve bacaklarının doğal olmayan biçimde bükülmesi onun sanki bir kontrolcü tarafından çekilen kuklaya benzemesine neden oluyordu.


Chen Ge'nin etrafındaki siyah saçlar arkasındaki kızla birlikte ortadan kayboldu. Tek görebildiği şey ayna yoluyla kırmızı bir ışık parlamasının geçtiğiydi; bir kovalamaca başlamıştı. Sırtında hissettiği soğukluk yavaş yavaş kayboldu ve Chen Ge'nin donmuş vücuduna hayat geldi. Telefonunu ve sırt çantasını alarak merdivenlere doğru koştu, hızı Zhang Peng'den daha yavaş değildi.


Bu Kanlı Kalp Görevini şimdilik rafa kaldırmam gerek. Eğer gerçekten de Zhang Ya'nın ilgisini kazanırsam ileride hayatım baş edemeyeceğim kadar heyecanlı olacak.



Chen Ge Etkinlik Merkezinden dışarı fırladı. Etraftaki karanlık ormana baktı ve telefonuyla Müfettiş Lee'yi aradı.


Telefon bir kez çaldıktan sonra açıldı ve müfettişim sesi geldi. "Xiao Chen? Zhang Peng'e mi rastladın?"


"Batı Jiujiang Özel Akademisi! Zhang Peng burada! Bunun dışında söylemem gereken başka önemli bir şey daha var," Chen Ge okul kapısına doğru koştururken nefes nefese konuştu.


"Fu Jun, Da Yong, hemen soruşturma ekibiyle temas kurun." Müfettiş Lee telefonu kapatmadı. Emirlerini verdikten sonra tekrar Chen Ge'ye döndü. "Diğer söylemek istediğin şey ne?"


"Batı Jiujiang Özel Akademisinde başka bir cinayet vakası keşfettim!"






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18362 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37580 Bölüm Sayısı


creator
manga tr