"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Mavi Elma - Bölüm 56: Şaaak!


Turkuaz renkteki uzun kıyafetiyle birlikte, kısa siyah saçlara sahip olan bir çocuk, siyah kapıdan içeriye doğru ilerlemişti. Çocuğun gözlerinde son derece keskin ve soğuk bir bakış bulunuyordu. Bu çocuğun gözleri bir kurda benzetilebilirdi.

Cildi son derece parlak olan bu çocuğun elinde bir anda bir balta ortaya çıkmıştı, bu baltanın her iki tarafı da keskin gibi görünüyordu. Baltanın hemen tepesinde bulunan uzun çıkıntıda bir mızrağı andırıyordu.

“Seni öldürecek olan genç soylu benim.”

Adem’in gözlerindeki kararlılığı gördüğünde, Hürmüz son derece etkilenmişti. Bir Cihan’a bir de Adem’e doğru bakan bu kadının ifadesi heyecanlıydı. Cihan’ı bağlamış olduğu masaya doğru ilerleyen kadın, hemen bir hançeri Cihan’ın boynuna doğru yerleştirdi.

“Kim olduğunu söyle! Yoksa bu çocuk ölür!”

Hürmüz’ün elindeki hançer son derece keskin görünüyordu, Adem’e doğru göndermiş olduğu mavi beyaz ışıklar hançerden yansıyordu. Adem’in gözleri bu hançerin ucuna doğrudan bakmaya koyulmuş. Ağzı bağlanmış olan Cihan’ın gözleri korkuyla Adem’e doğru bakıyordu.

“Beni kurtar!” diyen bakışları adeta Adem’in kalbine saldırıyordu. Adem bu bakışlardan ötürü yüreğinin kan ağlamasına engel olamamıştı. Derin bir nefes alan Adem, en sonunda Hürmüz’e doğru baktı ve “Benim adım Adem Çulsuz” dedi.

Kadın bu sözleri duyunca gözleri irileşti, suratında derin bir gülümseme ortaya çıkmıştı! “Seni gökte ararken kapımda buldum, harika! Demek gerçekten de bu çocuğun arkadaşısın! En azından yalan söylemiyormuş.”

Hürmüz hemen çantasını tokatladı ve bir anda içinden yedi farklı görünüşte erkek fırladı! Bu yedi farklı görünüşteki adamların gözleri ölü gibi bakıyordu. Son derece donuk olan bu bakışlar doğrudan Adem’e doğru bakıyor, Adem’in içinin ürpermesine neden oluyordu.

“Bu adamlar ölü gibiler… Ancak nasıl oluyor da hala nefes alıyorlar ve kalpleri atabiliyor?”

Hürmüz, Adem’in meraklı bakışları ile birlikte “Tanıştırayım, bu adamlar benim kocalarım! Hepsi de son derece sevgiyle dolu, benim güzelliğime vurulduktan sonra kendilerini bana adadılar!”

“Zavallılar o kadar aşık oldular ki ruhlarını bile vermeye hazırlardı… Eh bende ruhlarını kabul ettim. Sonuçta bu ruhlar son derece değerli değil mi?”

Adem bu sözleri duyduğunda midesinden yukarıya doğru bir ürpertinin yükseldiğini hissetti. “Ruhlarını çıkartmak mı?! Bu kadın uygulaması yasak olan ruh tekniklerini mi kullanıyor?!” Suratındaki soğuk ifade kısacık bir an için endişe ile dolmuştu, hemen ardından bu ifadeyi geri topladı ve Hürmüz’e doğru baktı, “Demek sen bir ruh kültivatörüsün!”

“Ay… Hemen de çözdün! Güçlü olduğun kadar zekisinde, kesinlikle bir dâhisin! Benim kocalarımdan birisi olmaya kesinlikle uygunsun!”

Hemen sonrasında kocalarına bakan Hürmüz, “Varlığımın en değerli hazineleri, şu önünüzde görünen çocuk kadınınızı tehdit ediyor! Yakalayın onu ve benim önüme getirin, sonuçta benim namusumu kirletmeye çalıştı bu olayı temizlememiz lazım değil mi?” dedi.

Hua!

Yedi farklı adam bir anda Adem’e doğru koşmaya başladı. Hepsinin suratında derin bir sinir ifadesi ortaya çıkmıştı, hepsi Adem’e yiyecekmiş gibi bakıyordu. Adem’in alnında soğuk bir ter damlası ortaya çıkmıştı ve bu durum karşısında karnında biriken gazı daha fazla tutamayıp salmıştı.

Hemen sonrasında kendisine gelen Adem’in tek bir düşüncesi vardı, “Cihan şuan bu halde ve benim onu kurtarmam gerekli! Hepsini öldür, tek bir kişiyi sağ bırakma ve amacına doğru ilerle!”

Elinde bulunan baltası bunu fark etmişçesine hızla parıldamaya başlamıştı, kısacık bir süre sonrasında ise, Adem ilk rakibiyle buluşmuştu. Orta yaşlı hafifçe kel olan bu adamın gözleri donuk olsada ifadesi heyecanlı gibiydi.

Adem’in baltası bir hışım ile bu adama doğru hızla uçmuş ve kaybolan baltanın görüntüsü adamın gövdesi kesildiğinde ancak ortaya çıkmıştı.

Bu ağaç kesme tekniğinin en ileri safhası odunculuğun nihai hareketiydi! Tek bir özensiz vuruş, bin özenle vurulmuş darbe gibi vurulmuş ve rakibin bir ağaç gibi kesilmesine neden olmuştu!

Adamdan fırlayan kan ile birlikte kesilen organlar yere doğru saçılmıştı, bağırsaklarındaki ve midesindeki artıklardan ötürü ortaya hemen kötü bir koku yayılmıştı. Bu sırada Adem’in arkasından elinde bulunan bir hançer ile yaklaşan bir adam daha vardı.

Altı kişi çoktan Adem’i çevrelemişti, Adem’in gözleri bu altı kişiyi sürekli izliyordu. Dudaklarına kadar inen teri yutkunan Adem, hemen sonrasında arkasındaki hançerli sıska adamın saldırısını atlattı.

Whoosh!

Boşa düşen adam, dengesini kaybetmişti. Bunu fırsat bilen Adem’in baltası bir ışıma ile doğrudan rakibinin boynuna doğru ilerlemişti.

Adem’in Qi Yoğunlaşmasının beşinci düzeyinde gücü ile birlikte yemiş olduğu meyvenin sağlamış olduğu 500 kilogramlık güç birleştiğinde nasıl olurda boynunu tereyağı keser gibi kesemezdi ki?

Rakibinin Qi Yoğunlaşmasının altıncı seviyesinde olması bile onun için bir şey ifade etmiyordu artık!

Borşşk!

Boynun bedenden ayrılması ve adamın kafasının düşmesi bir olmuştu. Hürmüz iki saldırıyla iki kocasını kaybettiğinde anka benzeri gözleri kurşun topu gibi açılmıştı! Adem’in bedeninden yayılan ölümcül havada buna eklendiğinde Hürmüz’ün bacakları dahi titremeye başlamıştı.

Kendi kendine “Kesinlikle bunu ruh kölem yapmalıyım!”diye mırıldandı, hemen sonrasında ise el mühürlerini uygulamaya koyuldu.

Adem ise bu sırada bir başka adamın koltuk altından geçmiş ve adamın beline doğru vurmuş olduğu baltasıyla bir başka adamı daha ikiye ayırmıştı!

Her hareketi keskindi, her hareketi özensizdi, her hareketi ölümcüldü.

Adem’in hemen arkasında bulunan bir adam hızla Adem’e doğru elindeki kılıcı savurdu. Adem bu sırada bir başkasıyla ilgilendiği için bu adamın saldırısını engelleyemedi.

Swhoosh!

Kılıç doğrudan Adem’in sırtına savrulmuştu. Adem’in dişleri bu darbeyi aldığı anda birbirine geçmiş, kıyafetleri yırtılmış; ancak bedenindeki zırhın yardımıyla bu keskin saldırıdan kurtulmuştu. Yine de darbenin şiddeti o kadar güçlüydü ki, Adem’in omzuna çarptığı anda omzunun kırılmasına neden olmuştu.

“Çok güçlü! Sadece savuruşu bile benim kemiklerimi kırmaya yeterli!”

Baltasıyla önündeki rakibini öldüren Adem’in boştaki eli arkasını döndüğü gibi kılıçlı adama doğru ilerlemişti.

“Yedi Gök İlahi Tokat Tekniği!”

Bu teknik ile tokadı doğrudan kılıçlı adama çarpmıştı. Tokadının sadece göğsüne vurmasıyla birlikte, adamın vücuduna 1.500 kilogramlık bir baskı yüklenmişti. Kemikleri doğrudan kırılmış ve kırılan kemikleri kalbine saplanmıştı.

Adamın ağzından kan gelmiş ve kalbine saplanan kemiklerden ötürü hızla yere düşüp ölmüştü.

Bir anda Adem’in vücudunu saran yeşil alevler hızla bedenini iyileştirmeye başlamıştı. Cennet Ateşi Tekniğinin mucizevi gücü hemen bedenindeki enerjiyi iyileştiren ateşe dönüştürüyor ve bedenini iyileştirmeye başlıyordu.

Qi Yoğunlaşmasının beşinci düzeyinde olan Adem’in enerjisi elbette ki eskisi gibi düşük değildi!

Kemikleri hızla kaynaşmaya başlamış ve eskisine nazaran en az yarım kat daha hızlı bir şekilde birleşmişti. Bunu gören Hürmüz ve Cihan şaşkınlıktan küçük dillerini yutmak üzerelerdi!

“Bu imkansız…”

Hala daha el mühürlerini yapmaya çalışan Hürmüz’ün düşünceleri bu son görmüş olduğu sahne karşısında çıldırma noktasına gelmişti. Bu durum öyle ilginçti ki, şaşırmamak için en azından dünyadaki her şeyi görmüş olmak gerekliydi!

Bu sırada Adem’de yenilenen omuz kemikleri sayesinde baltasını tekrar sağlam bir şekilde tuttu. Önündeki bir başka adama doğru ilerleyen Adem’in tek bir saldırısı ile adam hemen ölmüştü.

Adem’in bedenine sıçrayan kandan ötürü her yanı kırmızıya çalan siyah renkteydi. Suratına çarpan kan ile birlikte Adem’in görüntüsü daha da korkunç duruma gelmişti. Kurt gözleri daha da kurda benzer bir şekilde bakar olmuştu.

“Kaldı iki…”

Bu sırada mızrakla deşme hareketi yapan birisi doğrudan Adem’in karnına doğru saldırmış ve zırhının boşlukta kalan ince kısmından mızrağını geçirmişti!

Adem bu saldırıdan sonra hemen ağzından fırlayan bir avuç dolusu kanı tükürdü. Adam elindeki mızrağı şiddetle ittiriyordu. Adem bunu engelleyebilmek için mızrağı sıkı sıkıya tuttu ve daha da ileriye gitmesini engelledi.

Bundan sonra yaptığı tek şey tüm gücüyle baltasını fırlatmak olmuştu.

Foşşşk!

Baltanın sivri ucu doğrudan adamın kafatasını delmiş ve içeriye gömülmüştü. Adem nedensizce sivri ucu sevmişti, “Gerçekten de etkili!” diye düşünüyordu.

Kafasına saplanan mızrak ucundan ötürü adamın elleri bir anda gevşemiş ve mızrağı bırakmıştı. Adem yere doğru düşen adam sayesinde, mızrağı hemen çıkardı ve yere fırlattı. Çıplak elleri ile geride kalan tek adama doğru baktı. Altı ceset hızla yere düşmüş ve bu çocuk tarafından öldürülmüştü.

“En güçsüzünün bile Qi Yoğunlaşmasının dördüncü seviyesinde olduğu adamlarımı bu kadar kısa sürede öldürdü!”

Hürmüz’ün zihni çığlık atar hale gelmişti, elleri daha da hızlı dönmeye başlamış ve garip hareketleri görünmez hale gelmişti.
Adem de bu sırada doğrudan son adama doğru ilerlemiş ve suratına bir tokat atmıştı!

Şaaaak!

Tek bir tokadın gücü o kadar fazla olmuştu ki, tüm oda bu tokatla titremiş ve sesi tüm odayı bırakın doğrudan kasabın dükkanına doğru yükselmişti. Titreyen kasap bu tokat sesiyle birlikte daha da titrek bir hale gelmişti!

“Canavarlar! Bunlar canavar!”

Daha fazla dayanamayan kasap hızla dükkandan kaçtı, gözlerindeki korku ile birlikte ıslak pantolonu ne kadar korktuğunu belli ediyordu.

Adem’in vurmuş olduğu tokat ile birlikte adamın boynu o kadar hızlı dönmüştü ki, boyun kemikleri bu baskıya dayanamamış ve kırılmıştı. Dönen boynu 270 derecelik bir açıyla dönmüş ve sağ tarafından dönen kafası sol omzunun üzerinden bakar hale gelmişti.

Uçan adamın çok kısa bir sürede yaşamış olduğu olayları anlatması zaman alsa da, yere sırt üstü düştüğünde yüzü yere çakılan ilk bölgesi olmuştu.

Adem’in gözleri ölen son adam ile birlikte Hürmüz’e doğru dönmüştü, “Sana sadece üç saniye vereceğim! Cihan’ı üç saniye içinde serbest bırakmazsan seni de bu şekilde öldüreceğimden emin olabilirsin!”

***

Sizlerin Mavi Elma için desteklerini bekliyorum. Normal düzende 33 saate bir yeni bölüm açılsa da her on yeni beğenme ile birlikte bir bölümü açmayı düşünüyorum. Ayrıca seri tanıtımına okuduğunuz yere kadar ki incelemenizi yaparsanız çok sevinirim. İyi günler dilerim. ^^ 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 917

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16655 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22400 Bölüm Sayısı


creator
manga tr