Bölüm 5: Bahis

avatar
9652 23

Martial World - Bölüm 5: Bahis


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 


Lin Ming durduğu an sokakta keskin bir ses duyuldu. “Hehe, ne beklenmedik, oldukça dikkatlisin. Sen, Lin Ming’sin, değil mi?” Bir binanın arkasından ipek kıyafetler giyen bir genç çıktı ve yüzünde küçümser bir gülümsemeyle Lin Ming’e doğru yürüdü. Arkasında, onu takip eden on sekiz yaşında gençler de vardı. Sadece bir tanesi Fiziksel Eğitim’in İkinci Aşaması’ndayken diğerleri Fiziksel Eğitim’in İlk Aşaması’ndaydı. İpek kıyafetler giyen genç de Fiziksel Eğitim’in İkinci Aşaması’ndaydı.


Bu durumu görünce, Lin Xiaodong panikledi. İpek kıyafetler giyen bu genci tanımıştı. Yedi Derin Savaşçı Evi kayıtları sırasında Zhu Yan’ın yanındaki gençti. Kimse bu piçin burada belaya neden olacağını tahmin edemezdi.


İkisi Fiziksel Eğitim’in İkinci Aşaması’nda, dördü İlk Aşaması’nda, toplam altı kişil vardı. O ve Lin Ming ise, yalnızca Fiziksel Eğitim’in İlk Aşaması’ndaydı. İşler kavga boyutuna gelirse, kesinlikle acı çekenler onlar olacaktı. İpek kıyafetler giyen genç, Göklerin Talihi Şehri’ndeki büyük ailelerden birinin genç efendisi olmalıydı. Böyle insanlar hem güce hem de nüfuza sahip olurdu. Her tuttuklarını öldüremeyecek olsalar da, sakatlamaları onlar için bir soruna sebep olmazdı.


“Ne yapmaya çalışıyorsunuz?” diye bağırdı Lin Xiaodong öfkeli bir şekilde.


“Ona sorman gerek.” dedi ipek kıyafetli genç, Lin Ming’i göstererek. “Astlarımdan birini dövdüğüne, hatta iki kaburgasını kırdığına göre oldukça etkileyicisin.”


Büyük ailelerin genç efendileri için, astlarının ölü veya canlı olmaları hiç önemli değildi. Ama itibarları ayrı konuydu. Üstelik o astı, Lin Ming’i ipek kıyafetlinin ismini vererek korkutmaya çalışmış ama yine de dayak yemişti. İpek kıyafetlinin öfkelenmesinin asıl sebebi buydu.


“Bir gün beni, Wang Yigao’yu, aşacağını söyleyecek kadar yetenekliymişsin! Buraya, bunu nasıl yapmayı planladığını kendi gözlerimle görmeye geldim!” dedi ipek kıyafetli genç, ifadesi daha da vahşileşirken.


Lin Ming, daha önce ne Wang Yigao’nun ismini duymuştu ne de onu aşacağıyla ilgili bir şey söylemişti. Dayak yiyen astı, büyük ihtimalle Wang Yigao’yu kışkırtmak için bunları uydurmuştu. Ama Lin Ming bunları uzun uzun açıklamak istemiyordu. Ne derse desin bu olay kavgayla sonuçlanacaktı zaten.


‘Kaotik Meziyet Savaş Meridyenleri’ gerçekten de güçlüydü ama Lin Ming ona çalışmaya başlayalı daha birkaç gün olmuştu. Aynı anda bu kadar çok insanla savaşmak, özellikle de ikisi Fiziksel Eğitim’in İkinci Aşaması’ndayken, çok fazla olurdu. Kaldı ki, Lin Xiaodong’u rehin alırlarsa karşı bile koyamazdı.


Ve olaya daha geniş bir pencereden baktığında, burada kazansa bile başına bela alacağını fark etti. Mücadeleye tutuşup da Wang Yigao’yu yenerse bile, bir sonraki sorun onun babası olurdu. Onun babası, Göklerin Talihi Şehri’nin komutanıydı. Lin Ming, böyle bir insanın onu karşısına oturtup medeni bir şekilde konuşacağına pek ihtimal vermiyordu. Lin Ming, şimdiki gücüyle o adamı kışkırtmayı göze alamazdı.


Ah...Ne kadar da sıkıntılı…


Lin Ming düşünüp taşındığı sırada aniden kafasında bir ampul yandı, problemi çözmenin bir yolunu bulmuştu. Wang Yigao’ya dönerek konuştu: “Öyleyse ne yapmak istiyorsun?”


“Ne yapmak mı istiyorum?” Wang Yigao biraz şaşırdı ve hemen ardından gülmeye başladı. “Gerçekten de bana ne yapmak istediğimi mi soruyorsun?”


Beraberinde getirdiği serseriler de uyumlu bir şekilde gülmeye başladı. Lin Ming düpedüz aptaldı. Ona ne yapmak istediklerini sorduğuna göre, kesinlikle aptalın bayrak sallayanıydı.


Wang Yigao bir süre daha güldükten sonra nihayet durdu ve konuştu: “Senin aptal bir domuz mu yoksa aptal taklidi yapan bir domuz mu olduğunu hiç anlayamıyorum. Ama madem böyle bir soru sordun, bu Genç Efendi sana bir fırsat sunacak. Artık bu Genç Efendi’nin acımasız biri olduğunu söyleyemezsin. Önümde diz çök ve ayakkabılarımın tabanını yala. Sonra da kol veya bacak tendonlarından birini kes. Bunu yaparsan seni affedip, aramızdakileri unutacağım.”


Wang Yigao’nun koşullarını duyunca, Lin Xiaotong öfkeden köpürdü. “Siktir lan! Kardeş Ming, onların saçmalıklarını dinlememize gerek yok. Acı sona dek onlarla savaşalım. Yeşil Dut Şehri’nin Lin Ailesi çocuk oyuncağı değildir, bir şey yapmaya cesaret edebilirler mi görelim!”


Lin Xiaodong bugün sefil bir duruma düşeceklerinin farkındaydı. Yapabileceği tek şey, aile adından bahsetmek ve karşısındakilerin biraz korkacağını ummaktı. Biraz fiziksel acı sorun olmazdı ama sakat kalırlarsa bir dövüş sanatçısı olarak büyük bir darbe yemiş olurlardı. Bazı nadir bitkileri edinseler bile sakatlıktan kurtulamayabilirlerdi.


“Yeşil Dut Şehri’nin Lin Ailesi mi? Heng, senin Lin Ailen’den korkacağımı mı sandın? Lin Ming, kendin mi yapacaksın? Yoksa ben mi yapayım?”


“Sana meydan okuyorum! Gel, bu Genç Efendi’nin senden korktuğunu mu sanıyorsun?” Lin Xiaodong kılıcının kabzasını sıkıca kavrayarak öne çıktı. Doğruyu söylemek gerekirse, kendini inanılmaz telaşlı hissediyordu. Ama o, onurunu kaybetmektense ölmeyi yeğleyecek tipte bir adamdı!


Lin Ming, Lin Xiaodong’u tutup geri çekti ve Wang Yigao ile konuştu. “Az önce söylediğin şeyleri istiyorsun yani? Pekala, beni bir düelloda yenebilirsen istediklerini yerine getireceğim!”


“Kardeş Ming, sen…” Lin Xiaodong endişelendi. Gelecekte Lin Ming’in çok başarılı biri olacağına inansa da şu an sadece Fiziksel Eğitim’in İlk Aşaması’ndaydı. Fiziksel Eğitim’in İlk Aşaması’ndayken Wang Yigao’yu nasıl yenebilirdi ki? Lin Xiaodong, Lin Ming’in kaybettikten sonra tendonlarına zarar geleceğinden korkuyordu.


Lin Ming durumu görüp onu yatıştırdı. “Endişelenme, ne yaptığımı biliyorum.”


“Düello mu? Benimle düello yapabilecek kadar yetenekli olduğunu mu düşünüyorsun?” Wang Yigao, Lin Ming’in böyle bir şey önermesini hiç beklememişti. Göklerin Talihi Krallığı’nda hükümet yetkilileri dövüş sanatçıları arasındaki bir savaşa karışmazdı, çünkü öyle bir yetkileri yoktu. Böylece, dövüş sanatçıları arasındaki anlaşmazlık dövüş sanatçılarının kabul edeceği bir düello ile çözülmüş olurdu. Taraflar anlaştıkları sürece, zafer ve yenilginin şartlarını diledikleri gibi belirleyebilirdi. Düellodan sonra sorun çözülmüş sayılır ve kaybeden taraf, intikam peşine düşemezdi. Sonuçta güvenilirlik, dövüş sanatçıları için önemli bir şeydi.


Wang Yigao, gücü Lin Ming’den bir seviye daha yüksek olduğu için kaybedeceğine inanmıyordu. Ama Lin Ming ile bir düello yapmanın da uygunsuz olacağını düşünüyordu.


Lin Ming cevap verdi. “Yeteneğim olup olmaması önemli değil. Buradaki tek soru, senin cesaret edip edemeyeceğin!”


“Cesaret edemeyeceğimi mi söylemeye çalışıyorsun? Bu yıl daha komik bir şey duymamıştım. Pekala, madem bu kadar düşüncesizsin, sana güzel bir ders vereyim!”


“Pekala, meydana gidelim!” dedi Lin Ming.


Bulundukları sokak o kadar kuytuydu ki, düellolarına tanık olacak kimse yoktu. Lin Ming, Wang Yigao’nun sözünü tutmamasından korkuyordu. Ama düelloyu birçok insanın gözü önünde yapacak olurlarsa Wang Yigao bile sonuçları inkâr edemezdi. Bunu yaparsa, artık Göklerin Talihi Şehri’nde yaşayamazdı.


Dövüş sanatçıları arasında bir düello daima dikkat çekici olurdu ve meydanda olanlar da seyircisiz kalmazdı. Birkaç dakika içinde pek çok kişi meydana toplanmıştı. Seyircilerin arasında dövüş sanatçıları bile vardı. İnsanlar, rakipleri görünce kendi arasında konuşmaya başladı.


“Şu, Komutan Wang’ın oğlu değil mi?”


“Öyleyse bu piç diğerlerine zorbalık yapmak üzere. Şanssız olanların hangi ailenin çocukları olduğunu merak ediyorum.”


“Fiziksel Eğitim’in İlk Aşaması’ndaki çocuk, Fiziksel Eğitim’in İkinci Aşaması’ndakine karşı. Bu çocuk kesinlikle kaybedecek!”


“Görünüşe göre, bu çocuk sadece sıradan biri. Sıradan biri için, Fiziksel Eğitim’in İlk Aşaması’na ulaşmak oldukça büyük bir başarıdır. Çok yazık! Görünüşe göre, sakat kalacak…”



Wang Yigao’nun Göklerin Talihi Şehri’ndeki ünü iyi değildi, ve bu yüzden oradaki çoğu kişi, güçsüz olan gence sempati duyuyordu. Gözlerinde, Lin Ming’e karşı bir acıma vardı.


Toplanan insan sayısı arttıkça Wang Yigao daha da keyifsiz oldu. Sonuçta Fiziksel Eğitim’in İkinci Aşaması’ndayken Fiziksel Eğitim’n İlk Aşaması’nda olan birini yenmesi gurur duyulacak bir şey değildi. Ayrıca rakibinin kimliğinin kendisinin çok altında olduğu gerçeği de vardı. Hâl buyken bu sahneyi çok kişinin görmesini istemiyordu!


Wang Yigao sabırsızca konuştu: “Niçin bekliyorsun? Hadi düelloya başlayalım. Sonra da gidip kendi tendonlarını kes. Aramızdaki farkı öğreteceğim sana!”


Çevrelerinde toplanan insan sayısının yeterli bir sayıya ulaştığına kanaat getiren Lin Ming, Wang Yigao’ya dönüp cevap verdi: “Düelloya başlayacağız elbette. Kaybedersem senin merhametine kalacağım! Peki kazanırsam?”


Kazanmak mı? Bu piç kazanabileceğini mi düşünüyor?

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24183 Üye Sayısı
  • 838 Seri Sayısı
  • 42142 Bölüm Sayısı


creator
manga tr