Bölüm 102: Tüm Gözlerin Odağı

avatar
7313 21

Martial World - Bölüm 102: Tüm Gözlerin Odağı


 

Çeviri: Emloveer Düzenleme: Kharsmi

 

 

Ama bugün, Savaş sahnesi ağzına kadar doluydu. Bu insanları hepsi olağanüstüydü. Yedi Derin Savaşçı Evi'nden dahiler, Gökyüzü Serveti Krallığı'nın Dövüş sanatçılarının kahramanları, Gökyüzü Serveti Şehrinin aristokrat kısmı ve asillerinin yanı sıra, çeşitli ünlü aile ve önemli politik insanlar vardı.

 

Lin Ming, Yedi Derin Savaşçı Evinde yalnızca yüz yılda bir ortaya çıkacak büyük bir yetenekti. Onun bu yükselişi, çoğu Dövüş sanatçısının dikkatini çekmeye yeterdi. Zhu Yan da, Yedi Derin Savaşçı Evinin ilk-sınıf ustasıydı ve Yedi Derin Savaşçı Evinin gelecekteki en iyi on yeteneği arasında olması mümkündü. Bu ikilinin arasındaki mücadele, Gökyüzü Serveti Şehrinin genç neslinin genç dehaları arasındaki bir düello olarak nitelendirilebilirdi.

 

Sadece mesele bu olsa, Gökyüzü Serveti Şehrinin politik figürlerini cezbetmezdi.

 

Onlar Dövüş sanatçısı çevresine ait değillerdi. Lin Ming ya da Zhu Yan ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar onlarla hiçbir ilişkisi olmayacaktı.

 

Bu maça bu kadar önem vermelerinin sebebi arkasında yatan politik meselelerdi!

 

Lin Ming ve Zhu Yan'ın karşılaşacağı haberi uzun zaman önceden etrafa yayılmıştı.

 

Herkes, Onuncu Prensin annesinin, Yeşil Dut Şehrinden olan Zhu Ailesinden geldiğinin farkındaydı. Zhu Yan ise yüksek ihtimal Zhu ailesinin bir sonraki lideri olacaktı. Zhu Yan, Onuncu Prensin yanındaki bir insandı.

 

Ama Lin Ming, Onuncu Prens bir ay önce onu kazanmaya çalışırken reddetti ve onun yerine Taç Prensinin* emrine girdi. Ayrıca güvenilir kaynaklara göre, Lin Ming ve Zhu Yan'ın arasında bir çeşit düşmanlık var ve Bay Muyi ile Lin Ming arasında bir arkadaşlık var. Sırf bu sebepten dolayı bile, Lin Ming'in Taç Prensinden yana olma olasılığı çok yüksekti!

K.N: Veliath Prens

 

Bu karşılaşma ayrıca, Taç Prensi ile Onuncu Prens arasındaki mücadeleyi de sembolize ediyordu. Geçtiğimiz yıllarda, Taç Prensi ile Onuncu Prens arasında gizli anlaşmazlıklar sık sık yaşanıyordu ve Taç Prensi neredeyse her zaman kaybediyordu! Her ne kadar bu savaşlar Taç Prensinin gücüne gerçekten zarar vermese de, momentumunu zayıf hale getiriyordu!

 

Onuncu Prensin ondan kurtulmak istediği de bir sır değildi. Bu durumda, Taç Prensi sürekli yenilgilerle acı çekti ve Taç Prensinin Onuncu Prensten daha düşük olduğu algısı kalıcı bir hale geldi. Bu yüzden Taç Prensini destekleyen insanlar telaşa kapıldı ve bu insanların sayısı gittikçe azaldı. Onuncu Prensin etkisi ise gün geçtikçe büyüdü!

 

Bugün buraya gelen birçok asilzade ve aristokrat ise, Lin Ming ile Zhu Yan'dan ziyade, Onuncu Prens ile Taç Prensi arasındaki yarışmayı görmek için geldi! Bu insanlar, tahta yükselecek olan ve ejderha olabileceğini düşündükleri kişiyi desteklerlerse, yaklaşan taht savaşında elde edebilecekleri avantaj daha da artacaktı!

 

Asiller orada olduğu için, Savaş Sahnesinde üst düzey güvenlik önlemleri alınmıştı.

 

Çok sayıda önemli kişinin katılımından dolayı, Yedi Derin Savaşçı Evinin öğrencileri uzağa götürüldü. Bu onların kızmasına sebep oldu ve içlerinden bu asillere sövdüler.

 

Lin Ming çoktan gelmişti. Sessizce boş Dövüş Sahnesinde duruyordu ve vücudu Gökkuşağı Delen kadar düzdü.

 

Çok sayıda önemli insanla göz göze geldi ve gözlerini kapatıp iyice sakinleşti.

 

Benzer güce sahip olan iki kişinin savaşında, kişinin ruh hali oldukça önemli bir faktördü. Ruh halindeki ufak bir değişim bile savaşın sonucunu etkileyecekti.

 

Bir Dövüş sanatçısının, savaşa başlamadan önce olabileceği en iyi ruh hali sakinlikti. Tek bir rahatsız edici düşünce bile olmamalıydı. Bunun kolay olduğu söylense de savaşlar genelde büyük önem taşırdı. Bir Dövüş sanatçısı nasıl olur da böyle bir durumda sakin kalabilirdi? Dışarıdan gelen birçok rahatsız edici faktör olduğu için, bu sakinliğe ulaşabilen Dövüş sanatçısı sayısı çok azdı.

 

Ancak Lin Ming, Savaş Niyetini kavramıştı ve bu sakinliğe ulaşmıştı. Onun için bu olay elini terse çevirmek kadar basitti.

 

Maçın başlamasına yarım saat vardı. O sırada, keskin ve tiz bir ses ortaya çıktı. Bu ses, saray haremi ağasının sıradışı sesiydi. ''Taç Prensi teşrif etti!''

 

Herkes şok olmuştu. Savaş Sahnesinde duran Lin Ming bile gözünü açtı. Taç Prensi Ekselansları beklenmedik bir şekilde gelmişti!

 

Toynak seslerinin eşliğinde bir grup Kar Ejderhası Atı görüş alanlarına gitdi. Onlara, altından yapılmış mor bir taç takan, ipek bir imparatorluk elbisesi giyen genç bir adam önderlik ediyordu. Kirin tarzı bir çift çizme giyiyordu ve narin kaşları kaşları vardı. Geniş bir alnı ve güzel bir yüzü vardı bu adamın. Hareketleri, doğuştan gelen ve ayırt edilebilen bir atmosfere sahipti.

 

Bu adam Taç Prensi Ekselanslarıydı.

 

Taç Prensi Ekselansının yanında, yeşil kıyafet giymiş yaşlı bir adam vardı. Sıcakkanlı bir suratı vardı ve gülümsüyordu. Derin ve sırrına erişileme bir aura yayıyordu. Bu kişi, Taç Prensinin öğretmeni Bay Muyi'idi.

 

''Taç Prensi Ekselansı!''

 

''Bay Muyi!''

 

Bu iki ünlü simayı uyum içinde yanyana gören herkes şaşkına uğradı. Bu ikilinin ilerlemesi için yolu açtılar.

 

Muyi, gülümseyip kafasını sallayarak Lin Ming'e baktı ve Lin Ming de ona gülümseyerek karşılık verdi. Muyi ile Lin Ming arasında iyi bir dostluk vardı.

 

Ama iyi şeyler çifter çifter geldi. Tıpkı aynı şekilde, birkaç dakika sonra Onuncu Prens, Bulut Prensi de geldi.

 

Bulut Presinin görünüşü ile Taç Prensinin görünüşü az çok benziyordu. Görünüşü daha kararlıydı. Kaşları tıpkı şakaklarına doğru açılan bir kılıç gibiydi ve alnının ortasında, derisinin altında gizli mor bir bulut vardı. Bu şey bir efsane olan, 'Mor Hava Doğudan Geliyor' yani Havanın Kralıydı!

K.N: TMW'den hatırlayanlar vardır :D

 

Bulut Prensinin yanında da ipek giysi giyen genç bir adam vardı. Bu genç adam Zhu Yan'dı.

 

Onuncu Prens, Lin Ming'i görür görmez 'haha' diyerek gülümsedi. ''Ufak Kardeş Lin, baya erken gelmişsin. Bu bizim ilk karşılaşmamız, tanıştığıma memnun oldum!''

 

Sesi yüksek olmasına rağmen hiç kibirli bir izlenim vermiyordu. Hatta tam aksine, onu dinlemek keyif vericiydi.

 

Lin Ming sessizce düşündü, ''Bu Onuncu Prens farklı bir karakter. Onu ilk başta reddetmiştim ama bir kin gütmüş gibi gözükmüyor. Sanki daha önce hiçbir şey yaşanmamış gibi benle konuşup gülümsüyor.''

 

''Görünüşe göre Ufak Kardeş Lin ve Zhu Yan arasında aptalça bir yanlış anlama var. Gökyüzü Serveti Krallığımın savaşçıları her zaman, nefretlerini savaş yoluyla gidermiştir. İkiniz de erkekler arasındaki en iyi kahramanlar olduğunu düşünüyorum. İkiniz arasında ne tür bir yanlış anlaşılma olursa olsun, bu savaş biter bitmez, bu düşmanlığın bitip bitmeyeceğini konuşup kılıçları saban demirine çevirmeye ne dersiniz?''

 

'Kılıçları saban demirine çevirmek mi? Korkarım ki Zhu Yan canlı canlı benim derimi yüzmek istiyor.''

 

Lin Ming, Onuncu Prensin bu sözleri söylemesinin sebebinin onun düşmanı olmak istememesi olduğunu anladı. Kibarca cevap verdi, ''Bulut Prensi Ekselanslarının bu karşılaşmayı izleyeceğini tahmin etmiyordum. Sizi burada görmek büyük bir şeref.''

 

Lin Ming'in sözleri de ne kibirli ne de bir köle gibiydi. Doğrudan Onuncu Prense cevap vermişti. Onuncu Prens yalnızca gülümsedi ve başka bir şey söylemedi.

 

Bu sırada Zhu Yan, ortaya çıktı ve yavaş yavaş Savaş Sahnesine doğru çıktı. Lin Ming'i görünce, onun bu ay içinde gelişme kaydettiğinin farkına vardı!

 

Beden Dönüşümü Üçüncü Aşamasının Büyük Başarısı!

 

Zhu Yan büyük bir baskı hissetti ama ters giden bir şey hissetmedi. Lin Ming ona bir ay sonrası için meydan okuduğunda, Zhu Yan onun şaşırtıcı bir ilerleme kaydedeceğini bekliyordu. Muhtemelen bir çeşit Savaş Niyeti de kavramıştı.

 

Zhu Yan, Savaş Sahnesinin diğer kısmına geldi ve Lin Ming'in karşısında durdu.

 

Belirleyici savaşa 15 dakika vardı!

 

Lan Yunyue de kalabalığın arasında yer aldı. Uzaktan Lin Ming ve Zhu Yan'ı görüyordu. Kalbi karmakarışık bir hal almıştı. Sanki hayatındaki tüm iyi ve kötü duygular birbirine girmişti.

 

Bu savaşın olmasını en son isteyen kişi oydu. Kazanan veya kaybeden kim olursa olsun, her iki seçenekte onun kalbini yaralayacaktı! Gözlerinde, Zhu Yan'ın ona bir ay önce söylediği sözler parıldadı, ''Senden... boşanmamı istiyor!''

 

Zhu Yan kaybetmek zorunda kalırsa neler olacağını ve ne tür bir hayatla yüzleşeceğini düşünmeye bile cesaret edemedi. Pişmanlık duymak için bile bir şansı yoktu...

 

Lin Ming ve Zhu Yan gelmesine rağmen savaş hâlâ başlamamıştı. Zhu Yan gözünü kapattı ve sakinleşmeye başladı. En İyi ruh halini ayarlamaya çalışıyordu.

 

Onun için Lin Ming zor bir rakipti. Savaş öncesi durumunu maksimum seviyeye çıkarmalıydı ve gücünün %120'sini göstermeliydi!

 

Sadece yarım yıl önce, Lin Ming eziğin tekiydi ve bahsetmeye bile değmezdi. Lin Ming, General Wan'ın çocuğu olan Wang Yigao'yu yense bile, Zhu Yan için bir hiçti.

 

Zhu Yan'ın gözünde, Wang Yigao bir playboydan başka bir şey değildi ve Dövüş sanatçısı olmak için uygun değildi.

 

Zhu Yan, Lin Ming'in Savaş Sahnesine çıkıp çok sayıda önemli insanla savaşacağını ve onun karşısına çıkabileceğini hiç düşünmemişti. Taç Prensi ve Bulut Prensi bile bu savaşı izlemeye gelmişti.

 

Ve bunun dışında, Lin Ming'in gücü ona tehdit oluşturabilecek noktaya ulaşmıştı!

 

Bu savaşa hazırlanmak için bir ay boyunca kendine eziyet etmişti ve değerli haplarla gücünü mümkün olduğunca arttırmak için gelişiminin temelinin biraz kararsız olmasına sebep olmuştu.

 

O da bu büyük düşmanla karşılaşmadan önce, kritik durumlarda sakinliğini korumak için kendi ruh halini ayarladı!

 

Bu savaş, kaybetmeyi göze alamayacağı bir savaştı!

 

Bu savaşta kazanmak veya kaybetmek sadece Zhu Yan'ın geleceği ile ilgili değil aynı zamanda bir Dövüş sanatçısı olarak itibari ile de ilgiliydi!

 

Güneş saati ile ortaya çıkan gölge yavaş yavaş ilerledi ve nihayet öğle vakti geldi. Lin Ming'in gözleri aniden açıldı.

 

“Zamanı geldi!”

 

Zheng...!

 

Yüksek bir zil sesiyle, Lin Ming mızrağını ileriye doğru savurdu. Gökkuşağı Delen, Lin Ming'in elindeki mızrak sanki koyu mor renkte bir ejderha gibiydi! Bu sırada, Lin Ming savaşmaya başlamamıştı ancak aurası şimdiden etrafa doğru dalga dalga yayılmıştı. Gelişimi Lin Ming'den daha yüksek olan kişiler bile üstlerine doğru gelen görünmez baskıyı hissetmişti!

 

''Bu aura...Bu aura gerçekten Üçüncü Seviye Beden Dönüşümündeki bir Dövüş sanatçısı yayabileceği bir şey mi!?''

 

''Bu Lin Ming çok güçlü. Görkemli hareketleri ve aurası, birini nefessiz bırakmaya yeter!''

 

Yedi Derin Savaşçı Evinin öğrencileri bile ürkmüştü. Lin Ming'in gücü çok hızlı bir şekilde yükseliyordu! Onu bir aylığına görmemişlerdi ve gücü bambaşka bir düzeye gelmişti!

 

Zhu Yan derin bir nefes aldı ve yavaşça hazine kılıcını çekti. Elindeki bu kılıç, düşük seviye bir insan-adım hazinesiydi ve kendi türünün en iyisilerinden biriydi. İsmi Kızıl Alevdi ve uzun yıllar boyunca onunla birlikteydi. Kılıcını kullanmaya başlayalı uzun yıllar olmuştu.

 

Karşısında Lin Ming olunca rakibi güçsüz saymak imkansızdı. Sadece kendi gücünün daha fazla olmasını temenni edebilirdi!

 

Fu...!

 

Hafif bir sesin ardından, gözle görülebilen alevler, Zhu Yan'ın kılıcını yaktı! Gerçek özü yükledi ve kılıcı elle tutulur bir hale getirdi. Bu yalnızca Nabız Yoğunlaştırma Aşamasının bir adım ötesinde ulaşılabilecek bir aşamaydı. Genellikle yalnızca Kemik Dövmede Büyük Başarısı olanlar bu bölgeye ulaşabilirdi, ama Kas Değişimi aşamasının ilk kısmında olan Zhu Yan şimdiden buna ulaşmıştı!

 

Lin Ming ve Zhu Yan henüz savaşmamıştı, ancak birkaç hareketle korkutucu güçlerini sergilemişlerdi. Bu iki birbirine denk rakip arasında sert bir mücadele olacaktı!

 

Tüm izleyiciler sessizdi. Tek bir çıt bile çıkmıyordu. İzleyicilerin hepsi, sahnede yaşananlara dair bir şey bile kaçırmama korkusuyla, nefesini tutmuş bir şekilde sürekli olarak sahnedeki ikiliye bakıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24145 Üye Sayısı
  • 837 Seri Sayısı
  • 42128 Bölüm Sayısı


creator
manga tr